Bu dünya o kadar basit bir yer ki, insan araması gerekeni aradığında her şey ayağına geliyor.

18 Kasım 2013

Şarkı ismi vermeyeceğim bu akşam.

Merhaba;

Ne yazılır gece gece bilmiyorum.Ama bana yazı yazmamanın verdiği hainlik hissiyle baş etmenin tek yolu, yazı yazmak gibi duruyor.Hatırlar mısınız acaba, yazmak için yazı yazdığım zamanlar vardı… Sadece başlardım ve bir konu gelirdi hani, onun gibi olacak.

İnsan içindeki bütün güçleri, düşünceleri, hareketleri kontrol edebildiği zaman dünyadan alabileceği her şeyi almış olur.“ inancındayım.Mevlana’nın dediği gibi ”Ölmeden önce ölmek gerekir.“ sözünü başarabildiğim zaman Yunus gibi ”Bir ben var benden içeri“ sözünü somut olarak yaşayabileceğim.Size hiçbir zaman dini görüşlerimden bahsetmedim, din her insan için farklıdır kanısındayım.Bunun için de Kafirun suresine dayanırım.

Her neyse size bunlarla gelmek istemiyorum, sadece “değişmeliyim dedikten sonra, değiştim diyene kadar başımdan ne geçti” konusunda bir iki cümle kuracağım.

Ömer Hayyam’ı çok severim, onu yaşamaya çalışırım.Çünkü elime Rubaiyat geldiğinde çocuk yaştaydım, yıllarca inceledim.Bir önceki yazımda yazdığım “İstedikleri adam” hayatını yaşadığımda bile elimde o vardı.Sonrasında kendimle yüzleştim ve okumaya devam ettim.

Ama orada ilginç olan; hani ben içimde doğru beni bulunca, rubailerde gerçek Hayyam’ın saklı olduğu fikrine kapılmamdı.Sonrasında günlerce okudum onu, devam ettim aramaya.Ve yıllardır okuduğum dizeler bana ilk defa beni anlattı;

Sevgili seninle ben pergel gibiyiz:
İki başımız var, bir tek bedenimiz.
Ne kadar dönersem döneyim çevrende:
Er geç baş başa verecek değil miyiz ?

Evet, belki herkese farklı okutabilir kendini ama bana “Bende en sonunda kendimle yüzleştim” dedi ve bulmuştum Hayyam’ın açığını, ona benzediğim yüzünü.Dört elle sarıldım kitaba… Her dizeyi yazıp anlam arar oldum.Tam artık “Yok Hayyam ayyaş belli ki” derken yine cevap verdi Hayyam bana:

Ey doğru yolun yolcusu, çaresiz kalma;
Çıkma kendinden dışarı, serseri olma;
Kendi içine sefer et erenler gibi:
Sen görenlerdensin, dünya seyrine dalma.

Tamamdı artık, ben daha nasıl dönüp “Amaaan boş boş kovalama, ortamına bak sen.” diyebilirdim ki !? Ve daha çok okumaya başladım, her şeyi okudum.Uzunca bir süre asosyal bir insan olarak kaldım.Ama o asosyallik bana bunu kattı sağolsun.

Demeye çalıştığım “Bakın bende mistik bir şeyler var.” değil.Hani hepimiz mutsuzuz ya, bir şeyler istiyoruz, arıyoruz, çalışıyoruz, beklentilerimiz var hani.Ben bu en mutlu anlarımı o beklentileri kontrol edebildiğimde yakaladım, onu da bana bu hayat verdi.

Bu dünya o kadar basit bir yer ki, insan araması gerekeni aradığında her şey ayağına geliyor.

Kemal 🙂

Bir sır daha var çözdüklerimizden başka.

3 Kasım 2013

Lykke Li – I Follow Rivers

Merhaba;

Konuya nereden başlanır hiç bilmiyorum.

Dağıtmak kolay toplamak zor olanmış her zaman, onu görüyorum.İnsanın parçaladığı geçmişi ve kişiliği ona neden affedici davranmıyor ? Kendini başkalaştırıp dağılmak, başka biri olmak her akılda “ben farklıyım ve mükemmelim” tadı verdiği için parçalanmak cazip geliyor sanırım.İnsanlar bizi konuşsun diye kendi içimizde değersizleştirdiğimiz şeyden ve değişen kimliğimizden bahsediyorum.

