Have you got me ?

9 Ağustos 2013

Rihanna – What’s My Name

Merhaba;

Sen bana sabahtan akşama kadar “Have you got me ?” de, ben sıkılmam.Şarkıya attığımız laftan sonra yazıya dönebiliriz.

– BAK ŞİMDİ DE DISTURBIA ÇALIYOR AMA BU SEFER LAF ATMAYACAĞIM –

Hayatımın en iyi yazı değil.Bitsin istiyorum, boş çünkü.Kendi yazlarımı kontrol edebildiğim zamanları özledim.Böyle olmuyor; bütün gün evdeyim.Sanki herkes ben evde yatıyorken, benim yapmak istediklerimi yapıyormuş gibi hissediyorum.Umarım yapmıyorsunuzdur, psikolojiktir.

Aslında böyle oturmamak için dönmeyi istiyorum.”Basamak atlamanın zamanı geldi artık, iyi yattık.” diyorum.Ama gel gelelim ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum.Okul açıldığı zaman sanki vahiy gelecekmiş bana, bende kendimi kurtaracakmış gibiyim.Bakalım yaşamadan öğrenilmesi imkansız.

Planlarım arasında yüzlerce komik şey var… Yani hayal olamayacak kadar ilginç.Ama bugün Deniz’in dediği en ilginciydi.Bi’ kitap okumuş adamın yazılarına benziyormuş yazılarım.Dedi sana kitap yapalım…

Fikir olarak mükemmel, herkes bir kitabı olsun ister tabi.Ama “birkaç” şey eksik.Öncelikle okunmuyorum, yani bir iki kişi dışında takip edenim yok.İnsanlar benden ne ister bilmiyorum, ne yazabilirim biliyorum ama kim okur onu bilmiyorum.Bunu nasıl yenerim bilmiyorum ya da o mini-şöhret dedikleri veya fenomenlik olarak değerlendirilen şeyi nasıl kazanırım bilmiyorum.Öyle biri olmak ister miyim onu da bilmiyorum açıkçası.Yani insanlar sana hayranım derken her şey güzel ama buradaki bir iki kişiyi kaybettiğimde girdiğim tribi beraber yaşadık. Tanınmak, takip edilmek cok tatlı, ama “En üste çıktığında yapabileceğin tek şey aşağıya inmektir.” der Notorious.Bunu kaldırmak ne derece kolay bilmiyorum.

Yazıyı parçalamak istemiyorum o yüzden konuyu kapatıyorum kusura bakmayın.

Gerçekten bi’ marka almayı ve kendi adıma kıyafet yapmayı düşünüyorum bir de.Tekstilcinin oğlu olmanın avantajı bu işte… Babam beni deli gibi destekliyor ki yapım aşaması gerçekten en kolayı.Tek derdi pazarlama.İşte o yok bende.Yani ortada bir mal olsa belki ama, kendi işini pazarlamak o kadar kolay değil.Ama gerçekten kullanan olur mu merak ediyorum.Kitap Deniz’in hayali ama bu tamamen şahsi… “KEMS” yazılı kısa kolluları giyen insanları görmek… Evet bu güzel bi’ hayal, giysenize !

– Diddy – Angels şarkısı hayal kurmaya yardım eder bu arada, haberiniz olsun. –

Teşekkür Ederim

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Bi’ oku sen bunu.

3 Ağustos 2013

Müzik Dinlemiyorum

Merhaba;

Serin bir Ağustos akşamı dersem ayıp olur, gece artık ve gerçekten serin.Yeni yazı için biraz daha beklerdim ama birine söz verdim ve eğer ağzımdan “söz” kelimesi çıkarsa o dediğimi yerine getiririm.

Gece 5’ten önce uyumuyorum, bunu güzel bir şey olarak değil aksine bir rahatsızlık olarak görüyorum.Kendi içinde farklı zorluklarla geçen senemden intikam alıyorum diyebilirim.10 saate yakın uyuyorum her gece ve bu beni mutlu eden tek şey bu konuda.Ne yazmak istediğime gelince bilmiyorum; doğaçlama olacak, kusura bakmayın.

Şu anda deniz seviyesinden 40 metre yukardaki bir evdeyim ve önümde manzarayı engelleyen hiç bir şey yok.Size şöyle anlatayım; Küçükkuyu’da bulunuyorum şu an ve sırasıyla Altınoluk, Akçay,  Edremit, Ören, Burhaniye, Karaağaç, Gömeç ve sonunda Ayvalık ile Sarımsaklı.Hepsine kuş uçuşu 50 kilometre uzaktayım ve bu saatte onların ışıklarını izliyorum.Çok tatlı bir manzaram var ve inanmazsınız ilk okula kadar her yılın yarısında burada, bu evde yaşadım.Yani o sırayı ve Edremit Körfezi’ni ezberlemek için çok vaktim vardı.Az önce ay çıktı ve tam bir hilal şeklinde.Instagram’a belki bir fotoğraf atarım ama ne derece net ceker telefon bilmiyorum.Bunu size hava atmak için anlatmadım.

