Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Tınlamayan Dağlar, Değil Mi ?

Tükenmekle bitmeyen hayatların hikayesini yazmaya hangi mürekkep ile yazan kalemin harcı yeter ki, değil mi ? Kadere küsemeden hayata dört elle sarılmak durumunda kalan insanların hesabını kim verecek ki burada ? Olmuyor, olamıyor.Bazı sorular cevap bulamıyor ne yazık ki… 

Yağmura göğüs germeye çalışan açık defterimin yaprakları kendilerini papirüs olabilmekle avutuyor.Kendimce “Kolay mı lan !?” desem de onlar pek laf dinlemiyor.Ya hu’ sen kimsin demeye varmadan, beni kavuşturduklarıyla çıkıyorlar karşıma.Tamam haklı olabilirsin ama ukala olmaya da gerek yok bu hayatta papirüs müsveddesi !

Olay bendeydi lakin yine de kahraman olmaya soyundum.Haddime mi, değil ama denedim yine de.Yazamıyorum kaç aydır, bana sorsanız yazmıyorum derdim, ama gerçekler ortada değil mi.Bunun bir yolu yok toparlanmak adına.Böyle gel git ile bitecek ömrüm.Olsundu ne diyelim.Bitmeyen serilerin yavaşça biten sahibi olurum ben de bu hayatta.Ne demişler sonuçta “Hızlı yaşa genç öl”.

Değil mi ?

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XXIII Aşık Alkol Anıları

 Yok ! Sanırım alkolsüz de yazabilirim.Evet, bunu yapabilirim ! O’na ait şarkıları alkolsüz yazıp,onun yüzünü güldürebilirim.Belki de yapamam, bilmiyorum.Aslında istemiyorum da bu durumu öğrenmeyi… Bu kadar teslimiyetçi ve alkolik haller bana kolay ve cezbedici geliyordur, kim bilir… Ne kadar sevsem de, yazmak için içmen gerekiyordur belki.Ola da bilir olmaya da bilir, kim bilir…

 Aşkın, kimden geleceğinin belli olamayacağı bir algıda yetiştirdim kendimi.Bu sebeple de bu denli dengesiz davranıyorum dünyaya ve ona karşı.Ama o her yaşanan olayda yine de kendini daha da ispatlamaya ant içmiş gibi davranıyor bana karşı.Bu sebeple genelde ona karşı elim boş ve güçsüz kalıyorum hayat aleminde.Özellikle, eksikliğimin olduğunu hissettiği konulardaki beni tamamlamaya çalışmasına diyecek kelimem olsa bile saygıdan bulamıyormuş gibi davranıyorum… Onun bu tutumuna genelde şarkılarla bile güç yetiremiyorum… Ben kendimi şımarttıkça o benim üzerimde bir sadakat ve tevazu gösteriyor hayata karşı.Bu durumdayken de yaratanın gecelerine ve onun aidiyetine hayran kalmamak elde değil ve ben de pek güçsüz kalıyorum haliyle.

 Son paragrafa “Yaratana aşığım” diyerek başlamak istiyordum diye bir saattir yazıya giremedim.Saf saf kelime karalıyorum, ama sanırım kullara olur öyle… Kelimeleri yan yana getirmekten aciz bir aşık hal var burada.Kimin dil uzatmaya gücü yeter ki şu saatte bana !?

Loyalty – Kendrick Lamar ft. Rihanna

Neyse, alkolde olur böyle.301 benim bu karışık yazımı affetsin.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XXII Normal Blablası

Omuzlarımın test ettiği yükler dile gelin lütfen.Hayat bana inanmamak konusunda ısrarcı.Kim bilir kaçıncı kavga bu onunla, yine de hala yalancı bana.

Oldschool olacak bu gece her şey, ısrar ediyorum ben de.Liseli bir genç gibi umarsızca isyanım dillenecek hayata, Hayat kendine çeki düzen versin mümkünse.Hayatın normal blablasına kulak asmadan bildiğim türküyü okuyup, kanımın son damlasına kadar kararımda ısrar edeceğim.

Siyah bayrakların gölgesinde sarhoş olmayalı çok uzun zaman olmuştu, yalandan da olsa bi’ iyi geldi.Sol saftaki damarlarım karardı, mutlu oldum.Ölene kadar içimde yaşayacak olan bu deliye, arada bir olsa bile yaşama azmi vermek bana iyi hissettiriyor.Karadan daha kara bu dut diyerekten “karadut” karşıtı bir eylem bile planlayabilirim her an.Normal değiliz ya hani, her türlü boşluğa uyacak kazığımız varmış gibi…

Neyse !

