Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Karışık Kıyamet İnancı

Toprağın tadına vararak yaşa ki öldüğünde yabancılık çekme.En hain çiyanlar bile Cihat korkusuyla yaşar derler.Ben okuduklarımın yalancısıyım, eğer yalanlık bir durum varsa bilin bunu.Yetmiş beş nokta bir’de olduğu gibi ben de yeminliyim.Bu hayatın sonu her türlü kıyam etmek bana göre, kıyametten korkma o yüzden.İki cennet arası bir geçiş dönemi diyelim, sadece biraz sancılı geçiyor bu geçiş.Donnie Darko’da isyan ettiren felsefe kıyamet için gerçek esasen; ya korkarsın ya da seversin.İyi takip et bu yazıyı, belki bir daha bu kadar açık anlatmam düşündüklerimi

Sonunda ölüm varken yaşamaktan korkuyor musun ? Genelde korkulmuyor ya da bu korkular çok iyi saklanıyor, bilemiyorum artık.”Ama sen de çok içiyorsun, cehennemden korkmuyor musun ?” tarzı cümleleri duyar gibiydim.Bak geçmiş zaman kullandım, öyle ince laf sapladım ki “Bu dünyada meleklerin içesi var.” diye Arda’nın şarkısına eşlik ediyorlar şu anda.Eleştirmeden önce aynaya bakmalı insan, tutarlı olmalı.Neyse… Ölmeyecekmiş gibi yaşarken “Kanka çok içiyorsun” deme hakkın yok bana.Arda’yı da dinlemeyi çok sevdiğim için kullandım, güzel şarkıları sağolsun.

Ölebilirim, ölmeden önce dünyanın fişi de çekilebilir.Artık neye inanıyorsunuz ben bilmem.Ama o inandığınız sizi gönyede tutsun.Tutarlılık, sadakat, ilgi, sessizlik ve inanç kelimeleriyle inanıyorum ben.Hani sosyal medyada gönderi yaparken etiket kullanabiliyorsun ya, hayatı yaşarken de belirlediğin etiketlerle yaşa.

Ukalalık ediyorum bazen.

İyi geceler…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Yıkık Dökük Anların Anıları

Buz gibiydi bacakların.Nedenini yıllarca düşündüm, çıkamadım işin içinden.Göğüs kafesimdeki arıkuşlarını hatırlıyorum, bir de bacaklarının soğukluğunu.Zaten ben onlara aşık olmuştum ilk.Çocuk yaşta öyle güzel bacakları görünce beynim yanmıştı.Sen de bir o kadar çocuk, bir o kadar ürkek ve hepsinden çok; bir o kadar yalancıydın.Tamam belki senin aşkın yüzünden başlamıştı bazı şeyler, ama kesinlikle benim aşkımla devam etmişti her şey.Hep yalandın, hep plandın.İşin kötüsü de ne yapacağını bilmediğin zamana kadar hep haklıydın.Yalanlarınla doğruya gittiğim günler ve buz gibi bacakların, erken dönem gençliğimi zedeleyen iki demirbaş.

İlişkileri oyuncak etmemden önceydi her şey.Çok saf ve midemdeki genç kelebeklerin ışığı altında en masum yaşlarımı kaptırmıştım sana.Eşeklik bende; beyazın en yakıştığı tene, en uzun ve en utangaç olana kaymıştı gönlüm.Sonrasında erken bir cennet ve bugün kullandığım hapların yarasını açan günler.Yalanım varsa kahret beni…

Hatırlıyorum ve biliyorum ki hatırlıyorsun.Çocuktuk, sinemadaydık, bacakların buz gibiydi.Sonrasında her şey öyle kaldı.Biten hikayenin bitmemiş sayfaları yıllarca aklını kurcalıyor insanın.Şu an senden nefret bile etmiyorum, yoksun benim için ama o gün ne yazık ki benim ilk elle tutulur anımdı.Seni yok saymak kolay da, hatıralar nasıl silinir ?

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Sakat Fantezilerin Yansıması

Görüyor musun ağlıyorum.

Görmüyorsun değil mi ? Kahrolası göz yaşları, çok fazla inatçılar.Dönüyorum artık, zamanım doldu.Ağlayamıyorum da… Oysa içim hiç iyi değil.Nefes alamıyorum.Ciğerlerim yokluğun dolmuş, sen hala karşımdasın.Biraz erken çöktü sensizlik.Aşk neydi ? Artık biz değildik bu ortada, ama başka ?