Normalde bu kata çıkmam ama birazcık maneviyatım eksikti uzun süredir.Ha, size inançlarım hakkında fazla açıklama yapmayacağım çünkü yargılamaya çok açık bir konu.Bir kac rituelimden bahsedeceğim.Bilenler vardır çok dua ederim, her an dini anarım, çünkü yetiştirilme olarak dini cennete gitmek için değil de huzur bulmak için yaşamam öğretildi.Neyse işte bu hafta içinde Kadir Gecesi var bende işi garantiye almak için bu hafta her akşam bi şeyler yapıyorum.GAP falan kapşonlu ne bulduysam geçirdim üstüme çıktım balkona.Bam! Balkonda sandalyede baş örtülü bir kadın… Zıpladım olduğum yerde ilk, sonradan baktım annanem… Ama normalde mavi gecelikle yatan kürk manto giyen bir kadındır, kibarlıktan konuşamaz bile.Meğer o da kendini garantiye alıyormuş.Ama gerçekten sağlam korktum…

Laf sırasın gelmişken söylemek lazım üstteki paragrafi yazdığımda olay olmuştu, ama onun öncekinde daha üst kata çıkıyordum.Boş ama eğlenceli bir yazı oldu bitsin istemiyorum.

Boş olması canımı sıktı bi’ şeyler açayım diğer yazıya bir kapı olsun.Bana neden hayallerinde yalnızsın diye soruyorlar… Kardeşlerime, aileme canımı veririm ama başka gerçeklerde var.Sonuç olarak başkasıyla hayal kurarsan işin iki kat zorlaşır.Kendi sorunlarını hallettin bir de onunkilerle uğraşırsın.Zaten sen hayali kurulacak bir şey yaptığında onlar ya doğaçlama olarak seninle olur, ya da sen hayalini gerçekleştirdin diye senden daha çok mutlu olur.Bu konuda biraz kaderci olmak lazım; bir şeyi isteyin, bırakın o yolda yaşayacaklarınıza sizden üstün bir kişi, taraf, varlık, fikir, Allah artık siz ne diyorsanız o karar versin.

Bunu bi’ düşünün.

Teşekkür ederim, iyi geceler.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Hero of the Day

1 Ağustos 2013

Rihanna – Rude Boy

Merhaba;

Gerçekten çok uzun süredir yazamıyorum… Ne diyebilirim bilmiyorum, sanırım özür dilerim.Hoş halen okuyan var mı onuda bilmiyorum.Beni yazı yazmaya iten bir nedenim yoktu, ya da nedenlerim çok büyüktü onlarla ilgilendim.Bahanelerim bunlar.Umarım hala ilgilenen vardır.

Peki neden şimdi yazdım onu cevaplamak istiyorum… Bunun nedeni Hero of the Day lakaplı adı 5 soyadı 3 harfli bir bayan arkadaşımız.Sanırım 3 senedir kendisiyle yüz yüze konuşmamakla birlikte 2 senedir yüzünü de görmüyorum.Onu gerçekten çok severdim.Yani herkesin karşı cins için bir Dream Friend’i olmuştur, işte benim o insandı.Kimse onun kadar adam olamazdı benim için ki bahsettiğimiz bir hanım arkadaş… Bana gerçekten tarz konusunda ve beğendiğim kız tipi konusunda çok şey kattı, ondan sonra toparladım diyebilirim.

Sanırım en son 4 Nisan 2010 tarihinde birbirimize bakıp kahkaha attik.Yazık, birbirimize destek olmamız gereken çok zaman geçirdik o günden sonra.Şahsen benden daha kötü durumlara düştü bunu biliyorum.

Neyse neden bugün ondan bahsettim… Bilirsiniz, Rihanna şarkılarını kimseye adamam genelde.Ama yukaridaki şarkı ona ait… Kimse bana bu şarkıdaki “Give it to me babe like BOM BOM BOM” kısmını söylemesin yani.O ona yakışırdı.Bugun deniz kıyısında yürürken bir anda şarkı çalmaya başladı ve o aklıma geldi.Güzel zamanlardı, her şey gibi o da bitti.