Vallahi sarhoş olmayı bu sebeple hiç sevmiyorum.İmgelemler arasında kaybolup, en son yaşadığım ve aklıma ilk gelen şeye yazı yazıyorum.Ertesi gün okuduğumda ben bile “Acaba bunu hangisini umarak yazdım” diye tribine giriyorum.Odağımı toparlayamadığımdan da uzaktan uzaktan el sallıyorum güzel yazdığım günlere !

Gün gün toparlanacak her şey ve bir gün hepsi bir lokomotife bağlı vagonlar olup 9 3/4′ ten kalkacak.Ait hissettiği yarınlara umut bağlayanlarla dolu olacak o tren, yolun sonunu da vagona ulaşan herkes biliyor olacak zaten -tıpkı bugün gibi-.Yarınlar yakın lakin bizde yarınları var edecek güce sahip benlik yok.Hadi hep birlikte utanalım.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.21 Yetmişlere Yetemeyen Ömür

Aklım yetmişlerde kaldı benim, nedendir ki ? Bu soruma cevap verebilecek hanım arkadaşa kardeşimden bir doğum günü pastası sözü veriyorum.Bilirsiniz ben sözlerimi tutarım.Hayat hızının halen minimumda kaldığı en entellektüel, yeni nesil tarihlerdir bana göre yetmişler.Bu sebeple; sadece zihnen değil, bedenen de kendimi oraya ait hissediyorum.Sanırım açıklamamın kabul görür tarafları var.Yani beni tanıyan biri, sırf şu açıklamam sebebiyle beni yetmişlere postalayabilir.Lütfen olsun, lütfen beni yaşadıklarımdan en az kırk sene öncesine postalayın.Şu yazdığım son cümle yüzünden umut veren arkadaşlarım bana küsebilir, dediklerimi ve yaşadıklarımı beğenmeyebilir ama elim mahkum, pek de kusura bakmasınlar.

Demirel, Türkeş, Erbakan ve Metin Feyzioğlu’nun dedesi Turhan Beyefendilerin gayet akıl dolu ve saygılı siyasetlerini okusaydık gazetelerden.Yeni Rakı içip, sarma sigara dönseydik beraber.Bol bol uyuklasaydık ve geleceğe doğru konuşsaydık.Darbeden önce, kalan son on yılımızı da har vurup harman savursaydık.

En delikanlı sanatçıların, çakır keyif vaziyette çıkardıkları eserleri dinleseydik.Rakı şişesine balık, kafeslere kanarya, dağlara turna olsaydık.Kendimizi ülkenin imkansızlığında arasaydık.İçe doğru çıkılan yolculuğumuzu imkansızlıklar yardımıyla mutlu sonlandırsaydık.

Ama olamadık, kırk sene kadar kenara sektik.

Yazık, neyse.

Ben az biraz sarhoş oldum.Bu sebeple gönlüm kaydı geçmişe doğru.Olur öyle şeyler, mazur görün.Mazim yetmişlerden yirmi sene sonrasına dayanıyor en iyi ihtimalle.Bu sebeple kalbim kırık, gözüm yaşlı ayrılıyorum bu yazıdan.Üzgünüm, affedin.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Günde Bir Öğün Hayal

İnsanlar, yaşadıkları her özel anda bana teşekkür etsin istiyorum.Zor anlarına pusula olmak ve hayatlara renk katmak istiyorum.Nefesimden çıkanların ışıttığı yollarda, yüzler benim güvenimle rahatlasın ve gülsün istiyorum.Lakin pek mümkün olmuyor.Nefes almak için gereken zamanı bile hayattan borç alıyorum.Yoğunum ve bu manada kimseye bir faydam yok.

Sinirden yedi gündür ayık uyumadım ve bu da yorgunluğuma fayda etmedi haliyle.Kollarım ağırlık yapıyor bedenime.Yataktayken kulaklarımda çalan çanlara rağmen uyumaya çalışıyorum.Quasimodo tarzı geceler yaşıyorum anlayacağınız.Yarın öbür gün karşınıza kamburumla çıkıp “bana su verin” diye inlersem garipsemeyin, o suyu verin.

Yine de insanlara, kelimelerimle yaşatmak istediğim anların hayali beni benden alıyor.Bütün o pembe bulutlarin hakimiyetinde, kendimi hayatın muhteşemliğine teslim etmek geliyor içimden.Fakat adımın köleliği teşvik eden bir dilde “Umut veren” olabilmesi ihtimalini düşünüyorum ve bu benim garibime gidiyor.“Bu riyadır” diye diretiyorum kendi kendime… Ömür boyu evladı olduğum memleketin karşısında, kurduğum hayalleri gerçekleştirmemek için kendime normlar yaratıyorum.Normal mi, değil tabiki ama ismimle çelişen hayallerim ve bedenime hakaret eden hayat halimle pek de üretken yaşayamıyorum.

