İki duble onu içersin,
Arayıp haykırmak gelir içinden.
Rakı da olmasa cevaplanmayan sorularımda boğulurum.
Etiket: hayat
Çok;
Müzik dinlemekten uykum gelmiyor.
Teşhisi koydum ben, rahat olun.
Ellerin çok güzel,
Ve tabi tarzında.Kalbimin ağzımda atmasının nedeni,
Korkuyorum, kaçıyorum ve seninle konuşamıyorum.
Oysaki senin için upuzun bir yazı planlamıştım,
Ama sanırım dört kere sildim o yazdıklarımı…
Her şey hazır,
Bir ben eksiğim…
Hayatımda benim dışımda bir düzen hakim.
Sevmiyor,
Sevdirmiyorİki ayağımla kendimi taşıyamazken bir de bu yapamamazlıkları yüklüyor sırtıma.
Herkesi sevebilirim ama onu sevmeme izin yok öyle mi ?
Benim ölme zamanım çoktan geçmiş…
Bana her şeyi unutturacak “o” biri çabuk gelse de, sadece yatağa yattığım ilk an aklıma gelse “şu”.
4 Nisan 2014
Chris Cornell – You Know My Name
Merhaba;
Bu aralar her mesaja cevap vermeden “Tamam, anladım ben seni.” diyerek telefonu kapatma suretiyle elveda diyorum.Çünkü insanların yaşadıkları o şeyleri neden dert ettiklerini anlamıyorum.İnsanları kırmayı da sevmediğimden onlara işim varmış havası veriyorum.Ha doğru mu, üst düzey yanlış tabi ki.Ve neden bu kadar hızlı girdim yazıya, bilmiyorum.Sakin sakin başlamak varken böyle yırtık dondan fırlar gibi, olmadı.
Neyse artık, çalan şarkı gördüğünüz üzre Chris Cornell’den.Bir Bond Filmi Soundtrack’i olması şarkıya hiç yoktan %20 puanlık bir artış vermiş.Sanırsam ki yanılmam diye tahmin ediyorum bu konuda Casino Royale’indi ve gerçek anlamda filme yakışmıştı.Çünkü film diğer Bond Filmlerinin yanında daha donanımlı bir filmdi.Daniel’ın ilk filmi olması sebebiyle hikayede bir mükemmellik çabasına girilmişti.Ancak filmde altta kalan bir şey vardı, Eva Green.Esasen Bond Kızlarına laf sallamam ama hikayede bu kadar çok söz sahibi olması hoş bir hareket değildi, ya da şöyle söyliyim “Bond ağlamaz” bu kadar basit.Allahtan serinin geriye kalan filmlerinde Bond’un façasını düzelttiler.Onun yüzünden çok şey kaybediyordu neredeyse.
– Bu işin sonu yeni bir Bond kitabı yazmaya varır.Ben şarkıyı Rosey – Love‘a çevirdim –
Bu şarkı da nereden karşıma çıktıysa şimdi… Benim duygularımdan uzak bir yazım olamaz anladım ben bunu.Parmaklarımın ucunu kesmek istiyorum böyle hissedince işte.Onlar yüzünden unutamıyorum dudaklarını, çenesinden boynuna olan o yolu ve bel oyuntusunu.Hiç hissettiniz mi bilmiyorum, OF! cümleye çok istekli başlamıştım, nasıl anlatabilirim bilmiyorum.Kalbin hızlanır ama beynin artık huzuru hissedip uyuşmuştur ya.Kalbine göre çok hızlı nefes alıp vermen gerekirken, nefesinin yavaşladığı o an.Kokusuyla alakalı sanırsın ilk bütün o yaşadıklarının ama aslında dokunuşunda olduğunu fark edersin bütün sorumluluğun.Öyle bir şey işte… Şu iki cümleyi yazabilmek için tam on dakika direndim.İnsanın bütün enerjisini alıyor böyle hisler, kulaklarımda hala bu şarkı çalıyor.Bana her şeyi unutturacak “o” biri çabuk gelse de, sadece yatağa yattığım ilk an aklıma gelse “şu”.
Aşk bu sefer geldiğinde uzun kal bende yine.Gerçekten sana sözüm.Hikayelerimi unutmak istiyorum, her şarkıda tekrar sarhoş olmaktan bıktım.Her aklıma geldiğinde mutluluğumu kaybedip, bunu anlayanlardan laf işitmekten de bıktım.Mümkünse gel uzun bir süre alıkoy beni.Bu hislerin başka bir sonu kalmadı çünkü.
İşte yanlış şarkı seçimi adama böyle berbat yazı yazdırır.Bir ara Adana seyahatimi uzun uzun yazmayı planlıyorum.Ama onun öncesinde bu aptal yazımı telafi etmek için bir yazı daha yazabilirim, berbat hissediyorum.
Gitmeden, bu şarkıda Rosey nasıl “before” diyor ona dikkat edin.Ve sonrasında sevgilinizin ismini bile o kadar içten söylemediğinizi hatırlayıp kahrolun.
