Özledim: Natalia Dussopulos

19 Şubat 2015

Mustafa Sandal’a ait 3 şarkılık playlist

Merhaba;

Anılar benimle yaşıyor, sanki birbirinden kopuyor.Sevenler bana hesap soruyor sanki... Özledim ve her saniye deli gibi özlüyorum.Anılara özlem duymanın yanlışlığının ve yarattığı boşluğun ben de farkındayım; ancak o yazıya başladığım şarkı sözü gibi anahtarları görünce, kapılarım kendiliğinden açılıyor.Sabahtan beri “Aşka Yürek Gerek, Hatırla Beni” ikilisini dinliyordum, sonra sonra “İsyankar” da katıldı bu listeye, kopuyoruz.Zaten uzun süredir bir şeyler karalama derdindeydim, böyle duman oluşum üzerine cuk oturdu.Ve bu yazıyı tamamiyle Natalia Dussopulos‘a adıyorum.Onun yüzünden yazıyorum, sesine minnettarım.

2000’li yıllar tam olarak çocukluğuma tekabül ediyor, öyle “Ben doksanlar çocuğuydum” konuşmalarına gerek yok.Ve tam dokuz sene çocuk olarak yaşadım, sonrasındaysa “ergen, genç, delikanlı” sıfatlarını kullanmaya başladım.Bu süre zarfının ilk yarısında ülke sosyal açıdan tavan yapmıştı.Tarkan’ın Kuzu Kuzuyla dönüşü, Galatasaray’ın başarıları, Milli Takım’ın yükselişi, Mustafa Sandal’ın Avrupa’ya açılması, Sertab’ın Eurovision’da yaptıkları gibi.Yani bir çocuk için ilgilenebilecek onlarca aşina olduğumuz konuya sahiptik.Arkasından gözümüz kapalı desteklediğimiz değerlerimiz vardı.Konu dışı olacak ama o tür de bi’ konu olabilecek tek şey Arda Turan şu anda, ona da desteğimiz sonsuz zaten.Her neyse; o yıllarda -eminim yalnız değilimdir- çocukluk aşklarımdan biriydi artı en ilgi çekeniydi Natalia.Yunan olması öncelikle farklı olduğu için büyük bir artı zaten, sonrasında çok güzel oluşu da diğer büyük artıydı.Hayran hayran izlerdim televizyon karşısında ağzım açık.

Mustafa Sandal da bu memlekete gelmiş en kusursuz popstar adayıdır, altına imzamı da atarım.Ha tabi ki Tarkan diyenler çıkacaktır, hangisi daha büyük yıldızdır diye bir yorum yapmadım, ben de Bu soruya Tarkan derim 🙂 Hangisi daha kusursuzdur sorusuna cevap verdim.Tarkan‘ın o seviyeye gelmesi için kaç kişi ne kadar uğraştı tekrar bakmak lazım.Mustafa Sandal o adaylığa ilk çıktığı gün de hazırdı, ki daha kendisi yurt dışında patlamadan Natalia‘ya önayak olmasının nedeni budur.Kendi yapım şirketin var, kendi tarzın ve dinleyici kitlen var; bunun üzerine yabancı ve genç bir düet canavarına sahip olmak muazzam bir lüks.İşte o yüzden yılın 2015 olmasına rağmen deli gibi tüm gün o şarkıları dinleyebiliyoruz.

Neyse konu Mustafa değil.Kafam hep yapıma ve albümlere gidiyor, alışkanlık.

Ne diyorduk, Natalia ! Aslında internette onu anlatan bi’ güzel yazı, röportaj, haber falan bulsaydım yazıyı yazmazdım.Ama bırak haberi, kızın fotoğrafı bile yok.Şimdiki nesil önce sosyal medya için zemin hazırlıyor, sonra şarkı söylemeye başlıyor.Ama o zaman nerde (!)? Neyse gerilmiyoruz, sakince yazıyı sonlandırıyoruz.

Çok güzeldi, eminim hala güzeldir.Hoş yaşıyor mu onu bile bilmiyorum ama, tek dişi kalmış hayranı olarak Yunanca-Türkçe söylediği “Cesaretin Var Mı Aşka” şarkısını dinliyorum.Ve tekrar söylüyorum, eminim hala güzeldir.Onun için yazdım, sağolsun… Ona yazmasam “Elleri tütün, dudakları şarap kokan; Afrika asıllı bi’ kadın” diye bir yazımı yayınlayacaktım.Zaten yayınlanmayanlar da burdan köye yol oldu.

Yazı bitti.İyi kötü yazdım bir şeyler.Bütün günüm benden çalınınca aklıma yapacak başka bir şey gelmedi.

Kemal 🙂

Ben buraya nasıl geldim bilmiyorum…

10 Haziran 2013 

– Gece yarısı 11 Haziran sayılabilir ama saymayın –

The Predenter – Foo Fighters
Princess Of Cihna – Coldplay ft. Rihanna
Locked Out Of Heaven – Bruno Mars
Guilty As Charged – Gym Class Heroes ft. Estelle
Uprising – Muse
Part Of Me – Chris Cornell
Rockstar 101 – Rihanna 

Merhaba;

Mezun oluyorum, çok ilginç.Çarşamba günü okulla bağlarım kopuyor, artık evimde misafirim.Aslında trajik bir şey… BEN BİLE MEZUN OLUYORUM.Yazık günah, insan erken özlüyor be.Lisede yaşanabilecek neredeyse her şeyi yaşadım, o yüzden içim rahat aslında.Yani hayatımın gerçekten dolu geçirdiğim bir dönemiydi.