Olması gerekenleri oldurmak yerine, olmasını istediklerimiz için gayret edebildiğimiz gün hep bir ağızdan zafer şarkıları söyleyeceğiz.

Yoksa eğer öyle bir gün ya da o insanlar, hikayemiz de yok.Olmasını istediğimiz şeyler için hayatı basite indirmekten hala korkmamız gerekiyorsa, biz hiçbir şeyi yapmaya hazır değilizdir zaten.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Çiçek Çocukların Nefreti

Tavır çekiyorum.Neden bilmiyorum ama çok fena tavır yapıyorlar.Neden herkes bu kadar tavırlı veya ne için bu kadar memnuniyet yoksunular acaba… Hoş mu yani bütün bu yaşananlar ? Ne gereği var sanki insanların birbirine karşı bu halde olmasının.Sevimsizlik bence tamamen.Ben merkezci olmanın ve bu yolda empati kuramamanın ürünü bu.“Kendini benim yerime koy” diyorlar.E tamam koydum da ben haksız değilim ki, istediğin yere koyarım kendimi ama haklıyım, görüyorsun.Çok mu zor geri adım atmak ? Sen kendini benim yerime koyuyor musun ki sanki ? Bir laf çıkmış “benim yerime koy”.Ya tamam ben hepinizin yerine koyarım, ama konumuzun bununla en ufak bir alakası yok.Sen kendini haklı çıkarmak adına doğrulara yön vermeye çalışıyorsun.Ve bütün bunları yaparken de sınıfta kalıyorsun.Kabul et başarısızsın bu konuda.

Sadece çok konuştuğu için haklı olduğunu zannedenlerle yaşamak benim zoruma gidiyor arkadaş, esas konu bu.Ve bu adaletsiz durumda yenen tavır benim canımı yakıyor.Çok kelime yapan veya sesi daha çok çıkan haklı olacaksa Hip-Hop kültürünün hepinizi etkisi altına alması lazım.Yıllardır biz kendimizi bu kültür vasıtasıyla arıtıyorken, cahil cahil boş ritimlere kafa sallayan sizler bana göre boş konuşuyorsunuz.Bence bu durumdayken de benim sevgimi hak etmiyorsunuz.

Hayat oyun mudur, belki öyledir bilemem.Ama eğer bir oyunsa bu hayat, o da benim oyunum.Benim oyunumun değeri, benim gözümde hissettiğim kadar var.Hayata kötü davranmanın veya hayatın sana kötü davranmasının ilk nedeni sevgi… Sevdiklerine çektirmek dünyanın bir sistemi.Bunu böyle kabul edip, buna alışmak da seveninin boynunun borcu gibi.Ne kadar zor olsa da yapılmalı sanırım.En azından ben öyle düşünüyorum.

En sevdiklerine yaşattığın acıların nedeni, onların ne kadar yüce olduğuyla ilgili.Ama eğer sevmiyorsan da bunu mertçe söylemek gerekir.Genelde insanlara bu “patavatsızlık” gibi gelebilir, lakin olması gereken açık sözlü olmak gibime geliyor.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.20 Karma Paragraflar

Ölemediğimden yaşadığım günlerdeki alacağımı kimden tahsil edebilirim ? İster istemez nefret duyduğum günler var ne yazık ki.Ve bu yaşımda bunlarla boğuşmak zorunda kaldım.Şikayet eden, kırılgan yapıda bir insan olsaydım eğer şimdiye çoktan şöhrettim bu kadar derdin üzerine.İkinci kitabım “Dertlerin Kucağındaki Kötü Vampir” bir “piyasa romanı” olarak raflardaydı.“O lanet olası çocuk benimle yattı ve bundan zevk aldım” tarzı saçmalamayan ergen hanım yazarlara rakip olmuştum şimdiye.Ama bizde karakter, özveri ve az olana gösterilen tamah var… Biz kendimizi şımartmayı bilmiyoruz, çok yazık.

