Yarına Umut Bağlayanlar Serisi: Adil Merhamet

 Severek yaşayıp, yaşamayı seviyorsam.Dünyanın o tarafını, yaşadığım hayatın yerine koyuyorsam.Üçten dörde geçmeyi adet edindiysem nedeni sadece adalet ve merhametin iyi anlaşamamasıdır.Dişe diş, kana kan; bu böyle yaşadıkça devam eder.Merhametsizce hareket edip, sonuçlarında korkup merhamet dilenmek… Sonra yukarıya isyan etmek, adaleti sorgulamak.

 Hayat adil olduğu için merhamet görmedin. Merhamet görseydin adaletli olmazdı. Buna içilir…

 Savaş, hayatta kal. Yine de iyilik yapmaya devam et.Bu yüzden bütün atalar iyiliği, merhameti öğütler.Tersinde adalet insana iyi davranmaz.Bu zinciri iyilikle kır, adalete ihtiyaç duyan birilerini bırakma arkanda.Sonra o duruma düşme.İtalyan Vandetta’sı gibi yaşamak zorunda kalma.Kendini bu şekilde koru.

 Her sabah uyandığında bana gülümseyen o bayanı, hayatımın diş izini bulana kadar; içip, düşünmeye devam. Yoksa işin içinden çıkamıyorum.Hayat, sürekli hayatta kalmaya çalışarak devam etmiyor.Arada yaşamak lazım, hissetmek lazım.

İyi geceler…

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi: Kems ve Cesar

 Biliyorlar, bizi gerçekten biliyorlar.Daha fazla saklanamayız, kaçmalıyız.Beni korkutuyorlar, bize değer vermiyorlar.Bizi istemedikleri gözlerinden belli, bir insan bunu hak etmek için ne yapmış olabilir ? Ne yaptın onlara ? Ben masum olduğumu biliyorum.Ama sana ne zaman güvensem kaçmak zorunda kaldım.Düzelmeyi düşünüyor musun ? Yoksa kontrolü elime almak zorunda mıyım ?

 Kes ! Ben olmasam bunların hiçbirisini göremezdin.Hayat burada güzel, dünyanın o halini kimse merak etmiyor.Yalnızsın sen, kabul et bunu artık.O yaşadığın dünyada kendinden başkasına yer yok.Bana bile yer yok orada ! Alkol almayı ben de seviyorum ama, eğlenmiyorsam ne gerek var ? Unut bunu, senin kontrolün diye bir şey söz konusu değil.Benim kurallarımla oynamaya devam ediyoruz.

 Hayır, bitti.Artık sen diye bir şey olmayacak burada.Kimsenin beni merak etmesine ihtiyacım yok, sahte arkadaşların orada kalsın.Gerçek dostlarımızın kim olduklarını gayet iyi biliyorsun.Senin özentiliklerine katlanmak zorunda değilim.Emin ol senden daha güçlüyüm.Sıra bende, senin kurallarına yer yok artık.Sen de mecbursun, benimlesin.

 Kes! Görelim bakalım ne kadar devam edebileceksin.

 Görelim bakalım…

 2013’ te bir tarih…

İyi geceler.

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi: Tanınmayan Süper Kahramanlar

 Eski masamda yazı yazmak bana çok iyi gelir her zaman.Eski koltuk, güçlü kolonlar ve kaliteli müzik.Sonrası hep aynı; yıllardır aynı yazılar, yürüyen bir Kemal, inşa ettiği benliği sayesinde düşüşlerden kalkan bir beden.Ardında bıraktıklarını tatlı tatlı cümlelere işleyerek, hatıralarını saklayan.Yazılarını birer anı kasasına dönüştüren, en bilinmeyen süper kahraman.

 İç, iç, iç ve iç.Dünyanın en güzel halinde ayakta durmaya, eğer yapabilirsen yürümeye devam et.Bütün bunların arasında yalnızlığını ve düşüncelerini koru.Tam bir süper kahraman özelliği.Sonra Kemal neden böyle? Alfred’i olmayan bir Bruce Wayne, sadece zengin bir sosyopattır.O kadar kolay değil yani bir kahraman olmak.Şaka yapmıyorum, özünü kaybedip Venom’a boyun eğen Peter Parker’ı hatırlayın.Kendini kaybetme, çizgini bozma, rutine ve kurtarmaya devam et.

 Başka bir kahraman Jok’un dediği gibi; “ Ne yaparsan yap, kendin ol.Daha iyisini dene, ama farklı yoldan.” Bu bir oyun değil; üçten dörde geçtiysem ve üzerimde kırmızı veya beyaz bir şey varsa en tanınmayan süper kahramanım.Buradan tanınmayan diğer süper arkadaşlara sesleniyorum:

“Her şey yoluna varır, yeter ki hedefle oynamayın…“

İyi geceler.

