Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Senin Rüyan

Dün gece 5:43’te senin rüyandan uyandım.

Bir sahil şeridinde Barış’ın kullandığı arabada ön koltuktaydım ve kolumu camdan dışarı sarkıtmış, gevşek bir şarkı söylüyordum.O kadar yavaş gidiyorduk ki insanları en ince detaylarına kadar izleyebiliyordum.Sonra denizin içinde seni gördüm.Esmere siyah mayo ne kadar yakışırmış meğer.Göz göze geldik ve yavaşça araba devam etti.Barış’a “Dur” dedim ve arabadan indim, ona bensiz gitmesini söyledim.

Sonrasında kollarımı muhtar gibi arkaya bağladım ve şarkıyı söyleyerek sana doğru yürüdüm.Rüyada bile kalbimin atışını hissedebiliyordum.Belki de kalp krizi geçirdim ama direkten döndüm (!) Her neyse, senin hizana geldiğimde her zamanki utangaçlığınla denizden çıktın.Havlunu aldın ve o upuzun saçlarını kurularken başınla çok ince bir selam verdin.Ben de yine gülümseyerek karşılık verdim sana.

Yavaşça yürüyerek bana doğru geldin ve “Çok uzun zaman oldu, sonunda cesaret edebildin.” dedin.Ben yine ufak bir tebessümle karşılık verdim.“Nasıl görünüyorum ?” diye sordun, cevabını bildiğin halde.“İlk gün olduğun gibi.” dedim, ukala bir tavırla.Kocaman ağzınla sen güldün bu sefer.Dişlerin hala ağzına küçük geliyor, bil diye söylüyorum… Sonrasında çok saçma bir şey oldu; annen geldi.Annen benden nefret ederdi biliyorum.Yanımıza geldi ve sana baktı; sen de ukala bir tavırla “Hangimiz daha hatalı ?” diye sordun ona.Hiçbir şey diyemedi, bana baktı ve devam etti.Sonra aptal bir surat ifadesiyle “Annem evleniyor, elim ona karşı güçlü.” dedin.

İnsanlar çok garip diye düşündüm.Kimden ne çıkacağı asla kestirilmiyor.Elimi tuttun ve “Seni özledim” dedin.Önüme geçtin ve beni çekiştirerek yürümeye başladın.Melez Prens’in kitabında Harry ve Ginny muhteşem zaman geçirirlerdi, biz de onlara özenir ve öyle olmaya çalışırdık.En azından ben hep öyle olmayı denerdim.Tekrar o zamanlar geldi aklıma bu rüya sonrasında.Çünkü hep o zamanları gördüm devamında.Olan biten hep ilklerim, hep sevilen şeyler.

Sonra bir anda uyandım.Salak salak etrafı inceledim.Sonra kalktım bir su içtim.Yatağa yürüdüm, yürürken de mutluluğa olan o doygunluğun verdiği bir tebessüm vardı dudaklarımda.Yatağa girdim ve az önceki rüyanın verdiği güzel, mental yorgunlukla yattım.Ve gerçekten bilinçaltıma minnet ederek yeniden uykuya daldım.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Antipatik Gelen İnanç Silsilesi

Sen kocaman bir uyku hapısın, her gece içmeye mahkum olduğum.
Bense küllerinde bir Tuğrul; sabahını bekleyen, çaresiz. 

Yazdıklarım okyanus olsa dalgalarında boğar beni.Ama hala anlamış değilim bu elimden gelenin nedenini.Bana zarar verdikten sonra ne anlamı var iyi hissetmemin.Ne anlamı var bütün bu hayal aleminin ? Kanayan yaralarıma tuz basmakla meşgul kaderin benim için bir planı olduğu pek açık, tamam.Fakat ne diye bu kadere gülüp öfori bayraklarını açıyorum hayata ? “Benim bir şeyim yok, sensin hasta !” tarzı orta parmak cümleleri savuruyorum sessizce.Babamın tabiriyle, içimden yüzlerine karşı sövüyorum hoşuma gitmeyen insanlara.Hiçbir şey kazandırmıyor ama iyi geliyor.

Başa gelen her şey çekilir diye bir kaide yok diyorum içten içe.Ama yaptığım şey tam olarak bu.Başıma gelen şeylerin yerine, başka şeylerin gelmesini beklemek.Bir nevi hayatı ötelemek.Geçen günlerin hesabı da geç kaldığım zamana sarksın, bana ne !? Bu kadar basit mi peki ? Hayatı ertele elinden geldiği kadar.Sonrasında geç kaldığın o gün geldiğinde, “Sensin erken gelen” de.Var mı cidden öyle bir dünya ? Ya o zaman hayat sana dönüp “Sen kimsin lan artist ?” diye bir tavır sergilerse.Dımdızlak kalırım yemin ediyorum.Ne yaşadığım hakkında en ufak bir fikrim yokmuş gibi etrafa bakarım.Hayattan yediğim ibretlik ayarı özümsemeye çalışırım.Ne kadar olursa artık.

