Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.IV Ego ch.I

Salt ego arınımı yapmak için yazmaya başladım.Ancak benim egom, o kadar kolay işlemiyor.Normal egoist insanlarla aynı değil hali… Biraz daha olmazlara meyilli, bir o kadar da cezaya hazır.

Halimi tavrımı gören, gerçek benden bahsedince şok oluyor.Dışarıdan böyle görünmediğimi farkındayım.Ancak bi’ laf vardır, “para ile imanın kimde olduğu belli olmaz” diye.Ordan yola çıkalım… Bazen düşünüyorum; ben mi onun yolunu seçtim, o mu beni yoluna aldı diye.İkincisi olduysa cidden büyük bi risk var ortada, ya da büyük bir güven.

Küpeleri ve dövmeleri olan, hoody giyinmeyi seven, hip-hop dinleyen, genelde sarhoş olan ve bunu söylemekten çekinmeyen; her şeye rağmen Allah ve sevgi diyen kaç kişi var etrafınızda bi’ anlatın bana lütfen.Böyle giderse sırtım gelmez yere benim, sevgi ekmeye devam ettikçe sorun yok.

Söylüyorum, kafam cidden fazla gelir hayata… Mesela cennet diyoruz di mi ! İlla şaraptan akan nehirleri görüp meleklerle birlikte olucaz.Görseliz yani, bu kadar sığ.Peki anne sevgisi, aşk, dostluk, sarhoşluk… Cennet bunlarla ilgiliyse; bu insanlar ne için çalışıyor, biliyorlar mı ? Bilmediğin cennete hazır mısın ? Ben hazırım da seni merak ettim.

Dediğim gibi benim egom biraz farklı.Çok hırslı karşı tarafa… Ego bana yaramıyor, o yüzden bu kadar alkol.Onlarca insanın gönlüne girmeyi, güzeli aşılamaya çalıştım.Olduğu kadar, sonrası benim elimde değil.

Gölgesinde nefeslenebileceğim çok insan var bu sebeple, ama ben yine de yalnızım.Korkularımla yüzleşirken yalnız olmam gerekiyordu bu sınavda.O yüzden sevsem de kalamıyorum.Arkadaşlarıma vefasızlık gibi görünüyor, biliyorum.Ama yapmayın lütfen; ilişkilerde detaylara bu kadar dikkat ederken vefasızlık yapmam kendime ihanet olur.Sadece kalamıyorum.Gerçekten kalbim sevgiyle dolu, tıpkı olması gerektiği gibi.

Hissedebilecek misin ? Üzerine gelen duvarları kabul edip, bu sadece ceza diyebilecek misin ? Çünkü huzur yolunda açtığın her kapı, hayal kırıklığıyla sonuçlanır.Ta ki son kapıya kadar.Orada görüşmek üzere.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.3

Nefesim düzensizse sarhoşum demektir.Gereken kadar içmişim yani, uyumak için haplara gerek yok.Huzurlu, temiz ve daha az rüyalı bir geceye merhaba.

Bana sahip olabilirdin, olabilirsin.Hem de ömrünün sonuna kadar.Pek umursamazdım geçen zamanı.Huzurlu ve mutluysam pek fazla şey aramam.Bu sebeple yola çıktım zaten.Sadece herhangileşmen beni bitirirdi, başardık.Beklentisiz hayatımdan en başında korkmana bir yorum yapamam, herkes garipseyebilir.Ancak doğru yaşamanın verdiği huzura adapte olduktan sonra sen, hayatı sıfırlayıp tekrar başlayabiliriz.İşte başladıktan sonraki yanlışlar bana çok ağır geliyor.Geçmiş istemem, beklentiye kapalıyım, başkalarını pek konuşmam.Yokum yani, hayat yalnız.

Sonuç olarak başka bir sarhoş yazısı nefsime yazılmış.Onu alt ettiğim an cennet kapıları benim, devamı macera… Dünyanın bu haline adapte olmuşken sorunları anlamamam benim suçum değil.

Bi’ tarafımın kahyası mısınız !? Seriyi yaparım 10.vol, kimseye de danışmam hani…

Atarlı, sevimli ve sarhoş bir gecenin erken sonu.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Hain Hayat

Hayat bitmedi; gözüm alabildiğine sen, açık Umman.
Denizle tanıştıklığım var ama; tanımadığım sen, nefesime çarpan.
Sonuma “ya sabır !” çeken de ben, senden nefsime bir deva ummam.
Teninin tuzunda boğsan da umursamam; ben zaten yalnız kalmam.

