Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XXIV Malum Dil Bu

Müsrifliğe inat önde bayrak sallayan son damlacılara buradan selam olsun.Dördüncü duvarı kırıp, izleyiciye birinci elden seslenen; hayat filminin karakterleri onlar.Kim olduklarını bilip, saklamadan doğrularını savunan yiğitler.Kendine gelip de dünyaya kafa tutan, ne istediklerini iyi bilen legal psikozun müptezelleri.Herkesin anlatamadığı bu basit denklemin, denklem dışı kısayolları.Bu denklem ki akıllıyı delirtir, insanı olmadan servis eder şu dünyaya.Kapital ne bilmeyen bu toylar da gidip sistemin köpeği olurlar.Hah, basit ve lüzumsuz amatörler !

Serfoşun dilinden anlamaya kimin götü yeter bilmiyorum ama koala varan bu hallerin sizin dünyanızda açıklaması yok.Sokaklarınızdaki çöplük kokularına bile aşina olan bu müfris güruha dil uzatmak haddinize değil.Evet kafa yaşıyoruz, kabul.Kimse de bunun aksini iddia etmiyor gördüğünüz gibi.Ki yaşadıklarımıza daha da erişemezseniz kör öleceksiniz.Size acımak bile gelmeyecek işimizden günü geldiğinde, biz sarhoşuz siz ayıksınız.Bize değil size yazık !

İtiraf edin merak ediyorsunuz.Biz sizin dünyanızı siktir etmişken siz deli divane kötülemeye çalışıyorsunuz ben gibi insanları.Umurların dışında kendi paydanızda ne bok yerseniz yiyin, kendinizi yokluğa teslim edin kimseyi tanımadan…

Sizin yürüdüğünüz yolu tırnaklarımızla inşa ettik biz, siz hala fenafillah derdinde ağlayın.Çile diye anlattığınız yolların yaladığınız tozu bana ait toy garipler.Seve seve, söve söve ya da diğer türlü öğreneceksiniz içen adama saygıyı.

Yazım hatalarımla bile sizden daha ayığım.Sizden daha açığım, sizden daha aşığım.

Bitti.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XXIII Aşık Alkol Anıları

 Yok ! Sanırım alkolsüz de yazabilirim.Evet, bunu yapabilirim ! O’na ait şarkıları alkolsüz yazıp,onun yüzünü güldürebilirim.Belki de yapamam, bilmiyorum.Aslında istemiyorum da bu durumu öğrenmeyi… Bu kadar teslimiyetçi ve alkolik haller bana kolay ve cezbedici geliyordur, kim bilir… Ne kadar sevsem de, yazmak için içmen gerekiyordur belki.Ola da bilir olmaya da bilir, kim bilir…

 Aşkın, kimden geleceğinin belli olamayacağı bir algıda yetiştirdim kendimi.Bu sebeple de bu denli dengesiz davranıyorum dünyaya ve ona karşı.Ama o her yaşanan olayda yine de kendini daha da ispatlamaya ant içmiş gibi davranıyor bana karşı.Bu sebeple genelde ona karşı elim boş ve güçsüz kalıyorum hayat aleminde.Özellikle, eksikliğimin olduğunu hissettiği konulardaki beni tamamlamaya çalışmasına diyecek kelimem olsa bile saygıdan bulamıyormuş gibi davranıyorum… Onun bu tutumuna genelde şarkılarla bile güç yetiremiyorum… Ben kendimi şımarttıkça o benim üzerimde bir sadakat ve tevazu gösteriyor hayata karşı.Bu durumdayken de yaratanın gecelerine ve onun aidiyetine hayran kalmamak elde değil ve ben de pek güçsüz kalıyorum haliyle.

 Son paragrafa “Yaratana aşığım” diyerek başlamak istiyordum diye bir saattir yazıya giremedim.Saf saf kelime karalıyorum, ama sanırım kullara olur öyle… Kelimeleri yan yana getirmekten aciz bir aşık hal var burada.Kimin dil uzatmaya gücü yeter ki şu saatte bana !?

Loyalty – Kendrick Lamar ft. Rihanna

Neyse, alkolde olur böyle.301 benim bu karışık yazımı affetsin.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XXII Normal Blablası

Omuzlarımın test ettiği yükler dile gelin lütfen.Hayat bana inanmamak konusunda ısrarcı.Kim bilir kaçıncı kavga bu onunla, yine de hala yalancı bana.

Oldschool olacak bu gece her şey, ısrar ediyorum ben de.Liseli bir genç gibi umarsızca isyanım dillenecek hayata, Hayat kendine çeki düzen versin mümkünse.Hayatın normal blablasına kulak asmadan bildiğim türküyü okuyup, kanımın son damlasına kadar kararımda ısrar edeceğim.

