Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol. XXXIV Ne Zamandır Rakıya Düşmüyordum

Kendimden kaçmaktan yorgun düştüm,

Uçurumlardan uçtum, ölmedim ama süründüm.

Bakın; Gaye Su Akyol bunu yazdığında, bunun benim için bu kadar önemli olacağını bilmiyordu eminim. Ama ne yazık ki Gaye Hanım bu böyle oldu. Sizin bu konuda hiçbir suçunuz yok, tek sorumlusu benim arıkuşu gönlümde. Kendisi fazlasıyla sürünme müptezeli bir gariban ne yazık ki…

Bugün yazı yazamadım çünkü akşamına sarhoş olacağımı az çok tahmin ediyordum. “Akşama bir şekilde çözerim” dedim ve de karşınızdayım. İsyan ve talep dolu açılmayan telefonlarımın yanı sıra, dünyanın en hoş rakı bardaklarının sahibiyim şu anda. Fakat -ben dahil- kimse benim tatlı bardaklarımı açılmayan telefonlarımın önüne koyamaz, bu da böyle bir gerçek.

İsyan içerikli aramalarımın bu denli arttığı zamanlarda çok net bir şey ögrendim; esasında birçok kişi aynı çaresizliği yaşamış benimle paralel olarak. Kimse gönlünden bırakmamış gönlündekini. O sebep yaratmış, ben neden bulmuşum ve bazı acı gerçekler ortaya çıkmış. Esasında bana göre de, kimse gönlündekini gözünün önündeyken bu denli temiz bırakamazmış. Benim tek büyük problemim buymuş esasen…

Bir de şey var tabi; “sen kimsin de ben bazı durumlara düşüyorum” cümleleri. Onlar hali hazırda laf-ü güzaf, kimse kimseyi kandırmasın burada benden bahsediyoruz.

Her neyse,

Aradığım numara bu gece uyuyakaldı.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.33 Göbek Yaptım

Yok yere geçmişi anıp da fenafillah düzlüklerinde bilen biri ile at koşturmayalı çok uzun zaman olmuştu. Özledin mi diye soran olsa “Yok valla” diye cevap verirdim, ancak görmemiş gibi andım onu yine gece gece. Mutsuz değilim ancak hafif bir kırgınlık var içimde riyakarca. Sevimsiz akşamlarımın güvenli limanını bu denli mutlu bir gecede ziyaret etmek pek içimden gelmiyordu.

Ben sadakat adamıyım. Üç senedir aynı ilişkide, iki senedir aynı iş yerinde, onlarca senedir aynı insanlarla aynı hayatı yaşıyorum. Peki bu bana ne kattı !? Göbek yaptım çok şükür. Aynı içkiler ve aynı inanç düzleminde; başladığım yerin çok uzağında, başarıya çok yakın bir yerde göbek yapmış vaziyette oturuyorum. Evet, çok şükür yeterli olacak kadar birikimim var -fazlası değil-. Bir yerlerden buraya kadar başarıyla gelebildim. Ama gayretime rağmen, doyumsuz bir insan olarak tabi ki yetinmiyor ve memnuniyetsiz kalıyorum.

Aferin bana !

29:23 bana geldiğine bu günüme erişebileceğimi düşünemezdim. Hayırsız bir serseri olarak ölürüm zannediyordum esasen. Ama şu anda bulunduğum yerde, kendimin ve böyle düşünen herkesin üzerine limon sıkıyorum. Bundan zarar gören tek değerim burası. Her şeyim tam, tek eksiğim yazılarım. Onu da kimseye hissettirmeden halledersem, eksiksiz bir kahraman olarak ejderhalara kafa tutabileceğim.

İlk gün olduğu gibi yine söylüyorum;

Neyse,

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.32 İş Bireyi

Tutacak bir kitabın vurucu cümlelerini tam şu an yazmak isterdim, fakat bu kelimeleri yazdığımda barut gibiyim… Bedenime meydan okurcasına alkol alıp, aynı çocukluğumdaki gibi kafa tutmak istedim titanlara.Ama artık iş sahibi bir adamdım ve bileklerim güçsüz kalmıştı bu hayata.Param ile hayata olan niyetim ters orantılı olarak her geçen gün damarlarıma işleniyordu bu günlerde, ve sonra ne oldu biliyor musunuz;

Hiçbir şey.