İyi geceler
Kemal 🙂

Bu yolun sonu orman,
Benim evim ve hatta odamın camı o ormana bakıyor.
Akşam üstü o yokuştan aşağı eve yürümek gibi bir his daha yaşamadım ben; güneşin batışı, havanın kokusu ve o ormanın görüntüsü…
Fark edildi mi bilmiyorum, çok evcimen bir insanımdır aslında.
Her ne olursa olsun, evlenseniz bile akşam kafanızı yastığa koyduğunuzda aklınıza ilk o gelecek.
25 Mart 2014
American Boy – Estelle ft. Kanye West
Merhaba;
Altı sene olmuş American Boy yayınlanalı.Eminim bir tek Estelle‘in umrundadır, bir de benim.O şarkı çıktığında ben kendimi ilk kez müzik arşivcisi ilan etmiştim.Tabi ki ondan önce ilgilendiğim sanatçılar ve albümler vardı ancak o albümü baştan sona inceleyince, böyle burnumda hafif bir kalkma olmuştu.Zaten ya yedinci ya sekizinci sınıfa gidiyorum hava atıp kendimi ispat etmem lazım aklımca.Aynı albümde Wait A Minute ve Sean Paul‘ün eşlik ettiği inanılmaz Come Over vardı.Güzel albümdü…
Estelle demişken benim onunla alakalı çok ilginç bir hikayem veya bir düşüncem vardı.Şimdi o zamanlar ben yine tekrar tekrar bu üç şarkıyı dinliyorum, dinleyenler bilir Estelle‘in inanılmaz karakteristik bir sesi vardır.Neyse böyle ince ince işliyor yine ruhuma o şarkılar.Bende yeni yeni aşkın ne olduğunu kavramaya, ilişkilerin güvenli şeyler olmadıklarına inanmaya başlıyorum.Kendi kendime “Eminim bu Estelle’in hiç sevgilisi olmamıştır.” dedim.Şimdi bile kendime bunu neden söylediğimi anlattığımda gülüyorum.Nedeni şu bakın; o dönem bir kız arkadaşım var sürekli ağlıyor, sürekli kavga ediyoruz… Bir erkeğin tadına bakan kadın hiç bir şekilde bu sese sahip olamaz diyorum kendi kendime.Çünkü tam o zamanlar fark etmişim ilişkilerin insanları nasıl değiştirdiğini.Belli ki o hiç kavga etmemiş, üzmemiş, üzülmemiş, inadına kendini değiştirmemiş yani.Hala aynı doğallığıyla söylemeye devam ediyor, aşk kanına hiç girmemiş.
Aşk konusunda hala kendimle çelişirim.Bazen insan bir kere aşık olur derim, bazen aşk her şeyi unutturup seni başka hayata sokandır birden fazla yaşabilirsin derim.Ama hep inandığım ortak bir doğrum var, coğrafya öğretmenim lisede söylemişti bunu “Her ne olursa olsun, evlenseniz bile akşam kafanızı yastığa koyduğunuzda aklınıza ilk o gelecek.” Evet, bu doğru ve buna koşulsuz bir inanç besliyorum içimde.Yarın bir gün kendimi kaybedercesine aşık olup, gözümü kör eden o kadınla evlenebilsem bile, ikinci gece yatağa yattığımda aklıma ilk gelecek kişiyi tanıyorum.Ve bu o kadar sinir bozucu bir olgu ki; onun gitmesini istedim, gitti diye sevindim ve hala doğru kararı verdiğimi biliyorum, ama gelin görün ki oluru yok.Bunun yaşanacağını biliyorum.
Kendimi tanıyorum bu konuda, hani bazı şeyler sizin özelliğiniz olur ya o da öyle bir şey işte.Nasıl ki kırmızıyı seviyorsam, tarih okuyorsam, müzik dinliyorsam ya da James Bond izliyorsam; onu da içimde besliyorum öyle… Hani bu ona hayatımı adadığımdan falan değil, bunun böyle olması gerektiğinden, hatıralarımın ilki o olduğundan.
-Çok özür diliyorum, American Boy‘dan sonra benim için hep Ava Leigh – La La La gelir.Bu sebeple o çalıyor şu an.Sanırım aralarında yalnızca bir sene ya da birkaç ay var, dolayısıyla aynı hislerin şarkıları.-
Sevimsiz hisler bunlar ama…İnsan kendine çok kötülük yapıyor, kendinden önce seni düşünen biri olsun istiyor.Bizimkisi ne sanki, çocuk yaşta aşık olduk; çocuk oyuncağı oldu elimizde nefret ettik, korktuk.Neyse burada sitem etmek hoşuma gitmiyor bu şekilde.Bilirsiniz genelde mutlu bir insanım ama gecenin bu saatinde bu şarkıları yakalayınca hiç yakışıklı olmadı…
Yarın nasıl bir güne uyanırız artık bilmiyorum ama her ne olursa olsun daha tecrübeli uyandığımız kesin.Benim yüzüm yine gülecek, yine mutlu olacağım.Çünkü mutlu olmayı seviyorum ve bunun için çalışıyorum.İnsan istediği kadarını yaşar sonuçta.