Sanırım aşk bir peri masalı değildi.Mutlu eden bir şey gibi de durmuyordu.Sadece alışkanlığı vardı.Dudaklarına tiryakiliğim, nefesine çözülen boynum, tenin, sahip bulan ellerim.Listeye vurunca önünü alamıyorum.Yağmuru sevmediğim için evime gelen, bahar güneşinde çillerinin çıkması için güneşin altında yürüyen bir şey gibiydi.Hepsinin olmadığı yerde ilk görüştü, sarılmaydı falan filan…

Bazen sadece gideceğim yerde olmanı istiyorum, bana sürpriz yapmışsın meğersem.Siste kürek çektiğim kayığın kapkaranlık sahillere ulaştığında, ufacık ışığın altında kağıt oynayan denizcilerin bir efsane olarak gördüğü senin hakkında hikayeler anlatmasını istiyorum.Sonra bana doğru yolda olduğumu ve ormana doğru dolunayda elimde ışık olmadan yaklaşık on altı kilometre yürümem gerektiğini söylemelerini istiyorum.Bu yolda kaybolup çaresizce uyumak ve sabahın ilk ışıklarında senin tarafından uyandırılmak istiyorum.Sonrası da işte iyilik güzellik…

Sapkın düşüncelere sevk ettiren bayan.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Çatallaşmış Bir Gözyaşı Dili

Bu benim lanetim değilse de ne.Kafamı yukarıda tutamıyorum.Bütün bu olanlar beni korkutuyor.Yaşanılan hayata adapte olamıyorum.Lan olmuyor işte olmuyor ! Çok basit düşünüyorum, çok düz.Ama fazla mantıklı olunca hayat rayında ilerlemiyor.Tahmin edilebilen şeyler neden olmaz ? Birler ve sıfırları seviyorum, siyah ile de beyazı.Evet veya hayır, doğru ya da yanlış.Adet edindiğiniz hareketler var.Esasen yanlış ama doğru diye kabul görüyor.Buna doğru ve kolay arasında yapılan seçim diye isim takan bir yazar var.Filminde de geçen bir söz, hatırlayanlar olabilir.Kolay olması doğru olduğu anlamına gelmez.Ha her kolay olan yanlıştır demiyorum.Ama bir makine gibi işlemek.Basit, özgür ve huzurlu yaşamak istiyorsak doğru olmak zorundayız.Ya da bunu sadece ben istiyorum bilmiyorum.Kolaya kaçıp sıyrılan omurgasız çiyanlar beni iyi okusun, sizden nefret ediyorum.Duruluğun içine edip kaçıp giden köpekler var oldukça, doludizgin nefretini sürdüren bir ben olacak tersinde.Bu da böyle bilinsin…

Tutarlı olmayı, anlaşılabilir kalmayı, ne biliyim işte sakin ve sevecen olmayı istiyorum.Bu yolda var gücümle devam ediyorum.İnsanlara hayal kırıklığı vermekten kaçıyorum.Doğru olmaya, hayatı basit oynamaya çalışıyorum.Tepkilerim tahmin edilebilir olsun, bu yolda ilerlesin insanlar da bana karşı.Bire bir; ne kadar ekmek, o kadar köfte denklemini aşılamak istiyorum.Adil olsun, merhamete gerek kalmasın istiyorum.Adaletin o sevimsiz kılıcı sevgiyi öğretsin istiyorum.Düz Adam Sami’ler hüküm sürsün; su içen antiloplar, kaplan geliyor diye tedirgin olmasınlar istiyorum.Bende dünyadan olmayan sırlar var da, dünyevi dillerde açıklaması yok.

İyi eğlenceler…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.VI Limitler

Bitti mi ?

Biter mi ? Beyşehir Gölü kadar içtim, bitmez…

Keyfim yerinde, seni kıskanç… Keyfim cidden yerinde bakma tek gözüm kapalı, çünkü çift görüyorum.Velev ki alevler içerisinde yandım.Kime ne fayda sağlayacak ? Yanmamın bir faydasını hisseden varsa açıklasın, ben de alkol aldım diye şey yapmiyim sonra.Bu arada alkollüyken soldan yürürsen Londra’da gibi kabul oluyormuş, ben öyle duydum.

Neyse ne diyorduk, yanmak falan di mi.Ateşler içerisinde döndürülmek.Neredeyse Simurg kadar gösterişli.Çünkü insan ezberleri bozar, çünkü insan görkemli olmasını iyi bilir.Midem kafamdan başarılı bu konularda.Sonu bulsam da kafada, midem “durma, devam”.Gücümün yettiğince yakının sana, en yakını ölüm sonuçta.Oraya gitmeye de bu kollar yetmiyor.Ailemin, dostlarımın, verdiklerinin sevgisi ağır basıyor.Kendimi sorumlu hissediyorum.

