Yazacak bir şey gerçekten bulamıyorum. Hani kendimce yazıya sığınıp kafamı dağıtmak istiyorum ama gerçekten yazacak hiçbir şey bulamıyorum. Sabah yedi sekiz gibi anca uyuyup akşam üzeri ancak uyanabiliyorum. Çarşamba ve Perşembe günleri işe gitmek hayatımdaki yegane hareket şu anda.
Evde olmak beni içten içe tüketmeye devam ediyor. SÜrekli olarak gergin ve sinirlenmeye açık kapı bırakmış bir haldeyim. Odaklanmakta problemler yaşıyorum. Yine de Fahrenheit 451′i aslanlar gibi bitirmiş bulunmaktayım. Ardına bir çizgi roman koymak yerine bir öykü kitabı yerleştirdim. Çünkü öykü yazmayı gerçekten merak ediyorum. Yazdıklarım içime sinene kadar kısa kısa öyküler okumaya devam edeceğim sanırım.
Kitap okumak haricinde sürekli olarak oyun oynuyorum. Sabaha kadar vasfım yokmuş gibi oyun oynayıp yatağa yattığımda da bazı yayıncıları izleyerek uyumaya çalışıyorum. Uyumakta ve uyanmakta birkaç gündür ciddi zorluklar yaşıyorum. Sanırım bu zorlukları yaşamak ve odaklanamama hali bir tek yaptığım puzzle için kötü oldu. Çünkü spor yapmaya da ara vermeksizin devam ediyorum ama puzzle beni inanılmaz sıktığı için başına oturamıyorum. Umarım bir hevesle bitirebilirim de uzun bir süre daha puzzle ile uğraşmak zorunda kalmam.
Bunların yanında da Edward Hopper’a sardım son zamanlarımda. Gece Kuşları her zaman için en sevdiğim tabloydu ama sanatın bu dalına çok fazla merakım olmadığından, tabloyu kimin yaptığına bile bakma gereği duymamıştım. Evde herkes yattıktan sonra, atanamamış entelektüeller gibi elimde kahvemle Edward Hopper tablolarını inceliyorum internet üzerinden. Garip bir biçimde bazı manzaralarının içinde hissediyorum kendimi. En savdiklerim Nighthawks ile birlikte Early Sunday Morning ve Gas. Neden bir benzin istasyonu beni bu kadar etkiledi bilmiyorum ama bu merakım olmasaydı bunu hissedemeyecek olmak beni çok üzerdi. Resme baktıkça gidemediğim uzun yolları özler oldum. Bilmediğim mezraların uzaktan uzaktan müptelasıyım artık. Bu mezralar beni yalnızlığımda huzurlu hissettiriyor sanırım. Yani birine ulaşma hevesim olsa, tabloya baktığımda uzun yollar yerine onu özlerdim diye düşünüyorum. Ama artık uzun yolları özlüyorum ve boş yollar yerine bu mezralara gitmeye karar verdim. Bu mezra kelimesini de lise coğrafya dersi haricinde, geçen senelerde Eurotruck oynarken geçtiğim yol yerleşkelerinin güzelliğini birilerine anlatırken hatırlamıştım. Kullanması iyi hissettiren kelimelerden, kullanınca kendimi yürüyen Anadolu İrfanı gibi hissediyorum(!)
Kapatmadan bunu da bu günlerime not almış olayım, karantina günlerimde Souad Massi dinliyorum. Onu dinlemeyi gerçekten çok seviyorum.
İyi geceler dilerim.