Cennetten Gelen Sesler ve Hava Parçalı Bulutlu

28 Ekim 2014

Oh Yeah – T.I. ft. Pharrell
About My Issue – T.I. ft. Victoria Monet & Nipsey Hussle

Merhaba;

 O kadar uzun süredir güzel müzik dinlemiyorum ki şu albüm çıktı çıkalı cennetten gelen seslere bağımlı hale geldim.Sanki yıllardır bildiğim şarkıları dinler gibiyim, şimdiden klasik oldular.On üzerinden on değil belki ama kesinlikle sekizi hak edip dokuza göz kırpan bir albüm.Zaten hislerini sözlere aktarma konusunda sorunu olmayan biriydi T.I. yanına Pharrell‘i alınca ortaya çıkan her şey isimlerini tekrar kanıtladı.Öyle ki yazıya başlarken karar veremedim hangi şarkıyı seçsem diye, sonunda baktım olacak gibi değil iki şarkıyla bıraktım.

 Uzun süredir yazı yazmıyorum, o oldu bu oldu konusuna girmiyorum.Neden yazmadığım konusunda en ufak bir fikrim yok çünkü yazamadım, olmadı.Hani beklersin olmaz, zorlarsın daha beter edersin; durup dururken lan bi’ deniyim diye başlarsın ya, onun gibi bir şey işte.

 Anlatacak hikayem çok fazla ama konuya nasıl girmem gerektiğini bilmiyorum, o sebeple lafı ağzımda geveliyorum; iki paragraf geçiştirdim dolu görünsün diye 🙂 Şaka bir yana başlayabilirim sanırım.

 Yazının başlığını iki hafta önce belirledim, evet tam iki hafta oldu.Konu bile yoktu kafamda.Yine bir dar vaktimde yürürken müzik dinliyorum nabzım düşsün diye, kendi kendime aklıma yazı geldi ve direk “Başlığım Cennetten Gelen Sesler ve Hava Parçalı Bulutlu” olacak dedim.Öyle ekstrem bir karar değildi tabi.Sadece yine bu şarkıları dinliyorum, biraz erken dinleme fırsatım oldu da albümü… Her neyse işte yine bu şarkıları dinlerken, ilhamım gökyüzü ya benim – hani bakar kaybolurum – Yine bakına bakına yürüyorum, o ara bulutlara takıldım ki ben de cidden parçalı bulutlu bir havadaydım, denk geldi.Ayrıca o zaman tüm gün boyunca ikinci şarkıyı dinledim, yani başlığın ritmi o.

 Kimse bana bir sorun ya da sorumluluk yüklerken hazır olup olmadığımı sorgulamadı.Üzerime düşen kırılgan hikayelerle uyanmak zorunda kaldım bir gün.Ki sırf bu nedenle çok kişi kırıldı, o kadar hızlı kaldıramazdım sorunları.Büyüdüğümde ise kaldırabileceğim kadarını yüklenmiştim zaten.Yeni bir şeylere heveslenmektense, önce aynayla yüzleşmem gerekti.Aylar önce sübliminal mesaj gibi içimden kopmuş bunlar, şimdi gülerek okudum.Benim bir “Ben yazdım” serim var okuyanınız varsa bilirsiniz; bir kaç örnek yazasım var.

Hayatımın ortasına çakılmış bir kazık gibi, en büyük sorunum “yapamamazlık”.

Zincirim bu kazığa bağlı ve ancak onun “yeterli” dediği mesafe kadar gidebiliyorum.

Sürekli aynı yuvarlak içinde gezip, gidemediğim yerlere imreniyorum.

O kazığı söktüğüm anda başlayacak anlatmaya çalıştığım şeyler.

10 Temmuz ’14

Uykuyla aldattığım düşlerim var.

26 Haziran ’14

Her şey hazır,

Bir ben eksiğim…

22 Nisan ’14

Benim kelimelerim hep en değersiz kabul ediliyor hayatımda.

Kendi hayatımda istenmeyen adamım.

Bir insan kendi hayatından nasıl ayrılır ki ?

22 Mart ’14

Artık bedenen yorgunum,

Zihnen yorgun olmaya zamanım bile yok.

