Bi’ oku sen bunu.

3 Ağustos 2013

Müzik Dinlemiyorum

Merhaba;

Serin bir Ağustos akşamı dersem ayıp olur, gece artık ve gerçekten serin.Yeni yazı için biraz daha beklerdim ama birine söz verdim ve eğer ağzımdan “söz” kelimesi çıkarsa o dediğimi yerine getiririm.

Gece 5’ten önce uyumuyorum, bunu güzel bir şey olarak değil aksine bir rahatsızlık olarak görüyorum.Kendi içinde farklı zorluklarla geçen senemden intikam alıyorum diyebilirim.10 saate yakın uyuyorum her gece ve bu beni mutlu eden tek şey bu konuda.Ne yazmak istediğime gelince bilmiyorum; doğaçlama olacak, kusura bakmayın.

Şu anda deniz seviyesinden 40 metre yukardaki bir evdeyim ve önümde manzarayı engelleyen hiç bir şey yok.Size şöyle anlatayım; Küçükkuyu’da bulunuyorum şu an ve sırasıyla Altınoluk, Akçay,  Edremit, Ören, Burhaniye, Karaağaç, Gömeç ve sonunda Ayvalık ile Sarımsaklı.Hepsine kuş uçuşu 50 kilometre uzaktayım ve bu saatte onların ışıklarını izliyorum.Çok tatlı bir manzaram var ve inanmazsınız ilk okula kadar her yılın yarısında burada, bu evde yaşadım.Yani o sırayı ve Edremit Körfezi’ni ezberlemek için çok vaktim vardı.Az önce ay çıktı ve tam bir hilal şeklinde.Instagram’a belki bir fotoğraf atarım ama ne derece net ceker telefon bilmiyorum.Bunu size hava atmak için anlatmadım.

Normalde bu kata çıkmam ama birazcık maneviyatım eksikti uzun süredir.Ha, size inançlarım hakkında fazla açıklama yapmayacağım çünkü yargılamaya çok açık bir konu.Bir kac rituelimden bahsedeceğim.Bilenler vardır çok dua ederim, her an dini anarım, çünkü yetiştirilme olarak dini cennete gitmek için değil de huzur bulmak için yaşamam öğretildi.Neyse işte bu hafta içinde Kadir Gecesi var bende işi garantiye almak için bu hafta her akşam bi şeyler yapıyorum.GAP falan kapşonlu ne bulduysam geçirdim üstüme çıktım balkona.Bam! Balkonda sandalyede baş örtülü bir kadın… Zıpladım olduğum yerde ilk, sonradan baktım annanem… Ama normalde mavi gecelikle yatan kürk manto giyen bir kadındır, kibarlıktan konuşamaz bile.Meğer o da kendini garantiye alıyormuş.Ama gerçekten sağlam korktum…

Laf sırasın gelmişken söylemek lazım üstteki paragrafi yazdığımda olay olmuştu, ama onun öncekinde daha üst kata çıkıyordum.Boş ama eğlenceli bir yazı oldu bitsin istemiyorum.

Boş olması canımı sıktı bi’ şeyler açayım diğer yazıya bir kapı olsun.Bana neden hayallerinde yalnızsın diye soruyorlar… Kardeşlerime, aileme canımı veririm ama başka gerçeklerde var.Sonuç olarak başkasıyla hayal kurarsan işin iki kat zorlaşır.Kendi sorunlarını hallettin bir de onunkilerle uğraşırsın.Zaten sen hayali kurulacak bir şey yaptığında onlar ya doğaçlama olarak seninle olur, ya da sen hayalini gerçekleştirdin diye senden daha çok mutlu olur.Bu konuda biraz kaderci olmak lazım; bir şeyi isteyin, bırakın o yolda yaşayacaklarınıza sizden üstün bir kişi, taraf, varlık, fikir, Allah artık siz ne diyorsanız o karar versin.

Bunu bi’ düşünün.

Teşekkür ederim, iyi geceler.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Hero of the Day

1 Ağustos 2013

Rihanna – Rude Boy

Merhaba;

Gerçekten çok uzun süredir yazamıyorum… Ne diyebilirim bilmiyorum, sanırım özür dilerim.Hoş halen okuyan var mı onuda bilmiyorum.Beni yazı yazmaya iten bir nedenim yoktu, ya da nedenlerim çok büyüktü onlarla ilgilendim.Bahanelerim bunlar.Umarım hala ilgilenen vardır.

