7 Mayıs 2020
Merhaba;
Şahsım adına en büyük guilty pleasure kalemim Gülşen olabilir. Yani saklanacak bir tarafı yok tabi ki. Gerçekten çok seviyorum, hani öyle mahcubiyet duyduğum bir şey de değil. Ama nedense çok da dillendiremiyorum dışarıda, bu sebeple bu kalemden(guilty pleasure) işlem görecek benim için. Bu şarkısını da tüm şarkıları arasında ayrı bir yerde seviyorum. Ciddi ciddi kendimle ilgili umutsuzluğa düştüğüm bir dönemin ardından duygusal olarak bu şarkı kıvamına geldiğim bir süreçte bulunmuştum. O kıvamdayken bağıra bağıra bu şarkıyı söyleme fırsatı da bulmuştum. Öyle ki, uzun bir maratonun ardından kendime değer verebildiğim muhteşem bir an olmuştu benim için. Yaşanan tek problem şarkıyı bana böyle hissettirene söyleyememiştim.
Olsun.
O durum istemeden de olsa benim adıma hayırlı olmuş. Çünkü sonrasında şarkıyı söylememin bir şey değiştirmeyeceği kötü bir sürece girdi konu. O yüzden bu kadarına da şükür. Genel olarak da kişiler haricinde bir kırgınlığım ve kızgınlığım da kalmadı hayatıma karşı. Yaşadıklarıma ve hissettiklerime kıyamadığım için öfkemi yalnızca tadımı kaçıranlara kanalize etmeyi bir süredir adet edindim, durum bundan ibaret. Kendimden emin olsam da konuyu değiştirmek için yapılması gereken şeyin almam gereken bir risk olduğunu düşünmüyorum. Son yazıda dediğim gibi, gerçekten birisi bana ölsün istiyorum.
Neyse, son yazı demişken bugün neden yazdığımı kısaca anlatmak istiyorum.
Gülşen dinlemeden de önce bugün için yazma niyetim vardı çünkü son yazdığım yazı hiç içime sinmedi. Su İdil‘in şarkısını halen daha çok seviyorum ve yazıda bahsettiğim hisler halen daha geçerli. Tek sorun yazının inanılmaz zorlama olmasıydı. Yani içimde yaşadığım buhranı tam olarak geçiremeden, hissiyatım üzerinden yazıyla paylaşmaya çalışmak beni daha da gerginliğe sevk etmiş. Yazıyı okuyorum okuyorum içim daralıyor, bir türlü sonunu getiremiyorum. İçten içe dil olarak kötü bir yazı olduğunu biliyordum, ama bu kadar problem yaşayacağımı düşünmemiştim. Hal böyle olunca da “ben bi’ içimi rahatlatayım” diyerekten yeni bir yazı yazmak istedim, bu yazının da sebebi bu.
Teşekkür ederim.
İyi geceler,
Kemal 🙂