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi: Hayatın Verdiği Anahtarlar

 Herhangi bir yerde herhangi biri olmayı alışkanlık edeli çok oldu.Yokluğumda yok olmayan bir dünya, hayatına devam eden sevdiklerim.Hepsi bensiz aynı.Tek ihtiyacım olan ince belli bardakta bir çay.O da olmazsa, yağmayan bir hava.Beni hayatta herhangileştiren olgular…

 Yokluğunda yok olduğum kişileri birkaç sefer kaybettiğim için, herhangileşmeye korkum yok.Normal, hayat devam eder.Benim yok olduğum dünyada kim üzülür ? Bana ne lan ben zaten yokum… Bu kadar basit herhangi biri olmak, bu denli zevkli.

 Tarih beni yazmayacak sonuçta.Bir beklenti de yaratmadı bu hayat bana.Ama benim çöpe attığım ikinci kitabımdan sonra üçüncüye başlatan heves gibi olsun hayat.Beni yarı yolda bırakan, gururumu kıran bütün hikayelere inat yapsın bunu.Çünkü yaşım ilerliyor. Ve sana olduğumdan daha fazla ihtiyaç duyuyorum.

 Kemal ! Aksi iddia edilene kadar sarhoşum. İddia edildiği anda da içmeye başlar, açığı kapatırım.

İyi geceler.

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi: Yüksek ve Eşsiz

 Ben hiç zemin görmedim, hayat tuttu beni.Hayatta olanları gören yaşamaya dört elle sarılır.Ve unutulmamalı ki; her hayatta olan yaşıyor sayılmaz.Yükselmenin ve düşmenin sonu olmaz, sonu olan sadece ömür.Onun da sonu güzel; veren müjdeliyor.

 Kalem kağıtla yazmaya alıştığımdan beri kalemim daha başka.Bu ne ilk ne son hayat, sahip olduğum… Biliyorum ki daha yolum var öze döndürülmeye… Şu hayattan aldıklarım beni muhteşem hissettirebilir.Bir aileye sahip olmak gibi.Çünkü başarılı oldukça eskisi kadar fazla strese girmezsin.Ama kendini bir halt zannetme, değilsin.İşin ucunda nefesi kesilebilen birisin.Her ne olursa olsun; bedenin yaşananlardan kurtulsa da, ruhun sürekli yaşananlarla.

Sadece yaşıyorum,

Evet sizin gibi hayattayım.

Ama ben sadece yaşıyorum.

Gökyüzü kadar yüksek,

Yeryüzü kadar eşsiz.

İyi geceler.

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi: Hatırlamak için Unutmak Lazım.

 Kime anlattıysam nezaketen anladı beni.Büyüklendikçe böbürlenen insanların havasını indirmeyi, kendime yol edineli çok oldu.Ama özünü inkar edeni, ben ikaz ederim. Bu böyle devam eder, gider.Korkmayın ben hep mazlumun yanındayım.

 Hayatı hedef belirlemeyi bıraktığımdan beri yolumu kolaylaştırır sanmıştım.Yapmamayı bırakın, daha da zorlaştırdı.Onun sebebiyle benim bütün günüm leş, yarınsa meçhul.Okyanusu bilmeyen gemicilerin hocasıyım.Ustam da yoktu, yardım edenim de.Sadece soruları kendi içine sor diyen bir arkadaş ve benim testler sonucu paranoyak teşhisi konan zihnim.Bir insan yaratanına yaşamıyorsa, yalancıdır, düzenbazdır, işbirlikçidir.

 Bitti.

 Hayat böyle çünkü.Hayyam da öyle demiş.Geçtiği güzergahları yol belirleyen toylara verdiği mükemmel bir harita da var; Rubaiyat.

Nokta…

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Ay Işığı

En uzakta da onun olduğunu bildiğin gün bitiyor sanmıştım bu oyun, bitmedi… Kendinden kaçamadığın gün “Tamaaam oyun bitti kemalcim hadi eve gidelim” diyen bir anaokul öğretmeni beklemedim değil şahsen.Son gülen ben olucam diye mi bu kadar bekletiyor bilmiyorum, ama cidden iyi bekletiyor.Yaşamaktan zihnen bir şikayetim yok, ama kalbim çoktan durmuş gibi hissediyorum bazen.Her çalan şarkıya yorgun bir sarhoş edasıyla “lütfen bu şarkıyı çalma” diye tepki gösteriyorum.Sanki hepsinin anısı varmış gibi…

Bencil bir insan da değilim.Ama “seni biliyorum ben” diyen insanların hepsi etrafımda olsun istiyorum.Herkes tamam onlar arasında, bir o yok.Yüzlerce sıfatın sahibi, zihnimdeki tüm fiillerin başrolü burada değil.Nerede olduğu konusunda da en ufak bir fikrim yok.

