Kavram Kargaşası

27 Eylül 2013

Selena Gomez – Come & Get It

Merhaba;

 Sıkıldım, evde oturmak bir yerden sonra bunaltıyor insanı… Sanırım arkadaş grubunda okulu en son açılan insan olmak bir ceza.Bitmiyor, bitemiyor tatil.Tatil kusabilirim her an.Bu ruh halinde olunca insanda her türlü bunalım türünün etkileri görülüyor.Arkadaşlarımla beraberken bile “of pof” diyerek oyunbozanlık yapıyorum.Çünkü çok monoton günlerim.Hayata heyecan değil de renk lazım biraz.Bu yüzden etrafımdaki karşı cinslere bakıyorum, belki hayatıma bir renk getirebilirler diye.Ve gerçekten hiçbir şey çıkmıyor…

 Bir önceki yazımda eleştirdiğim kesime değil sözüm, siz “tumblr kızlarına”.Kavram kargaşası sadece yazımın başlığı değil, aynı zamanda kafanızda yaşadığınız şey.Aradığım şey aslında tam olarak o paylaştığınız tarzda olanlar.Ama siz onlar olmayı bırakın, yakınından bile geçmiyorsunuz.O halde olanlara “Ay bu neee, ne bu pis ortam !?” tripleriyle karşılık veren bir insan ne kadar o kafaya girebilir merak konusu zaten… Hala aynı kafayı yaşarken o tarzda giyinmeye kalkmak falan, hoş o da olmuyor.Giyinmiyorsunuz, gezdiğiniz yerle oranın arasında dağlar kadar fark var, hala destekli sutyen kızlarının tripleri falan.Çirkinleşiyorsunuz…

 Aslında gerçekten çok zor değil, müzik zevkini değiştirsen anlarsın.İnsanlar yaşadığı hayatları yazmış, onları anlatmış.Onun eksiklerinden, artılarından bahsetmiş.Size bir kapı açmış.Bunu isteyip, bundan kaçmak ne kadar doğru bilmiyorum.İnsan değişmeye içeriden başlamalı, çünkü dışarısı ne kadar değişirse kendini o kadar yabancı hisseder.

 Yapmaya çalıştığım kesinlikle yön vermeye kalkmak falan değil.Aslında kimseyi suçlamakta istemem, agresif değilimdir.Ama bunun bir nedeni var.“Farkındalılık” için uğraşıyorum.Bende çok aradım, çok zor buldum, çok aptallık yaptım.Yani beni suçlamaya falan kalkan olursa anlayışla karşılarım; mükemmel olmadığımı biliyorum, belki anlattığım kızları bile hak etmiyorum.Ama ben uğraşıyorum; ilk olarak kendimi değiştirmeye, sonra yaşayışımı.Anlamışsınızdır ne demek istediğimi.

 Neyse.Her şeyin güzelini hak ediyoruz, boş verin.Yeter ki doğru şeyi arayın.

 StaySwag&Strong

 Kemal 🙂

Lan, yazı yazmayı unuttum olum ben.

20 Eylül 2013

JayZ – Heaven

Merhaba;

Her gün yazı yazmak akıl karı değil bence.Ama bazı şeyleri başarmak için mecburum.Yazılarımın arasına süre girdikçe, iyice berbat bir hale dönüyorlar.Bir önceki yazımın üzerine çıkamam korkusuyla yazamıyordum, artık canıma tak etti.Bu sabah kalktım ve “Lan, yazı yazmayı unuttum olum ben.” tribiyle kağıda kaleme sarıldım.Evet, bu yazıyı kağıt üzerinde yazıyorum.Ve el yazım berbat, okunmuyor.

Bugün biraz nostaji yapacağım, çok sağlam bir konu beklemeyin.Yazı yazmaya, yazı yazmak istediğim için başlamıştım beklentim yoktu, hatırlayanlar vardır.Sonrasında “Aslında müzikle aram çok iyi, insanlara bunun hakkında yazabilirim.” diyerek “oldschool” yazılarıma başladım.Hatırlayanlara örnek olarak, hani yazı ortasında şarkı sözü paylaştığım zamanlar… Gerçekten eğlendiğim zamanlardı.Sonrasında bir konu değişikliğine gidip; duygulardan, yaşantılardan bahsettim.Tabi bu yazılar, yazı olarak o kadar eğlenceli olmadı.Ama halimden memnundum, daha iyi hissediyordum.Çünkü yazdıklarımın değeri oluyordu artık.Yazılarımı okuyan birkaç insan vardı ve bunun hissettirdikleri daha eğlenceliydi.

Herneyse, neden bunlardan bahsettiğimi açıklamama izin verin.