Şimdi gelelim gerçeklere… Geçen yaz ufak bir mesajlasma olmuştu ve beni takmamıştı, yani bildiğiniz tek lafına 2 hafta hazırda beklemiştim.Yazık… O zamandan sonra da tekrar bir konuşma olsa ben soğuk davranırım dedim… Ona bir yazı yazmamın sebebi ise gerçekten tıkanmıştım ! Hiçbir şey yazamıyordum.Ve beni yazmaya iten ilk neden bu oldu.

Teşekkür Ederim.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Swagger Like Us

16 Temmuz 2013

Çok çeşitli şarkılar

Merhaba;

Mmm… Kafayı yiyorum sanırım,  evet.Moral bozukluğu direncimi kırıyor.Böyle vücuda girdigi anda etkisini gösteren virüsler gibi beni kendimden soğutuyor.Sanırsam çözümü ellerimde değil.Sizden bir çıkış yolu değil de bir dondurmalı tatlı rica ediyorum.Teşbihte hata olmaz derler ya hani öyle bu da.Dondurmanın bana verdiği o pembe gözlükleri sizde arıyorum.Çok fazlaysa söyleyin lütfen.

Ve kararımı verdim… Müziksiz yazı yazamıyorum.Bunu gerçekten kendi gelişimim için denedim.Yani bıraktım her şeyi yazıya oturdum.Hayır, olmadı yani yazı bitmedi.Hala telefonumda müziksiz başlamış dört yazı var.Ne yapılır bilinmez.Çünkü yazıyı bırakıp şarkı söylemeye başlıyorum.Bu da yazma sürelerini uzatıyor.

Neyse, konu boka sarmasın.

Şu anda Barış’ın evindeyim, Özgür de bizimle.Zaten yarım saat önce bizim evdeydik… Belki de bizim en büyük sorunumuz yine biziz… Mesela ben kendi sorunumu onlara anlatıyorum, onlar daha çok dert yapıyor.Bende onların sorunuymuş gibi tekrar üzülüyorum.Böyle paranoyak bir şey.Tabi işin şakası bir yana, onlar olmasa gerçekten pes ettiğim çok an olurdu, şu anda da onlar güldürdü yüzümü.

Lan ne sikimsonik yazı oldu.Aynı Kid Cudi şarkıları gibi; verse, nakarat, verse, nakarat diye sırayla gidiyor.

Oy dağlar.Saçmalıyorum farkındayım, ama toparlamaya başladım.Şöyle açıklayabilirim; siz bunu 5 dakikada okuyorsunuz, ama bu yazı hiç olmazsa yarım saat bana terapi yapıyor.Bu sizin okumanız değil sadece.Sanki bana bununla yardım ediyorsunuz.Birçok kere size bunun için teşekkür ettim biliyorsunuz.

Bana; beni delirmeye karşı koruyan, bana değer veren, sevdiğini hissettiren herkese teşekkür etmek düşer.

Teşekkür ederim hepinize.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

O an sana çok koyar işte.

12 Temmuz 2013

Tır sürerken dinlenen şarkılar

Merhaba;

Klavyem bozuk, bu sebeple bilgisayardan yazı yazamıyorum.Size daha öncesine ait yazılarımdan birini atacağım.Bunları söylememdeki neden; şimdi o psikolojide değilim, yazıyı sadece yazı veya eski psikolojim olarak değerlendirin.

Öyle bir an gelir ki hayatında, hiç bir sikim olmadığını anlarsın.O an sana çok koyar işte.Böyle o zamana kadar ağa paşa, hemen sonrasında tel maşa.Gidemezsin, elinde bir şey olmaz.Onların ellerine bakarsın, kartlarını saklarlar.Sen oyunda bir yere geleme diye ne gerekirse yaparlar.O sefaleti yaşayacağına tam o anda ölmek istersin.Çünkü elinden gelen tek şey o olur.

“Ulan!“ dersin, “ben ne büyük bir orospu çocuğuymuşum da milletin bütün güler yüzü bir tökezlememle gitti.” Ama işe yaramaz, ne dersen de nefretin içine kalır.İnsanlar seni anlamamak için kendinden geçer, hep “Bak benim halim daha beter.“ derler.Çok acı değil mi… Elbet bir gün sen de yaşayacaksın bunu, belki de yaşadın bile şu anda bana teşekkür ediyorsun.

Kimse gerçekten yanında değil.Haberi olsa yanında olacak insan çok olabilir ama günlük hayatındaki herkesin bir beklentisi var senden.Kimse seni kaybetmiş bir halde kabul etmiyor.O yüzden kaybetme ! Demiyorum tabi ki böyle bir şey… Ama kurtul hayatindan.En uzağa git, hayatında umrumda olmayan ve onların da seni takmadığı iki kişi olsun.Yoksa bu insanlar seni yer.

