Elbet bir şekilde geçecek günlerim

20 Mayıs 2014

Rachid Taha – Barra Barra

Merhaba;

 Kara Şahin Düştü.Unutmayın bunu yazının sonunda Kara Şahin‘in kim olduğuna karar vericez.

 Hayatımda ilk defa yazının ortasından başladım yazmaya, ama konuya göbekten atlamak hoşuma gitmedi sildim hepsini.Çay demlemek gibi, sırasını değiştiremezmişsin yapman gerekenlerin, yerleşmiş bir düzeni varmış yazmanın.

 Uzun süredir arada kalmış durumdayım.Sanırım biri benim hoşuma çok gitti ama söylememek daha kolayıma geliyor.Yani kendimi okuduğumda bunu görüyorum.Ama yazamadığım bir şey var, hayatımın ritmi.Çok uzun süre sonra hayatım böyle güvenli bir şekilde devam ediyor.Her açıdan sakinlik ve bir düzen hakim yaşantımda.Bu arada “Didi” açtım onu dinliyorum, Rai çok severim bilirsiniz.Neyse işte o kız hayatıma gerçekten güzel bir renk verdi ama şu anda o tarz bir ilişki bana ne yaşatır öğrenmek istiyorum.Tek büyük derdim çarşamba gününe yetişmesi gereken ödevim, onun dışındakilere pek de kulak asmıyorum zaten.O sebeple hayatıma ne tür sorunlar girer, ya da girmeli mi !?

 Neyse şuradan deneyelim; sonuçta bizim orada göte göt denir.Öyle ekstradan kelimeye ihtiyaç duymadan, yekten konuşurlar her şeyi.Şimdi bir durum değerlendirmesi  yapalım.Ben bu kızdan hoşlandım, evet; az çok tanıdım da.Ama ben buna istemeden bu durumu belli ettim ki kendim bile kabul etmek istemiyorum.Kızın tepkisi pek iyi olmadı, gayet net terslendim diyemiyorum ama oluru da yok gibi hissettirdi şimdi.Bu durumda benim normalde hiç umursamadan onu boş vermem lazımdı.Peki ben ne yaptım, hiç umursamadan onu boş verdim… Ama sadece o anda, yani sonrasındaki yazı malumunuz.Şöyle de bir şey var ki ben olmayacağını anladım o tepkiden sonra.Ama onun bana verdiği bu yazma isteği çok hoşuma gitti, hala da gidiyor.Hani Zerrin Özer derdi ya “Ben seni değil, seni sevmeyi sevdim.” diye, on numara demiş meğersem.

 O kadar vurdumduymaz bir haldeyim ki kendim için bu kadar önemli bir konu olmasına rağmen bunu bu kadar esnettim, erteledim.Sanmıyorum ki gerçek olsun bu ilişki benim için, ama tadı buradan bile çok güzeldi.Hem şöyle de bir açı var bu işte, sanırım ilk defa denemeden karar verebildim (!)

 Ya Rayah dinlemekteyim, en sevdiğim.

 Önümüz yaz ne olacağı belli olmaz, benim en sevdiğim mevsimdir sonuçta.Elbet bir şekilde geçecek günlerim.Ama ben o alıntıları yazmaya devam edeceğim.Hemde olmayan bir kız için, kim bilir belki o zamana işler değişir.Fakat yazmak istiyorum bu tarzda, karşı cinse olan aciziyet ve aidiyet duygusunu aynı anda hissetmek çok hoşuma gitmişti.

 Kara Şahin de Amerikan yapımı taarruz helikopteri.Buna ait olan bir film var bilirsiniz, ’93 Somali İç Savaşına giden Birleşmiş Milletlerdeki Amerikan kuvvetlerinin bir gününü anlatıyor.Ve filmin konusu da Titanic misali, düşmez denen helikopter düşüyor.Sonrası malumunuz anlatılmaz, izlenmeli.

 İşte bu durumda Kara Şahin kim oluyor; boş veren ben mi, yoksa tam olarak haberi bile olamayan o mu bilmiyorum.Bu vakitten sonra pek de önemli değil zaten.Güzel hikayeydi.

