Basit GoyGoy Günlükleri: 35. gün / pandemi.6

Aslanlar gibi özen göstereceğim, birçok şeyi değiştireceğim dememin üzerinden paylaşmış olduğum son yazı tarihi olarak 22 Nisan tarihinden beri yazı yazmıyorum. Aslında çok vakit geçmemiş, bir haftaya kadar olan her şey benim için gayet yakın tarih. Yine de şahsım adına yapılmış bir riyakarlık sezdim, bu sebeple yazı yazmak istedim. Anlatacak bir şeyim olduğundan değil, maksadım kendi lafımı yememek ve elimden herhangi bir şey çıkması. Çünkü kendimce vardığım bir kanıya göre yazı yazmaktaki süreklilik cümle kalitemi arttırmakla birlikte başka şeyler yazma niyetine girdiğimde zihnimin buna uyum sağlayacak esneklikte olmasını sağlıyor. Bu da bugün yapmak istediğim bir şey şahsen. O yüzden ne olursa olsun yazma niyetindeyim.

Bu arada paylaşmış olduğum son yazı hayatımda yapmış olduğum ilk öykü denemesi paylaşımıydı. Zaten kısacıktı ama nitelik olarak öykü olması benim için yeterliydi. İyi kötü olarak yorumlayamıyorum çünkü yazdığım en iyi öyküydü, daha iyisini yazabilseydim kesinlikle onu paylaşırdım ama elimden gelen bu oldu. Okuyucu tarafından kötü bile olsa niyet ettiğim bir şeyi kendimce içime sinecek kadarıyla yapabilmek beni çok mutlu etti. Yazdığım başka şeyler de vardı ama hazır olma açısından en önde bu vardı, bu seviyeye çekebileceğim başka bir şey olursa onu da seve seve paylaşırım tabi ki.

Öyküden konu açılmışken, insan aynı buraya yazdığı denemelerde olduğu gibi kendinden yola çıkarak bir şeyleri var etmeye çalışıyorsa ilk etapta içine sineni yapabiliyormuş. Sonrası için bambaşka şeyler denenebilir tabi ki ama en azından bir yerinden hakim olduğun bir durum olması gerektiğine inanıyorum bir şeyleri ilk defa yazarken. Benim için de tabi ki öyle oldu, bunun saklanacak hiçbir tarafı yok. İçime en çok sinen yazının bire bir benim cümlelerimin olması benim için hiç şaşırtıcı değil, aksine tatmin edici. Umarım çok daha iyilerini yapabilirim, her konuda her zaman daha iyisini hedeflemeye çalışıyorum.

Bir şeyi de itiraf etmem gerekirse, o yazı beni o kadar yordu ki sonrasında evde olmama rağmen araya bu kadar vakit koymamın sebebi bu dinlenme ihtiyacı oldu. İnsan kendine ayrılık sonrası o yazıdaki kadar dürüst olmasın.

Kapanışa geçerken dinlediğim listede bir anda Aaliyah – Try Again çalmaya başladı, bu şarkıya gerçekten bayılıyorum. Bu blogda yaptığım toplam paylaşım sayısı dokuz yüz atmış kadar var. Bunun onda birinde kulağımda bu şarkı çalmış olabilir. Yani kadının hikayesi, şarkının ve yüzünün güzelliğiyle birleşince benim için vazgeçilemez bir anekdot oluyor.

Öyle işte, soran olursa halen daha evdeyim. Sürekli olarak yeni oyun almaya ve oyunları bitirmeye devam ediyorum. Sanırım puzzledan komple ümidimi kestim. Kitap açısından da İrfan Kurudirek – Bütün Ölüleri kitabını okuyorum. İrfan abiyi de gerçekten çok seviyorum. İsmime yazıp imzalaması bir yana bir öykü kitabı için bana referans olması bu kitabı benim için daha değerli kılıyor. Karantina olmasaydı balkonunda rakı için sözleşmiştik. Umuyorum ki o da olacak.

Ezcümle karantina içerisinde yazamamış olduğum vaktin hali budur. İnşallah her şey bayrama kadar çözülür. Çözüldükten sonra kapısının önünden çokça insan geçen bir yere yalnız başıma gidecek ve beş saat kahve içip insanları izleyeceğim.

Basit GoyGoy Günlükleri: 18. Gün / Vakit

Eskiden ne kadar işime yaramasa da bir yeteneğim vardı yazı yazardım.Çok sakin bir zihinle çok hareketli bir hayat sürerdim.Anlamasam da mutluydum.

Bugün beni idare eden bir işim var.Çok sakin bir hayatta çok hareketli bir zihinle yaşıyorum.Anladığım kadarıyla mutlu değilim.

Peki, ben cebime ne zaman bağımlı hale geldim de bu denli işe mecbur hissediyorum kendimi ? Sonuçta parasız yaşardım, elli liranın üstü özgürlük demekti ve boyumdan büyük borçlarım vardı.O zaman da nefes alırdım, o zaman da tok gezerdim.

Gören de beni hayatta voleyi vurdum, cebimi dolduruyorum sanacak ama öyle değil.Ortalama bir işte ortalama bir para kazanıyorum.Bulduğum vakitleri doldurmak için istediğim her şeyi yapabilecek kadar param var.Tabiri caiz ise -çok afedersin- ipi kuşağına denk bir vaziyetteyim.Fakat şöyle bir sorun var ki doldurmaya heveslendiğim vakti hiç bulamıyorum.Vardiyalı çalışıyorum ve hayatım on iki saatlik iki periyota bölünüyor, bir adet izin günüm var ve planları belli bana bir şey kalmıyor.Ben, safi hayat mesaisi yapıyorum.

Hayatla ilgili en sevdiğim şey herhangi bir şey üretmekken; bu tempoda değil üretmek, kurgulayamıyorum bile.Sürekli sevdiğim insanlara imkan yaratıyorum, onları güldürüyorum fakat kendime yetemiyorum.Ha kimseyi suçladığım yok, kimse beni bir şeye mecbur etmiyor fakat kendime ettiğime çare de bulamıyorum.

Yoldayken bazen hayal kuruyorum, kafamda her şeyi hallettikten sonra evde yorgun düşüp uyuyorum ve ertesi gün yepyeni bir günde o hayali infaz etmiş bir şekilde uyanıyorum.

Öyle ki doymuyorum.Beni nakit değil vakit doyuruyormuş meğer ve ben o vakte çok uzaktayım.

Böyle gitsin istemiyorum, elde ettiklerimden de geçemiyorum.Kendime ihanet etmiş gibiyim.

Her zaman olduğu gibi, bilmiyorum.