Hayallere dal, ama çok basit ve yüzeysel olsun.Ve uyandığında hiç bir fark olmasın o hayalle.Elindekileri hayalleştir yani, hayatına değer kat.İnsanlar bunu umursamasa bile senin bir hayatın olsun.Kendine ait bir sevgili, ev, araba, aksesuar, tarz istiyorsun.Evet bunlar güzel şeyler ama, başkasının hayatında yaşıyorsun.Başkasının hayalleri için onların imkanlarına muhtaç oluyosun.Sonrasında mahçup oluyorsun.Onların umrunda olmayan şeyler iste ve onlarla mutlu ol.

Çok sevdiğim, tekrar tekrar okuyup unutmamaya çalıştığım bir yazıdır.Okuyanlara çok teşekkürler.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Futbola aklımın erdiği ilk zaman 2002 Dünya Kupası’dır.

1 Temmuz 2013

Merhaba;

İyi akşamlar, size bu akşam futboldan bahsedeceğim.İlgisi olmayanlara şimdiden uyarımı yapayım da ben.Ama belki size bir taraftarlık katarım okursanız.

Futbola aklımın erdiği ilk zaman 2002 Dünya Kupası’dır, ama onunda bir hazırlık süreci var.2002’de turnuva başlamadan tutacağım takım belliydi, Brezilya.Bunun nedeni için sizi o Dünya Kupası’ndan 4 sene öncesine 1998’e götürmeliyim.Çünkü her şey orada başladı… Ben ‘98 yılında PlayStation aldım, düşünsenize 4 yaşındaki bir çocuğa dünyaları vermek gibi bir sey.Zaten o sene kardeşim doğmuş… Evde artık tüm ilgi bende değil, bende kendimi PlayStation’a kaptırmışım.Ailemde bu durumdan memnun çünkü kıskançlık yapmıyorum ve keyfim de yerinde.

İşte böyle bir durumda sürekli Fifa99 oynayan bir çocuk düşünün.Ama oyun diye laf etmeyin ona. Oynayanlar bilir, o sadece bir oyun değil, hayat şeklidir.Futbolun globalleşmesinin ve bütün dünyanın, her futbolcudan haberinin olmasinin nedenidir.

Neyse işte; oyunda seçilebilecek iki tane banko takım var.Bakın orada yazan isimleriyle yazıyorum, cunku o zaman onlarin ülke olduklarını bile bilmiyordum… “Brazil & Argentina” takımlar cok tanıdık değil mi.İki takımda mükemmeldi, onlarla kaybetmiyordum yani.Ama zaman geçtikçe tipik özelliklerim başladı… Artik bir takımı sahiplenme zamanıydı.Sarı forma giyen esmer vatandaşlar daha cool duruyordu.Adamlar bir de daha zevkli oynuyorlardı oyunu… Bende ister istemez tercihimi yaptım.

Sonrasında, 2000 yılında Cafu, Elber, Carlos, Rivaldo ve tabi ki El Fenomeno Ronaldo isimlerinin oynadığı takımın adının Brezilya Milli Takımı olduğunu öğrendim… Hayranlık devam etti tabi, ama sonrasında bir şey oldu… 2002 Dünya Kupası ! Ve şansa bakın Milli Takımımızın ilk maçı Brezilya’yla.Maçı hepiniz bilirsiniz Brezilya bizi 2-1 yendi ilk golü Hasan Şaş attı ardından Ronaldo ve sonrasında penaltıdan Rivaldo… İşte ben o zamandan sonraki bütün Brezilya kadrolarını ezbere sayarim.Çünkü o Brezilya o sene dünya şampiyonu oldu.

İlerleyen yıllarda Brezilya’da düşüş başladı… 2006 Dünya Kupası ardından 2010 Dünya Kupası’nda Brezilya kadrosunda ilk defa defans oyuncuları daha ön plandaydı.Ama benim için bir şey değişmedi, yani bir çok Avrupa takımı ve futbolcularını sevsem bile onların adı bende başkadır.

Bu yazıyı neden yazdığıma gelince… 2014’te yani seneye Dünya Kupası’na Brezilya ev sahipliği yapacak.Yani Maracana’da dünyanın en iyi takımı kendi evinde oynayacak.Bu artık bir futbol olayı değil.Çünkü yeni Brezilya eksini aratmıyor.Bu senenize onlarla renk verebilirsiniz, bunu hak ediyorlar.Umuyorum ki seneye onların şampiyonlugu hakkında yazarım ve hep beraber kutlarız.

Bu da en uzun yazım oldu.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