Ama bildiğim bir şey var, ya da en azından öğrenmekte olduğum diyelim.Hayatın başı sonu var ama yol senin.”Mutlak olan bir şey yok ama her şey mümkün.” bu cümleye varıyor anlatılanlar genelde.Ha bunu alıntı yaptığım yer komik olabilir ama orada da felsefe aynı esasen.Siz buna kelebek etkisi diyebilirsiniz, tesadüf yok diyebilirsiniz, kadercilik diyebilirsiniz orasını ben bilmem.Ben her sabah yeniden doğduğumda önceki günlerimin tavında dövülüyorum.Kimse kaşıma gözüme bakıp bana bir kapı açmıyor.Ki açmış bulunsa bile bu salt nedensiz olmuyor.Hayat okyanusunda kendi kadırganla yol aldığın bir dünya hayat, hedefe varacak bir yol yok ama her yolun hedefe varması mümkün.

ليس هناك ما هو صحيح، فكل شيء مباح

Her kötüye meylim var ama sen hariç.

21 Aralık 2015

Nil Karaibrahimgil – Seviyorum Sevmiyorum

Merhaba;

Üzerine erimiş mum döktüğüm hislerin kabuklaşmış kısımlarını koparmak istiyorum bu gece.Yaralarımı kanatmak, gözlerimden süzülemeyen yaşların tekrardan teslimiyetine girmek istiyorum.Uzun uzun ama boşu boşuna anlatmak, her şeyin sonuna sinirden nefes nefese kalmış vaziyette yatağa düşmek istiyorum.

Sen hep buradasın.Gözümün içinde, insanların görmesinin imkansız olduğu yerde nefes almaya devam ediyorsun.Kangren olan parmağı kesip üzerini dağladıktan sonra hala parmak oradaymış gibi hareket ediyorum.Her gece özlemine yatıp, her sabah nefretine uyanıyorum.Gün içinde özleyip huzur bulduğumda nefret ediyorum senden.Kendimi toplayamadım ben.Kafamı gönyede tutamıyorum.Her kötüye meylim var ama sen hariç.Artık yemezler; toplanıp bir daha bu hale gelemem.Kendime bunu da yapamam.

Senden korkmuyorum, seninle olmak korkutuyor beni.Beni denedin, bana yalan söyledin, benimle oynadın.Bir kızın yapabileceği bütün kötülükleri yaptıktan altı ay sonra dönüp “Düşman mıyız ?” gibi aptal bir soru da sorabildin.Hala yorum yapamıyorum sana.Sen duyguları karşısında aciz olan kötü bir insandın.Çok sinirliyim, içim nefret doldukça zorla sükunete itiyorum kendimi.Bayılmıyorum sana ama bir şey yapmamış olmak zorluyor beni.”Sakin ol Kemal; her gün sınav, her anı öğretmen.” diye diye kendimi hayattan mezun ediyorum, az kaldı.

Bundan bir sene sonra belki oturup konuşmak istiyorum senle.Yokluğunda içime dolan hisler hala kızgın demir gibi.Kontrol edilmezse çok kişiye zarar verebilecek durumda.Biraz daha soğuması gerek biliyorum.Ama yine de düşünüyorum.Belkide geçer ve gider tüm düşüncelerim, tıpkı senin gibi…

Kemal 🙂

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi : Yağmura Yaraşan Bıçak Darbeleri

Bazı hava durumlarına hazırlıklı
değilim.Yaza bu derece bağımlı olmak istemiyorum artık.Ama ben tipik bir
Ağustos Böceğiyim.Elinde sanatı, içip içip yazan bir avare, karıncanın verdiği
ayarı kaale almayacak kadar bağlı yoluna.

Büyüdüm ve aferin bana iyi bok
yedim.Bütün eksikliklerim kafamda sağa sola vurarak ses çıkarma gayretinde
olsalar bile şu anda onları anlatmak istemiyorum.Şuanda belki de hayatımda
ilk defa yağmuru sevebilme gayretine düştüm.Ne kadar da kararlı yağıyor,
baksanıza.