İt gibi çalışıp eşek gibi alkole yatırıyorum hala paramı, hayatıma gayet destek olsam da ve bir arpa boyu yol alamıyorum.İnanması güç evet, şaka gibi ama gerçek…

Anlamıyorum.

Seray sabah yazımı görünce ona yazdığımı sanacak ama içimdeki hayat nefretini söndüremiyorum.Hayat manama kelimelerim, dilimdeki kadar var oluyor.Fazlasını yazmayı çılgınlar gibi istesem de, beynim dönerek geçim derdine dalıyor ve deftere geri dönemiyorum.

Pis pis şehir dışı üniversite barlarında ucuz bira ile dans etmek istiyorum.Çünkü yarınlarımda her daim imkansızlar barınıyor ve ben bunları mümkün kılmaya doyamıyorum.Bu da benim alamet-i farikam, imkansızları mümkün kılıp yorulan tek insan olmak…

Hepsini halledeceğim, biliyorum.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.31 Puslu Pembe Varoşlar

“Böğyk” diye nefretimi kusasım geldi, ondan geçtim ekran başına.Niyetim yine yüz yıllık nefret boşaltıp yoluma bakmaktı.Ama içimde, derin bir yerlerde bunu bu kadar da umursamadığımı fark ettim.Yağmurlu havada, ince ayakkabıyla, zatürreye bir santim kala sarhoş olduğum erken gençlik yıllarımdaki garibanlıktan ziyade orta direk batağına mıhlanmış haldeyim artık.Bu sebeple, fakir tesellisi olarak benimsediğim bu durum sayesinde nefret kusmayacağım.

Kısa kesip, çatıyı bitirip çıkacağım.

Hayatımda eksik kalan her şeyimi kendi çabamla ve şansımla kapatabilecek pozisyona geldim.Henüz bunu yapamadığım için orta direk batağına saplanmış vaziyetteyim.Ama başladığım noktaya istinaden gelmiş olduğum nokta, geleceğimden daha uzaktı benim için.Yüz ellinci defa kendimi değiştirip yine adaptasyon sağladım ve iyi kötü başarılı oldum.Ez cümle, standart olmak için çok çalıştım ve bu hattı yakaladım.Ama niyetim bu orta direkte çok da fazla oyalanmak değil.Allah biliyor ya, bir an önce Moğol Rallisi’ne “Şafak Doğan Güneş” diyebilmek istiyorum.Bunun için fırsatlarımı arttırmak ve hür irademle karar verebilecek pozisyona gelmeye çalışıyorum.

İşin sonunda her şey olacağına varıyor ve ben her zaman olduğu gibi kısmetime güveniyorum.

Yersen

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XXX İyiyim Aslında Ama Emin Değilim

Bende öfke dışında senlik bir durum yok.Bence, aranma istersen.

Kelimelerden ziyade hissiyatlarda kaybolup saçmalamayı özledim.Ekstra alkollü sıvılar tüketip kendimi kaybetmeyi ve kendimden arınmayı özledim.Ataköy sokaklarında doğru yeşili aramayı, bulduklarımda barınmayı özledim.En çok da yıllar gibi geçen dakikalarda sarhoş kalmayı ve eskiden tanıdığım insanları şaşırtmayı özledim.

Her şekle büründüm şu dünyada ama ne olursa olsun sahibime karşı hep çıplak kaldım.Nefsim sırça köşkleri niyet edip miller katetse de ona karşı hep sebi sübyan çırılçıplak kaldım elim aciz vaziyette.Bir yandan bu halden memnun kalsam da bir yandan da emeklerime acıdım.Onun nezdinde pek bir mana etmese de bu acıma hissim yine de anlayış gösterip bir çulla bedenimi sardi kendi karşısında.Oysa bildiğini saklamaktan fazlası değildi bu imtiyazlar, ben anlamadım sadece.

Bu durumda kabuslarımın prensesi olan yaradan aşkına armağan ettiğim kelimelerimi kendime kâr mı zarar mı saymalıyım bilmiyorum.Zihnimin firdevsinde ehvenişer olana dünya aleminde ne isim verilir kestiremiyorum.Kendime cennet ettiğim dünyanın yalandan iyiliklerinin kimseye faydası yokken aşk diye pusula bellediğim inancım ben dışında kimseye yol gösteremiyorken, günahkardan farkımı vicdanım dışında kim belirleyebilir ki !?