Sanki bir emir almış gibi başkalaştım, istedikleri oldum.Onu giydim, onu konuştum, onu yedim, onu yaşadım.Ama kişiliğim hep içimde bir yerde mahkum gibi bekledi.Ben koşarak, ondan kaçarak yaşamaya devam ettim.O sadece beni takip etti.Hep aynı hızda, bana aynı uzaklıktaydı.O kadar sakin ve sessizce takip etti ki beni, ben istedikleri olurken yaşadığım karmaşada onun varlığını unuttum.Akşamları yatağa yattığımda içimdeki huzursuzluğa anlam veremedim, yaptığımı en doğru zannettim hep.

Ben değiştikçe o bana öfkelendi.Yeri geldi ikimizde yaptıklarımıza anlam veremedik.Ama o bana ne kadar bağlı olursa olsun ben onu fark edemedim; onu kendime karşı daha da öfkelendirdim, benden daha güçlü bir hal aldı.Hayatımdan insanları çıkardım en çok o üzüldü, söylememem gereken şeyler söyledim sadece o ezildi, yapmamam gereken şeyler yaptım onun canı acıdı.Ben parçalandım, o hissetti.Ben unuttum ama o unutmadı.

Hayatımda en güçlü olduğum anda bile benden daha iyiydi.Benim en hızlı kaçışımda bile bana aynı mesafede kaldı hep.Ne uzaklaştı ne de yakınlaştı.Onun gözetiminden asla çıkamadım ama asla onun dediklerini duyamadım.Yaptığım işte çok başarılıydım, insanlar tarafından en üst noktada tutuluyordum.Başarmıştım ve her şey bitti zannetmiştim.O insanları yiyip bitiren “On Top of The World” yalanına kanacak kadar daralmıştı görüşüm.Nefes almaya ihtiyaç duymayacak kadar iyi koşuyor, kaçabiliyordum ondan.

Ve takıldım ama düşmedim, sendeleyip kaçmaya devam ettim.Kaçmaya devam etmemin tek bir sebebi var aslında, takıldığımda arkama baktım ve o anki benden bambaşka birini gördüm karşımda.Söylediklerine tahammül edemedim ve şımarık çocuklar gibi kulaklarımı kapatarak koşmaya, kaçmaya devam ettim.Ama uzun süre sonra karşılaşmıştık artık, yüzünü ve varlığını asla unutamazdım.

İlk defa içimde bir korku başladı.Yaşadığım hayatın ustasıydım ama her ne olursa olsun bir kaçak ve yalancıydım.Kendime yalan söyleme hissi yüzünden etrafımı suçlamak istedim.Ama onların bana olmam gereken kişiden daha çok değer verdiğine inandım, inandırıldım.Bakın bunu siz de yaşamışsınızdır.Yapmak istemediğiniz şeyler karşısında onu isteyenler size öyle bir sevgi ve ısrar gösterir ki başka yolunuz yok sanırsınız.Her neyse işte halen kaçıyor ve yaşıyordum.

Sonrasında çok ilginç bir şey oldu.Bana ısrar eden, yaşadığım dünyayı veren, mutluluğumu sağlayan her şey tek tek gitmeye başladı.İlk olarak sevgiliye olan inancımı aldı ve gitti biri.İnanç kaybetmenin verdiği boşluğu gördüm.Sonrasında önümdeki yolu aydınlatan parayı kaybettim.Açıkçası biraz zor atlattım.Ve en son arkadaşlarımı kaybettim.En zoru bu olmuştu ama o zaman.Düşünün, size elinizdeki dünyayı verenler gerçek anlamda size sırt çevirip gidiyorlar.

Ondan sonra elimde kalan her şeyi açıklıyorum size: Ailem ve o koşuşturmanın içinde kazandığım birkaç güzel zevk veya alışkanlık.

Ve kaçtığım şeye yüzümü döndüm.

İlk olarak sadece gözlerime baktı ve konuştu.

Sonrası her hikayede farklıdır diye düşünüyorum, ama bana merhamet etmedi.En sert sınavlara girdim ve giriyorum.Ama kendime güvenerek söylüyorum, ben ondan gelen bu kadar acı ve gerçekle yüzleştikten sonra bir daha başkalarının istediği kişi olamam.Anlayacağınız o değişimi gerçekleştirdim ve yolu buldum.Artık kişiliğini yaşayan biriyim.

Çok uzun bir yazı oldu, ama bunu yazmalıyım.Ben yüzleşirken Ömer Hayyam bana çok yardım etti.

Bir sır daha var çözdüklerimizden başka !
Bir ışık daha var, bu ışıklardan başka.
Hiçbir yaptığınla yetinme, geç öteye:
Bir şey daha var, bütün yaptıklarından başka.

Kemal 🙂