Bütün bunlar nedeniyle bugün efkarım çok yüksek tepelerde.İmkansızlıkların ortasında, olmazlara teslim ediyorum kendimi.Yasak ne varsa, dost biliyorum onu kendime.Ölüm sebebiyle varamadığım, masum hayallere içiyorum.Ağlamaklıyım, insaniyetime sövüyorum içten içe.Hayat, bokumuzda boncuk aramanın ötesine geçmiyor nedense.İmkan eksikliği bize, hayatı yalanlarla var ettiğimiz bir dünya yaratmayı öğretti.Bu hoş bir şey değil gibi geliyor, biliyorum.Ama yoklukta öğrenilen duyguların membağı bu yalanlar, bu sebeple elim onları def etmeye varmıyor.Onlarla büyüdüm ve bu duygularla var olacağım.Elimden daha fazlası gelmiyor.

Yarın iş var, yeterince sarhoş olamıyorum ve eksik kalıyorum.Her yiğidin bir yoğurt yeme şekli varken benimki ne diye bu denli zorluk çıkarıyor ki bana ? Çok şiddetli uykum gelmeye başladı, bu hızda giderse ben otuzumda falan emekli ederim kendimi yazı kalemimden.Bu işten beni memnun edecek parayı kazansam kötü mü olurdu sanki, kendimizce mutlu mesut yaşardık.Lakin bana öyle geliyor ki; insanlar beni öldüğüm gün sevmeye başlayacak ve çocuklarım zengin olacak…

Eğer benden sonra yazdıklarımla ve yaşadıklarımla zengin olan bir akrabam olursa, hak gözetmesi şartıyla benim hakkım helal olsun.Kimseye kendi ürettiklerimle beddua edecek değilim sonuçta.Bunları çokça kazanmak için yazsam burada paylaşmam.Benim için öncelikli olan ruhani sağlığım ve hislerimin doğru aktarılması.Sevgi öncelikli yaşayan basit bir insanım sadece.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.19 Af İstiyorum

Şarap sona yaklaşıyor.Yazı yazmaya niyetlensem mi diye pazarlık yapıyorum kendi içimde.Bu gece yazıya niyetlenmeyi beceremedim nedense… Çok istemiştim oysa, şu gecemde de bir adet “Serfoş” yazısının çıkmasını.Ama bir türlü oturup da yoğunlaşamadım.Esasen eski yayınlanmamış yazılardaki parçalarla ortaya çılgın bir formül mü çıkarsam ? Şu anda buna niyetlendim bak.

-edit: yapamadı-

Gezdi dolaştı, kürkçü dükkanında vitrin modeli olmaktan kurtulamadı.Yayınlanmayan yazıların hepsi, başlı başına bir yazı olacak kadar bağımsız.Çok çok iyi şeyler değiller ama benim yazılarım sonuçta, kıyamıyorum torbayla paylaşmaya.Emek vermişim belki devamını getiririm diye saklıyorum.İnsanlık hali işte, yalandan yufka yürekli dakikalar yaşatıyor adama.

Sen yazdıklarını çöpe atmak nedir bilir misin çekirge ? Bütün o hislerini ve birikimini aktardığın kelimelerin, yokluğun kucağında gidişini izlemek nedir bilir misin ? Bilmezsin tabi, nereden bileceksin… Biz ne şekilde sildik hislerimizi bir bilsen.Ne kadar ezildik yazdıklarımızın altında.Ne denli zor kararlar verip yok ettik onları… Bu konu dahilinde hiçbir karar kolay değildir bunu bilir bunu söylerim.

Ben net bir biçimde sarhoşum.Bunu şu an için söylemiyorum.Benim genel kişiliğim sarhoşluk ve nasip ettiği güzellikler üzerine kurulu.Sarhoş olamadığım vakitlerde eksik kalıyorum ve bu anı arıyorum.Aynı zamanda uzunsüre sarhoş olamayıp da sonrasında sarhoş olunca bu günkü gibi saçmalıyorum.Yazmayı ve güzel şeyler aktarmayı çok seviyorum ama böyle anlar yaşandıkça çok da mümkün olmuyor.Hatalarımız ve eksikliklerimiz af ola ! Ben hep iyilik, güzellik ve tek bildiğim doğru üzerine yaşadım.Ve sırf onun vesilesiyle yazmaya başladım.O sebeple bazen iyi aktaramadığım için ezikliğine düşüp saçmalıyorum.İnşallah bu denli bir ayrılık süreci daha geçirmeyiz.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Sorular ve Sorunlar, Soytarılar

Kafamı toplasam onlarca yazı çıkacak elimden, fakat beynim donmuş vaziyette.Kendime gelemiyorum.Bu hazan halini yıkacak olan ateşin içimde hala kor olduğunun ben de farkındayım ama o denli uzak ki ısısı buzlarımı eritmeye yetmiyor.Uzaktaki bir sesin verdiği aidiyet hissi kadar samimiyetsiz gibi.Eski kız arkadaşının “Sorunlarının çözümünde benden destek alabilirsin.” temalı sahte konuşmaları tadında.Bunca zamandır neredeydin, neden bu kadar uzun sürdü bu lafın söylenmesi ? Neden yazmaktan vazgeçtiğimde ve bunu en çok dillendirdiğimde hissettirdin ısını ?