Bir otursam hayatımı yazacak kadar kelime birikti içimde,

Kalbimdeki inci izin vermiyor.

7 Mart ’14

Kimsenin geçmişi umrumda değil,

Yeter ki bana gelecek sormayın.

14 Ocak ’14

 Sanırım yeterli, bir önceki seneye geçme gereği görmedim.Emin olun orada da var böyleleri.Arada piyasa popçusu gibi bir şeyler de karalamışım ama neyin ne olduğu gayet iyi anlaşılıyor.Bunu neden böyle ortaya döktüm bilmiyorum, yapasım vardı belki de.Çünkü kafamın içinde o seslerle büyüdüm daha öncesinde de.Artık öyle çok mutsuz biri falan değilim, belkide kendime karşı kazandığım ufak zaferi belli etmişimdir kendime.Çünkü aylarca kendime biçtiğim “Batman Maskesi ve Altındaki Adam” rolü ilk defa bu kadar farklı anlamlara büründü.Maskenin altındaki sorunlar değişmeye, üzerinde ise bir hikaye inşa edilmeye başlandı ve maske incelmese bile şeffaflaştı.

 T.I.‘ın da söylediği gibi “God with me I’ma find my way.” Hep aynı hikaye, kimi takip ettiysem yoluna tuttuğu ışık aynı oldu.İçinde koruğun incinin yoluna verdiği aydınlık çok sorunun çözümüne yardımcı oluyor.Bunun dışında da bir dünyanın var olduğunu bilmek insana gerçekten çok huzur veriyor.

 Gitmeden; uzun süredir albüm almıyorum.Beni mutlu etmek isteyen büyük yürekli arkadaşlarıma sesleniyorum, siz ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz… 

 Teşekkürler

 SS&S

 Kemal 🙂

Gördüğün her parlak şey altın veya elmas olmak zorunda değil.

19 Haziran 2014

Wiggle – Jason Derulo

Merhaba;

Gördüğün her parlak şey altın veya elmas olmak zorunda değil.Taviz verilmeyen zevklerin yarattığı gereksiz eleştirmenlikler hiç hoşuma gitmiyor.İnsanın ukala olmasını anlarım, karakter meselesidir, ancak eleştirmenlik bu seviyelerde sadece yeni zevklerden uzaklaştırır insanı.Bunu neden yazdım… İnsanlarla farklı şeyler konuşmayı çok severim, belki bir şeyler öğrenirim diye.Ancak son zamanlar bakıyorum da genel bir konu beğenmemezlik var sanki.Yaptığım şeyler hoşuna gitmese de çok şey öğretti bana.Benim de hiç hoşuma gitmez mesela boş anıları dinlemek ama patlatmıyorum anlatılan konuları.Sen de otur dinle belki bir şey bulursun kendince zevkli.Böyle bir şey işte; şahsi bir sinir değildi bu sadece dediğim gibi hobi lan bunlar zaten her şeyini anlatamam bunların, o zaman hobi olarak yaptığım şeye ihanet ederim.İki dakika konu olsun bize.

Neyse işte.

Dün Demet’le buluştum.Klasik yine oturduk konuştuk, biraz dertleştik diyelim.Konuların arasında bir tespitim vardı ona değindim; beni hiç mutlu etmese de benimle tamamen aynı fikirdeydi, çok dokundu içime.Şaka bir yana dedim ki; Tiziano Ferro, Ricky Martin‘in genç hali ve Lee Ryan gibi tiplerin 2000’li yılların başında karizmasının artması beni hala ayakta tutan.Çünkü ne zaman ki bu tipler ekranlardan çekildi işte benim çöküşüm orada başladı.Böyle kaslı kaslı sakallı tipler sardı etrafı, benim bütün piyasam yerlerde.Ricky Martin bile dayanamadı koca adam önce sakal falan yaptı kaslar falan iyi gidiyordu sonradan bir baktık gay oldu 🙂 Tiziano Ferro öldü sandım bir ara o kadar uzaklaştı o da bu olanlardan sonra, yazık oldu koca adama ’80 doğumlu o bi’ de.O sebeple elimden bir şey gelmez bu sebeple ben de kendimi en iyi tanıtabileceğim kıza kadar bekleme kararı aldım, baktım geldi öyle bir kız başlarım konuşmaya.Çünkü artık eskisi gibi öyle yazan eden yok, sapık anonimim bile kalmadı siz düşünün… Piyasası sönmüş pop müzisyenleri gibi hissediyorum.Sanki başarısız da olsa kariyerime devam etmek ya da klas bir şekilde çekilmek yenilgiyi kabul etmek arasından karar vermek gibi.Satmayan bir albüm falan çıkarırım iyice rezil olurum falan.