Kendimin sarhoşu olduğum kadar şairi de olsam, tükenişimi yavaşlatabilirdim.Uzun da kısa da olsa ölümün adı son hayatta.Düşmüş bir meleğin nesli olarak, ukala olmak insana yakışmıyor.Bitince aynı yere gittiğimizde hepimiz denk.Zihninin bildiği sokaklar varken hapishanede sahip olduklarına ne kadar değer verebilirsin ? Hayat, dünya size çok güzel şeyler verecektir tabi ki.Ama bir saatten sonra tadına doyamazsan, bağımlı olursun.Doymasını bildikten sonra benim bu yazdıklarımın hepsi sana boş zaten, harflerin arasında kalan kelimeleri okur hale gelirsin.O hissi bulduktan sonra herkes başka duyar, sen dinlersin.Ruhunu tat, bil ki esas sen o.Her şeyi kaybedebilirsin, ama onu istemesen de o mecbur senle.Unutma ki bütün ruhlar aynı yerden gelmiş, aynı yere gidecekler.

Bazen hani anlatmasan duvarlar üzerine kükrer.Meraklısı olmayana zaten bütün anlattıklarım laf-ı güzaf.Ben okunsun diye yazmayı bırakalı birkaç ömür oldu, bitti gitti.Maksat kendimi rahatlatmak.Üstadın da söylediği gibi yaşananlar bazı vakitler;

Kime anlatsam, kime dinletsem, kime göstersem ?
Kim anlar, kim dinler, kim görmez ?

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Garibim Erkek

Bana o güveni vermedin…
Sen bana sabır dışında ne verdin ?
Ama sabretmelisin.
Yetmedi mi, bir şey mi bekliyoruz ?

İlgin zayıf…
Neden, sadece bir düşün.

Kadınlar beklemeyi çok seviyor, erkekler de özel olmayı.İki bilinmeyenli denklem gibi görülse de çözülemiyor.Ne kadar beklemeye ne kadar özel olunuyor, bilmiyorum.Kadının bekleme oranına ayak uyduran erkek, daha özel olmak istediğinde tekrar beklemesi gerekiyor.Erkeği mutlu eden kadın ise daha sabırsız bir erkekle karşılaşıyor.Bir erkek olarak az çok neyin hoşuma gideceğini bilsem de, karşı tarafın daha buna karar vermek için önünde haftalar olduğunu görüyorum.Bu durumda bütün erkekler “doyumsuz”oluyor.Ve o kadar bekledikten sonra ayrılık gelip çattığında; “ben sana neler verdim” durumuna düşülüyor ya hani, kimse demiyor ki “sadece sen mi bi’ şeyler verdin”.Erkeğin sabrına, sadakatine, sükunetine hiç alkış yok, kadının doğası gereği sahip olduğu “ilişki sabrına” alkış kıyamet ! Zaten garibim erkek haklı olmayı da bilmediği için, hep kadına “kanka kız iyi sabretti ama”.Tamam, belki erkek de hatalı olabilir.Ancak sabrettiği kadar özel olmaya alışmış bir erkeğin, ayrılık günü “harcanan zaman” gibi bir kavramını hiç görmemek de ayıp.

Bence böyle.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Geçmiş Yapımı

Ben sevebilirdim.
Daha güzeline hüküm sürdürtmeyecek kadar sadık,
Gün ışığı kadar güvenilir olabilirdim.

Hevesime saplı baltalara günaydın demek zorunda kaldım bir sabah.Onlara kızmıyorum tabi ki asla.Bunu isteyerek yapamazlar, bir insanın suçu kendi olmak olamaz.Ama nedense onlar bana ben olduğum için çok kızdı.Uyarmıştım; ısırırım, umursamam, dikkatimi çekmiyorsa dikkat edemem.Yapamıyorum çünkü.Hatta yapamamak için haplara para ödüyorum.

Olsun…

Bunu bana, her şeyden önce ben yaptım.Zorla da elde edemem bazen güzellikleri.Hayatta verdiğim kararlar yüzünden; eksik kaldığım çok his, fazlasıyla biriktirdiğim çok anım var bu doğrultuda.Pişman olamayacak kadar çok zaman geçti üzerinden her şeyin, o yüzden pişman değilim.

Sonuçta yaşamayı sevmesemde; sahibine olan sevgimden, severek yaşıyorum.Üzerine edebileceğim fazla bir kelime yok.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Yaz Esintisi

 Akıntıya hakim, yatağa teslim; öyle güzel bir “uyku öncesi hal” yaşıyorum ki şu an anlatamam.Uyku haplarının verdiği suni huzur ve gecede üç rüya garantisi kadar yüksek standartlı hayatım.Sıcak vücudu pencereden okşayan naif rüzgar mı desem, bu rüzgarın hatırlattığı yalnızlığa aidiyet mi desem bilemiyorum.Zihnim ve ruhum aynı çizgiyi yakaladığından beri özlediğim o anlatılamayan şey, hafif yaz rüzgarı kadar yakın, huzurlu ve soyut.