Yazıların başında çokça soru sorduğumun ben de farkındayım.Ama son birkaç yıldır elimden pek de fazla bir şey gelmiyor.Sorularıma aradığım cevaplarla varlığıma mana yüklüyorum.Bu sayede sönük yelkenimi yelleyip uzun yollara devam ediyorum.Anlayacağınız bu sorulara ve cevaplarının verdiği kuvvete ihtiyacım var.Beni benden öte varoluşa sürükleyen merakımın tek sebebi bu sorular ve sevseniz de sevmeseniz de onlara ihtiyacım var.

Yoklukta suladığım ve büyüttüğüm duygu çiçeklerinin rayihasını kesen keskin kokulu sorunlarla savaşmak için sorularıma ve cevaplarına bel bağladım.”Var edenin yolunu benimsedim” gibi tasavvufi bir yorumda bulunmayacağım.Beni tanıdığınız kadarıyla, piyasaya oynayan bir insan değilim.Lakin bu sorunların sonucunda, tüm bu bahçelerin sahibine olan bağlılığım ve sesimi duyurma isteği had safhaya ulaştı.Bu nedenle kendi içimdeki sorguların bana açtığı yeni kapılar çok hoşuma gidiyor.Sorunlarım ve çözümünde ortaya çıkardığım soruların cevapları kocaman bir tamlama.Ama durumumu en iyi açıklayan kelime öbeği bu.

Son olarak da, öğrendiği ilk mana sahibi cümlelerin reklamını yapan soytarılardan nefret ediyorum.Belki haddime değil ama reklam için kullanılan duygular beni üzüyor.Sahte duygularınızla katmerlenen cehaletinizin altında kalasınız ve nefese muhtaç halde bize gelesiniz.Daha büyük bir bedduam yok siz duygu sömüren sülüklere.

Yazık.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Ağlamak Üzereyim

Oyun oynamıyordum.Sensiz kaldığımda var olan çırpınışlarım ve nefesimde yaşanan darlık gerçekti.Zor nefes aldım yokluğunda ve ne yazık ki ölüme teslim olmak istedim genelde.Bunu söylemekte bir sakınca görmüyorum artık; yokluğunda nefes alırken bazı geceler ölüme hasret hissettim kendimi.Ölümün vereceği huzura ve içimdeki sessizliğe inandım nedense.O kadar yoktun ki; yeni reşit olmuş bir bedenin çırpınışlarını yalnız tanımak zorunda kaldım.Muhtaç olduğum her şeyi ellerinde unuttuğumu fark ettiğimde iş işten geçmişti.Cahil, yalnız ve savunmasız olarak o fırtınanın ortasında kalmayı benzetebileceğim bir korku yok hayatımda, umarım hiçbir zaman da olmaz.

Ben büyüdüm.İyi büyüdüm, kötü büyüdüm bilinmez ama bir şekilde büyüdüm.Büyürken bir zırh buldum üzerime, alkole alıştım, ritme bağlandım, bir şekilde hayatta kaldım ama büyüdüm.Yaşadıklarımla gurur duymasam da, bu yolun başındaki o saf melekle gurur duyuyorum.O elinden gelenin en iyisiyle var oldu bu yolda ve hayatta kalmaya devam ediyor.Kim bilir nereye kadar gitmek durumunda kalacak… Ama o beni hiç yalnız bırakmadı; bazen elimden tuttu, bazen yüzüme siper etti göğsünü.Ama ufacık kalbiyle hep benden daha cesaretli davrandı hayata karşı.

Allah biliyor, eğer bu yaptığımda en ufak bir sanat varsa, ben hayatım boyunca sanat yapmak istiyorum.Hayatım boyunca bunu yaşatmak istiyorum ve gereği neyse denemeye hazırım.İlk yazdığım gün hissettiğim o saçma salak hevesi asla sonlandıramadım.Hep kendince sevdirdi bana kendini.Her şeyden vazgeçtim ama o varlığını sürdürmeye devam etti.Umarım bununla var olurum ve bununla varlığın güzelliğine erişirim.

Dua edin.

Amin.