Siyah bayrakların gölgesinde sarhoş olmayalı çok uzun zaman olmuştu, yalandan da olsa bi’ iyi geldi.Sol saftaki damarlarım karardı, mutlu oldum.Ölene kadar içimde yaşayacak olan bu deliye, arada bir olsa bile yaşama azmi vermek bana iyi hissettiriyor.Karadan daha kara bu dut diyerekten “karadut” karşıtı bir eylem bile planlayabilirim her an.Normal değiliz ya hani, her türlü boşluğa uyacak kazığımız varmış gibi…

Neyse !

Vallahi sarhoş olmayı bu sebeple hiç sevmiyorum.İmgelemler arasında kaybolup, en son yaşadığım ve aklıma ilk gelen şeye yazı yazıyorum.Ertesi gün okuduğumda ben bile “Acaba bunu hangisini umarak yazdım” diye tribine giriyorum.Odağımı toparlayamadığımdan da uzaktan uzaktan el sallıyorum güzel yazdığım günlere !

Gün gün toparlanacak her şey ve bir gün hepsi bir lokomotife bağlı vagonlar olup 9 3/4′ ten kalkacak.Ait hissettiği yarınlara umut bağlayanlarla dolu olacak o tren, yolun sonunu da vagona ulaşan herkes biliyor olacak zaten -tıpkı bugün gibi-.Yarınlar yakın lakin bizde yarınları var edecek güce sahip benlik yok.Hadi hep birlikte utanalım.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.21 Yetmişlere Yetemeyen Ömür

Aklım yetmişlerde kaldı benim, nedendir ki ? Bu soruma cevap verebilecek hanım arkadaşa kardeşimden bir doğum günü pastası sözü veriyorum.Bilirsiniz ben sözlerimi tutarım.Hayat hızının halen minimumda kaldığı en entellektüel, yeni nesil tarihlerdir bana göre yetmişler.Bu sebeple; sadece zihnen değil, bedenen de kendimi oraya ait hissediyorum.Sanırım açıklamamın kabul görür tarafları var.Yani beni tanıyan biri, sırf şu açıklamam sebebiyle beni yetmişlere postalayabilir.Lütfen olsun, lütfen beni yaşadıklarımdan en az kırk sene öncesine postalayın.Şu yazdığım son cümle yüzünden umut veren arkadaşlarım bana küsebilir, dediklerimi ve yaşadıklarımı beğenmeyebilir ama elim mahkum, pek de kusura bakmasınlar.

Demirel, Türkeş, Erbakan ve Metin Feyzioğlu’nun dedesi Turhan Beyefendilerin gayet akıl dolu ve saygılı siyasetlerini okusaydık gazetelerden.Yeni Rakı içip, sarma sigara dönseydik beraber.Bol bol uyuklasaydık ve geleceğe doğru konuşsaydık.Darbeden önce, kalan son on yılımızı da har vurup harman savursaydık.

En delikanlı sanatçıların, çakır keyif vaziyette çıkardıkları eserleri dinleseydik.Rakı şişesine balık, kafeslere kanarya, dağlara turna olsaydık.Kendimizi ülkenin imkansızlığında arasaydık.İçe doğru çıkılan yolculuğumuzu imkansızlıklar yardımıyla mutlu sonlandırsaydık.

Ama olamadık, kırk sene kadar kenara sektik.

Yazık, neyse.

Ben az biraz sarhoş oldum.Bu sebeple gönlüm kaydı geçmişe doğru.Olur öyle şeyler, mazur görün.Mazim yetmişlerden yirmi sene sonrasına dayanıyor en iyi ihtimalle.Bu sebeple kalbim kırık, gözüm yaşlı ayrılıyorum bu yazıdan.Üzgünüm, affedin.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.20 Karma Paragraflar

Ölemediğimden yaşadığım günlerdeki alacağımı kimden tahsil edebilirim ? İster istemez nefret duyduğum günler var ne yazık ki.Ve bu yaşımda bunlarla boğuşmak zorunda kaldım.Şikayet eden, kırılgan yapıda bir insan olsaydım eğer şimdiye çoktan şöhrettim bu kadar derdin üzerine.İkinci kitabım “Dertlerin Kucağındaki Kötü Vampir” bir “piyasa romanı” olarak raflardaydı.“O lanet olası çocuk benimle yattı ve bundan zevk aldım” tarzı saçmalamayan ergen hanım yazarlara rakip olmuştum şimdiye.Ama bizde karakter, özveri ve az olana gösterilen tamah var… Biz kendimizi şımartmayı bilmiyoruz, çok yazık.