Bana yağmurun resmini çizebilir
misin Abidin ? Yapamayacaksan söyle, umutlarım bu yağmurda yeşermesin.Yükselip
kaybolmak zorunda hissediyorum bazen.Çünkü burası çok soğuk.Güneşe daha yakın
olmak, tenimin altındakini ısıtmak istiyorum.Pek olmuyor; ama elbet o
yükseklikte bulunacak.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi : Korksan Da Yardım Etmez Bazen

Kara kuşlar söyledi bana
kıyametin geleceğini.O sebeple bu kadar korkarım.Çünkü benden daha güçlü bir
kuvvet hakim bütün buralara.Yaşasan da, ölümünü bekleyen bir bütün var orada.Senin
adınla var olan; korkularının sahibi, bilen biri var.Onun korkusu bütün bu
olanlardan daha güçlü, bütün bu olanlardan daha hakim konuya.

Bir can doğsan da, olan bütün
canlardan sorumlusun gibi gelir genelde.O yüzden arayıp, rahatsızlık veren
herkesi iyi yollamak zorundaymışım gibi hissederim.Sanki gerçek saklanmış da,
benden onu açıklığa kavuşturmam beklenir gibi.Atılan bütün bedenler toprağın
değilmiş gibi korkarım Adem’den gelen canlardan.

Fazla mı paranoyak davranıyorum
bilmiyorum.Belki de bunların hiçbirine gerek yok.Herkese normal bir dille
anlatabilirmişim gibi derdimi… Ben imkansızı sevdim.Bu sevginin sonucunda gelen
aşk da bütün bu bildikleriniz kadar.Ona sığınırım bütün bu olanlarda.Onun
merhametine ve becerisine bırakırım olanları.Bu da böyle bir oksijen kafası…

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi : Semtinin Yazarı Kems

Bende bu çöplüğün horozuyum işte…Yazı
yazmaya gelmiş gri giyimli bir genci kimse takmaz aslında.Ancak yıllar önce
“evim” dediğim bu yerde herkes bir şekilde bana alışkın.Hayatlarının bir
parçası oldum burada.“İki günde bir gelen, sarhoş olup yazı yazan bir genç”
sıfatından farksız değilim burada.

Belki bir gün roman yazmayı
başarabilirim.Ama o güne kadar buralarda sürtmeye devam edeceğim
sanırım.Bakkalların yakından tanıdığı, garsonların kankası Kems olmak zor değil
artık.Çünkü bunu çok zaman önce atlattım.Bayanların kahkahası arasında müzik
dinleyerek yazı yazan genci kimse garipsemiyor artık.Sanırım bu iyi bir şey.

Sarhoş olduktan sonra hayatta
kalmak her yiğidin harcı değil.Biz dededen bildiğimiz için içmeyi, sarhoş
olmanın üzerine edebiyat yapabiliyoruz.Bu şekilde birkaç kelime daha yol
aldıysam ne mutlu bana tabi.Sürekli öğrenip sürekli yoluma devam ediyorum.Belki
bundan 30 sene sonra “Yazar H. Kemal Gündoğdu” olarak anılırım kim bilir…Ama o
zamana kadar, ustası olduğumuz hayatı yaşamaya devam.

İyi geceler.

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi : Çakırkeyif ve Etkileri

Kaybetsen de fark etmez, sonuçta bu adam
güllerin fedaisi.Nefes almakta güçlük çekenlerin has abisi.Kimse bilmez kaç
gündüzün kafamda can bulduğunu.Buna sebep silerim bazen yazdıklarımı.

Yazmaya bel bağlamasam bu kadar uğraşmam
aslında.Yarına sebep uyurum ve yoluma bakarım.Ama yazmayı çok seviyorum.Bununla
mutlu olduğum için yapıyorum.Herkes benim kadar şanslı değil sonuçta.Sevmediği
şeyleri yapmaya mecbur onlarca insan var.Bu gün bazı şeyleri doğru yapıyorum, o
yüzden biraz fazla rahat konuşuyorum.

Hayat Big Sean ve Aiko’nun
düetlerini bana bu şekilde hissettirecek kadar iyi davranıyor bazen.O doping
sayesinde katlanmakta zorluk çekmiyorum açıkçası.Bu da böyle bir itirafım olsun
buraya.

Kış geldi ve kışı hiç
sevmem.Soğuk havalar bana göre değil.Erzurumluyum ve bundan gurur
duyuyorum.Bildiğim bir şey varsa; Erzurum insanı soğukla yaşar ama sıcağı
sever.Doğanın gereği böyleyim belki de…

İyi eğlenceler…