Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Bozuk Süt Ve Tatlı Geceler

Hiçbir şey yerinde değil, neden ? Neden herkes üç maymunu oynamakta bu denli ısrarcı ? Yalan ve bilinmezliğin bu kadar cazip olduğu başka bir dönem daha var mı acaba ?

Başlamaya korktuğum hikayelerin baş rolü beni beklerken yaşlandı.İhsan Oktay Anar gibi, kendime bir romancı eş bulmuştum oysa.Her boktan tribime katlanan, bana destek veren ve yazdıklarıma inanan birisi.Lakin bana sahip çıkmayı çok erken bıraktı.Bence gereği yoktu.Fakat olan oldu ve sonrasında da zaman akmaya devam etti.Eşim olmadan, yalnız başıma kalsam da yazmaya devam ettim.Ve hikayenin ortalarına doğru, o benim değerimi anladı.

Rüyalarım beni çok geriyor.Hayatta kabul etmediğim hislerimin orada patlak vermesi, sabahında da bu hislerle uyanmanın yarattığı suçluluk duygusu beni benden alıyor.Kendimi çok savunmasız hissediyorum.Bilmiyorum, bu yazının paragraflarını eski yazılarımdan topladım.Neyse ne.Kalp çok boktan bir şey, it gibi kıskanıyorum ama dilim varmıyor söylemeye, of !  

Ona sarhoş anlarımda saçma bir şey yazmıştım, onunla sonlansın bari bu gece.

“Ben Turgut & Tomris kafasında iken, bazıları kendi günlüklerinde.
Tamam muazzam değilsin, kendi kumunda inşa et kalelerini.
Ben burada en derin Hakk mahkumu; her şeyi siktir etsem de,
Sen anlat o meraklı, basit, intikam yoksunu güruhuna hikayelerini.

Sevmek cidden birçok şeyi göze almak mıydı ?”

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XVIII Neyse

+ Çok içiyorsun be Kems Abi…
– Ben çok içmiyorum, siz az içiyorsunuz inekler !
+ O kadar da içilir mi be abi !?
– Bu da bi’ şey mi; hepsini içicem, sizin içemediklerinizi de ben içicem…

Neyse.

Alkol alan insanlar birbirine kardeş gibi davranır genelde.Dünyadaki en mantıklı hareketlerden biri bu bence, kan bağını alkolle sağladığın insanlarla maneviyatta kardeş olmak kimseye bir şey kaybettirmez gibime geliyor.O sebeple halinden memnun olan usta ayyaşların rahatını bozmak hak gibi gelmiyor bana.Kimseye zarar etmeden, dünya derdini uyuşturan mantık sahibi cesur insanları kıskanabilirsiniz, ama saygı göstermek mecburiyetindesiniz.İçmiyor diye sokakta dayak yiyen kaç insan var yaratan aşkına ? Azıcık vicdan ve adil mantık sahibi olmaya davet ediyorum sizi…

Neyse.

Olanlara olduktan sonra “olmasaydı” demek çok kolay.Biz bunu çok yaptık, bu neslin gençleri olarak.Ama hissiyatımıza, zaman gözetmeksizin sahip çıkmayı pek beceremedik.Ben bunu iyi yaptığım için bu kadar göze battım ve yadırgandım.Olabilir tabi kimseye kızgın değilim.Ama bana hak veren insanlardan da bir şeyler beklerim diye düşünüyorum, sanki bu benim azıcık bile olsa hakkım.Cesaret gerektiren hareketleri sen yap, ekmeğini diğeri yesin.Olmaz işte o, başladığımız yere döneriz öyle olunca.

Neyse.

Bugün yalnız içmemeliydim kesinlikle.Bugünkü yalnızlığı hak etmiyordum.Eğlenmeyi geçtim, çokça duygu yüklü hikayelerim vardı.Bir daha aynı hal bulummaz elbet.Alkollüyken her saniye endemik sonuçta, inşallah gelecekte beklentiye yakın olur hikayeler.Ama bu gece geçti artık.Ki bana sorarsanız eksik geçti.

Neyse.

Deneme yanılmayla onlarca, belki yüzlerce yazı yazdım.Hayatımda, bana en çok zevk veren şey bu, saklayamam bunu.Yalandan da olsa üretmeyi çok seviyorum.Belki iyi yazamıyorum ama ben yazarken çok mutlu oluyorum.Bu sayede kendimi daha bir hayata adapte olmuş hissediyorum.Gerçekten eksik de olsa üretmenin zevki başka hiçbir şeyde yok.

Neyse, iyi geceler.

Ben;

Sürekli olgun olmaya zorlanmış.Hayatım çerçevesinde, hep doğru kararları vermiş bir insanım.

Özgür olmak benim için hep hudutlar dahilinde kalmış.O sebeple özel dediğim hayatta hep eksik kalmışım.

Bana yazık yok, çünkü tüm dünyanın birkaç stres topuna ihtiyacı var.Onlardan biri de ne yazık ki benim.

Bugün;

İki yazı yazdım size kağıt kalem kullanarak.

Sonra sizi okudum; sarhoşken beğendiğim “fotoğraf” mevzusu gözüme çarptı.

Görmeseydim bir yazı daha yazacaktım.Lakin açıklama yapıp kapatmak fikrindeyim şu an.

Bazen el mahkum, göt gardiyan kalır.Siz takılmayın, ben de dert etmiyim böyle hikayeleri.

Ben gizli sevdim yaratanı, kimse bilmesin diye.Onun değeri de oradaydı hep.