Yazı yazmaya yeni başlamış bir insanın “butik otobiyografisini”okuma nedeniniz, tamamiyle bu şarkıdır.Bir önceki yazıyı unutturup, beni tekrar yazı yazmaya iten bir güce ihtiyacım vardı.O yüzden tekrardan, bütün yazılarımı okuyup, bu şarkı sayesinde “Siktir et eskiyi, yeni bir şeyler yapabilirsin.” cesaretine girip, elime kağıdı kalemi aldım.

– JayZ – Roc Boys –

Tekrardan Merhaba;

Yeni şarkı ve yeni başlıkla giriyorum yazımın ikinci bölümüne.Hayatlarında hiçbir şey elde edememiş yaş grubum kızlarına, birinin hayallere saygı göstermeyi öğretmesi lazım.Neden aynı hayallerin peşinde koşalım ki ? Zevklerimiz bile uyuşmuyor… Büyük çoğunluğunun “iyi para kazanıp, harcamak” üzerine kurulu hayalleriyle anlaşamıyorum.Her zaman söylerim “Yolu ne kadar paradan geçse de, huzur benim için para değil.” Sakın beni öyle; sosyalist, hayalperest, hayatını harcamaya hazır biri olarak görmeyin.Tamam hayal kurarım ama makul şeyler olur.Ben sadece “Tipik özel üniversite öğrencisi” olmaktan kaçıyorum.Bu durumda da bayan arkadaşlarla sorunlar yaşıyoruz.Olum illa; saçları üç numara, vücutlu, hayatı harcamak olan, etrafı gereksiz kalabalıkla dolu olan çocuklar olmak zorunda değiliz.Ve illa “destekli sutyen”  kızlarından hoşlanacak değiliz, çirkinleşmeyin.Tabirim için kusura bakmayın; kimsenin memeleriyle dalga geçmedim, siz ne demek istediğimi anladınız.İnsanları hayallerinden dolayı ötekileştiriyorum, evet.Çünkü onların yaptığı şey de tam olarak bu.

“Neden bu kadar az insan kaldı hayatında” diye soranlara iyi bir cevap oldu bence.Sıkıntı veren her şeyden uzak durmak güzel bir felsefe.Bakın, hemde üzerimdeki ölü toprağını attım, yazı yazıyorum.Tabiki mükemmel olmadı, uzun süredir yazmıyordum.Yinede bütün yorumlara teşekkürler

StaySwag&Strong

Kemal 🙂 

Buraya en alttan geldik, her şeyin sonunda başaramazsak döndüğümüz yer yine orası olacak.O yüzden iyinin iyisine uğraş.

12 Ağustos 2013

Holy Grail – JayZ ft. Justin Timberlake

Merhaba;

İstanbul; kirli havası, tavır konusunda uzman insanları, eğlence ve bunalımı 1 metrekare’ye kadar düşüren şehir.Bu kadar yoğun bilirsiniz… Bir de benim son bir aydır çektiklerimi bilirsiniz ! Tatil bana göre değil bir kere daha bunu fark ettim ben.Benim kulvarım burası, tatil olsa bile kendi istediği yerde olmalı insan.Benim tribim İstanbul’a değilmiş bunu anladım.Yaklaşık iki saat önce eve girdim.Böyle GTA San Andreas oynayanlar bilir; oyunun ilk sahnelerinde CJ eve gelir, bir dış ses konuşmaya girer “YOUR HOME”.Evet, o dış sesi duydum…  Lan trafiğini özledimminin şehri !

Eve girdim ve ilk işim müzik açmak oldu.Telefondaki 500 şarkı bana tabi ki yetersiz kaldı.Ama garip bir şey oldu; ilk açtığım şarkı Holy Grail, hala o çalıyor… Ben bu şarkıya bayılırdım da bunun gerçek anlamda olabileceğini bilmezdim.Red Line ile şarkıya bağlandım kopamıyorum.Belki bunda her şeyde olduğu gibi yazı yazmaktaki ritüellerimi gerçekleştirmek etkili olmuştur.Yazıdan önce bir şarkıyı açarım genelde ve o bana kafa yapana kadar şekilden şekle girerek dinlerim.Ayağa kalkarım, hafif hafif sallanırım, odada ileri geri yürürüm falan.Uzun süredir olmuyordu bu gün oldu.

Hayatımın en iyi yazı değildi diyorum, aslında en iyi senesi de değildi.Açık söylemek gerekirse aile yapısı sayesinde kararlarımı ve sorumluluklarımı erken belirlemeye başladım.Ama bu sene bu bilindik “sorumluluk” olan sınav beni benden aldı.Bu iş yaza da yansıdı.Ağustosun ortası geldi, bazı günlük eğlenmeler haricinde “Oh lan, ne eğlendik !” diyemedim.Bundan sonra eğer ilahi tarafla alakalı bir sorunum olmazsa burnumun dikine devam.Çoğu zaman “Çok abartmıyor musun ?” kelimelerini duydum; alışveriş, eğlence, risk, yaşayış, fırlamalık, iyilik gibi şeylerde karşınıza çıkar bu soru öbeği.Bu felsefeyi “Entourage” ile yakalamıştım -ki Allah’a o zamanım için de şükrettim ama, en altı da gördüğüm için bu kadar etkilenmiştim- “Buraya en alttan geldik, her şeyin sonunda başaramazsak döndüğümüz yer yine orası olacak.O yüzden iyinin iyisine uğraş.” aslında bu mantık orada eğlence tarafı için vardı, yine de uyarlanabilir.

