Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Yalnızlığa Duyulan Hasret

Saat 03.45 yine…

Kendimi kaybetmeden önceki son duraktayım.Sevginin yeline kaptırdığım yelkenlerim beni nereye götürürse oraya gitmek istiyorum.Ölümle kan kardeş oldum.O, zamanını bekliyor ve ben de yoluma bakıyorum.Bu şekilde muhteşem bir anlaşma içersindeyiz.İkimiz de kendi sessizliğimizde vuslatı bekliyoruz.

Çok fazla ciddiye alamıyordum hayatı.Esas nedeni haplardı bu halimin.Ama hapları aksatmaya başlayınca yine o eski dostlar konuşmaya başladı.Dolayısıyla bu da her şeyi etkiledi… Ben dünyaya adapte olmak istemiyorum, yalnız kalmak ve tek hesabı tanrıya vermek istiyorum.Ama bunu mümkün kılacak bir yol göremiyorum.İnanılmaz derecede canım yanıyor ve insanlar “neyin var” demekten ileri gidemiyorlar.Ne bilmem gerektiğini de kestiremiyorum artık.Bildiklerimle hayat örtüşmüyor ve çok zorlanıyorum.O yüzden bu ara sürekli “bilmiyorum” diyorum.Çünkü doğrular, insanlara yanlış geliyor.Ve kimseye gerçek olanın ölümsüz olduğunu anlatamıyorum…

Bana düşünme diyorlar, kolaysa siz yapın aynısını.İnsanlara, başkalarını hatırlattığım özelliklerimden ve o başkalarından nefret ediyorum.Ben kendi yağımda derdimle kavrulurken, bilmişin birinin amca oğluna benzemek umrumda değil.O özelliğim de amca oğlun da yerin dibine batsın.Beni terk edin, rica ediyorum.Hepiniz beni terk edin, çünkü bende herkesi terk edecek güç kalmadı.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.14 Manço’lu Bir Aşk Hikayesi

Selam yine ben.En derin duyguların dostu, biricik Kemal’iniz.Ömür göçüp gitse de gençliği sıkı sıkıya tutan bir benlik içersinde nefes alıyorum.Her yaşanana “çok şükür” deyip yoluma bakıyorum.İçemediğim günlerin vebalini akşamları çıkarmaya çalışsam da bazen yetişemiyorum.Ama olsun; ben, ben olmayı en iyi başaran kişiyim.

Derinlikte sınır tanımayan türkülerde kendimi bulduğum doğrudur.Ve bu olduğum kişiyi, Barış Manço’nun yoluna defnetmeniz de vasiyetimdir.Ben aşk ve yar yolunda ihtisas yapmış, herhangi bir ödleğim sadece.Sevgilisine Allah demekten aciz binlerce sanatçının, en küçük evladıyım.Ha derseniz ki senden küçüğü yok mu, elbet vardır ama henüz ben tanışmadım.Bir gün; bir yerde tanışma şerefine erişirsek eğer, en küçük olmaktan çıkarım haliyle.

Hakk beni terk etmedikçe bu diyarda yalnızım.Ki O da bu sevgisiyle beni asla yarı yolda bırakmaz, bunu adım gibi biliyorum.Belki bir gün bütün bu kötü alışkanlıkları bırakıp, tertemiz bir insan olurum… Ama bugün, o tertemiz insan ben değilim.Kılavuzu Hayyam bellemiş bir toy zihne, adam olduğunda ne deseniz yetersiz kalıyor.Zihnim hala çocuk ve Hayyam’la var.Bildiklerimle yetinmiyorum Hayyam Bey, hep daha öteye geçiyorum sayenizde.Ama insanlık bizi ötekileştirmek adına ant içmiş gibi.Bizi anlamamakta çok ısrarcılar, biz de bir o kadar yalnızlık mahkumuyuz haliyle.Sevsek dünyada dert, sevmesek içimizde daha büyük dert…

Dünya bize dar geliyor.Sanal aşklardan kurtulup cemalî bakiye ermek istiyoruz.Ama ne mümkün, hatta na-mümkün bu dünyada… Biz hep ezilen tarafların, aşk yolundaki sesi oluyoruz.Ben bunu isteyerek elde etmedim.Kimsenin de bu sorumluluğu isteyerek alacağını sanmıyorum.Yüzümüze gülen kaderin kurbanlarıyız sadece.Biz sevmeyi bilerek doğduk ve bunun mahkumu olduk.Darısı hepinizin başına…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Siyasetin Karaktersiz Köpekleri

