Karşımızdakini kaybettiğimizde de aynı durumda oluruz, hayata devam etmek için ne enerjimiz kalır ne de kafamız.

3 Ekim 2013

Merhaba;

Sanırım Kısa yazı yazmaya alışmam gerekiyor.Çünkü uzun yazınca iki yazı arasında ister istemez uzunca bir süre oluyor.Ve kısa yazılarda konu çok fazla dağılmıyor.

Her şeyde böyle değil midir zaten ?

Çok fazla zaman ayırırsın, çok uğraşırsın, başardığın zaman yeni bir hareket yapmaya ne enerjin, ne de kafan hazırdır.

Aptal insanlar olduğumuz için anlamayız.Kendimizi harcamak karşımızdakinin hoşuna gider zannederiz hep.Ama o bizden istediği kadarını alır; fazlası mide bulandırır, çirkinleşiriz.

Karşımızdakini kaybettiğimizde de aynı durumda oluruz, hayata devam etmek için ne enerjimiz kalır ne de kafamız.

Tesadüf diye bir şey yoktur,asla inanmam.Basit hatalar yüzünden harcadığımız özbenliğimize yazık.

Kemal 🙂

Lan, yazı yazmayı unuttum olum ben.

20 Eylül 2013

JayZ – Heaven

Merhaba;

Her gün yazı yazmak akıl karı değil bence.Ama bazı şeyleri başarmak için mecburum.Yazılarımın arasına süre girdikçe, iyice berbat bir hale dönüyorlar.Bir önceki yazımın üzerine çıkamam korkusuyla yazamıyordum, artık canıma tak etti.Bu sabah kalktım ve “Lan, yazı yazmayı unuttum olum ben.” tribiyle kağıda kaleme sarıldım.Evet, bu yazıyı kağıt üzerinde yazıyorum.Ve el yazım berbat, okunmuyor.

Bugün biraz nostaji yapacağım, çok sağlam bir konu beklemeyin.Yazı yazmaya, yazı yazmak istediğim için başlamıştım beklentim yoktu, hatırlayanlar vardır.Sonrasında “Aslında müzikle aram çok iyi, insanlara bunun hakkında yazabilirim.” diyerek “oldschool” yazılarıma başladım.Hatırlayanlara örnek olarak, hani yazı ortasında şarkı sözü paylaştığım zamanlar… Gerçekten eğlendiğim zamanlardı.Sonrasında bir konu değişikliğine gidip; duygulardan, yaşantılardan bahsettim.Tabi bu yazılar, yazı olarak o kadar eğlenceli olmadı.Ama halimden memnundum, daha iyi hissediyordum.Çünkü yazdıklarımın değeri oluyordu artık.Yazılarımı okuyan birkaç insan vardı ve bunun hissettirdikleri daha eğlenceliydi.

Herneyse, neden bunlardan bahsettiğimi açıklamama izin verin.

Yazı yazmaya yeni başlamış bir insanın “butik otobiyografisini”okuma nedeniniz, tamamiyle bu şarkıdır.Bir önceki yazıyı unutturup, beni tekrar yazı yazmaya iten bir güce ihtiyacım vardı.O yüzden tekrardan, bütün yazılarımı okuyup, bu şarkı sayesinde “Siktir et eskiyi, yeni bir şeyler yapabilirsin.” cesaretine girip, elime kağıdı kalemi aldım.

– JayZ – Roc Boys –

Tekrardan Merhaba;

Yeni şarkı ve yeni başlıkla giriyorum yazımın ikinci bölümüne.Hayatlarında hiçbir şey elde edememiş yaş grubum kızlarına, birinin hayallere saygı göstermeyi öğretmesi lazım.Neden aynı hayallerin peşinde koşalım ki ? Zevklerimiz bile uyuşmuyor… Büyük çoğunluğunun “iyi para kazanıp, harcamak” üzerine kurulu hayalleriyle anlaşamıyorum.Her zaman söylerim “Yolu ne kadar paradan geçse de, huzur benim için para değil.” Sakın beni öyle; sosyalist, hayalperest, hayatını harcamaya hazır biri olarak görmeyin.Tamam hayal kurarım ama makul şeyler olur.Ben sadece “Tipik özel üniversite öğrencisi” olmaktan kaçıyorum.Bu durumda da bayan arkadaşlarla sorunlar yaşıyoruz.Olum illa; saçları üç numara, vücutlu, hayatı harcamak olan, etrafı gereksiz kalabalıkla dolu olan çocuklar olmak zorunda değiliz.Ve illa “destekli sutyen”  kızlarından hoşlanacak değiliz, çirkinleşmeyin.Tabirim için kusura bakmayın; kimsenin memeleriyle dalga geçmedim, siz ne demek istediğimi anladınız.İnsanları hayallerinden dolayı ötekileştiriyorum, evet.Çünkü onların yaptığı şey de tam olarak bu.