Ha, bu arada haberiniz olsun: Eğer bana bir şey katmıyorsa, o şeyi asla takip etmem.Dizi olur, film olur, oyun, kitap, sanatçı, şarkı her şeye uyar eğer rutine bağladıysa o olgudan kaç ! Çünkü kendin zaten bir rutinsin.Sabah kalkarsın, yemek yer, akşam yatarsın en basitinden.O yüzden size bir şeyler katsın, daha kaliteli yaşayın.

Sanırım gidiyorum.Dolu bir yazı oldu; bu konuda yardımcı olan, okuyan, okutan herkese şimdiden binlerce teşekkür.Bu esnaflıktan bir türlü kurtulamadım, “Sana ne okutur okutmaz, kime teşekkür ediyorsun sanki… Yaz yazını bas git !” olmuyor işte.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Have you got me ?

9 Ağustos 2013

Rihanna – What’s My Name

Merhaba;

Sen bana sabahtan akşama kadar “Have you got me ?” de, ben sıkılmam.Şarkıya attığımız laftan sonra yazıya dönebiliriz.

– BAK ŞİMDİ DE DISTURBIA ÇALIYOR AMA BU SEFER LAF ATMAYACAĞIM –

Hayatımın en iyi yazı değil.Bitsin istiyorum, boş çünkü.Kendi yazlarımı kontrol edebildiğim zamanları özledim.Böyle olmuyor; bütün gün evdeyim.Sanki herkes ben evde yatıyorken, benim yapmak istediklerimi yapıyormuş gibi hissediyorum.Umarım yapmıyorsunuzdur, psikolojiktir.

Aslında böyle oturmamak için dönmeyi istiyorum.”Basamak atlamanın zamanı geldi artık, iyi yattık.” diyorum.Ama gel gelelim ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum.Okul açıldığı zaman sanki vahiy gelecekmiş bana, bende kendimi kurtaracakmış gibiyim.Bakalım yaşamadan öğrenilmesi imkansız.

Planlarım arasında yüzlerce komik şey var… Yani hayal olamayacak kadar ilginç.Ama bugün Deniz’in dediği en ilginciydi.Bi’ kitap okumuş adamın yazılarına benziyormuş yazılarım.Dedi sana kitap yapalım…

Fikir olarak mükemmel, herkes bir kitabı olsun ister tabi.Ama “birkaç” şey eksik.Öncelikle okunmuyorum, yani bir iki kişi dışında takip edenim yok.İnsanlar benden ne ister bilmiyorum, ne yazabilirim biliyorum ama kim okur onu bilmiyorum.Bunu nasıl yenerim bilmiyorum ya da o mini-şöhret dedikleri veya fenomenlik olarak değerlendirilen şeyi nasıl kazanırım bilmiyorum.Öyle biri olmak ister miyim onu da bilmiyorum açıkçası.Yani insanlar sana hayranım derken her şey güzel ama buradaki bir iki kişiyi kaybettiğimde girdiğim tribi beraber yaşadık. Tanınmak, takip edilmek cok tatlı, ama “En üste çıktığında yapabileceğin tek şey aşağıya inmektir.” der Notorious.Bunu kaldırmak ne derece kolay bilmiyorum.

Yazıyı parçalamak istemiyorum o yüzden konuyu kapatıyorum kusura bakmayın.

Gerçekten bi’ marka almayı ve kendi adıma kıyafet yapmayı düşünüyorum bir de.Tekstilcinin oğlu olmanın avantajı bu işte… Babam beni deli gibi destekliyor ki yapım aşaması gerçekten en kolayı.Tek derdi pazarlama.İşte o yok bende.Yani ortada bir mal olsa belki ama, kendi işini pazarlamak o kadar kolay değil.Ama gerçekten kullanan olur mu merak ediyorum.Kitap Deniz’in hayali ama bu tamamen şahsi… “KEMS” yazılı kısa kolluları giyen insanları görmek… Evet bu güzel bi’ hayal, giysenize !