Peki neden şimdi yazdım onu cevaplamak istiyorum… Bunun nedeni Hero of the Day lakaplı adı 5 soyadı 3 harfli bir bayan arkadaşımız.Sanırım 3 senedir kendisiyle yüz yüze konuşmamakla birlikte 2 senedir yüzünü de görmüyorum.Onu gerçekten çok severdim.Yani herkesin karşı cins için bir Dream Friend’i olmuştur, işte benim o insandı.Kimse onun kadar adam olamazdı benim için ki bahsettiğimiz bir hanım arkadaş… Bana gerçekten tarz konusunda ve beğendiğim kız tipi konusunda çok şey kattı, ondan sonra toparladım diyebilirim.

Sanırım en son 4 Nisan 2010 tarihinde birbirimize bakıp kahkaha attik.Yazık, birbirimize destek olmamız gereken çok zaman geçirdik o günden sonra.Şahsen benden daha kötü durumlara düştü bunu biliyorum.

Neyse neden bugün ondan bahsettim… Bilirsiniz, Rihanna şarkılarını kimseye adamam genelde.Ama yukaridaki şarkı ona ait… Kimse bana bu şarkıdaki “Give it to me babe like BOM BOM BOM” kısmını söylemesin yani.O ona yakışırdı.Bugun deniz kıyısında yürürken bir anda şarkı çalmaya başladı ve o aklıma geldi.Güzel zamanlardı, her şey gibi o da bitti.

Şimdi gelelim gerçeklere… Geçen yaz ufak bir mesajlasma olmuştu ve beni takmamıştı, yani bildiğiniz tek lafına 2 hafta hazırda beklemiştim.Yazık… O zamandan sonra da tekrar bir konuşma olsa ben soğuk davranırım dedim… Ona bir yazı yazmamın sebebi ise gerçekten tıkanmıştım ! Hiçbir şey yazamıyordum.Ve beni yazmaya iten ilk neden bu oldu.

Teşekkür Ederim.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

O an sana çok koyar işte.

12 Temmuz 2013

Tır sürerken dinlenen şarkılar

Merhaba;

Klavyem bozuk, bu sebeple bilgisayardan yazı yazamıyorum.Size daha öncesine ait yazılarımdan birini atacağım.Bunları söylememdeki neden; şimdi o psikolojide değilim, yazıyı sadece yazı veya eski psikolojim olarak değerlendirin.

Öyle bir an gelir ki hayatında, hiç bir sikim olmadığını anlarsın.O an sana çok koyar işte.Böyle o zamana kadar ağa paşa, hemen sonrasında tel maşa.Gidemezsin, elinde bir şey olmaz.Onların ellerine bakarsın, kartlarını saklarlar.Sen oyunda bir yere geleme diye ne gerekirse yaparlar.O sefaleti yaşayacağına tam o anda ölmek istersin.Çünkü elinden gelen tek şey o olur.

“Ulan!“ dersin, “ben ne büyük bir orospu çocuğuymuşum da milletin bütün güler yüzü bir tökezlememle gitti.” Ama işe yaramaz, ne dersen de nefretin içine kalır.İnsanlar seni anlamamak için kendinden geçer, hep “Bak benim halim daha beter.“ derler.Çok acı değil mi… Elbet bir gün sen de yaşayacaksın bunu, belki de yaşadın bile şu anda bana teşekkür ediyorsun.

Kimse gerçekten yanında değil.Haberi olsa yanında olacak insan çok olabilir ama günlük hayatındaki herkesin bir beklentisi var senden.Kimse seni kaybetmiş bir halde kabul etmiyor.O yüzden kaybetme ! Demiyorum tabi ki böyle bir şey… Ama kurtul hayatindan.En uzağa git, hayatında umrumda olmayan ve onların da seni takmadığı iki kişi olsun.Yoksa bu insanlar seni yer.

Hayallere dal, ama çok basit ve yüzeysel olsun.Ve uyandığında hiç bir fark olmasın o hayalle.Elindekileri hayalleştir yani, hayatına değer kat.İnsanlar bunu umursamasa bile senin bir hayatın olsun.Kendine ait bir sevgili, ev, araba, aksesuar, tarz istiyorsun.Evet bunlar güzel şeyler ama, başkasının hayatında yaşıyorsun.Başkasının hayalleri için onların imkanlarına muhtaç oluyosun.Sonrasında mahçup oluyorsun.Onların umrunda olmayan şeyler iste ve onlarla mutlu ol.