 Ben kendimi hep düşüncelerde buldum, yaşarken kaybettim.Ve en kötü kabusum şu yaşadığım hayat oldu benim.İyisiyle kötüsüyle her rüyamdan uyandım, bi’ bu hayattan kalkamadım.Ve sırf bu hayattan olmayan bir şeyi anlatabilmek için bu kadar teşbih kullanmayı öğrendim.Hep anlatmaya çalıştığım şeyi açıklama, daha net anlatabilme çabasına girdim.İşe yaradı mı, ya da neden anlatma derdine düştüm bilmiyorum.Bir nevi ayna gibi görüp yüzleştim aslında kendimle.Yine de onun mucizesiyle var oldum, o istedi diye yaşıyorum.Ama yine de imkanım olsa Hayyam gibi konuşurdum:

Elimde olsa dünyayı küçümserdim;  
İyisine de kötüsüne de yuf çekerdim;  
Daha doğrusu bu aşağılık yere  
Ne gelirdim, ne yaşardım, ne ölürdüm.

 Neyse işte yaz ve huzur bana hep yakın gelir, mutlu akşamlar.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Memento Mori

İstediğim her saniye yazabilirim.Bu bir ego patlaması değil.Bazen iyi olur bazen kötü, bunun önüne geçemem.Günlerim gibi aynı; kimi bir hediye, kimi adeta sınav.Ama her şeyden önce ben ölümle yaşıyorum, siz adeta ölümsüz.Kendini bilmezlik moda olduğundan beri kaybettiği canlara çürüyen beden muamelesi yapmak artar oldu.Nedendir hiçbi’ fikrim yok, ne bu güven.Ölümle barışmayı öğrenmeye çalışırken, kendimi unuttuğum günleri kime nasıl anlatabilirim bu saatten sonra.

Anılarım benden önce vefat etti, ama varlıkları benimle baki.Ben gidince varlığım sevdiklerimle baki.Yani her şey bi’ şekilde baki, bi’ şekilde hepsi bir.Sonuç Yunus’un da parmak ucuyla gösterdiği nokta gibi “Kamu alem birdir bize” lafına varıyor yani.Bu biraz panenteizme kayıyor farkındayım.Ama bırakın da lise felsefe derslerinde ezberletilen olguları hissederek, “-izm” dogmalarından korkmadan huzurumuzu yaşayalım.

Çok şeyi unutmak istiyorum, olmuyor.Olmayınca unutulmak kolay olur mu diye düşünüyorum.Duvarlar üzerime geliyor.Bilmediğim yolların sınır çizgileri sanırım bu üzerime gelen duvarlar.Hayallerimle o duvarları yarıştırıyorum.Hayallerim hep kazanan, zihnim en birinci.Zaten beynim beni hiç yanıltmadı, tek sorun zaman onun hızına ayak uyduramadı.Zaman yavaş geçiyor ama hayat çabuk bitiyor.Bunun üzerine yapabilecek bir şeyim yok, zamana hükmeden ben değilim şahsen.

Bazen elden pek de bir şey gelmez ya hani…
Sadece bir insan olduğunu hatırla.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Daraldım

Daraldım, kalp atışlarımı kafamda hissetmekten sıkıldım.Yorulmak istemiyorum, sakinlik çok mu uzak bilmiyorum.Belki de haketmiyorum.Haketmiyorsam da neden etmiyorum mk, biri açıklama yapsın.Bir haftadır hiç alkol almadım.Şöyle güzel bi içsem, bi ferahlasam belki hepsi geçer.O kadar serbest çağrışım kafasındayım ki, hayat benim kadar hızlı hareket edemiyor.Küfürlerim havada uçuşuyor.“Niye gülmüyon ?” demesinler diye zorla gülüyorum, yanaklarım ağrıdı.Şikayet şikayet şikayet, nefesim rahatlıyor küfür ettikçe.Paragrafsız yazdım, o derece flex sövüyorum.Bi adet güzel gülen terapist bulsam, gelecek derdi de olmasa bugün evlenirim hani.Hadi hayatı yarınlara bırakmaya devam.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.2

Kara olsun kaşların, benzesin kömüre.Senden ayrılması zarar olsun ömrüme.

Rakı şişesinde ormancı oldum az önce.Ben sarhoşum ya kara tren bile vaktinde gelir.Bi’ de sevgili bu akşam bütün meyhanelerini gezdim İstanbul’un.Seni aradım kadehlerdeki dudak izlerinde.

Bana sensiz biten bir günün sonunda yine her yol ev.Yarınlar hep umut, yarınlar sana yaşanır.