Karaktersizliğin ideoloji yaftası altında kabul görülebildiği yegane ülkede yaşıyoruz.Toplu ölümlerin sabrımızı asla taşırmaması ve terörle yaşamaya alışımamız gerek söylemleri de cabası.Oysa inanılmaz vataseverdik.Bu vatansever sözlerinin hepsinin başına, “sözde” sıfatını getirmek artık boynumuzun borcu.Çünkü biz “sözde” yaşıyoruz.Hayatta kalmakla yaşamak arasındaki kocaman farkları nasıl da görmüyoruz merak ediyorum.Ölemediğin günü, ben bu gün yaşadım olarak değerlendirebilir misin ? İşte biz tam olarak bunu yapıyoruz.Ölemediğimizden yaşıyoruz ve bu hayat standartlarına rağmen mutlu olmaya çalışıyoruz.

Açıkçası ben hiç de mutlu değilim, yakın bir süre zarfında da mutlu olacak gibi durmuyorum.Biz bu kadar omurgasız bir topluluk muyduk ? Ölen onlarca insanın arkasından “sabrımızı sınamayın” demenin kime ne faydası var ? Bizim sabrımız zaten taşmıyor ki, sınansa ne olur ? Evimiz dediğimiz topraklarda sıka sıka ilerliyor millet, biz hala ekrana dalıp gidiyoruz.

Ben öyle sanal dünyanın delikanlısı değilim ama bugün elimden yalnızca bu geliyor.Her gün birileri ölüyor ve biz sadece taziye mesajı yollayabiliyoruz.Bu benim ağırıma gidiyor.Benim sesim çok gür çıkmaz ama yine de sesleniyorum; istikrar abideleri, terör destekçileri, sönük faşistler ve gevşek sol kanat, hepinizden nefret ediyorum.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Bu Akşamın Yazısı

Bütün buradakiler, okuyanlara değil anlayanlara özel.Git geller arasında, kendime kadar olan fikirleri açıklığa kavuşturuyorum yazarken.Sonrasında gelip de burada ne anlatmak istediğimi soracaksınız eğer, keşke başta okumasalardı diye düşünürüm.Daha açık yazabilsem, öyle yazardım zaten.Ne diye bu soru faslı ? Gözlerini kapattığında ne görüyorsan onu yazıyorum burada.Sormanın bir alemi yok yani…

Güneş halen tepedeyken şükrediyorum.Bu şükür faslını da yazıya dökmeye çalışıyorum.Geç kalmadan başarmak ne kadar mümkünse o kadar yüksek hedeflerim.Hayattayken teşekkür ediyorum bunu sağlayana.Bütün şarkıları dinleyip, bütün içkilerle yol alıyorum sana.

Fazla bir şey yok cebimde sana gelirken.Mutluluğun ve kuru kuru sevgimle kapınıza dayandım sayın sevgili.Ben buradayım, peki ya sen ? Sana sebep koşarak geldiğim yollar mı seni yüce kılan, yoksa hali hazırdaki büyüklüğüne mi kapıldım.Ömrüm yanıyor senin sevdanla.Bitti hayatım ve gençliğim.Zehrinle bulduğum sana olan bağlılığım ne zaman verecek meyvesini ? Bana anlat, sana ihtiyaç duyuyorum.

Siyah ile beyazın arasında, biz bize kaldık.Bir önerin yok sanırım bana.Ben bu aşk derdiyle arada kaldım.Sana ne demeli, zevk mi alıyorsun durumumdan ? Bu akşama ait daha ne yazabilirim bilmiyorum.Kendi bilinmezlerim içinde hedefime odaklandım ve hiç yardımcı olmuyorsun.Seni de sıkboğaz etmek istemem ama ben bittim.

Hadi bitsin.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.13 Bölük Börçük Tripler

Bedenimdeki cin tonik kokusu mu bana bu aidiyeti veren ? Yoksa başka nedenlerden mi bu kadar fevri hareketlerim.Sarhoş olmamı yasaklayan bir neden görmediğimden içiyorum.Aradığımı bulma konusundaki yardımlarından dolayı bu denli uyuşuğum.O meleğin işaretlediği yola meylim de bu sebeple esasen.Kapıları zorlamadan açtıktan sonra istemsiz yaşadığım güç kaybı ellerimi kullanılmaz hale getirdi.Sahte mal mülk sevdasına karşı tartıya denge veren kağıt ve kalemimin haklı egosuyla baş etmek hoşuma gitmiyor.Çünkü adam haklı, sanala tamahtansa en gerçekteki bakiye meylediyor ve onun dışında kimseyi takmıyor.“Oğlum yapma etme, dünyada yaşıyoruz.” desem de, nuh diyor peygamber demiyor.Hep bildiğini okuyan bir benlikle yaşamak mı delirtti beni, yoksa bana deli dediler diye mi bu kadar baskın bir benlik bu ?

