16 Mart 2020
Jay Electronica – A Written Testimony
Merhaba;
Akşam vakti kapşonlu giyiyorum, tarzıma ait eski tınıları dinliyorum ve hafta içi bira içiyorum. Hayata bak, sanırsın tam yedi sene öncesinin Mart ortasındayım ve birazdan çakırkeyif bir yürüyüşe çıkıp yaratılış hakkında kendimi hırpalayacağım. Belki dönüşte Lana Del Rey dinlerken iki Efes Xtra alıp kafamı düşürmeden vakti gece ederim de kimseye ilişmeden rahatça uyurum. Gerçekten on dokuz yaşında neslimin ufku en açık genç kayıplarından biriydim. Yine de geçtiğimiz yedi sene benden umudu kesmedi ama bu kaybı kazanmak için gözlerimden gençliği aldı. Çok şükür yaş olarak hala gencim fakat bu süre zarfında bazı şeylere gönülsüzce el sallamak durumunda kaldım.
Olsun olur öyle.
Bu albümü dinlerken Jay-Z’nin sesini duymayı ne kadar özlediğimi fark ettim. Bu sonradan görme, tatlı su gençliğinin söylediği cümlelerin çok ötesinde bir cümle. Öyle ki autotune’a savaş açmış, ben büyürken o olgunlaşmış, ben durduğumda albüm yapmayı bırakmış birinin sesine gençliğimle alakalı aidiyet hissetmemek benim için riyakarlık olurdu. Ben Jay-Z’yi biraz Kingdom Come albümü ile yakalayabildim. O zamanlar albümün aynı isimli şarkısı ve ikinci olarak Hollywood’a tapıyordum. Sonradan Blueprint’leri dinledim ve ilk defa The Blueprint 3′ü çıktığı sene gün be gün takip edip bekledim. Albüm çıktığında o zamanlar alma fırsatım olmadığından tane tane Limewire’dan indirdim ve tüm okul senesi boyunca onu dinledim. Zaten liseye yeni başlamışım pek kimseyi tanımıyorum. Yeni okul, yeni insanlar sağolsunlar kötü zamanlar olarak nitelendiremem ama Jay-Z o sene ve sonrasının bir iki sanatçıyla beraber en iyisiydi artık. Ev yolunda sürekli olarak D.O.A. ve Already Home dinleyip, okula giderken de modumu yükseltip beni sertleştirsin diye Run This Town,
Empire State of Mind ve On to the Next One dinliyordum. Aylarca dinledim bak aylarca sadece bu albümü dinledim. Hatta anlamasam bile J.Cole’u burada keşfettim. Benim için gerçekten -uzunluğundan dolayı- anlatamayacağım bir anı geçmişi bu albüm. Az kendimi zorlasam şarkı geçişlerine kadar hatırlayabilirim sanırım. Neyse işte, sonrasında da Magna Carta geldi zaten ben de önce kendimi kaybettim, sonra da aynı yerde kendimi bir başkası olarak buldum. Bu zihin yolculuğu tüm şeffaflığıyla bu blog içerisindeki arşiv bölümünde mevcut. ‘13 yazı ve sonrasındaki yazı geçmişim ve kişilik geçişlerim meraklısına yegane tavsiyemdir.
Yazıya başlarken Jay-Z’ye yazı yazacağımı düşünmüyordum, bana da sürpriz oldu. Ama iyi oldu, yıllarca şarkılar ve sanatçılardan başka bir şeye yazı yazmamıştım zaten. Çok güzel bir eve dönüş yaşadık mental açıdan, şahsen beni çok mutlu etti. Sinirlerime iyi gelecek şeyin 2000′li yılların Hip-Hop kültürüyle olan geçmişimde olacağını kim bilebilirdi ki. Tümüyle çekip çıkaramasa da elinden gelenin en iyisini yaptı benim için. Bu benim için bir süredir sahip olmadığım bir lüks, böyle bir hatıra geçmişine sahip olduğum için oturup ağlayacağım şimdi(!) Şaka bir yana maziyi anmakla birlikte temiz bir boş yapma seansı oldu, mutluyum.
İlk olarak yaşadığım duygusal çöküntü ve sonrasında gelen salgın riski sebebiyle yarından sonra iki haftalık bir izne çıkıyorum. Sanırım uzun bir süre alkol alıp, puzzle yapıp, oyun oynayacağım. Elimden geldiğince de yazı yazmak istiyorum aynı zamanda. Her ne gelirse elimden yazıp elimi sıcak tutma niyetindeyim. Kendimi bu şekilde anlatmayı sürekli hale getirmek bana güvende hissettirecek gibi geliyor. Göreceğiz.
-I’m the definition of “half man, half drugs”–
Kemal 🙂