İçimde tutulan en siyah kötülükleri de sahiplendim.Ay ışığında hangi siyah güçlü kalabilmiş.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Okyanus

Okyanuslara tanrısal özellikler eklemek için, illa görmek mi gerekir; yoksa denizlerden yola çıkarak okyanuslara ulaşılabilir mi ? Tuza olan ilgimden değil, suya karşı teslimiyetim var.Frank Ocean’ın da betimlediği gibi:

Bu su; ailemi yarattı,
Bu su, kanıma karıştı.
Bu su, hikayemi anlattı.
Bu su, her şeyi bilir.

Öğrendiğim güne kadar, kanımdaki tuzlu suya yemin edebilirdim.Meğer sadece inançmış, materyale dökülemiyormuş.Ve bir o kadar da maddi doyumu yokmuş.Olsun benim için memleket doyduğum yer değil, huzur bulduğum yerdir.Ben böyle iyiyim, sorunu olan düşünsün.

Hayatımın dişisi, hayatımın diş izi gelene kadar böyle avare olmaktan korkmuyorum.Ama sonuç olarak onun karşısına Raj Kapoor modunda da çıkasım yok.O yüzden böyle kıl kadar ince köprülerde, git-gel’ler yaşıyorum.Mia kılıklı ve bu güne kadar betimlediğim her özellikle karşıma gelse de, ben de gönyede dursam di mi…

Sonunu bir bayana diye düşünmemiştim ama olsun…

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Ben sabit, siz burda.

Lütfen dur, fazlasına midem alışmış olsa bile kafam izin verir gibi değil.Ben buradayım, dostlarımın tanıdığı en derin adam.Bir o kadar da bekar.Mecburum çünkü, karşı cins düşüncelerden çok kahve içilen yerleri sevdi.Ben de kahve içmeyi sevdim tabi ki ama adabıyla… İnsanlara unutulmuş hisleri açıklarken, bana alışabilecek birini bulamadım; sanırsam benim suçum değil.Danışıklı dövüş biraz.

Sizin o ayyaş dediğiniz delilerin hayatını ben yaşadım günü geldi, o yüzden terbiyeli olun.Allahtan aldığım düzgün aile eğitimi sayesinde, her sınavdan çıktım başım dimdik.O yüzden günde iki kere babamı, üç kere annemi ararım; o da cennet ayakları altında diye bi’ fazla.

Annemin en bilinen özelliklerinden biri limon sevmesi.Ben pek severek büyümedim.Ama bana bile tat verebilirse limona canım feda.Mesela daha bu muhabbetler hiç yokken annem babam limonun adını bilirdi… Düşünürlerdi ki bizimkine iyi gelecek.Ne bilsinler limon geç kalmasıyla ünlü… Neyse işte sübliminal bu kadar bu yazıda, limon nasiplensin.

Yalnızlık diye direten siyah düşünceli bir insan değilim.Ama benim kanım pembe değil kırmızı akar doğduğumdan beri.Bazı gerçeklerime sadakat beklerim, bana bir ilgi varsa.Hakkımdı sonuçta, olmayanı sağlayan pek insan yok etrafta.

İyi geceler, my mojo so dope…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Ezgi

 Normalde böyle yazıları yazmak için yıllarca beklemem gerekir.Ancak o bunu herkesten daha çok hak ediyor.Ben sürekli sarhoş olduğum, için bu sarhoşluğu toplayacak insanlara ihtiyaç duyarım… O da Oscar’lık performanslarımın En İyi Yardımcı Kadın Oyuncusu; Ezgi Bircan…

 Hepsine göğüs gerebilen bir yapıya sahip olmasının yanı sıra, çok egoist bir insan.Beğenmediği konu olunca “Kemal, ben gidiyorum.” diyebilecek kadar resmi.Ama bir o kadar utangaç… İki lafına dünyanın en kırmızı insanı… Siz düşünün bundan sonrasını.”Ezgi ya, çok tatlısın.” desen, elmacık kemikleri birer domates.Beni kaç defa toparladı saymadım haliyle, ama bir kahramana sahip olmak insana nasıl hissettirir, öğrendim.Ben yine sarhoş oldum, ailemden önce Ezgi’den korkmayı öğrendim.Öyle de izi var, sağolsun.

 Dost olsun, sevgililerini çekiştirsin.Kendi yalan aşklarını dinlemek zorunda kal… Onunla hayat olduğundan daha budanmış.Daha basit… Sevdin ya da sevmedin, zaten alkol duvarı sonrası insanlar; ya ararsın, ya aramazsın.Ezgicim orada telefonumu tutan, adam… Sevdiğini dinler, boş konuşursan bozar.Net olmak fıtratıda var.

 Bana bu hayatımı verenin ecrini olmasa da sonradan kazanılmış en büyük dostluklardan biri… Kahve fincanımdaki en yutulmaz telvelerden, atlatılamayan.Hatıralarımın insanı, sen adamsın 😛

C&A bulsak iyiydi…

İyi geceler.