Çok sevdiğim, tekrar tekrar okuyup unutmamaya çalıştığım bir yazıdır.Okuyanlara çok teşekkürler.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Futbola aklımın erdiği ilk zaman 2002 Dünya Kupası’dır.

1 Temmuz 2013

Merhaba;

İyi akşamlar, size bu akşam futboldan bahsedeceğim.İlgisi olmayanlara şimdiden uyarımı yapayım da ben.Ama belki size bir taraftarlık katarım okursanız.

Futbola aklımın erdiği ilk zaman 2002 Dünya Kupası’dır, ama onunda bir hazırlık süreci var.2002’de turnuva başlamadan tutacağım takım belliydi, Brezilya.Bunun nedeni için sizi o Dünya Kupası’ndan 4 sene öncesine 1998’e götürmeliyim.Çünkü her şey orada başladı… Ben ‘98 yılında PlayStation aldım, düşünsenize 4 yaşındaki bir çocuğa dünyaları vermek gibi bir sey.Zaten o sene kardeşim doğmuş… Evde artık tüm ilgi bende değil, bende kendimi PlayStation’a kaptırmışım.Ailemde bu durumdan memnun çünkü kıskançlık yapmıyorum ve keyfim de yerinde.

İşte böyle bir durumda sürekli Fifa99 oynayan bir çocuk düşünün.Ama oyun diye laf etmeyin ona. Oynayanlar bilir, o sadece bir oyun değil, hayat şeklidir.Futbolun globalleşmesinin ve bütün dünyanın, her futbolcudan haberinin olmasinin nedenidir.

Neyse işte; oyunda seçilebilecek iki tane banko takım var.Bakın orada yazan isimleriyle yazıyorum, cunku o zaman onlarin ülke olduklarını bile bilmiyordum… “Brazil & Argentina” takımlar cok tanıdık değil mi.İki takımda mükemmeldi, onlarla kaybetmiyordum yani.Ama zaman geçtikçe tipik özelliklerim başladı… Artik bir takımı sahiplenme zamanıydı.Sarı forma giyen esmer vatandaşlar daha cool duruyordu.Adamlar bir de daha zevkli oynuyorlardı oyunu… Bende ister istemez tercihimi yaptım.

Sonrasında, 2000 yılında Cafu, Elber, Carlos, Rivaldo ve tabi ki El Fenomeno Ronaldo isimlerinin oynadığı takımın adının Brezilya Milli Takımı olduğunu öğrendim… Hayranlık devam etti tabi, ama sonrasında bir şey oldu… 2002 Dünya Kupası ! Ve şansa bakın Milli Takımımızın ilk maçı Brezilya’yla.Maçı hepiniz bilirsiniz Brezilya bizi 2-1 yendi ilk golü Hasan Şaş attı ardından Ronaldo ve sonrasında penaltıdan Rivaldo… İşte ben o zamandan sonraki bütün Brezilya kadrolarını ezbere sayarim.Çünkü o Brezilya o sene dünya şampiyonu oldu.

İlerleyen yıllarda Brezilya’da düşüş başladı… 2006 Dünya Kupası ardından 2010 Dünya Kupası’nda Brezilya kadrosunda ilk defa defans oyuncuları daha ön plandaydı.Ama benim için bir şey değişmedi, yani bir çok Avrupa takımı ve futbolcularını sevsem bile onların adı bende başkadır.

Bu yazıyı neden yazdığıma gelince… 2014’te yani seneye Dünya Kupası’na Brezilya ev sahipliği yapacak.Yani Maracana’da dünyanın en iyi takımı kendi evinde oynayacak.Bu artık bir futbol olayı değil.Çünkü yeni Brezilya eksini aratmıyor.Bu senenize onlarla renk verebilirsiniz, bunu hak ediyorlar.Umuyorum ki seneye onların şampiyonlugu hakkında yazarım ve hep beraber kutlarız.

Bu da en uzun yazım oldu.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Çifti olduğunuz insanların yüzü sizin sayenizde gülsün… Başkalarına imkan vermeyin.

24 Haziran 2013

– Saat gece 04.20 –

Aslında Müzik Dinlemiyorum

Merhaba;

Bir insan bu saatte yalniz neden oturur, neden yazı yazar, hiç mi sıkılmaz bilmiyorum.Ama şu anda kendime sorduğum bütün soruların tek bir cevabi var “Huzurluyum”.Ama böyle bilinen huzur degil.