“Neden bu kadar az insan kaldı hayatında” diye soranlara iyi bir cevap oldu bence.Sıkıntı veren her şeyden uzak durmak güzel bir felsefe.Bakın, hemde üzerimdeki ölü toprağını attım, yazı yazıyorum.Tabiki mükemmel olmadı, uzun süredir yazmıyordum.Yinede bütün yorumlara teşekkürler

StaySwag&Strong

Kemal 🙂 

Swagger Like Us

16 Temmuz 2013

Çok çeşitli şarkılar

Merhaba;

Mmm… Kafayı yiyorum sanırım,  evet.Moral bozukluğu direncimi kırıyor.Böyle vücuda girdigi anda etkisini gösteren virüsler gibi beni kendimden soğutuyor.Sanırsam çözümü ellerimde değil.Sizden bir çıkış yolu değil de bir dondurmalı tatlı rica ediyorum.Teşbihte hata olmaz derler ya hani öyle bu da.Dondurmanın bana verdiği o pembe gözlükleri sizde arıyorum.Çok fazlaysa söyleyin lütfen.

Ve kararımı verdim… Müziksiz yazı yazamıyorum.Bunu gerçekten kendi gelişimim için denedim.Yani bıraktım her şeyi yazıya oturdum.Hayır, olmadı yani yazı bitmedi.Hala telefonumda müziksiz başlamış dört yazı var.Ne yapılır bilinmez.Çünkü yazıyı bırakıp şarkı söylemeye başlıyorum.Bu da yazma sürelerini uzatıyor.

Neyse, konu boka sarmasın.

Şu anda Barış’ın evindeyim, Özgür de bizimle.Zaten yarım saat önce bizim evdeydik… Belki de bizim en büyük sorunumuz yine biziz… Mesela ben kendi sorunumu onlara anlatıyorum, onlar daha çok dert yapıyor.Bende onların sorunuymuş gibi tekrar üzülüyorum.Böyle paranoyak bir şey.Tabi işin şakası bir yana, onlar olmasa gerçekten pes ettiğim çok an olurdu, şu anda da onlar güldürdü yüzümü.

Lan ne sikimsonik yazı oldu.Aynı Kid Cudi şarkıları gibi; verse, nakarat, verse, nakarat diye sırayla gidiyor.

Oy dağlar.Saçmalıyorum farkındayım, ama toparlamaya başladım.Şöyle açıklayabilirim; siz bunu 5 dakikada okuyorsunuz, ama bu yazı hiç olmazsa yarım saat bana terapi yapıyor.Bu sizin okumanız değil sadece.Sanki bana bununla yardım ediyorsunuz.Birçok kere size bunun için teşekkür ettim biliyorsunuz.

Bana; beni delirmeye karşı koruyan, bana değer veren, sevdiğini hissettiren herkese teşekkür etmek düşer.

Teşekkür ederim hepinize.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

O an sana çok koyar işte.

12 Temmuz 2013

Tır sürerken dinlenen şarkılar

Merhaba;

Klavyem bozuk, bu sebeple bilgisayardan yazı yazamıyorum.Size daha öncesine ait yazılarımdan birini atacağım.Bunları söylememdeki neden; şimdi o psikolojide değilim, yazıyı sadece yazı veya eski psikolojim olarak değerlendirin.

Öyle bir an gelir ki hayatında, hiç bir sikim olmadığını anlarsın.O an sana çok koyar işte.Böyle o zamana kadar ağa paşa, hemen sonrasında tel maşa.Gidemezsin, elinde bir şey olmaz.Onların ellerine bakarsın, kartlarını saklarlar.Sen oyunda bir yere geleme diye ne gerekirse yaparlar.O sefaleti yaşayacağına tam o anda ölmek istersin.Çünkü elinden gelen tek şey o olur.

“Ulan!“ dersin, “ben ne büyük bir orospu çocuğuymuşum da milletin bütün güler yüzü bir tökezlememle gitti.” Ama işe yaramaz, ne dersen de nefretin içine kalır.İnsanlar seni anlamamak için kendinden geçer, hep “Bak benim halim daha beter.“ derler.Çok acı değil mi… Elbet bir gün sen de yaşayacaksın bunu, belki de yaşadın bile şu anda bana teşekkür ediyorsun.

Kimse gerçekten yanında değil.Haberi olsa yanında olacak insan çok olabilir ama günlük hayatındaki herkesin bir beklentisi var senden.Kimse seni kaybetmiş bir halde kabul etmiyor.O yüzden kaybetme ! Demiyorum tabi ki böyle bir şey… Ama kurtul hayatindan.En uzağa git, hayatında umrumda olmayan ve onların da seni takmadığı iki kişi olsun.Yoksa bu insanlar seni yer.

Hayallere dal, ama çok basit ve yüzeysel olsun.Ve uyandığında hiç bir fark olmasın o hayalle.Elindekileri hayalleştir yani, hayatına değer kat.İnsanlar bunu umursamasa bile senin bir hayatın olsun.Kendine ait bir sevgili, ev, araba, aksesuar, tarz istiyorsun.Evet bunlar güzel şeyler ama, başkasının hayatında yaşıyorsun.Başkasının hayalleri için onların imkanlarına muhtaç oluyosun.Sonrasında mahçup oluyorsun.Onların umrunda olmayan şeyler iste ve onlarla mutlu ol.

Çok sevdiğim, tekrar tekrar okuyup unutmamaya çalıştığım bir yazıdır.Okuyanlara çok teşekkürler.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