 Umarım yakın zamanda adam gibi bir konu için geçerim klavye başına.Uzun yazmanın tadı tuzu başka.Beni bu vakte kadar takip eden, tavsiye veren herkese çok teşekkür ediyorum.

 Son olarak Aysel Gürel’le bitirelim, o çoğu zaman haklıdır, en sevdiğim de Sezen Aksu şarkısıdır heralde.Konumuzla hiç ilgisi yok.

Neden bilmem özlüyorum ellerini ver,
Yok yalan değil artık inkar etmiyorum yeter.
Hatta belki seviyorum istiyorsan eğer.

Kemal 🙂

Kafamı bir kaldırdım, karşımdaki yok.”İnsan buna ne tepki verir ?” diye düşündüm önce, sonradan “İnsan olsan kendine bunu yapmazdın.” dedim kendime.

10 Nisan 2014

La Tortura – Shakira & Alejandro Sanz

 Merhaba;

 Savaş boyalarımı sürdüm, intikam için hazırım.Geçen yazımın intikamını almaya, eğer okuyanım varsa onun da gönlünü almaya geldim.Bakalım ne derece başarı sağlayacağım…

 İlk olarak, bu şarkıyı açmadan önce son günlerimin kahramanı Yalın – Yeniden dinliyordum… O son sahne hala sıcaklığını koruyor ruhumda, unutamadım, çok tatlı.Gerçekten öpüşülmesi gereken bir mesele varmış aralarında, orada onu halletmişler.Çok net anladım yani bunu.Son zamanlarda anlatmaya çalıştığım hanım arkadaşın profil kalıbını gördüm onda.

 Ve bu şarkıyı seçme nedenime gelelim… Esasen bütün hikayenin teması bu şarkı.Shakira’nın “Ay amor” demesinden bahsetmiyorum, hayır.Esas olay bunun bir ayrılık şarkısı veya trip şarkısı olması.Şarkının başındaki sözler “Trip atıyorum ama ne çektiğimi ben bilirim” değerinde, içerisindeki serzeniş de kesinlikle barışmak için söylenenlerin aynısı.

Peki ben buraya nereden geldim;

 Bilirsiniz belki uzun süredir aşkla alakalı şeyler, hayal ettiğim ilişki ve o kişi hakkında yazılar yazıyorum.Hiç pişman değilim açıkçası bundan.O kadar aşk kokuyor ki hava benim için, bunları yazmazsam çatlarım diye düşünüyorum.Bazen de ben bu kadar fazla üstüne düştüğüm için bu hava geçmiyor diye diretiyorum.

 Her neyse işte yazı konusu arıyordum intikam için; geçenlerde kendime “Madem bu kadar iddalısın, bakalım onunla aran bozulunca ne yapacaksın ?” dedim.Deli işi gibi görünebilir oradan ama ben çok derin odaklanırım böyle durumlarda ve hayal gücümü de çok severim… Ve başladım yürümeye, böyle deli gibi hızlı hızlı yürüyorum.Yürürken de kafamda kuruyorum; uzun saçlı, biraz ukala işte ağzı şöyle yüzü böyle bildiğin yazılımını yapıyorum sevgilimin.O ara bi’ yerde masaya oturdum ve kahve söyledim.Klasik yine hiç şekersiz Türk Kahvesi yanında bir dilim limon atılmış sade soda… Bir yudum aldım kahveden ve fark ettim ki yazılım tamamlandı kafamda.Hayali sevgilim masanın diğer ucunda bana küsmeye hazır, nedeni de belli “Kıskançlık”.Yine kahveden içerken o cümleyi duydum sevgilimin o kalın Adriana Lima tarzı sesinden, “Basit, onu hiç sevmiyorum ve istemiyorum.” dedi.Tam cevap hazırlığındayım kafasını çevirdi bana, konuşmayı kesti.İnsan en büyük zulmü kendine yaparmış bunu öğrendim orada ben… Ne yapsam suratıma bakmıyor dinlemiyor beni, inatçı manyak ! Konuşmaya çalışıyorum takmıyor, ellerine uzanıyorum kaçırıyor, ne denersem deniyim suratıma bakmıyor.O ara fark ettim ki sodayı içmişim kahve soğumaya yüz tutmuş böyle, bildiğin zamanımı geçirmişim o şekil.Neyse baktım olmuyor sonuçta kendimi kandıramıyorum, uğraşmam lazım bunun için.Aldım elime peçeteyi bi’ kalem istedim garsondan.Sonucu da hiç düşünmedimki o zamana kadar, barışsa yani kendimi kandırsam ne olacak bilmiyorum… İşte aldım ben kalemi elime bir şey bekliyorum böyle gelecek yazıcam.Hayatımda ilk defa çok basit bir şey bile olsa, serbest bir şiir yazmaya çalıştım.Gerçekten şiir yazabilene saygım sonsuz bu vakitten sonra.İki kelimeyi yan yana getirmek ne kadar zormuş… Bol bol üzeri karalanmış kelimelerin arasından şiirim çıktı böyle hafiften;