Bütün bunlar nedeniyle bugün efkarım çok yüksek tepelerde.İmkansızlıkların ortasında, olmazlara teslim ediyorum kendimi.Yasak ne varsa, dost biliyorum onu kendime.Ölüm sebebiyle varamadığım, masum hayallere içiyorum.Ağlamaklıyım, insaniyetime sövüyorum içten içe.Hayat, bokumuzda boncuk aramanın ötesine geçmiyor nedense.İmkan eksikliği bize, hayatı yalanlarla var ettiğimiz bir dünya yaratmayı öğretti.Bu hoş bir şey değil gibi geliyor, biliyorum.Ama yoklukta öğrenilen duyguların membağı bu yalanlar, bu sebeple elim onları def etmeye varmıyor.Onlarla büyüdüm ve bu duygularla var olacağım.Elimden daha fazlası gelmiyor.

Yarın iş var, yeterince sarhoş olamıyorum ve eksik kalıyorum.Her yiğidin bir yoğurt yeme şekli varken benimki ne diye bu denli zorluk çıkarıyor ki bana ? Çok şiddetli uykum gelmeye başladı, bu hızda giderse ben otuzumda falan emekli ederim kendimi yazı kalemimden.Bu işten beni memnun edecek parayı kazansam kötü mü olurdu sanki, kendimizce mutlu mesut yaşardık.Lakin bana öyle geliyor ki; insanlar beni öldüğüm gün sevmeye başlayacak ve çocuklarım zengin olacak…

Eğer benden sonra yazdıklarımla ve yaşadıklarımla zengin olan bir akrabam olursa, hak gözetmesi şartıyla benim hakkım helal olsun.Kimseye kendi ürettiklerimle beddua edecek değilim sonuçta.Bunları çokça kazanmak için yazsam burada paylaşmam.Benim için öncelikli olan ruhani sağlığım ve hislerimin doğru aktarılması.Sevgi öncelikli yaşayan basit bir insanım sadece.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.19 Af İstiyorum

Şarap sona yaklaşıyor.Yazı yazmaya niyetlensem mi diye pazarlık yapıyorum kendi içimde.Bu gece yazıya niyetlenmeyi beceremedim nedense… Çok istemiştim oysa, şu gecemde de bir adet “Serfoş” yazısının çıkmasını.Ama bir türlü oturup da yoğunlaşamadım.Esasen eski yayınlanmamış yazılardaki parçalarla ortaya çılgın bir formül mü çıkarsam ? Şu anda buna niyetlendim bak.

-edit: yapamadı-

Gezdi dolaştı, kürkçü dükkanında vitrin modeli olmaktan kurtulamadı.Yayınlanmayan yazıların hepsi, başlı başına bir yazı olacak kadar bağımsız.Çok çok iyi şeyler değiller ama benim yazılarım sonuçta, kıyamıyorum torbayla paylaşmaya.Emek vermişim belki devamını getiririm diye saklıyorum.İnsanlık hali işte, yalandan yufka yürekli dakikalar yaşatıyor adama.

Sen yazdıklarını çöpe atmak nedir bilir misin çekirge ? Bütün o hislerini ve birikimini aktardığın kelimelerin, yokluğun kucağında gidişini izlemek nedir bilir misin ? Bilmezsin tabi, nereden bileceksin… Biz ne şekilde sildik hislerimizi bir bilsen.Ne kadar ezildik yazdıklarımızın altında.Ne denli zor kararlar verip yok ettik onları… Bu konu dahilinde hiçbir karar kolay değildir bunu bilir bunu söylerim.

Ben net bir biçimde sarhoşum.Bunu şu an için söylemiyorum.Benim genel kişiliğim sarhoşluk ve nasip ettiği güzellikler üzerine kurulu.Sarhoş olamadığım vakitlerde eksik kalıyorum ve bu anı arıyorum.Aynı zamanda uzunsüre sarhoş olamayıp da sonrasında sarhoş olunca bu günkü gibi saçmalıyorum.Yazmayı ve güzel şeyler aktarmayı çok seviyorum ama böyle anlar yaşandıkça çok da mümkün olmuyor.Hatalarımız ve eksikliklerimiz af ola ! Ben hep iyilik, güzellik ve tek bildiğim doğru üzerine yaşadım.Ve sırf onun vesilesiyle yazmaya başladım.O sebeple bazen iyi aktaramadığım için ezikliğine düşüp saçmalıyorum.İnşallah bu denli bir ayrılık süreci daha geçirmeyiz.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XVIII Neyse

+ Çok içiyorsun be Kems Abi…
– Ben çok içmiyorum, siz az içiyorsunuz inekler !
+ O kadar da içilir mi be abi !?
– Bu da bi’ şey mi; hepsini içicem, sizin içemediklerinizi de ben içicem…

Neyse.

