Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Umut

Kaldırdım kafamı gökyüzüne, gülümsedim hafif.

“Lan, ne kadar yüksek be”
“Lan ne kadar mavi be”

31 Mart benim doğum günümdü.Çok depresif bir yazı yazmaya hazırlanırken 30 Mart gecesi, saat on ikide ellerinde pastayla arkadaşlarım geldi; düşünün ki anca oturabildim yazı yazmaya.Allah işte, sevdiğine görünmezinden veriyor mutluluğu.

Çok istiyorum tekrar güzel güzel yazmayı.Unuttum bildiğin, oyun oynamaktan kafamı kaldıramıyorum.Ama ahtım var en iyisini yazıcam bi’ gün…

Yarınlarda şu son iki günüm olsun hep, olmazsa da gördüğümüzden kötü olmasın.Dilek, umut getiriyor; o da yarınları.

Yarınlarda umut olmasa yaşamanın ne anlamı kalır ?

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Hedef

Ve bitmişliğin resmiydim.

Kalan tek amacım, başka dil konuşulan bir yerde unutulmak ve yeni dokular tatmaktı.

Aklıma gelen cümleler ruh bakımından çok soluk.Hayata adapte edilmiş gibiyim “bir işe yarasın” dercesine.Düşünme, hissetme ve unut.

Zaman geçsin istiyorum, ama ne kadar geçince beni memnun edecek bilmiyorum.Hedefsizim, hedefsizleştirildim.

Ortaçağda fırtına sonucu okyanusta kaybolmuş bir gemi düşünün; kara var biliyorum, ama görmüyorum ve nerede bilmiyorum.

Sonuç olarak:

– Ölüyorum, suçlusunuz.