Ben bu hayattaki manevi sermayemi döndürmeye yetecek kadar donanımlı olamıyorum.Ne denesem olmuyor, yetemiyorum.

Bilmiyorum.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XXIX Harman’ın Ablaları

Bugün “Harman’ın Ablaları” adlı post-apokaliptik kurgu hikayemi yazacağım.Ama bu kurguda apokalips yalnızca başroldeki abinin başına geliyor ve post kısmında ise herkesin güldüğü bir dünyada bir tek o ağlıyor.Başroldeki abimiz hikayenin başlığında bulunan Harman kişisi değil, aynı zamanda Harman kişisi hikaye boyunca ara karakter olmaktan ileri gitmiyor.

Konu anlayacağınız üzere Harman’ın ablalarıyla başrol abimiz arasında geçiyor.Henüz başrol abimize bir isim bulamadım ama bir iki cümleye kalmaz onu da belirlerim.Neyse işte Harman’ın ablaları çok güzel, yani öyle güzeller ki başrol abimiz hangisi daha güzel diye belirleyemeyince Harman’ın ablaları diye tek isimle anıyor direk onları.

-Bu arada başrol abimizin adı Enfiye olsun-

Enfiye Abi’yle Harman’ın arasında Enfiye Abi’nin dayıoğlu Sakal Reis var.Sakal Reis ve Harman yıllarca aynı organizasyon gemisinde asid house müziği yaparak tur satmışlar.Bu müzik türünün de patladığı seksenlerin sonunda Kalamış Sahili’nde gayriresmi gemi turlarıyla isimlerini duyurmuşlar.Çünkü o dönemde -bilirsiniz darbe gençliği- Tarabya Sahil’den seken Boğaziçi’li gençler törpülenmiş dürtülerini yaşamak için böyle niş ve ucuz eğlenceler ararlarmış.Kalamışa geçip o zamanın parasıyla 450 Lira’ya gemiye bilet alırlarmış.Göreceli olarak ucuz olan bu fiyatı Sakal Reis, yurt toprağındaki aç öğrencilere bir nevi hediye olarak belirlemiş.Bu ucuz fiyatı belirlerken de bizim Enfiye Abi’yle çok kafa patlatmışlar.Çünkü Enfiye Abi o zamanlar sosyalist düşünceye küsse de öğrencisine kıyamayan bir pozisyondaymış.Hatta İstanbul Üniversiteli Ülkücü Öğrenciler tarafında bile adaleti ve iyiliği konusunda hayli hatrı sayılır bir şöhreti varmış abinin.

Velhasıl kelam belirlenen bu fiyatların üzerinden otuz kişilik partiler vermeye başlamışlar.Boğaziçin’den medet uman Beyaz Barış Gençliği on yedi kişilik ekipleriyle bu partinin erkenden müdavimi olmuşlar.Yarattıkları komün eğlence şöhreti sonrası kalan on üç kişilik biletleri de resmen karaborsaya sevk etmişler.Yeditepe’de üç kitap okuyan her genç bu partilere merak salmış.Yeri gelmiş kalan biletler zamanı geldiğinde Özal Zengini olacak ailelerin çocukları tarafından dört haneli rakamlara alınmaya başlamış.

Geminin bütün işi Enfiye Abi’nin gayrimüslim manevi kardeşi Arap tarafından gideriliyormuş.Operasyon kısmını Arap’a devreden gençler Harma’nın müzikleriyle patlamaya başlamışlar.Boğaziçi Öğrencileri ve Zengin çocuklarının aynı ortamda bu denli eğlenmesine buruk da olsa mutlu olan Sakal Reis geminin kamara tarafında Abisi Enfiye’ye her hafya cuma akşamları cin tonik sofrası kurmaya başlamış.Enfiye’nin hoşuna giden bu durum zamanla alışkanlık haline dönüşmüs ve bu gemiye duygusal bir bağlılık hissetmeye başlamış.Çünkü yurdun en uç iki kademesinin bu ahenkte birleşmesi ve bu gemiye ruh katmaları ona dünya dışı bir zevk vermeye başlamış.

Bu arada Harman’ın Babası bahsettiğimiz Özal Zenginleri’nden biri olmuş zamanla.‘89 yılında başlayan bu macera ister istemez iki sene boyunca Beyaz Barış Gençliği ve kendilerine Özal’ın Çocukları ismini veren kapitalist gençler tarafından bir sır olarak sükunet içinde istisnasız her gece devam etmiş.

