Bedenden ayrılan ruhum yine yalnız doğacak ve yepyeni bir bedenle dost olacak, geriye kalan her şeyim yalan olacak.

17 Ocak 2014

Raj Kapoor – Awara Hoon

Merhaba;

 Ben eskiden edebi yönleri olan şeyler yazardım, çok üzülüyorum.Kendimi piyasa sanatçıları gibi hissediyorum, insanlar ne isterse onları veren, yaptığı işe özen göstermeyen.Alıntı yazmak gerçekten çok hoş ama uzun uzun yazarken o kafaya girmek, normal hayattaki benden dışarı çıkmak ve içimden geldiği gibi anlatmak; ben bunu özledim.Beğenilmek için yazmıyordum zaten, kim girdiyse kafama…

 Öncesinde bu “değiştim” psikolojisiyle bi’ tarzım değişti, oysaki daha yeni yeni başlamıştım beni mutlu eden yazılara.İnsanları değiştirebilsem kendimi değiştirmeye çalışmazdım zaten.Neden anlattım ki size içimde yaşadıklarımı.Sonra da “alıntı” yazmak geldi içimden, o zaten bu kadar açtı yazılarla aramı.Tekrar söylüyorum alıntılar çok hoş yazılar ama uzun yazıyla arasındaki fark öpüşmekle sevişmek gibi, ikisi de sevmek ama farklı işte.

 Beni bu düşüncelere daldıran kararlarımdan pişmanlık duyuyorum işte.Hata yaparak öğrenmeyi sevmiyorum, biliyorum insan ancak böyle büyür ama sonuçta kaybettiklerinin hiçbir suçu yok bu durumda.Geri dönüşüm yok, elimi uzatsam tutan yok ve artık kimseye “derdim var” deme hakkım yok.Aslında en acısı da bütün bunların boş olduğunu öğrenmek… Yalnızlığın tek kişilik olmadığını, bütün maskelerin düştüğü anda en altta kalanın tek birisi olmadığını öğrenmek.

 Yalnız geldim ben bu dünyaya, öldüğümde de yalnız olacağım.Bunu unutmamak gerekiyor.Bedenden ayrılan ruhum yine yalnız doğacak ve yepyeni bir bedenle dost olacak, geriye kalan her şeyim yalan olacak.Ruhumun bilgeliği benimle kalacak, yeni şeyler öğrenmeye devam edecek.Ta ki nefesim için hapsolduğum bedenlere ihtiyacım kalmayana kadar, onunla bir olana kadar.

 O sebeple insanlar ne demiş umrumda olamaz ben yaşarken.Onlar sevsin diye, “iyi” konuşsunlar diye çalışamam.Ama bunu öğrenmek için bu kadar saçmalamam gerekiyormuş.Hayyam der ya “Sen görenlerdensin, dünyanın seyrine dalma.” o hesap işte.

 Peki ben ne diyorum veya ne istiyorum… 

 Bitsin istiyorum, gidelim istiyorum.Sürekli sabretmeye çalışıyorum, hayatımı kolaylaştıracak şeyler arıyorum.Yine Hayyam’ın dediği gibi:

 Öyleyse iç şarabı, cennet et dünyayı.
 Öteki cennete ya girer, ya giremezsin.

 Orada bir yerde cennet olmadığını o da biliyor.Hepsi bu dünyada, bitene kadar buradayız.O sebeple fazla üstelemeyin, kan bürümüş gözlerinizi açmaya çalışın.Daha buradayız ve hayat her zaman adaletlidir.

 Mutlu olmaya çalışın, zevkleri tadın, nefes alın.Yanında mutlu olduğunuzla olun, boşluğa doğru yürüyün.Şu ara istediğim de bu ya; bu şarkının eşliğinde akşama kadar yürümek onunla.Kışı koklayın, soğuğu hissedin.Güneşin denizin üzerinden batışı bu aylarda daha güzel olur; masmavi gökyüzü, maviden kırmızıya bütün renkleri sergiler, onu izleyin.