Sevdiğim kadının ellerini tutamıyorum şu an…
Dudaklarının sıcaklığını bu mesafeden hissettiğim kadın, sevgilim;
Gözlerime bakmıyorsun ve gökyüzüm kararıyor.
Ne olur bununla sınama beni, gücüm yetmiyor.

 Kafamı bir kaldırdım, karşımdaki yok.“İnsan buna ne tepki verir ?” diye düşündüm önce, sonradan “İnsan olsan kendine bunu yapmazdın.” dedim kendime.Şiiri bu yazı için telefona geçirdim, baktım hikaye intikam alabilecek kadar güçlü.Kalktım eve geldim.

 Bunları yaptırabilen hep yalnızlık diye suç attım yalnızlığıma.Ama içten içe yalnızlığıma teşekkür eder oldum, mükemmel zaman geçirdim kendi kendime.Ha bakın hala sorunlu hissediyorum kendimi ama maksimum iki saat oturduğum masada kim bilir neler öğrendim, hiç olmadı şiir yazdım…

 Şimdi tek eksiğim bana bunları yaşatacak olan 🙂 Severim bu şekildeki duygusal şeyleri.İlişkilerin bu şekilde sırları olmalı, o zaman renklenir her şey.

 Aslında Yalın’ın dediği gibi “Yıllardır bekliyor kalbine değmeyi bu cümleler.

 İntikam için bu kadar uğraşmaya değdi mi bilmiyorum.Yazım güzel oldu mu onu da bilmiyorum.Ama dediğim gibi, kendi kendime mükemmel eğlendim.Blog yazdığım ilk güne, beni buna iten ilk nedene çok teşekkür ederim.

 Kemal 🙂

Bu yolun sonu orman,

Benim evim ve hatta odamın camı o ormana bakıyor.

Akşam üstü o yokuştan aşağı eve yürümek gibi bir his daha yaşamadım ben; güneşin batışı, havanın kokusu ve o ormanın görüntüsü…

Fark edildi mi bilmiyorum, çok evcimen bir insanımdır aslında.

Her ne olursa olsun, evlenseniz bile akşam kafanızı yastığa koyduğunuzda aklınıza ilk o gelecek.

25 Mart 2014

American Boy – Estelle ft. Kanye West

Merhaba;

Altı sene olmuş American Boy yayınlanalı.Eminim bir tek Estelle‘in umrundadır, bir de benim.O şarkı çıktığında ben kendimi ilk kez müzik arşivcisi ilan etmiştim.Tabi ki ondan önce ilgilendiğim sanatçılar ve albümler vardı ancak o albümü baştan sona inceleyince, böyle burnumda hafif bir kalkma olmuştu.Zaten ya yedinci ya sekizinci sınıfa gidiyorum hava atıp kendimi ispat etmem lazım aklımca.Aynı albümde Wait A Minute ve Sean Paul‘ün eşlik ettiği inanılmaz Come Over vardı.Güzel albümdü…