Sonuc olarak bu gün hayatımın belli bir dönemi kapandı.Yani, yeni bir seyler olacak.Etrafimdaki insanlar bile buna uyum sağladı.Zaten eskilerden 10 kisi kaldı en fazla… Kemik kadroyla yola devam yani.Dedigim gibi yakın zamanda bir şeyler yaşayacağız ister istemez, içimde buna ait bir huzur var.Hani gece ikide kalkip tatile gitmek icin yola cikarsin ya; geleceğin belirsizliği bir huzur verir sana, aynı öyle bir şey.

Herneyse; yarin saat 10.00’da sorumluluk sınavım var aslında.Durum ne olacak bilmiyorum, okulumdan bir yardım bekliyorum.Ama söylemeye çalıştığım sınav değil, bu saate kadar oturmam bunu bile bile.Dedigim gibi insan bazen düzende sorunlar yaşıyor.Bizde deniyoruz.

Yazıyı bitirdiğim anda telefonu kapatip yatacagim.Yani bahanem sizsiniz.Aslinda şikayet etmek istediğim çok şey var ama yapamıyorum, elimdekilerin kaybolmasindan korkuyorum.O yuzden yazi samimi gelmezse kusura bakmayın.Zaten yaz tatilindeyiz, insanlarin beni okumaya ihtiyac duyacağını bile düşünmüyorum.

Öyle işte durum bu, az önce Ecrin bir yazı attı bana.Eger begenirsem yazi olmuş demekmiş.Yaziyi begendim ama icerikte bir ikileme düştüm.Yazida gitmeye oranla kalmak daha kolay diyordu.Hic sanmıyorum, bende o ortak kaniyla ayni dusuncedeyim.Giden her şekilde yeni bir hayat elde ediyor, kalan ise eskide yeni düzen arıyor… Bunu ona soyleyemedim, umarim buradan okur.

Bu arada yaz tatillerinizi gerçekten çok merak ediyorum.Bana bir şekilde tatillerinizden bahsedin… Bana nasil ulaşabileceğinizi biliyorsunuz, o kadar zor değil.Bir de bütün bu yaziyi okuyanlara sesleniyorum, çifti olduğunuz insanların yüzü sizin sayenizde gülsün… Başkalarına imkan vermeyin.

Teşekkür ederim.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Evet; yiyin, için, dağıtın ama değişmeyin…

16 Haziran 2013

Eminem – Without Me

 Merhaba; 

 Eskisi gibi yazmaya çalışacağım bugün.Konumuz “oldschool” yani.Müziğin sesini kökleyin, çünkü ben öyle yaptım.Evde cidden, 4. sınıftaki halimi andırıyorum.YE YO AHA AHA ! Bir de BASS’ı arttırdım, bildiğin ‘87 model Doğan SLX’in içinde gibiyim.Bateri dersi almıştım yıllar önce, o zamandan beri bu kadar tepinmemiştim evde.Sonuç olarak üniversite sınavlarımın sonuncusuna gireceğim pazar günü, artık benden çıktı… Yukarıda yani işin devamı, bende kafamı boşaltıyorum.Bunu hak ettim mi bilmiyorum ama şu anda bunu istiyorum.

 Bu saatten sonra umuyorum ki tırmanışım başlar.Çok tatlı olur başlarsa artık.Hep beraber uçarız burada, ne güzel.Yaz çok önemli.Biliyorsunuz, hayatta değişiklik yaratan kararlar yazın alınır.Bu yüzden siz de dikkat edin.Yaza, sıcağa güvenip kararlarınızın “altında kalmayın”.

– Eminem ‘Till I Collapse –

 Nate Dogg bu şarkıya her girdiğinde “Tamam, bonservisi neyse verin de bana böyle zenci rapper getirin.” diyorum… Ama yok benim tarzım Kid Cudi ve T.I. arasında bir yerde kalmış, böyle “hardcore” şeyleri kafam kaldırmıyor… Birazdan açarım yeni bir şey onda koparız.

 Neyse, ne diyorduk !? Yaz… 

 Evet; yiyin, için, dağıtın ama değişmeyin… Mesela en büyük değişiminiz tarzınızda olsun bu yaz.Artık şu tarzınızdan kurtulun, globalleşin.Baksanıza ülke bile yerinde duramıyorken siz hala “Kanka, şöyle böyle nargile yapıyorlar.” peşindesiniz.Sizin o nargilenizi getiren garson askere gitmemişti benle tanıştığında mesela… Valla yalan o kafalar.Hayatınızı sokağa değil, kendinize ayırın.Ortam yapmaya gideceğine koş mesela, günde içtiğin bi’ paket “AKUA BLU” etkisinden kurtulursun belki.Yeni yerler dikkatini çeker, yapacak bir şey olmadığı için koşarken; insanlara bakarsın, tarzlara dikkat edersin, kendine uygun doğru bir zevk geliştirirsin.Ama tabi bunlar anlayana.