 Mesela biri de gitmiş En-el Hak demiş, çok ilginç.

 SS&S

 Kemal 🙂

Her neyse; ne siz beni okudunuz, ne de ben bu yazıyı yazdım.Şimdiden anlaşalım.

14 Aralık 2013

Walking On Air – Anise K ft. Bella Blue & Snoop Dogg

Merhaba;

 Çok uzun süredir uzun uzun yazamadım.Şu alıntılardan yazmak çok hoşuma gitti çünkü.Uzun yazılarda söylemek istediğinizi üç veya dört paragrafta anlatabilirsiniz; ama alıntılarda bir kendini zorlama var, iki cümleyle dert anlatmaya çalışmak daha eğlenceli geldi.Ama benim kulvarım burası, iki senedir seve seve “blog yazarı” olmaya çalışıyorum.

 Birkaç zamandır başka biriyim biliyorsunuz, yada okursunuz çünkü yazılarımdan da anlaşılıyor.Bedenim dışında bir hayat yaşar oldum, gözünüzle görmediğiniz bir mutluluk kaynağım var.Neden böyle bir cümle kullandım, çünkü geçenlerde gazetede karşıma Halil Sezai’nin evlenme teklifindeki sözleri çıktı “İlk önce tanrının aşkını buldum, sonra onun mucizelerini.” Evet, bakın tam olarak bu.Bu din demek değil ya da din ne demek hiçbir fikrim yok, ilgilenmiyorum da zaten.Ama o kadar farklı ki, dil üzeri bir kavram.O’nun mucizelerini görmek, bire bir olarak yaşamak, konuşmak.Günlerce kendimi sokağa atıp yürüdüm.Ve o yüzden bu şarkıyı seçtim.

Feels like I’m walking on air,
Feels like I’m flying.

 Kesinlikle böyle bir his.İbrahim Peygamber gibi bütün çölü gezip Allah’ı aradım, ve sonuçta aynı onun gibi içimde buldum.Böyle hisseden düşünen insanları buldum.Mesela Ömer Hayyam için kocaman harflerle yazılar yazdım, Hallacı Mansur’dan örnek verdim, Yunus Emre’nin dizelerini örnek verdim.Ama ne olursa olsun yine de abuk sabuk tepkilerle karşılaştım; en çok duyduğum “Onlar kim, biz kimiz unutma” oldu.Yunus çobandı, Ömer ayyaş, Mansur bildiğiniz şu eski yastıkların içindeki yünleri kabartan adamdı.Hiçbir şey fark etmez Allah’ın gözünde bir farkımız mı var.Onu sevmek için üstün olmaya veya başka fiziki bir şeye ihtiyacımız yok unutmayın.

 Size burada vaaz vermeye çalışmıyorum asla yapmam, sadece günah çıkarıyorum.Bazen böyle tansiyonu düşürmek, enerjiyi atmak gerekiyor.Sırf bu odağımı kaybetmiyim diye on tane insan kaldı hayatımda.Aylardır bir kız arkadaşım yok.İnsanın yaşarken aklına gelmiyor ama arkaya dönüp baktığımda gerçekten aylardır hiçbir şey yapmadan düşünmüşüm.Ha şöyle bir şey var ki bulduğumu hiçbir şeye değişmem.

Her neyse; ne siz beni okudunuz, ne de ben bu yazıyı yazdım.Şimdiden anlaşalım.

Bir ara yoğunlaşabilirsem tekrar bir aşk yazarım arayı düzeltiriz, uzun yazmayı özlemişim.Orhan Baba’dan hafif bi’ alıntı yapıp yazıyı bitiriyorum.

Ölüm bu hayattan güzel olsa da,
Elde değil ölemeyiz sevgilim.

SS&S

Kemal 🙂