Son olarak Hayyam der ki;
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
StaySwag&Strong
Kemal 🙂
Benim kelimelerim hep en değersiz kabul ediliyor hayatımda.
Kendi hayatımda istenmeyen adamım.
Bir insan kendi hayatından nasıl ayrılır ki ?
Aşık olduğun kişiye “Sana hayallerini verdim !” gibi ağır bir cümleyi söylemek, ona o kadar kızmak ve ayrılamamak; güzel şeyler tabi ilişkiler.
21 Mart 2014
I Don’t Care – Ricky Martin
Merhaba;
Sanırsam tam olarak 63 gün önce yazı yazdım.Saydın mı derseniz cevabım “kısmen” gibi aptal bir cevap olur.Her günün her saati yeltenmişimdir yazı yazmaya, bu zamanaymış ihale…
Tüm bu zaman boyunca işe başladım, arkadaşlarım değişti, Adana’ya gittim geldim ve bir sürü şey yaşadım.Açıkçası yazamamamın nedeni de bu denli yoğunluk.Bahaneleri sevmem çünkü değersizlerdir ama bu böyle.İş ve okul aynı anda pek sağlıklı işlemiyor, benden çok şey alıyor.Sonucu nereye gider veya daha ne kadar gider hiçbir fikrim yok.Bana çok şeyler kazandırmasını göz ardı edemem ama çok şey götürüyor.Bütün bu gürültünün içinde kendime ait sadece bir günüm var, o da Cuma.Böyle kıyamadığım sevgilim gibi, hep en sevdiklerimle dolduruyorum.Sakin, dolu ve eğlenceli geçirmeye çalışıyorum.Ve büyük ölçüde başarı yakalıyorum.
Havada benim için bir aşk kokusu var sanki, sonuçta bahar ayları geldi tehlike arıyor insan.Gerçekten arıyorum, çünkü yıllardır “arkadaş” diyorum, bir avuç insan kaldı beni düşünen.Bu kadar fanatik davranacağıma bir hanım arkadaşımıza ilgimi belli ederdim, şimdiye evlenirdik… İşin şakası bu, tabi ki değişmedim; hala aynı benim, beklentiyle arası hiç iyi olmayan.Ancak biri tarafından ilgi ve sevgi görmenin tadı unutulmuyor, aranıyor.Her zaman kafamda bir Takin’ Back My Love klibi oynuyor, ufaktan gözlerim Ciara‘mı arıyor.O kavga hayaldir benim için, aşık olduğun kişiye “Sana hayallerini verdim !” gibi ağır bir cümleyi söylemek, ona o kadar kızmak ve ayrılamamak; güzel şeyler tabi ilişkiler.
– Dayanamadım açtım Takin’ Back My Love – Enrique Iglesias ft. Ciara –
Onlarca kere söyledim artı buraya da yazdım eğer Rihanna bir iki sene geç kalsaydı şu anda Ciara vardı onun yerinde benim için.O kadar iddialı hayranıyım… “Aşkımı geri alıyorum” vay be lafa bak, gerçekten yaralayıcı sözler yazıyorlar.
O kadar çok müzik dinliyorum ki artık hayallerimi ve tepkilerimi de şarkılar ve klipler üzerinden vermeye başladım.Artık benim için Beyonce’nin End of Time sevgilime söyleyeceğim sözler, Keri Hilson – Knock You Down kavga sonrası tepkilerim, ayrılık sonrası başta dinlediğim I Don’t Care gibi… Buna yalnızlık dedim bir ara çünkü ikili ilişkiler kurmada başta çok tutuk davranıyorum şu sıralar.Ama baktım alakası yok manyak gibi insanlarla konuşmak yerine her yerde kulaklık takarsam sonuç böyle oluyor.Pişman mıyım ? Asla, sonuçta orta okuldan beri albüm biriktiren, onlar hakkında araştırma yapan bir yapıda olduğu için beynim; artık doymuyor dinlediklerimle.İkili ilişkileri de uzun süredir beceremiyorum zaten sürekli arkadaş kaybediyorum, zorlanmıyorum o yüzden yalnızlıkta.Bizim bu oğlanlar, kızlar yetiyor; çok mutlu ediyorlar beni.
Bak ya konu yine nerden nereye geldi.Twitter’da kapanıyor zaten.Buraya doğru bir yoğunluk bekliyorum, Allahım korur bizi inanıyorum.Geleceklerin huzurumuzu kaçırmasından korkuyorum.İçindeki dostu bulduktan sonra yalnızlık her daim huzurdur.Yanına iki kişi de eklersen de hayatında daha fazla insana ihtiyacın kalmaz.
Esen rüzgardan bile zevk almaya, onunla mutlu olmaya bakın; yoksa vakit çok zor geçiyor.Ve her zaman yazarım yazılarımın altına:
StaySwag&Strong
Kemal 🙂