Bu arada gelelim şarkıya.Böyle bir beat var mı ! Canıma kastetti bu şarkı “wiggle wiggle wiggle”.Ve gerçeküstü bir şekilde rahat söylüyorlar şarkıyı.Hadi Snoop‘dan beklenen hareketler bunlar da Jason sen ne yaptın bunu açıkla… Kadife gibi ses bu kadar cool kullanılmasın bir daha.Cidden takıntıya yol açıyor, hoş değil.Ve bu Brezilya’lı Dünya Kupası günlerinde inanılmaz gitti.Her maçı izliyorum, evde sapık gibiyim; saat tanımaksızın maç izleyen bir tip.

Bitirmeden şunu anlatmak istiyorum; istatistikten kaldım.İşte buna içilir… Üniversite hayatımın ilk bütünlemesine bu yaz giriyorum.Sistemi bir açtım bildiğin kocaman bir F yazıyor.God damn ! Çok iyi sövdüm allahtan içimde siniri kalmadı.Ama çok üzülmüştüm, normalde derslerim çok iyiydi ama durum ortada… Patladık, hiç hoş olmadı.Vartan da kaldı zaten, sınıfın kalan on kişisiyle birlikte… Bütünlemede şenlik var.

Ben gidiyorum.Kötü bir yazı olmadı sanırım, benim hoşuma gitti.Büyük ihtimalle yaz boyu İstanbul’dayım daha görüşürüz, ben yazarım size…

Kemal 🙂

Aşık olduğun kişiye “Sana hayallerini verdim !” gibi ağır bir cümleyi söylemek, ona o kadar kızmak ve ayrılamamak; güzel şeyler tabi ilişkiler.

21 Mart 2014

I Don’t Care – Ricky Martin

Merhaba;

 Sanırsam tam olarak 63 gün önce yazı yazdım.Saydın mı derseniz cevabım “kısmen” gibi aptal bir cevap olur.Her günün her saati yeltenmişimdir yazı yazmaya, bu zamanaymış ihale…

 Tüm bu zaman boyunca işe başladım, arkadaşlarım değişti, Adana’ya gittim geldim ve bir sürü şey yaşadım.Açıkçası yazamamamın nedeni de bu denli yoğunluk.Bahaneleri sevmem çünkü değersizlerdir ama bu böyle.İş ve okul aynı anda pek sağlıklı işlemiyor, benden çok şey alıyor.Sonucu nereye gider veya daha ne kadar gider hiçbir fikrim yok.Bana çok şeyler kazandırmasını göz ardı edemem ama çok şey götürüyor.Bütün bu gürültünün içinde kendime ait sadece bir günüm var, o da Cuma.Böyle kıyamadığım sevgilim gibi, hep en sevdiklerimle dolduruyorum.Sakin, dolu ve eğlenceli geçirmeye çalışıyorum.Ve büyük ölçüde başarı yakalıyorum.

 Havada benim için bir aşk kokusu var sanki, sonuçta bahar ayları geldi tehlike arıyor insan.Gerçekten arıyorum, çünkü yıllardır “arkadaş” diyorum, bir avuç insan kaldı beni düşünen.Bu kadar fanatik davranacağıma bir hanım arkadaşımıza ilgimi belli ederdim, şimdiye evlenirdik… İşin şakası bu, tabi ki değişmedim; hala aynı benim, beklentiyle arası hiç iyi olmayan.Ancak biri tarafından ilgi ve sevgi görmenin tadı unutulmuyor, aranıyor.Her zaman kafamda bir Takin’ Back My Love klibi oynuyor, ufaktan gözlerim Ciara‘mı arıyor.O kavga hayaldir benim için, aşık olduğun kişiye “Sana hayallerini verdim !” gibi ağır bir cümleyi söylemek, ona o kadar kızmak ve ayrılamamak; güzel şeyler tabi ilişkiler.