Yıl ’91 olduğunda Harman artık istanbulun sayılı yeraltı müzisyenlerinden biri olmuş.Geminin fiyatı da aynı oranda artmış.BBG üyeleri ilk başlarda itiraz etseler de DSP’de gelen burs arttırımıyla bu meblağa uyum sağlamışlar.Yeni gelen öğrencileriyle birlikte İstanbulda öğrenci modasını da kendi belirleme başlayan gemimiz halen daha gayrıresmi olarak otuz kişiyle kalamıştan demir alıyormuş ve bu durum Sakal Reis’i rahatsız etmeye başlamış.Çünkü verilen hizmete adapte olacak en azından elli kişilik bir gemiyle bambaşka bir seviyeye çıkacak bu gizli eğlence onu inanılmaz cezbetmeye başlamış.Bu durumu Enfiye ve Harman’la görüşmüş, ikisi de gayet olumlu yaklaşmışlar ancak cesaret edemeyip biraz daha zaman istemişler.

-Buradan sonrasına spin off planım var acele bitirmek niyetindeyim-

Harman ve Enfiye’nin biraz diye tabir ettikleri zaman bir sene sürmüş neredeyse.Bu vakte noktayı koyan da hikayemize isim veren Harman’ın ablaları olmuş.Babalarından aldıkları toplu parayla Harman’ların istediklerinden bile daha ilerideki bir tekneyi onlara hediye etmişler.Yalnız tek şartları varmış, her gece en tepede 6 kişilik loca onlara ve arkadaşlarına her şey dahil ücretsiz olacakmış.El mahkum göt gardiyan kabul eden gençler Emfiye’nin arkadaşı Arap ve Okşan’a gemilerinin teknik detayları için gemiyi emanet etmişler.

Tekneyi muhteşem yapan arkadaşlar işin üc kat daha kazandırmasını sağlamışlar.Ablalar şöhret, gençler de mutlu olmuş.Gençler mutlu olurken de Enfiye ablalara vurulmuş.

Enfiye’nin bu durumu büyük abla hariç hikayedeki her kesin ve hatta her şeyin hoşuna gitmiş.Hatta öyle ki küçük abla açık açık “istemem yan cebime” diyerekten Enfiye’yi kapaması yapmış.Aile evlerinin alt katında kendilerine onca varlığın içinde bir batakhane kurmuşlar ve tam olarak ’94 yılına kadar yarım gemi yarım ev diyerekten kendilerini bitirene kadar yaşamışlar.Sonrasında Harma’nın babası başbakanlığa koşan liderle girdiği tartışma sonrasında attığı sucker punch yüzünden bütün hayatları şaşmış.

O andan sonra baba Doğu Avrupa’ya, kızlar babanın yanına, Enfiye plazalara, Harman sokaklara ve Sakal da evine dönmüş ne yazık ki.

-Aşklarının ve devamının spin-off’una kadar sağlıcakla-

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XXVIII Oda Servisi

Kadınlar hep güzel, benim kadınım en güzel.Yeterki huysuzluğa yelken açıp hayatı bana dar etmesin… Ama bu da onun doğası, dilim varmıyor eleştirmeye.Sarıyer Güzelim hep koynumda huzur bulsun, 547’lerce ölelim istiyorum.Sanki çok şey istiyorum…

Balon bartakta bira, boğaz manzarası, Lamar ve Fenty’den Sadakat, portakallı Peter Thomas Roth.Benim hissiyat yönlü hayat beklentim yirmi üç yaşımın ortalarında gerçekleşti bu vesile ile.Baby’nin Debora’sı da beyaz perdeye işlendi sanki sayemizde… Bilmiyorum, karar vermek de istemiyorum.

Doyamayanlarda o gün olsun; Ottoman olsun, Pubness olsun, kapanan pizzacın olsun veya Nişantaşı kedisine varsın hikaye.Bir yerde bir masa olsun da biz karşılıklı yemek yiyelim yine senle.Her çiftten farklı olarak yemek yemek bizim ibadetimizken şefahatten kopmayalım seninle hiç bu vesile ile.

Sevgiye ve sevmeye alışmayı benim için herhangileştiren kadına, hayat manama olsun bu yazı da.