– Diddy – Angels şarkısı hayal kurmaya yardım eder bu arada, haberiniz olsun. –

Teşekkür Ederim

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Hero of the Day

1 Ağustos 2013

Rihanna – Rude Boy

Merhaba;

Gerçekten çok uzun süredir yazamıyorum… Ne diyebilirim bilmiyorum, sanırım özür dilerim.Hoş halen okuyan var mı onuda bilmiyorum.Beni yazı yazmaya iten bir nedenim yoktu, ya da nedenlerim çok büyüktü onlarla ilgilendim.Bahanelerim bunlar.Umarım hala ilgilenen vardır.

Peki neden şimdi yazdım onu cevaplamak istiyorum… Bunun nedeni Hero of the Day lakaplı adı 5 soyadı 3 harfli bir bayan arkadaşımız.Sanırım 3 senedir kendisiyle yüz yüze konuşmamakla birlikte 2 senedir yüzünü de görmüyorum.Onu gerçekten çok severdim.Yani herkesin karşı cins için bir Dream Friend’i olmuştur, işte benim o insandı.Kimse onun kadar adam olamazdı benim için ki bahsettiğimiz bir hanım arkadaş… Bana gerçekten tarz konusunda ve beğendiğim kız tipi konusunda çok şey kattı, ondan sonra toparladım diyebilirim.

Sanırım en son 4 Nisan 2010 tarihinde birbirimize bakıp kahkaha attik.Yazık, birbirimize destek olmamız gereken çok zaman geçirdik o günden sonra.Şahsen benden daha kötü durumlara düştü bunu biliyorum.

Neyse neden bugün ondan bahsettim… Bilirsiniz, Rihanna şarkılarını kimseye adamam genelde.Ama yukaridaki şarkı ona ait… Kimse bana bu şarkıdaki “Give it to me babe like BOM BOM BOM” kısmını söylemesin yani.O ona yakışırdı.Bugun deniz kıyısında yürürken bir anda şarkı çalmaya başladı ve o aklıma geldi.Güzel zamanlardı, her şey gibi o da bitti.

Şimdi gelelim gerçeklere… Geçen yaz ufak bir mesajlasma olmuştu ve beni takmamıştı, yani bildiğiniz tek lafına 2 hafta hazırda beklemiştim.Yazık… O zamandan sonra da tekrar bir konuşma olsa ben soğuk davranırım dedim… Ona bir yazı yazmamın sebebi ise gerçekten tıkanmıştım ! Hiçbir şey yazamıyordum.Ve beni yazmaya iten ilk neden bu oldu.

Teşekkür Ederim.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Swagger Like Us

16 Temmuz 2013

Çok çeşitli şarkılar

Merhaba;

Mmm… Kafayı yiyorum sanırım,  evet.Moral bozukluğu direncimi kırıyor.Böyle vücuda girdigi anda etkisini gösteren virüsler gibi beni kendimden soğutuyor.Sanırsam çözümü ellerimde değil.Sizden bir çıkış yolu değil de bir dondurmalı tatlı rica ediyorum.Teşbihte hata olmaz derler ya hani öyle bu da.Dondurmanın bana verdiği o pembe gözlükleri sizde arıyorum.Çok fazlaysa söyleyin lütfen.

Ve kararımı verdim… Müziksiz yazı yazamıyorum.Bunu gerçekten kendi gelişimim için denedim.Yani bıraktım her şeyi yazıya oturdum.Hayır, olmadı yani yazı bitmedi.Hala telefonumda müziksiz başlamış dört yazı var.Ne yapılır bilinmez.Çünkü yazıyı bırakıp şarkı söylemeye başlıyorum.Bu da yazma sürelerini uzatıyor.

Neyse, konu boka sarmasın.

Şu anda Barış’ın evindeyim, Özgür de bizimle.Zaten yarım saat önce bizim evdeydik… Belki de bizim en büyük sorunumuz yine biziz… Mesela ben kendi sorunumu onlara anlatıyorum, onlar daha çok dert yapıyor.Bende onların sorunuymuş gibi tekrar üzülüyorum.Böyle paranoyak bir şey.Tabi işin şakası bir yana, onlar olmasa gerçekten pes ettiğim çok an olurdu, şu anda da onlar güldürdü yüzümü.

Lan ne sikimsonik yazı oldu.Aynı Kid Cudi şarkıları gibi; verse, nakarat, verse, nakarat diye sırayla gidiyor.

Oy dağlar.Saçmalıyorum farkındayım, ama toparlamaya başladım.Şöyle açıklayabilirim; siz bunu 5 dakikada okuyorsunuz, ama bu yazı hiç olmazsa yarım saat bana terapi yapıyor.Bu sizin okumanız değil sadece.Sanki bana bununla yardım ediyorsunuz.Birçok kere size bunun için teşekkür ettim biliyorsunuz.

Bana; beni delirmeye karşı koruyan, bana değer veren, sevdiğini hissettiren herkese teşekkür etmek düşer.

Teşekkür ederim hepinize.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