Dayanamadım açtım Takin’ Back My Love – Enrique Iglesias ft. Ciara

 Onlarca kere söyledim artı buraya da yazdım eğer Rihanna bir iki sene geç kalsaydı şu anda Ciara vardı onun yerinde benim için.O kadar iddialı hayranıyım… “Aşkımı geri alıyorum” vay be lafa bak, gerçekten yaralayıcı sözler yazıyorlar.

 O kadar çok müzik dinliyorum ki artık hayallerimi ve tepkilerimi de şarkılar ve klipler üzerinden vermeye başladım.Artık benim için Beyonce’nin End of Time sevgilime söyleyeceğim sözler, Keri Hilson – Knock You Down kavga sonrası tepkilerim, ayrılık sonrası başta dinlediğim I Don’t Care gibi… Buna yalnızlık dedim bir ara çünkü ikili ilişkiler kurmada başta çok tutuk davranıyorum şu sıralar.Ama baktım alakası yok manyak gibi insanlarla konuşmak yerine her yerde kulaklık takarsam sonuç böyle oluyor.Pişman mıyım ? Asla, sonuçta orta okuldan beri albüm biriktiren, onlar hakkında araştırma yapan bir yapıda olduğu için beynim; artık doymuyor dinlediklerimle.İkili ilişkileri de uzun süredir beceremiyorum zaten sürekli arkadaş kaybediyorum, zorlanmıyorum o yüzden yalnızlıkta.Bizim bu oğlanlar, kızlar yetiyor; çok mutlu ediyorlar beni.

 Bak ya konu yine nerden nereye geldi.Twitter’da kapanıyor zaten.Buraya doğru bir yoğunluk bekliyorum, Allahım korur bizi inanıyorum.Geleceklerin huzurumuzu kaçırmasından korkuyorum.İçindeki dostu bulduktan sonra yalnızlık her daim huzurdur.Yanına iki kişi de eklersen de hayatında daha fazla insana ihtiyacın kalmaz.

 Esen rüzgardan bile zevk almaya, onunla mutlu olmaya bakın; yoksa vakit çok zor geçiyor.Ve her zaman yazarım yazılarımın altına:

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Kavram Kargaşası

27 Eylül 2013

Selena Gomez – Come & Get It

Merhaba;

 Sıkıldım, evde oturmak bir yerden sonra bunaltıyor insanı… Sanırım arkadaş grubunda okulu en son açılan insan olmak bir ceza.Bitmiyor, bitemiyor tatil.Tatil kusabilirim her an.Bu ruh halinde olunca insanda her türlü bunalım türünün etkileri görülüyor.Arkadaşlarımla beraberken bile “of pof” diyerek oyunbozanlık yapıyorum.Çünkü çok monoton günlerim.Hayata heyecan değil de renk lazım biraz.Bu yüzden etrafımdaki karşı cinslere bakıyorum, belki hayatıma bir renk getirebilirler diye.Ve gerçekten hiçbir şey çıkmıyor…

 Bir önceki yazımda eleştirdiğim kesime değil sözüm, siz “tumblr kızlarına”.Kavram kargaşası sadece yazımın başlığı değil, aynı zamanda kafanızda yaşadığınız şey.Aradığım şey aslında tam olarak o paylaştığınız tarzda olanlar.Ama siz onlar olmayı bırakın, yakınından bile geçmiyorsunuz.O halde olanlara “Ay bu neee, ne bu pis ortam !?” tripleriyle karşılık veren bir insan ne kadar o kafaya girebilir merak konusu zaten… Hala aynı kafayı yaşarken o tarzda giyinmeye kalkmak falan, hoş o da olmuyor.Giyinmiyorsunuz, gezdiğiniz yerle oranın arasında dağlar kadar fark var, hala destekli sutyen kızlarının tripleri falan.Çirkinleşiyorsunuz…

 Aslında gerçekten çok zor değil, müzik zevkini değiştirsen anlarsın.İnsanlar yaşadığı hayatları yazmış, onları anlatmış.Onun eksiklerinden, artılarından bahsetmiş.Size bir kapı açmış.Bunu isteyip, bundan kaçmak ne kadar doğru bilmiyorum.İnsan değişmeye içeriden başlamalı, çünkü dışarısı ne kadar değişirse kendini o kadar yabancı hisseder.

