Yarın öbür gün elde edeceğim en iyi şey daha çok üzülmemiş olmak olabilir.

28 Nisan 2020

Kylie Minogue – In Your Eyes

Merhaba;

Peşinen söylemekte fayda var, uzun ve günlük tadında bir yazı olacak. Dillendirmek istediğim bir şikayetim yok ama bu gece kendimi çok mızıkçı hissediyorum. Bu yüzden başka yerlere sarmamak için saatlerce yazı yazacağım. Ha bu demek değil ki saatlerce yazdığım yazı üç fasikül olacak. Eminim sürekli silip baştan başlayarak ve kendimce tamam dediğim hissi bulana kadar vakit öldüreceğim. Ortaya aşırı uzun olmayan ama beni gayet dinlendirmiş ve sakinleştirmiş bir şey çıkacak.

Yani umarım öyle olur, şu anda yapabileceğim en iyi şey bu.

Aslında hayatta da en iyi yaptığım şey hayal kurup, elimden gelenin en iyisini yapmak ve en nihayetinde kısmetime güvenip daha iyisini ummak. Yaşadığım her şeyi bu şablon üzerinden değerlendirmeye kalkınca daha ferah bir zihne sahip oluyorum. Yani yaşadıklarım ve sonuçlarıyla ilgili süreçte kendimden razı olabiliyorsam daha iyisini hayal etmekten çekinmiyorum. Bu yaklaşımı merkez edindiğimden beri üzüldüğüm anlar olsa bile, çok şükür ki elde ettiklerim hiçbir zaman kötüye gitmedi.

Ama bu durumdaki “iyi” de her zaman yenilir yutulur cinsten olmayabiliyor. Bazen bir sene sonra beni çok mutlu edecek bir şeyin kahrını o sene boyunca çekebiliyorum. Ve devreye duygularım girdiğinde yaşadığım uykusuzluğa değer bir mutluluk olmayabiliyor sonucunda, bazen sadece yaşadığım tatminiyet kalabiliyorum. Dürüst olmak gerekirse bu da çok cazip olmuyor.

Şablonun bu kısmındaki sorun için henüz bir çözüm bulamadım. Çünkü gururumun köpeği gibi görünüp evde beklentilerim ve hayal kırıklıklarımla yaşarken yarın öbür gün elde edeceğim en iyi şey daha çok üzülmemiş olmak olabilir.

Şu an halim o son paragraftaki örneğe çok yakın olduğu için de kendimce bunu eğlenceli kılmaya çalışıyorum. Bu eğlencenin başlangıcı olarak da üç aydır her şeye liste yapıyorum. İlk olarak ertelediklerimin listesini yaptım, şaşırtıcı derecede başarılı bir sonuç aldım ve on iki maddenin yedisini bu üç aylık sürede bitirdim.

Sonra baktım bu iş olacak gibi, kendime bir alışveriş listesi hazırladım. Listenin içi tümüyle; oyunlar, albümler ve böyle “bunu bir ara unutmayayım” dediğim şeylerle dolu. Liste elimde hazır olunca da fiyat ve indirim bilgisine kolayca hakim olabiliyorum. Bu şekilde de satın alımlarım çok kolay bir hal alıyor. Hatta oyunlar kısmını neredeyse bitirdim, sürekli olarak yeni oyun alıyorum. Yıllarca aklımda kalan bütün oyunları bu karantina indirimleriyle inanılmaz ucuz fiyatlara hatta bazılarını bedavaya alabildim. Albüm ve harici diğer şeyler için de karantina sonrasına toplu alım planlıyorum. Çünkü harici şeylerin indirimi olmasa bile beni daha çok etkileyen yeni ürünlerle karşılaşabiliyorum. Bu dönemi de daha çok beğeneceğim şeyleri araştırmaya ayırdım.

Albümler için, hali hazırda içerisinde iki yüz civarında albüm bulunan bir arşivim var. Yeni albümler satın alırken önce sevdiğim sanatçıların bende olmayan albümlerini alıp eksikleri tamamlamak istiyorum. Bunları bulması da pek kolay değil, çünkü o sanatçının Türkiye’de bulunan albümlerinin hepsini zaten almış oluyorum. Bu yüzden birazcık araştırma ve bulunduğunda da pazarlık gerektiriyor, bu da bu dönemde çok kolay değil. Dinlediğim şarkıdan örnek vermek gerekirse Kylie Minogue‘nun bende yalnızca D&R‘dan alınmış Kiss Me Once albümü var. Ama ben bu kadını çocukken dinlediğim In Your Eyes ve tabi ki Can’t Get You Out of My Head şarkılarıyla sevdim. Bu iki şarkı da Fever albümünde ve bende bu albüm yok. Durum bu olunca bazen internet üzerinden arıyorum bazen de ikinci el albüm satan yerlere gidiyorum, iki şekilde de karantina süresinde alışveriş yapamıyorum.

Öyle işte.

Son olarak inşallah bu durum olabildiğince çabuk biter de aklımızda kalan her şeyi hayırlısıyla sonuçlandırabiliriz.