Bu arada geç kalma için özür dilerim, biraz uyuyakalmışım da.Affedin artık elimde değildi bugün çok yorulmuştum… Neyse fazla uzatmadan listenize geçiyorum.

Tavsiyeleri dinleyerek bu haftalık tarzı birazcık değiştirdim, umarım beğenirsiniz.Ve ilk defa sıralamayı değiştirmedim; yani karşıma çıkış sırasındalar, özel bir sıra yok.

The Predenter – Foo Fighters:
Benim tümüyle ergenliğimdir bu şarkı.Tabiki bende Rock dinlemiş bir insanım, hatta bayılırım.Ama benim için içinde bateri, gitar geçen tek grup Foo Fighters’dır.Umarım onlara da bir hafta yapabiliriz, onlar hakkında anlatmak istediğim çok şey olabilir.Lütfen şarkıyı gözleriniz kapalı, bateriyi göğsünüzde hissederek dinleyin.Hayranlığım sonsuzdur onlara ! 

– 2.40’daki şarkının ritminin düşmesi benden size gelsin, 3.28’deki dönüş ise sizden bana tabi –

Teşekkür Ederim.

Princess Of Cihna – Coldplay ft. Rihanna:
Aslında tipik bir Coldplay şarkısına eklenmiş cenneti dinliyorsunuz.Şarkıyı gerçekten severim.İfade ettiği şeyler gereğinden fazladır.Ama Kim Olduğunu Bilirsin Sen bu şarkıyı bana sevdirendir.Yani haftalarca YOU STOLE MY STAR diye gezdiğimi hatırlıyorum.Hatta bu sözle alakalı bir şeyler yaşamıştım yeri değil.Yapabilenler o kısımda benim için ağlasın çünkü ben yapamam.Yani ağlayamam.

Yalnız öyle anılar için değil.Orada öyle bir ses var ki, insan ağlamak zorunda tam orada.Deneyin…

Locked Out Of Heaven – Bruno Mars:
Serseriler ! Bu şarkı için başka yorumum yok… Tak kulaklıkları aç sesi ve biraz yaramazlık yap.Koşarken bile bu şarkı geldiğinde sağa sola laf atıyorum, uğraşıyorum.Açıkça abuk sabuk davranıyorum, çünkü beni buna itiyor.Sanki böyle sevdiği kişinin önünde arsız arsız “Hayır, benim dediğim olacak.” diye tutturan minik burunlu kızlar gibi.Böyle çekilmez, komik, ısırılası… Ben buraya nasıl geldim bilmiyorum…

Şarkıda kalmıştık.Adamın sesi “Cebindeki bütün her şeyi bırak ve git denize atla.” der gibi.Anne neden bende öyle ses yok ! Sinir bozucu, bir okadar da güzel.

Guilty As Charged – Gym Class Heroes ft. Estelle:
Ben olsam bu şarkının introsu girdiği anda HAH! diye giriş yapardım… Bence Estelle geç kalmış bu konuda kimse kusura bakmasın.Bu şarkı çaldığı anda dans ederim… Saate mıknatıs yaklaştırınca kafayı yer hani, bu şarkıyla kalp ritmim arasında yaşanan olay kesinlikle aynı ! Estelle her şeye değer bu performansıyla ki klibini de izleyin derim.

Uprising – Muse:
Zannediyorum bu şarkıyı açıklayacak tek kelime “Klas”.Hareket etmeden dinlesen bile sana bir şeyler katıyor, bu da başka bir sanat açıkçası.Matthew abimdeki ses, Jay-Z’nin Talk That Talk’da ki “Million Dolar Voice” dediği sanırım.Elimde olsa arabesk bile okuturum ben buna ! Ona bile gider bu herifin sesi…

Part Of Me – Chris Cornell:
Orta okul tribimi benden alan şarkıdır.Bütün hırsımı bundan çıkartırdım, sevgili sorunu yaşayan herkese tavsiye ederdim.Ama dürüst olmak gerekirse sarışın bir çok yakın arkadaşım vardı, başına dert alır bende hep o belaya atlardım.Ona “Artık yeter” diye çıkışıp trip attığım zamanlarda keşfetmiştim.Valla sinir, stres götürüyor tavsiyemdir.

Rockstar 101 – Rihanna:
“I told you too mk ! Ne lan bu her tarz söylemeler falan !? Her hıyarım var diyene elinde tuzla koşmalar falan nereye kadar diyorum !?” derdim sevgilisi falan olsam.Ayıp ! Bunun yaptığı artık her tarzdaki insanı kendine hayran bırakmak… Yok yani sitemim; ben her tarza varım, ben ne yapmalıyım şimdi !? Bana bir çıkış yolu lazım.

Evet, bir listenin daha sonuna geldik… Okuyanlara şimdiden çok teşekkürler.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