1 Şubat 2021
Merhaba;
Son yazıma bakıp gülmemek elde değil. Tam olarak dokuz ay on yedi gündür yazı yazmıyorum, ne tutarlılık ama. Azıcık daha dişimi sıksam bir seneye tamamlayacakmışım belli ki arayı ama bugünden yazasım geldi. Kendi evimdeyim-evet- ve viski içiyorum-haliyle-, bu sebeple neden böyle bir çılgınlık yapmayayım ki dedim ve buradayım. Güzel bir yazı olmasını beklemiyorum tabii ki ama hadi bakalım karalayalım bir şeyler.
Son yazımı yazdığımdan beri hayatımda ne değişti diye başlamak gerekirse, her şey değişti. En önemlisi aşık oldum, büyük aşık oldum hem de. Sonrasında işi bıraktım ve askere gittim. Altı ay boyunca askerdeydim. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çatısı altında acemi birliğimde Kütahya, usta birliğimde Batman’da askerlik görevimi ifa ettim. Ne kattı veya ne götürdü kısmıyla ilgili uzun uzun yazacağım günler olacaktır elbette ama bugün ne kadarını anlatırım veya anlatır mıyım bilmiyorum. Askerdeyken aşık olduğum kadınla eve çıktım ve evet “kendi evimdeyim” yazarken gerçekten kendi evimdeydim. Kendisi şu anda içeride yatıyor, sabah işe gideceği için uyuması gerek… Ben asker sonrası işsizlik çilemi doldurmakla meşgulüm, bu sebeple gönlümce içip haytalık edebiliyorum. Çile falan demişken öyle üzülmeli ağlamalı bir şey değil, çok şükür durumum çiçek gibi. Minyon refahım içerisinde mutluyum, çok mutluyum hatta. Belki de hayatımda ilk kez bu hayatın bana ait olduğunu bu derecede hissedebiliyorum, çok şükür. Derdiyle, tasasıyla ve en önemlisi güzellikleriyle kendi hayatımı yaşıyorum yaklaşık on gündür.
-Uykum fena halde kaçtı, havam değişti ve nasıl devam edeceğimi düşünüyorum tam kırk beş dakikadır-
Yazının göbeğinde olur olmadık bir haber aldım ve gece üç şu anda. Yani iki saniye güzellemeye de gelmiyor bu hayat, neyse. Çok şükür iyiyim, zordu ve geçti. Altı ay ciddi manada iyi bir sınavdı ve çok şükür atlattım. Kız arkadaşımın her saniyesini bana ayırması, kardeşimle birlikte annem ve babamın ilgisi beni bu süreçte delirmekten uzak tuttu. Gerçekten delirmeye çok yaklaştığım anlar oldu ama delirmedim. Bazı şafakları zor saydım, bazıları gerçekten kolaydı. Bir şekilde atlatıldı ve geri gelindi.
Geldiğimde de hanımın sürprizleriyle karşılaştım. Ben uzaktan destek olma gayretindeyken bu kadar güzel bir evin sahibi olabileceğimi tahayyül edemiyordum tabii ki. Tavşandan şapka çıkarmaya(!) varan muhteşem sonuçlarıyla on, on iki gündür içinden çıkmadığım bir eser yaratmış bizim için. Birlikteliğimizin süreciyle ilgili de onlarca yazı yazacağım haliyle, ama bu kadar kötü yazarken olmaz. Elimden çıkan en güzel cümlelerle ona teşekkür etmek zorundayım, bütün bu yazıları ona borçluyum. Yaptıkları için de değil bu teşekkür bu arada, onun yakınımda aldığı nefese bile teşekkür edeceğim. Çünkü sevgisinin ve emeğinin değerini ona hissettirmekte en az altı ay geç kaldım ve ben bu şekilde bir geç kalmayı sevmem.
Askerden gelmiş gibiyim. Gerçekten böyle bir deyim var ve insan ister istemez hakkını veriyor. Trajikomik olan malum kısmı haricinde de salak gibiyim. Etrafa saf saf bakınıyorum ve alışmaya çalışıyorum. Pandemi şartları münasebetiyle altı ay yarı açık ceza evinde yalnızca yeşilin tonlarını gördüm. Renklere, seslere ve insanlara hayran hayran bakmaktan kendimi alamıyorum. At gibi yemek yiyorum, her baharatı sanki ilk kez tadıyormuş gibi kullanıyorum. Çok şeye şükrediyorum ve bu bana iyi geliyor. Yalnızca bir şeyin özlemi beni çok üzüyor; altı ay boyunca koltuk görmemiş olmak ve rahat biçimde oturmaktan uzak kalmak beni kötü etkiliyor. Bütün gün on yedi farklı pozisyonda yatarak altı ayın koltukla olan açığını kapatmaya çalışıyorum. Bir insan bundan mahrum bırakılmamalı bence.
Ve koltuğum gerçekten çok rahat…
Şimdilik bu kadar. Yavaş yavaş adapte olacağım ve tutarlı cümlelerin oluşturduğu sıralı paragraflarla da yazı yazacağım. Geri gelmek gerçekten çok iyi hissettiriyor.
Özlemişim.
Kemal 🙂