 Bu arada dediklerim yanlış anlaşılmasın, bu “TAMBILIR BOY & GÖRL” olaylarına ben de karşıyım… Yani buraya gelip sevişen milleti paylaşacağınıza azıcık götünüze güvenin sevgilinize atın o fotoğrafları.

– Cidden eğlenirsiniz 🙂 –

 Yani değişiminiz gösteriş için olmasın yine aynı şeyi söylüyorum.Hayattaki pozitif olan şeyler için değişin.Daha ilk günden dünyada başka şeylerin de olduğunu fark edeceksiniz.Ha bu arada, eğer başlarsanız değişmeye bana da haber vermeyi unutmayın… Sanırım bunu bilmeyi hak ediyorum.

 Umarım size etki etmiştir, teşekkür ediyorum.

 StaySwag&Strong

 Kemal 🙂

Aslında derim kelimesini hiç sevmem, bana acımasızca eleştiri yapan ama eleştirilerinde hiçbir anlam olmayan anonimleri hatirlatir.

7 Haziran 2013

Tarkan – Ölürüm Sana

Merhaba;

Elimde Tadelle var, bitmek üzere.Bayilirim şahsen.Son dönemlerinizin durumunu biliyorum, zorluklar yaşıyorsunuz ama Çarşı’nın yaptığı örneğe atifta bulunarak “Kendinizi hayata feda etmeyin, hayatı kendinize feda edin.” derim.

-Aslında derim kelimesini hiç sevmem, bana acımasızca eleştiri yapan ama eleştirilerinde hiçbir anlam olmayan anonimleri hatırlatır.Düşünceye saygimdan kibarca cevaplarim onlari da…-

Neyse yani demek istediğim olayları siktir edin demek degil.Ama bunu benimsemeyin, yani arasini bulun çünkü tarafini belli etmekle onu aşırı uclara tasimak arasinda kocaman bir fark var.Kendinizi kaybetmeyin.

Bugun “random” günü oldugu icin boyle sagdan soldan bahsediyorum kusura bakmayın.Tarkan’ın şu şarkısına da ölürüm açıkçası.Gercekten en iyi sarkisi bence, daha iyisini kendi bile yapamadi… Tabi bu bi görüş sonuçta Tarkan diyoruz herkesi farkli bir taraftan etkiler.

Haziran ayında yeni bir yola girdik umarım yorumlarınız iyi yondedir.Cunku gercekten çok çalışıyoruz.Ha, içimiz gercekten rahat.Yani elimizden geleni yapiyoruz, tembellik yapmiyoruz.Lutfen siz de yorumunuzu yazın.

Iki blogda da yazildi bu yazi haberiniz olsun.Tabi telefonda yazdigim icin imla hatalari olabilir burada, Deniz digerinin hatalarini duzeltiyor sonucta.

Gitmeden bir duyurum var; Vine açtım adım Kems… Haberiniz olsun takip edersiniz belki…

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

#DirenGeziParkı / #occupygezi

1 Haziran 2013 – Gece yarısı –

Merhaba;

Bu gece beklenmeyen bir şey oldu.Ne kadar gerçekçi, ne kadar uzun sürer bilemem ama oldu.İnsanlar kendilerini bir yere ait hissedip çatışmak yerine, ortak payda altında kendi düzenlerine saldırdı.Ve saldırı derken; baş kaldırı olarak değil, sıcak çatışma olarak saldırdı.

Çünkü o örneği bu 11 sene içerisinde birçok kere yaşadık.Hayır dediğimiz için yürüdük, Kemal Kılıçdaroğlu geldi diye yürüdük, şehitler canımıza tak etti yürüdük yani biz genel olarak sadece yürüdük.

Ama bu gece farklı gelişti her şey.İlk defa doğa için oldu her şey ve bu sefer geçmişimizi unutmadık.Daha doğrusu onlar o büyük şiddetleri ile hatırlattı bize.İnsanlar bu sefer yürümedi, hakları için koştu, saldırdı, dayak yedi gerektiğinde.

Tek korkum var, çabuk kanmak.Sonuç olarak yarın yeni bir güne uyanacağız, bu insanların istediği bir şeyler olacak, çatışmalar meyve verecek.Ama insanların doyumsuz olması gereken bir zamandayız.11 senelik koca periyotta ilk kez olağanüstü bir durum var, ilk kez onlar için iş çığırından çıktı.