Estelle demişken benim onunla alakalı çok ilginç bir hikayem veya bir düşüncem vardı.Şimdi o zamanlar ben yine tekrar tekrar bu üç şarkıyı dinliyorum, dinleyenler bilir Estelle‘in inanılmaz karakteristik bir sesi vardır.Neyse böyle ince ince işliyor yine ruhuma o şarkılar.Bende yeni yeni aşkın ne olduğunu kavramaya, ilişkilerin güvenli şeyler olmadıklarına inanmaya başlıyorum.Kendi kendime “Eminim bu Estelle’in hiç sevgilisi olmamıştır.” dedim.Şimdi bile kendime bunu neden söylediğimi anlattığımda gülüyorum.Nedeni şu bakın; o dönem bir kız arkadaşım var sürekli ağlıyor, sürekli kavga ediyoruz… Bir erkeğin tadına bakan kadın hiç bir şekilde bu sese sahip olamaz diyorum kendi kendime.Çünkü tam o zamanlar fark etmişim ilişkilerin insanları nasıl değiştirdiğini.Belli ki o hiç kavga etmemiş, üzmemiş, üzülmemiş, inadına kendini değiştirmemiş yani.Hala aynı doğallığıyla söylemeye devam ediyor, aşk kanına hiç girmemiş.

Aşk konusunda hala kendimle çelişirim.Bazen insan bir kere aşık olur derim, bazen aşk her şeyi unutturup seni başka hayata sokandır birden fazla yaşabilirsin derim.Ama hep inandığım ortak bir doğrum var, coğrafya öğretmenim lisede söylemişti bunu “Her ne olursa olsun, evlenseniz bile akşam kafanızı yastığa koyduğunuzda aklınıza ilk o gelecek.” Evet, bu doğru ve buna koşulsuz bir inanç besliyorum içimde.Yarın bir gün kendimi kaybedercesine aşık olup, gözümü kör eden o kadınla evlenebilsem bile, ikinci gece yatağa yattığımda aklıma ilk gelecek kişiyi tanıyorum.Ve bu o kadar sinir bozucu bir olgu ki; onun gitmesini istedim, gitti diye sevindim ve hala doğru kararı verdiğimi biliyorum, ama gelin görün ki oluru yok.Bunun yaşanacağını biliyorum.

Kendimi tanıyorum bu konuda, hani bazı şeyler sizin özelliğiniz olur ya o da öyle bir şey işte.Nasıl ki kırmızıyı seviyorsam, tarih okuyorsam, müzik dinliyorsam ya da James Bond izliyorsam; onu da içimde besliyorum öyle… Hani bu ona hayatımı adadığımdan falan değil, bunun böyle olması gerektiğinden, hatıralarımın ilki o olduğundan.

-Çok özür diliyorum, American Boy‘dan sonra benim için hep Ava Leigh – La La La gelir.Bu sebeple o çalıyor şu an.Sanırım aralarında yalnızca bir sene ya da birkaç ay var, dolayısıyla aynı hislerin şarkıları.-

Sevimsiz hisler bunlar ama…İnsan kendine çok kötülük yapıyor, kendinden önce seni düşünen biri olsun istiyor.Bizimkisi ne sanki, çocuk yaşta aşık olduk; çocuk oyuncağı oldu elimizde nefret ettik, korktuk.Neyse burada sitem etmek hoşuma gitmiyor bu şekilde.Bilirsiniz genelde mutlu bir insanım ama gecenin bu saatinde bu şarkıları yakalayınca hiç yakışıklı olmadı… 

Yarın nasıl bir güne uyanırız artık bilmiyorum ama her ne olursa olsun daha tecrübeli uyandığımız kesin.Benim yüzüm yine gülecek, yine mutlu olacağım.Çünkü mutlu olmayı seviyorum ve bunun için çalışıyorum.İnsan istediği kadarını yaşar sonuçta.

Son olarak Hayyam der ki;

Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Aşık olduğun kişiye “Sana hayallerini verdim !” gibi ağır bir cümleyi söylemek, ona o kadar kızmak ve ayrılamamak; güzel şeyler tabi ilişkiler.