Gel hadi gidelim buralardan.Nedensizce cemali bakiye yüz çevirelim.Yasak olsa da içelim, nefesimizi hissedelim.İnsanda barınan isyana kulak asmadan yol alalım.Senden bana gidelim bu sefer.Ben, bende olmaktan aciz düştüm.Yalan da olsa buralar, senden gelelim bu sefer.Dertleri aciz eyleyip, eğlenelim.İlk aşklarımızı anlatalım birbirimize.Uyuşana kadar uyuyalım, ölümü korkutalım.

Dengesiz yazdığım kelimelerin tek sahibi sen.Hatta en sahibi sen, biliyorsun konuyu.Feyz aldığım yazarlar da seni öğütledikçe daha bir yüceliyorum kendimde.“Serfoş” hissettikçe yazmaya yönelik çalışmalar yapıyorum.Aklım gidip geldikçe nefesim sana kesiliyor, ne hissediyorum bilmiyorum.Bizde böyle kardeşim git geller.Öğüdü tek, tribi belli bir insanüstü hal bu.

İnanan inanmayan herkese iyi geceler…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Git Gel Manifestosu

Hüzün makamından bir dem çalıp yarınlara diktiğim umut bayraklarını izliyorum.Cennete göçen güzel kimliklerin gülüşmelerini duyar gibiyim.İçlerinden en seveceni, bir el uzatıyor bana.Sürgün sürem bitmediğinden eşlik edemiyorum o karnavala.Bütün bu sanallığın ortasında, yüksekçe bir yerde sigaraya dalıyorum.Oysa ben sigara içmem, öylesinde elimde belirivermiş bugün.Varamadığım varlığın bensiz geçirdiği günlere mi lanet etsem, beni çağırmayışına mı sövsem karar veremiyorum.

Büyüklerin öğretileri gibi; acaba gerçekten tarlalar apartman, kediler de aslan mı orada ? Beklediklerimiz de bekleyecekler mi bizi ? Göç farz da zamanda anlaşamıyoruz bu konu açılınca.Dört duvardan kaçsan, yalan duvarlarla karşılaşıyorsun.Herkes konuşuyor, hemde herkes… Yalan söyleyeni kesmiyorlar ya, ondan oluyor bunlar hep.Hepiniz mutlusunuz bu yalan camlarıyla kaplanmış fanusunuzda.Benim içim daralıyor, her şeyden sıkılıyorum.Ama yok olmak elimden gelmiyor.Sorana salağı oynamak hobim oldu, yeter ki konuşmayı erken kessin.Eskiden, aldığım ilaçlara yıkardım sorunları ama artık o da azaldı.Sarhoş da olmuyorum, fakat hayat da değişmiyor.

Zaman kavramına aklım ermediği için bir itaatim söz konusu.Bu doğrultuda hayat, nefes almak ve nefes verememek kadar kısa oluyor.Zamanın içinde ortalama yetmiş beş senelik parantezleriz.Bir nefesle başlar, o nefesi veremediğin an biter.Sürgününden, başkentlere sazlı sözlü bir dönüş hikayesine geçersin.Hak ediyorsan tabi o da… O yüzden önce insan ol, sonra sıfat ara ve öğrenmeye başla.Ama önce insan ol.Doğru ol, adalete inan ve tekrar ediyorum; insan ol.

Veremediğimiz nefeslerin ardında buluşup, bu günlerimizi analım.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Söz Sırası Ve Vecd

Sözüm üzerine yazılan bir yazı olacak, meraklısı olmayanı
ilgi ve alakadar etmez.