Alkol alan insanlar birbirine kardeş gibi davranır genelde.Dünyadaki en mantıklı hareketlerden biri bu bence, kan bağını alkolle sağladığın insanlarla maneviyatta kardeş olmak kimseye bir şey kaybettirmez gibime geliyor.O sebeple halinden memnun olan usta ayyaşların rahatını bozmak hak gibi gelmiyor bana.Kimseye zarar etmeden, dünya derdini uyuşturan mantık sahibi cesur insanları kıskanabilirsiniz, ama saygı göstermek mecburiyetindesiniz.İçmiyor diye sokakta dayak yiyen kaç insan var yaratan aşkına ? Azıcık vicdan ve adil mantık sahibi olmaya davet ediyorum sizi…

Neyse.

Olanlara olduktan sonra “olmasaydı” demek çok kolay.Biz bunu çok yaptık, bu neslin gençleri olarak.Ama hissiyatımıza, zaman gözetmeksizin sahip çıkmayı pek beceremedik.Ben bunu iyi yaptığım için bu kadar göze battım ve yadırgandım.Olabilir tabi kimseye kızgın değilim.Ama bana hak veren insanlardan da bir şeyler beklerim diye düşünüyorum, sanki bu benim azıcık bile olsa hakkım.Cesaret gerektiren hareketleri sen yap, ekmeğini diğeri yesin.Olmaz işte o, başladığımız yere döneriz öyle olunca.

Neyse.

Bugün yalnız içmemeliydim kesinlikle.Bugünkü yalnızlığı hak etmiyordum.Eğlenmeyi geçtim, çokça duygu yüklü hikayelerim vardı.Bir daha aynı hal bulummaz elbet.Alkollüyken her saniye endemik sonuçta, inşallah gelecekte beklentiye yakın olur hikayeler.Ama bu gece geçti artık.Ki bana sorarsanız eksik geçti.

Neyse.

Deneme yanılmayla onlarca, belki yüzlerce yazı yazdım.Hayatımda, bana en çok zevk veren şey bu, saklayamam bunu.Yalandan da olsa üretmeyi çok seviyorum.Belki iyi yazamıyorum ama ben yazarken çok mutlu oluyorum.Bu sayede kendimi daha bir hayata adapte olmuş hissediyorum.Gerçekten eksik de olsa üretmenin zevki başka hiçbir şeyde yok.

Neyse, iyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XVII Durdurun Dünyayı

Ölünmüyor.

Çok üzülüyorum.

Sevmeye bazen doyamıyorum, ama arada.

Son olarak, bu şarap kesinlikle bozuk !

Şu son kadehim olsun, bu yazıyı bitirirsem uyurum.Eğer kadeh biter ve yazı bitmezse yine uyurum, hiç gözünün yaşına bakamam valla yazının.İt gibi çalışıyorum.Bildiğin it, uyuz olanlarından.Ya da merkep olsun… Merkepler gibi çalışıyorum ve hakkını bi’ ölçüde alıyorum.Yani merkep tarzı çalışmama rağmen keyfim yerinde.Bence hayattaki en gerekli şey bu.”Ağzımızın tadı bozulmasın Ali Rıza Bey” cinsi bir insan olsaydım, şu anda dünyanın en rahat insanıydım hatta.Benden rahatı “rest in peace” o derece yani…

Mutlu muyum, tartışılır.Lakin rahatım hayatımın şu son döneminde.Bir şekilde kendime iyi kötü boşluk yaratabiliyorum ve hayat gayesi içinde deli divane sarhoş olabiliyorum.Bu benim hayattan beklentime oranla, “hiç yoktan iyi” olarak değer kazanabilir.En azından sarhoş oluyoruz, şükür.

Durdurun dünyayı çok deli dönüyor.Dönerken de midem alt üst oluyor.Sarhoşken bu dönen hali hiç sevmiyorum ama beni rahatlatan yazıları yazmama yardımcı olduğu için sonsuz kredisi var.Nefesim rahatlıyor ve derinleşiyor, zihnim pür-ü pak bir hal alıyor ve kapılarımı açıyorum.Elimde olsa direk ruhumu teslim ederim, o seviyede bir teslimiyet.Bu yüzden belki de cehennem bana kapılarını açtı ve içinden zebaniler de şuursuzca değnekçiliğe hazırlanıyor.Ne önemi var ? O zebaniye inat bu denli teslim yaşamışken kimin küfrü yeter bana suç atmaya ?