 Yapmaya çalıştığım kesinlikle yön vermeye kalkmak falan değil.Aslında kimseyi suçlamakta istemem, agresif değilimdir.Ama bunun bir nedeni var.“Farkındalılık” için uğraşıyorum.Bende çok aradım, çok zor buldum, çok aptallık yaptım.Yani beni suçlamaya falan kalkan olursa anlayışla karşılarım; mükemmel olmadığımı biliyorum, belki anlattığım kızları bile hak etmiyorum.Ama ben uğraşıyorum; ilk olarak kendimi değiştirmeye, sonra yaşayışımı.Anlamışsınızdır ne demek istediğimi.

 Neyse.Her şeyin güzelini hak ediyoruz, boş verin.Yeter ki doğru şeyi arayın.

 StaySwag&Strong

 Kemal 🙂

Evet; yiyin, için, dağıtın ama değişmeyin…

16 Haziran 2013

Eminem – Without Me

 Merhaba; 

 Eskisi gibi yazmaya çalışacağım bugün.Konumuz “oldschool” yani.Müziğin sesini kökleyin, çünkü ben öyle yaptım.Evde cidden, 4. sınıftaki halimi andırıyorum.YE YO AHA AHA ! Bir de BASS’ı arttırdım, bildiğin ‘87 model Doğan SLX’in içinde gibiyim.Bateri dersi almıştım yıllar önce, o zamandan beri bu kadar tepinmemiştim evde.Sonuç olarak üniversite sınavlarımın sonuncusuna gireceğim pazar günü, artık benden çıktı… Yukarıda yani işin devamı, bende kafamı boşaltıyorum.Bunu hak ettim mi bilmiyorum ama şu anda bunu istiyorum.

 Bu saatten sonra umuyorum ki tırmanışım başlar.Çok tatlı olur başlarsa artık.Hep beraber uçarız burada, ne güzel.Yaz çok önemli.Biliyorsunuz, hayatta değişiklik yaratan kararlar yazın alınır.Bu yüzden siz de dikkat edin.Yaza, sıcağa güvenip kararlarınızın “altında kalmayın”.

– Eminem ‘Till I Collapse –

 Nate Dogg bu şarkıya her girdiğinde “Tamam, bonservisi neyse verin de bana böyle zenci rapper getirin.” diyorum… Ama yok benim tarzım Kid Cudi ve T.I. arasında bir yerde kalmış, böyle “hardcore” şeyleri kafam kaldırmıyor… Birazdan açarım yeni bir şey onda koparız.

 Neyse, ne diyorduk !? Yaz… 

 Evet; yiyin, için, dağıtın ama değişmeyin… Mesela en büyük değişiminiz tarzınızda olsun bu yaz.Artık şu tarzınızdan kurtulun, globalleşin.Baksanıza ülke bile yerinde duramıyorken siz hala “Kanka, şöyle böyle nargile yapıyorlar.” peşindesiniz.Sizin o nargilenizi getiren garson askere gitmemişti benle tanıştığında mesela… Valla yalan o kafalar.Hayatınızı sokağa değil, kendinize ayırın.Ortam yapmaya gideceğine koş mesela, günde içtiğin bi’ paket “AKUA BLU” etkisinden kurtulursun belki.Yeni yerler dikkatini çeker, yapacak bir şey olmadığı için koşarken; insanlara bakarsın, tarzlara dikkat edersin, kendine uygun doğru bir zevk geliştirirsin.Ama tabi bunlar anlayana.

 Bu arada dediklerim yanlış anlaşılmasın, bu “TAMBILIR BOY & GÖRL” olaylarına ben de karşıyım… Yani buraya gelip sevişen milleti paylaşacağınıza azıcık götünüze güvenin sevgilinize atın o fotoğrafları.