Yıllardır hayattayım, daha yeni yaşamaya başladım.Nefes
almayı yeni yeni anladığım ve anlamlandırdığım günlerde biraz özgüvenim
yükseldi.Bu beni açıkçası çok mutlu ediyor.Kendime olan inancımın artması
hayatımı kolaylaştırdı ve artık yüzüm daha çok gülüyor.Ama bu durum, eski
depresif odağımı da kaybetmeme neden oldu.O zamanlar daha kolay odaklanıp, daha
nokta atışlı şeyler yazabiliyordum.Yazmayı çok seviyorum fakat bu sebeple de
eksik kalıyorum bu günlerde.Çok fazla “ya sev ya terk et” kokan bir hikaye değil
mi… Elindeyse mümkün kıl; baktın olmuyor, bakma.

Hayat müşterek.Umarım o kelimeyi doğru yazmışımdır (!) Ama
cidden hayat öyle… İyi niyetle istediğin bir şeyi elbet yaşarsın.Belki
istediğin gibi olmaz ama, Allah sana onu yaşatır.En azından, heveslendiğinin ne
olduğunu görürsün.Bir şeyi hayal edersin, iki ay sonra yaşarsın.O anın eksik
olduğunu fark eder ve yenileri istersin.Neden, çünkü nankörsün.Ama sana
sınırsızca veren bir güç olduğu sürece, o istediğini de yaşarsın.Sonra yine bir
şey gelir aklına ve istersin, yine yaşarsın.Hayat seni nankörlüğünden dolayı
tepetaklak edene kadar istemeye devam edersin.Bu böyle, fıtratımızda var.Sonra
her hale şükreder kıvama getirir aynı hayat seni.Bu da hayatın müşterek
olduğunun başka bir örneği, ne kadar ekmek o kadar köfte.Hayat adaletini bir
şekilde hissettirir, her denklemin çözümünü aramaya lüzum yok bu yüzden.İyi
niyetle yaklaşıp, doğruya itaat etmeyi bilmek gerekir.

İnsan, kendi deryasındaki küçük bir kayıktır.Ben buna olan
inancımla var oldum.Ve bugün o kayığı, bu limana bağlamam gerektiğini
öğrendim.Ha olur olmaz bilemem, ama insan bu deryalardaki sınırlarını
öğrenmeli.Bunu sınırlarından korkması için söylemiyorum, sınırlarını bulması
için söylüyorum.Aramalı ve bulmalı, insan doyana kadar öğrenmeli bence.Bir
konudaki açlığını kesene kadar öğrenmeye devam etmek, insanın kendisine olan
saygısını gösteriyor gibi gelir bana.Çünkü hayatın bu sanallığına rağmen gerçek
olana bağlanmayı seçen insanların elinden sadece öğrenmek ve öğretmek gelir.

Ben sözümü tutmanın tatlı rehavetiyle geceye kaptırıyorum
kendimi.

Sıra sende…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XII Deliren Velinin Gençliği

Selam, yine ben.En tehlikeli deryaların, en bilinçli kaptanı.Sol kanattan ilerlediğim Habeşistan’ın beklenen kurtarıcısı.“Na na na” diye mırıldanarak yol aldığım aşk denizinde, her zamanki gibi gecemi bekliyorum.Nefesimi kesecek sahibin, sükûtuna sığınıp yol alıyorum.Beklediğim desteği görmeden göçersem buradan, hakkımı helal etmiyorum.İçtiğim her damlanın hesabını daha ölmeden verdiğim bu hayattan bazı insiyatifler bekliyorum.Bilmiyorum belki de bunların hiçbirine hakkım yoktur.Ama bende inanç delinmez gerçek olduğundan, bu şekil bir yol benimsedim kendime.

Tekrar aşık olabilecek miyiz ki diye fezaya doğru sorular yolluyorum.Bu günlerde pek cevap alamıyorum açıkçası, acaba neyi yanlış yapıyorum yine.Sensizliği iyi idare ettiğim günlerin geride kaldığını çok net hissediyorum.Artık acı vermeye başlıyor bu uyuşukluk.Kanım yoğunlaşmış gibi damarlarımı içten çizerek akmaya başlıyor… Sonrasında da bir türlü iyilik ve güzellik gelmiyor.Hep bir “Tamam bu günü geçirdin, yarın daha sert özlem barındıran sınavlar gelecek” tavrındaki kader konuşmaları yaşıyorum.Reflekslerimi hissediyorum, artık zihnimin hızına yetişemiyor bedenim.Bardaklar düşüyor, yakalayamıyorum.Hayat elimden kayıp giderken seyre dalıyorum.Sükût içinde huzursuzum, karanlık yolların götürdüğü aydınlık bir yerlere gidiyorum.