Sırf şu umursamaz halinden kurtulmak için diren.Kimse benim kadar kapitalizm yanlısı değildir, doğru yada yanlış bunu kabul ediyorum.Ama yapılan şey “-izm” terimlerinin uzerindedir artik.Ne istediğini bil ve unutma, asla pazarlık yapma.

Kemal 🙂

Gerçekten çok zor, insan empati kurmadan yapamıyor.

28 Mayıs 2013

P.Diddy ft. Keith Evans – I’ll Be Missin’ You

Merhaba;

Dün için gerçekten çok özür dilerim.Çok yakınım değildi kaybettiğim insan; ama bir sorun vardı, onunla aynı yaşayım.Gerçekten çok zor, insan empati kurmadan yapamıyor.Onun oradaki arkadaşları, ailesi, onu tanıyan insanlar gerçekten çok garip.Bütün arkadaşları ağlıyordu mesela, gerçekten kötü yaptı beni.Umarım hepimiz istediğimiz gibi, istediğimiz kadar yaşarız.

Çünkü insanlar yaşadığı an değeri asla anlayamıyor… Hep bir şeylerin kaybedilmesi lazım.Ancak o zaman değerini anlıyoruz.Sanirim bunun adı doyumsuzluk.Fazlasini her şekilde yasayacakmiş kadar rahatiz, ama olmuyor bildiğiniz gibi.İnsan hep eksik kalıyor sonrasında; daha çok baglansaydim o anda diye dert yaniyoruz hep.

Konuyu dağıtmak istiyorum biraz.Cehennem kitabını aldım Dan Brown’un çok heyecanlıyım.Birazdan başlamayı düşünüyorum.Size her detayından bahsedeceğim okudukça.

Bu arada ben müzik yapsam dinler misiniz ? Gerçekten acaba bana müzik yapmak yakışır mı ? Yorumlarınıza ihtiyacım var, şimdiden teşekkür ederim.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Valla bu vakitten sonra kimse kusura bakmasın…

26 Mayıs 2013

Duman – Erdem Kınay ft. Merve Özbey

Merhaba;

 Günlerimi hak eden bir şarkı.Gerçekten çok iyi, genelde arabesk söyleyen Merve Özbey’in bu tarza uyarlanması kimin aklına geldiyse tebrikler, teşekkürler.Hayallere dalıp gidiyor insan, uyandığında başka bir yerde oluyorsun.

 Duygularımı yansıtma derdi çekiyorum uzun süredir.Kapalıyım böyle dışarıya karşı, eskisi gibi aklıma geleni direk söyleyemiyorum.Çözülsün istiyorum.Ne yapmam gerek bilmiyorum.Her zamanki gibi takmadan geçiştirmeye çalışıyorum.İnsanlar bana söylemediğim şeyler yüzünden bozuluyor, Allah Allah ben ne zaman tepki göstereceğim peki !? Konuşuyorum trip, konuşmuyorum bambaşka bir trip.Valla bu vakitten sonra kimse kusura bakmasın artık öyle girdiğim kabın şeklini alamıyorum.Olduğum gibi kabul görmeyi bekliyorum.

 Hala müzik yaptırtmak istiyorum.Yani insanlar benim sayemde müzik yapsın, bende onlara destek olurum.Ama bir bahtsızlık var bu işte.Ben gerektiği kadar kafa ayıramıyorum kendime ve kimsede ben kendime güveniyorum hadi bir şeyler denesek demiyor.Karşılıklı bir sorum yani… Kimse kimseye güvenmiyor.Bir ara “Lan ben yardırıcam alıp elime mikrofonu.” diye çıkıştım.Ama kendi sesimi gerçekten beğenmiyorum.Hiçbir tarza uyumum yok, belki bir gün denerim siz de görürsünüz.

 Bu arada 4 adet soru görünümlü yazı geldi bana bu hafta içinde.Kimin yazdığını öğrenmeye hakkım var sanırım.Gerçekten hoş yazılmış, yani en başında yazıyı başarılı buldum.Tebrik ederim, ekstradan gerçekten teşekkür ederim yazdıkları için.

 Gerçekten müzik konusunda yardım veya destek vermek isteyenleri bekliyorum.Neler yapılabilir tartışılır ama elbette bir şey çıkar sonucunda.Olmadı parody yaparız. 🙂

StaySwag&Strong

Kemal 🙂