– Cidden eğlenirsiniz 🙂 –

 Yani değişiminiz gösteriş için olmasın yine aynı şeyi söylüyorum.Hayattaki pozitif olan şeyler için değişin.Daha ilk günden dünyada başka şeylerin de olduğunu fark edeceksiniz.Ha bu arada, eğer başlarsanız değişmeye bana da haber vermeyi unutmayın… Sanırım bunu bilmeyi hak ediyorum.

 Umarım size etki etmiştir, teşekkür ediyorum.

 StaySwag&Strong

 Kemal 🙂

Aslında derim kelimesini hiç sevmem, bana acımasızca eleştiri yapan ama eleştirilerinde hiçbir anlam olmayan anonimleri hatirlatir.

7 Haziran 2013

Tarkan – Ölürüm Sana

Merhaba;

Elimde Tadelle var, bitmek üzere.Bayilirim şahsen.Son dönemlerinizin durumunu biliyorum, zorluklar yaşıyorsunuz ama Çarşı’nın yaptığı örneğe atifta bulunarak “Kendinizi hayata feda etmeyin, hayatı kendinize feda edin.” derim.

-Aslında derim kelimesini hiç sevmem, bana acımasızca eleştiri yapan ama eleştirilerinde hiçbir anlam olmayan anonimleri hatırlatır.Düşünceye saygimdan kibarca cevaplarim onlari da…-

Neyse yani demek istediğim olayları siktir edin demek degil.Ama bunu benimsemeyin, yani arasini bulun çünkü tarafini belli etmekle onu aşırı uclara tasimak arasinda kocaman bir fark var.Kendinizi kaybetmeyin.

Bugun “random” günü oldugu icin boyle sagdan soldan bahsediyorum kusura bakmayın.Tarkan’ın şu şarkısına da ölürüm açıkçası.Gercekten en iyi sarkisi bence, daha iyisini kendi bile yapamadi… Tabi bu bi görüş sonuçta Tarkan diyoruz herkesi farkli bir taraftan etkiler.

Haziran ayında yeni bir yola girdik umarım yorumlarınız iyi yondedir.Cunku gercekten çok çalışıyoruz.Ha, içimiz gercekten rahat.Yani elimizden geleni yapiyoruz, tembellik yapmiyoruz.Lutfen siz de yorumunuzu yazın.

Iki blogda da yazildi bu yazi haberiniz olsun.Tabi telefonda yazdigim icin imla hatalari olabilir burada, Deniz digerinin hatalarini duzeltiyor sonucta.

Gitmeden bir duyurum var; Vine açtım adım Kems… Haberiniz olsun takip edersiniz belki…

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Gerçekten çok zor, insan empati kurmadan yapamıyor.

28 Mayıs 2013

P.Diddy ft. Keith Evans – I’ll Be Missin’ You

Merhaba;

Dün için gerçekten çok özür dilerim.Çok yakınım değildi kaybettiğim insan; ama bir sorun vardı, onunla aynı yaşayım.Gerçekten çok zor, insan empati kurmadan yapamıyor.Onun oradaki arkadaşları, ailesi, onu tanıyan insanlar gerçekten çok garip.Bütün arkadaşları ağlıyordu mesela, gerçekten kötü yaptı beni.Umarım hepimiz istediğimiz gibi, istediğimiz kadar yaşarız.

Çünkü insanlar yaşadığı an değeri asla anlayamıyor… Hep bir şeylerin kaybedilmesi lazım.Ancak o zaman değerini anlıyoruz.Sanirim bunun adı doyumsuzluk.Fazlasini her şekilde yasayacakmiş kadar rahatiz, ama olmuyor bildiğiniz gibi.İnsan hep eksik kalıyor sonrasında; daha çok baglansaydim o anda diye dert yaniyoruz hep.

Konuyu dağıtmak istiyorum biraz.Cehennem kitabını aldım Dan Brown’un çok heyecanlıyım.Birazdan başlamayı düşünüyorum.Size her detayından bahsedeceğim okudukça.

Bu arada ben müzik yapsam dinler misiniz ? Gerçekten acaba bana müzik yapmak yakışır mı ? Yorumlarınıza ihtiyacım var, şimdiden teşekkür ederim.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