Bu yazının başlığı “Çöl görmeden ölmek yok” olsun o zaman

2 Ocak 2015

Athena – Sen de Yap

Merhaba;

 Hayırlı geceler, mutlu seneler.Athena dinliyorum, çünkü çok seviyorum.Çok fazla hemde ! Dörtlü, beşli yaşlardayken Kurtuluş’taki evimizde dayımla dinlediğim kasetleri geliyor aklıma.Ya da 2002 yılında bu şarkıyı da barındıran albüm kasetinin renginin yeşil olması ve “çilek kokuyormuş o kaset” dedikodusuna inanmam.Sanki gerçekten kokuyormuş gibi elimde kaset annemin babamın burnuna sokmam detayı dikkatlerden kaçmasın.Sübliminal çok ilginç şey abi baksana, bacak kadar çocuk “bu kaset kokuyo’ ama yeaa” diye geziyor… Eğer Lada Niva alırsam ilk dinleyeceğim şarkı Yengeniz Rihanna‘dan değil, ahanda bunlardan diye düşünüyorum.Abi zaten Allah’ı arayan adamın yaptığı sanatın hoşa gitmesi kadar doğal bir şey olamaz.

 “Bu süre zarfında yazmadın, ne yaptın ?“ diye bir soru olmaz da, hadi oldu diyelim.Bloga gereken zamanı ayıramadım haklısınız.Kafamı toplama sorunum var.Bir araştırmaya başlarsın hoşuna gider ve çok derine inersin hani, ondan sonra bir bakarsın nerelerdesin… O hikaye işte.

 Din veya inanç tartışması yapmam burada, okuyanım varsa bilir.Ben inanca ihtiyaç duymayı seviyorum ve bu inanç boşluğunu düşünmekle, aramakla dolduruyorum.Din insanların afyonudur, evet Karl Marx bunu yazarken aynı şeyden bahsetmiyor olabilir belki ama tamamen haklı.Ben bu uyuşuk halimi seviyorum, bu halde yaşamak beni cennete yakın hissettiriyor.Ruhum cennetine ulaşana kadar bu uyuşuk halde yaşamak belki doğru belki değil ama şu anda ihtiyaç.Çünkü yaşam gerçekten çok zor ve yetenek gerektiren bir şey.Kıl kadar ince, zemini kılıç kadar keskin bir köprünün üzerinde; ateşten bir nehri geçmek gibi doğru yaşamak.Ve biz doğruyla kolay arasında her zaman kolayı seçmeyi adet edinmişiz kendimize.

 Neyse eleştirmek istemiyorum kimseyi, kimseye yazmıyorum aslında.Her eleştirim başlangıçta kendime, kimseye kastım yok.Sevecen olmaya çalışan biriyim ancak kendi içimdeki konuşmaları karşımdakine anlattığımda ne tepki alacağımı kestiremiyorum.O yüzden konuşamıyorum kimseyle.Düşün düşün sonunda çatla, gel buraya yaz.Yazıların arasındaki boşluk bunun sonucu yani.Kendi yağımda kavurduğum düşüncelerin servisi bu yazılar.

Bu yazıya bir başlık belirlemedim.Zaten plansız yazdım, güzel olup olmadığına da bakmadım.Süpriz oynamamın eseri olan yazımı beğenilere sundum.Hey yavrum hey, yürü be !

 Uyku hapı yüzünden efsane rüyalar görüyorum.Geçen gün görücü usulüyle evlendim.Kızın adı Yağmur; biraz kısa, kumral ve güzel bi kızdı sakindi.Evliliğimizin ikinci ayında bi’ köprü üzerinde manzara karşısında susarak anlaşırken gördüm bizi.Beni bana anlatan rüyalarımın kadını yani.

 Hadi ben yattım sonra yine konuşuruz.

SS&S

Kemal 🙂