21 Mart 2014

I Don’t Care – Ricky Martin

Merhaba;

 Sanırsam tam olarak 63 gün önce yazı yazdım.Saydın mı derseniz cevabım “kısmen” gibi aptal bir cevap olur.Her günün her saati yeltenmişimdir yazı yazmaya, bu zamanaymış ihale…

 Tüm bu zaman boyunca işe başladım, arkadaşlarım değişti, Adana’ya gittim geldim ve bir sürü şey yaşadım.Açıkçası yazamamamın nedeni de bu denli yoğunluk.Bahaneleri sevmem çünkü değersizlerdir ama bu böyle.İş ve okul aynı anda pek sağlıklı işlemiyor, benden çok şey alıyor.Sonucu nereye gider veya daha ne kadar gider hiçbir fikrim yok.Bana çok şeyler kazandırmasını göz ardı edemem ama çok şey götürüyor.Bütün bu gürültünün içinde kendime ait sadece bir günüm var, o da Cuma.Böyle kıyamadığım sevgilim gibi, hep en sevdiklerimle dolduruyorum.Sakin, dolu ve eğlenceli geçirmeye çalışıyorum.Ve büyük ölçüde başarı yakalıyorum.

 Havada benim için bir aşk kokusu var sanki, sonuçta bahar ayları geldi tehlike arıyor insan.Gerçekten arıyorum, çünkü yıllardır “arkadaş” diyorum, bir avuç insan kaldı beni düşünen.Bu kadar fanatik davranacağıma bir hanım arkadaşımıza ilgimi belli ederdim, şimdiye evlenirdik… İşin şakası bu, tabi ki değişmedim; hala aynı benim, beklentiyle arası hiç iyi olmayan.Ancak biri tarafından ilgi ve sevgi görmenin tadı unutulmuyor, aranıyor.Her zaman kafamda bir Takin’ Back My Love klibi oynuyor, ufaktan gözlerim Ciara‘mı arıyor.O kavga hayaldir benim için, aşık olduğun kişiye “Sana hayallerini verdim !” gibi ağır bir cümleyi söylemek, ona o kadar kızmak ve ayrılamamak; güzel şeyler tabi ilişkiler.

Dayanamadım açtım Takin’ Back My Love – Enrique Iglesias ft. Ciara

 Onlarca kere söyledim artı buraya da yazdım eğer Rihanna bir iki sene geç kalsaydı şu anda Ciara vardı onun yerinde benim için.O kadar iddialı hayranıyım… “Aşkımı geri alıyorum” vay be lafa bak, gerçekten yaralayıcı sözler yazıyorlar.

 O kadar çok müzik dinliyorum ki artık hayallerimi ve tepkilerimi de şarkılar ve klipler üzerinden vermeye başladım.Artık benim için Beyonce’nin End of Time sevgilime söyleyeceğim sözler, Keri Hilson – Knock You Down kavga sonrası tepkilerim, ayrılık sonrası başta dinlediğim I Don’t Care gibi… Buna yalnızlık dedim bir ara çünkü ikili ilişkiler kurmada başta çok tutuk davranıyorum şu sıralar.Ama baktım alakası yok manyak gibi insanlarla konuşmak yerine her yerde kulaklık takarsam sonuç böyle oluyor.Pişman mıyım ? Asla, sonuçta orta okuldan beri albüm biriktiren, onlar hakkında araştırma yapan bir yapıda olduğu için beynim; artık doymuyor dinlediklerimle.İkili ilişkileri de uzun süredir beceremiyorum zaten sürekli arkadaş kaybediyorum, zorlanmıyorum o yüzden yalnızlıkta.Bizim bu oğlanlar, kızlar yetiyor; çok mutlu ediyorlar beni.

 Bak ya konu yine nerden nereye geldi.Twitter’da kapanıyor zaten.Buraya doğru bir yoğunluk bekliyorum, Allahım korur bizi inanıyorum.Geleceklerin huzurumuzu kaçırmasından korkuyorum.İçindeki dostu bulduktan sonra yalnızlık her daim huzurdur.Yanına iki kişi de eklersen de hayatında daha fazla insana ihtiyacın kalmaz.

 Esen rüzgardan bile zevk almaya, onunla mutlu olmaya bakın; yoksa vakit çok zor geçiyor.Ve her zaman yazarım yazılarımın altına:

StaySwag&Strong

Kemal 🙂