Hayırlı sorgular.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XVI Gri Gökyüzü

Gölgelerden ben de haz etmem.Işığa göre şekil alan dönem adamlarından olamadığım için, benim gölgem hep şekilsiz oldu.Ellerimin varamadığı uzakları görebilmek de bana ağır geliyor aynı zamanda.Ama kaçamıyorum, olanı yok sayamıyorum.Konu ne istediğimle veya ne yaşadığımla ilgili değil aslında.Sadece bu garip şeyi sonlandırmak istemiyorum.İnsan ilhamını göstere göstere kesemiyor genelde.Hep yaşasın, varlığıyla güç bulsun istiyor.

Eski şarkıların gölgesindeki huzurumuzu, oradaki üretme isteğini başka bir yerde bulsam; oraya yönelirdim ama olmuyor.Belki de aşk; bütün bunların üzerinde, nevi şahsına münhasır halde bizim onu yazmamızı bekliyordur.Ege kıyısında bir barda veya evde ekran başında, bir şekilde hedefine ulaşmayı amaçlıyordur.Bilmiyorum, bilmiyoruz.

Şimdi ben bunları dedim, ama sorun bakalım niye dedim…

Şöyle ki ben ilk paragrafı cevap niteliğinde, ikincisini işte yazmak istediklerimi hedef alarak yazdım. Ve bu iki paragrafı nasıl birleştirebilirim bilmiyorum.

Ait hissettiğim şarkılarla ve onların hissettirdiği şeylerle yazıyorum yıllardır.Açıkçası millet ne düşünürse düşünsün, o kadar kolay değil bu.Hissettiklerin ve bunu anlatma biçimini anlaşılır kılmak her yiğidin harcı değil.Ben de elimden geldiğince orta yolu bulmaya çalışıyorum.Olur ya da olmaz, en azından deniyorum.Her cümleyi tek tek düşünüp, en doğrusunu seçmeye çalışıyorum.

Ve ne kadar başaramasam da unutulmasın ki; ben olmam gereken kişi yerine, olmak istediğim kişi olmayı seçtim.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.15 İkilemlerin Metası

Taslaklara kaydettiğim her yazıyı bitirebilecek kadar karakter sahibi olabilseydim, şu anda Nobel bile alabilirdim.Hip Hop kültürüne ait, dünya inanç sistemlerine hakim ve alkolde derinlik sahibi bir yazara kim Nobel vermez ki ? Şahsen ben ilk böyle yazarları arardım.Nerede öyle delikanlı çocuklar… Bizim oğlan da sorumsuz olmasa tam biçilmiş kaftan, ama biraz serseriliği var işte.Yoksa Nobel kapımda bekliyor.Haksız mıyım ?

Eşekler gibi çalıştırıyorlar beni, en büyük sorunum bu şu zamanlar.Ha yüklü bir iş değil ancak saatleri beynimde delikler açıyor.Ve o deliklerden de kokulu silgiye renk veren boya maddesi akıyor.Hayat yerinde olduğu zaman kafam yerleşemiyor.Ne yapmalıyım doktor hanım ?

Sonra alt egolar devreye giriyor ve;

Yine başladığımız yere döndük iyi mi ? Kime ne anlatıyorsun sen Kemal ? Kimse seni anlama derdinde değil ki, bu çabalar nafile.Neden yazıyorsun yıllardır.Nasıl bir seksomani bu ? Aldığın zevke değer mi ? İnsanlara kalsa; ıslığım dağları tuttu, güttüğüm iki tane keçi.Basit bir işmiş bu ve fazla yaygara koparmaya gerek yokmuş.Ulan, ölüyoruz ibneler ! Daha ciddi ne olabilir şu hayatta ?

Beynim; dünyadan daha hızlı dönüyor, kafatasımın içinde.Sürekli bir baş ağrısı ve kul hakkı yiyene nefret söylemleri de cabası.Ölmeyecekmiş gibi yaşamanın verdiği sanal tanrı egosu kime ne katıyor anlamak istiyorum.Benim beynim bunu almıyor, benim mantığıma oturmuyor bu.Ya da şartlı refleks, bunun içimde inşa edilmesine izin veremiyorum.Bir şekilde olmuyor yani.

İkilemlerde çürüttüğüm gençliğim beni refaha kavuşturursa eğer günün birinde, arkamdan bedavacı demeyin.Ben kazandığımdan çoğunu kaybettiğim bir kumar masasının, bir şekilde kazananı oldum.Günler de bi çerçevede geçiyor.