Tekrardan tabi ki…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.27 Canım Hafiften Yandı

Yazdığım yazıların, taktığım takıların, sıktığım parfümlerin kimileri tarafından özlendiği bir günün gecesi bu gece.Herhangileşmemek adında attığımız her adımın yerinde saydığı, yarınsızlığa umut bağlarmış gibi yaşadığımız günlerin bu günlük sonuncusu.Oluyordu da maksat maraz çıksın diye konuştum diyen kahpe kaderin getirdiği son büyük yara sanırım.

Kimsenin hevesine kasıtta bulunmamışken, can ötemden hevesime gelen kör baltanın verdiği acıyı tarif etmekte tabi ki zorlandım.Sağ olsun o da pek anlamadı zaten, tribimizde dövüldük ve şekle girdik yine…

Kan toplayan yürek kapılarıma koç başı vuran kaderin bu kahpeliğine diyecek pek bir sözüm yok ne yazık ki.Kadere kendin ol demişler, o da kahpelik yapmış.O kadarlık bir derinliğe sahip kendisi.

Edepsizce davranmaya hayal kırmaya tövbe etme arifesinde olduğumdan pek de ses etmiyorum ama çok canım yandı.Tek kelime yüreğime çöktü, böyle yalandan bir meltem süzüldü dudaklarımdan gökyüzüne.

Öyle canım yandı.

Anlatamam.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.26 Malum Zaman

İste gelsin şu hayattaki hasretliğin…

İstedin mi ?

Gelmiyor değil mi, gelmez… Biliyorum ben bu dalgaları.İlk üflediğin nefes gibi uzaklaşır senden bu hayat.Acaba tadı nasıldı diye kurup durursun.Olur öyle merak etme, biz bu yolları tırnaklarımızla arşınladık.Yalnız değilsin merak etme, kendini yaşadıklarından ötürü ulaşılmaz da sanma bi yüzden.

Hayat sürekli hakaret barındıran bir mecmua, ne denli kulak tıkarsan o denli yaşarsın burada.İlk olarak bunu öğrenmelisin bence… Bunun üzerine kurdukların seni sen yapar.Coşasın olur, kaçasın olur ama kimse izin vermez sana bu hayatta.Kendi hayat denkleminde kendine yer ayırtmak zorunda kalırsın.Dediğim gibi, yaşadık.

Vazgeçmememizi ne destekler bilmiyorum ama içgüdüsel olarak kimse vazgeçmez bu hayatta.Hepimiz olacakmış gibi koştururuz.Biz böyle programlanmışızdır belki de.

Bilmiyorum.

Sarhoş oldum ve yazamıyorum.

Garip değil mi…

Ama olsun.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.25 Kripto

Kaç para ulan gül güzeline yazılacak bir yazının maliyet ? Nedir yani hak yolunda beni dillendiren çöl vahasının gönlünü eylemek.Çok mu zor şu hayatta sana güzelliklerle gelenin zihnindeki gizem arzusuna dokunmak…

Tarabya diye direten mavi gömlekli de, Amidala’ya aşık olan da bendim bu hayatta.Ağzımda eksik dişle yakınına varıp iki saniye için sokağında yürüyen ve şarap etkisinde bir omza hoş geldin diyen de bendim hatırlatırım.Öyle ki ben ömrümü güllere yol etmenin sevdasında yüksek alkollerle teslim olmuşken seninle, bana yaptığın bu sığlık yorumlarının hepsi de senin ayıbındır bu günden sonra bilesin.Ben seni bana minik bir gün ışığı diye tanımışken olmadı bu kelimeler bize…

Özlemenin daha ne denli evrim geçirebileceğini öğretmede üzerine yok bu suçlamayı yaparken.Senleyken sana hasret bıraktırdığın anılarını da hatırlatırım.Elindeki baltayla düşman bellediğin hevesler üzerinde çok başarılısın maşallah.Lakin dördüncü duvarı yakaladığında kedigillere bürünmen de cabası…

Ben sevdiğimi bu gece düşman belledim kendime ki bu bile yaradır yüreğimde.Tek temennim de 68 65 72 20 67 65 63 65 20 62 65 72 61 62 65 72 20 79 61 74 61 6c c4 b1 6d 2c 20 61 6d 61 20 62 61 7a 65 6e 20 6d 65 63 62 75 72 65 6e 20 61 79 72 c4 b1 20 61 79 72 c4 b1 2e.

301.