Korku filmlerinde umarsızda şarkı söyleyen kızların yüzlerini görüyorum artık.Kanımı donduran seslerindeki korkunçluğu barındırmıyor gözleri aslında.O halde bile umursamaz gibiler.Kendi istekleri olsun istiyorlar ve buna çalışıyorlar, dünya yanarken sesli sesli şarkı söylüyorlar.Ne kadar basit, ne kadar doğru ya da ne kadar hakları var bilmiyorum.Ama onlar bunları düşünmeden zihnimde sesleriyle yaralar açıyorlar.Hayranlığımı gizleyemiyorum sanırım şu an…

Nefes almak ve nefes vermek kadar basit eylemleri yapamadığım günü görmek için yaşıyorum ben.Yersen…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Tek Seferde Yazılan Yazılar

Seni dedim de onlara, deli dediler bana.Diyelim ki bunların hepsi bir şekilde bana reva.Reva da hiç mi için acımıyor bana.Gelsen buraya tek nefeste terk-i diyar eylesek, bütün o ilhama dair olanları tanısak.Eğer sıkılırsan sonra geri de döneriz, hemen tepki verme önerime.

Hikayeme paralel insanları tanıdıkça yalnızlığım renkleniyor iyice.Neon renklerde şeritlerim var artık zihnimde.Alemlerde tanıştığım, günümüz avareleriyle hayatı çekilebilir kılıyoruz.Nasıl plan ama !?

Artık “Serfoş” olmak için sarhoş olmama gerek de yok, uyanın artık cahiller.Yedi uyurların maddi hayranları olmak size ne katıyor bilmiyorum ama artık uyanmanın vakti geldi sanki…

Lanet bir huy bu.İçindeki deryaların yaşlı balıkçısısın ve senin gibi onlarca insan var.O kadar kişi olmanıza rağmer sır saklıyorsunuz hala… Hoş mu dostlar halimiz.Ama bizim yaptığımız şey de tam olarak bu.Meşk etmekten bahsetmiyorum.Bildiklerin yüzünden deli olmadığın yerleri yaratmaktan bahsediyorum.Basit ikilemin zorlu parçaları gibi gelebilir, ama denklemin yapımı kadar anlaşılır parçalar bunlar.Derdini anlat ama deli demesinler…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Elimin Varamadığı Başlık

Zamanı bekletiyorum senin için.Yağmur damlaları bile saygıda kusur etmiyor bu duruma.Yağmıyorlar artık, sen yoksun diye düşmüyorlar bu eşsiz toprağa.O an bir of çekiyorum içimden sensizliğe.Yine de doymuyor içim bu nefese.Bir Fransız bayan çalınıyor tam o anda kulaklarımda.Bir yolunu bulup kalbime iniyor ilk olarak, sonra da daha derinlere yol alıyor… O Fransız’a ağır sövüyorum, bunların tümünü yapabildiği için.Tövbeliydim ben kalbimden sonralarına, ne işi var sanki oralarda.Kimseyi ilgilendirmeyen yaraların, bir sesle kaşınması hiç hoş hissettirmiyor o anlarda.En azından bunu gösteriyor hayat sana.

Varlığının üzerine neler yazdım kim bilir.İşte onun yüzünden bu haldeyim.O kadar içten sevdim ki, senden sonra kaybedecek bir şey bulamadım kendime.Ben de tüm köprüleri yıktım hayatla aramda olan.“Öyle gidilmez, böyle gidilir.” diyerek tepkimi belli ettim tüm olanlara.Böyle olmalı bence tüm terk edişler, saygısız ve tek seferde.Terk edilen de gitmesini bilmeli.Belli ki o yaraları sahiplenen kabuklar iyileşmek için olmasa bile, en azından bu teni sevdiklerinden varlar artık.İşte tam bu sebeple bazı yerlerine dokunulmamalı insanların ve bazen o sözler edilmemeli.

İstanbul’a da bakınıyorum ben sarhoş olunca.Ayrılmaya can attığım, onu özlemeyi en yakından bildiğim şehir.Çok saçma bence; her şeyden kopmak mümkünken, bir şehre bu denli bağlanabilmek.Acı da olsa, acısıyla yaşatan bir lanet gibi üzerimizde.Ölüm gibi, aşk gibi, meşk gibi, hiç olmazsa başka alemlerin ev sahibi gibi.Varlığı hakkında ne biliyorsan yalan olabilir.Ama yine de bu yalanla yaşıyorsun.Pis bir bağımlılığı var sanki…