İyi geceler dilerim,

Kemal 🙂

Basit GoyGoy Günlükleri: 35. gün / pandemi.6

Aslanlar gibi özen göstereceğim, birçok şeyi değiştireceğim dememin üzerinden paylaşmış olduğum son yazı tarihi olarak 22 Nisan tarihinden beri yazı yazmıyorum. Aslında çok vakit geçmemiş, bir haftaya kadar olan her şey benim için gayet yakın tarih. Yine de şahsım adına yapılmış bir riyakarlık sezdim, bu sebeple yazı yazmak istedim. Anlatacak bir şeyim olduğundan değil, maksadım kendi lafımı yememek ve elimden herhangi bir şey çıkması. Çünkü kendimce vardığım bir kanıya göre yazı yazmaktaki süreklilik cümle kalitemi arttırmakla birlikte başka şeyler yazma niyetine girdiğimde zihnimin buna uyum sağlayacak esneklikte olmasını sağlıyor. Bu da bugün yapmak istediğim bir şey şahsen. O yüzden ne olursa olsun yazma niyetindeyim.

Bu arada paylaşmış olduğum son yazı hayatımda yapmış olduğum ilk öykü denemesi paylaşımıydı. Zaten kısacıktı ama nitelik olarak öykü olması benim için yeterliydi. İyi kötü olarak yorumlayamıyorum çünkü yazdığım en iyi öyküydü, daha iyisini yazabilseydim kesinlikle onu paylaşırdım ama elimden gelen bu oldu. Okuyucu tarafından kötü bile olsa niyet ettiğim bir şeyi kendimce içime sinecek kadarıyla yapabilmek beni çok mutlu etti. Yazdığım başka şeyler de vardı ama hazır olma açısından en önde bu vardı, bu seviyeye çekebileceğim başka bir şey olursa onu da seve seve paylaşırım tabi ki.

Öyküden konu açılmışken, insan aynı buraya yazdığı denemelerde olduğu gibi kendinden yola çıkarak bir şeyleri var etmeye çalışıyorsa ilk etapta içine sineni yapabiliyormuş. Sonrası için bambaşka şeyler denenebilir tabi ki ama en azından bir yerinden hakim olduğun bir durum olması gerektiğine inanıyorum bir şeyleri ilk defa yazarken. Benim için de tabi ki öyle oldu, bunun saklanacak hiçbir tarafı yok. İçime en çok sinen yazının bire bir benim cümlelerimin olması benim için hiç şaşırtıcı değil, aksine tatmin edici. Umarım çok daha iyilerini yapabilirim, her konuda her zaman daha iyisini hedeflemeye çalışıyorum.

Bir şeyi de itiraf etmem gerekirse, o yazı beni o kadar yordu ki sonrasında evde olmama rağmen araya bu kadar vakit koymamın sebebi bu dinlenme ihtiyacı oldu. İnsan kendine ayrılık sonrası o yazıdaki kadar dürüst olmasın.

Kapanışa geçerken dinlediğim listede bir anda Aaliyah – Try Again çalmaya başladı, bu şarkıya gerçekten bayılıyorum. Bu blogda yaptığım toplam paylaşım sayısı dokuz yüz atmış kadar var. Bunun onda birinde kulağımda bu şarkı çalmış olabilir. Yani kadının hikayesi, şarkının ve yüzünün güzelliğiyle birleşince benim için vazgeçilemez bir anekdot oluyor.

Öyle işte, soran olursa halen daha evdeyim. Sürekli olarak yeni oyun almaya ve oyunları bitirmeye devam ediyorum. Sanırım puzzledan komple ümidimi kestim. Kitap açısından da İrfan Kurudirek – Bütün Ölüleri kitabını okuyorum. İrfan abiyi de gerçekten çok seviyorum. İsmime yazıp imzalaması bir yana bir öykü kitabı için bana referans olması bu kitabı benim için daha değerli kılıyor. Karantina olmasaydı balkonunda rakı için sözleşmiştik. Umuyorum ki o da olacak.

Ezcümle karantina içerisinde yazamamış olduğum vaktin hali budur. İnşallah her şey bayrama kadar çözülür. Çözüldükten sonra kapısının önünden çokça insan geçen bir yere yalnız başıma gidecek ve beş saat kahve içip insanları izleyeceğim.

Sürekli;

Olarak bir şeyler yapmaya çalışmak beni biraz zorluyor.

Elimden geldiğince kitap okuyorum, sanırım puzzle konusunda yeterli başarıyı sağlayamayacağım. Kitap harici oyunlara da gayet ilgi gösterebiliyorum ve bolca müzik dinliyorum. İlginç olmakla birlikte kendimce öyküler yazıyorum, hem de aslanlar gibi hissediyorum bu konuda. Ama bu süreçteki en tutarlı başarım aksatmadan spor yapmak oldu. Hani sorsan dünyamı değiştirmedi ama varlığı bile yeter, mutluyum.

Elimden gelirse yakın bir vakitte Sunderland ‘Til I Die hakkında yazı yazmak istiyorum. Diziyi izlerken Sunderland yokluğunun içinde kendimi buldum.

Son olarak söz aramızda,

Keşke tüm bu eforu gönlümü gün edene harcayacağım günler gelse. Çünkü Aspova bekar adamın ciğerine dokunuyor.