Bira kapağıyla parmağımı kestim az önce… Neyse birgün bu günlerin hatrına elbet tamamiyle pozitif olacak bu kader.O zamanın tatlı hevesiyle devam yaşamaya.Ama dediğim gibi Beyşehir Gölü şu an başardığım.Yeni hedefim Tuz Gölü… Çünkü hayat bu şekilde daha tahammül edilebilir.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: İçimi Kemiren Sinir Harbi

Çok sinirliyim.

Ben genelde sinirlenen bir insan değilim.Çok sakin yaşarım ve düz olmak hoşuma gider.Ama şu anda çok sinirliyim.Kırmak dökmek istiyorum, umarsızca siktir etmek istiyorum.Ve bunu yapma hakkım olduğuna inanıyorum… Sadist bir şey; özlem duyuyorum, nefret ediyorum, nefesim kesiliyor.Anlaşılan hiçbir şey bitmiyor.Olanlar da inadına üzerime geliyor.

Antidepresanları aksattım, arkadaşlarım aptalca davranıyor ve en kötüsü ailemle kavga etmek istiyorum.Nedensiz yere hem de… Sevdiklerime kötü davranmak bana iyi gelecekmiş gibi.Bu şiddete ihtiyacım varmış gibi… Ne istediğimi biliyorum ama ne yapmalıyım en ufak bir fikrim yok.

Sakinleşmemi ne sağlayacaksa şu anda bilmek çok iyi gelir.Hemen yürürlüğe koyar ve sakinleşirim.Sonra çılgın düşüncelere devam ! Lana Del Rey albümlerini özlüyorum ama dinlemeyi hala istemiyorum.Yapamadıkları hala sinirime dokunuyor.Kendimle çelişiyorum arada.Ve sinirliyken kafam eskilerde bir kanguru misali sekiyor.“Bir ona bir buna hadi bakalım biraz da bu tarafa.” Deli ediyor beni…

İyi çalışmalar.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Spagetti Western Havası

Gökyüzü bize sövüyor.Net bir şekilde küfür ediyor ve nefretini yağdırıyor.Bu kadar sert şimşekler ve gök gürültüsünü betimlemenin başka yolu yok bende.Gece iki buçuk, en sevmediğim hava ve bi’ spagetti western filmi izliyorum.Leblebi gibi adam öldürüyolar, abartılı aksiyon sahneleri falan şıkır şıkır maşallah.

Ahlaksız Peder Brown başrolü öldürmeye çalışırken eşekler cennetine gitti şimdi… Arlanmaz müzisyenimiz de havalı tavırlarıyla bohemliğini konuşturuyor, bankerin duvarında da Abraham Lincoln portresi.İtalyanların Western’e olan bu yatkınlığı hep ilgimi çekmiştir.Düşünsene Türk yönetmenlerinin son modası Bollywood filmleri çekmek; trajikomik biraz, tamamiyle şov.Ama onlar yapınca başarılı olmuş işte, klasikleşmiş.

“Aslında birbirimize çok benziyoruz.”
“Hayır ben doğru taraftayım.”
“Neresiymiş orası ?”
“Kanuna karşı olmayan taraf…”

Bak bak laflara bak.Karizmaya ve bu karizmaya duyulan özgüvene bak… Senarist narsist herifin tekiymiş heralde.Ben bu kadar yarınsız bir seneryo daha görmedim.Neyse işte yağmurlu bir gecenin muhabbeti bu da.Ben yatıyorum sanırım.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Işık Olmak

Yükselen cennetlerin yakınlığı beni de yükseltir mi ? Çünkü dünya git gide aşağı iniyor.Ya da cennet yükseliyor, henüz ona karar veremedim.Umuyorum yakındaki vakitlerden birinde onu da öğrenebilirim.Devamını asla görmeyecekmiş gibi içiyorum.Çünkü devamında bir şey olmadığını öğretenlerin neslinden geliyorum.Onlarca kişi bunu anlatmayı denedi ama insanlar ne kadar anladıysa işte… Pek başarılı olamadık bu konuda.Ve bizde gelenek kanla geçmiyor, bilin istedim.

 Eve dönmeyecekmiş gibi içiyorum bazen.Asla soğuk görmemiş gibi.Sanki parçam bütününü bulmuş gibi.“Kemal sen ne yapıyorsun ?” diye soruyorlar… Beş parmağımın en ortasındakini andıran cevaplar veriyorum.Çünkü içebiliyorum, çünkü başka başka düşünüyorum.Benimle birlikte hepsini aldığın gün açıklarım belki.Yoksa aşkımı açıklamaya pek niyetim yok.

Basit yalanları bile kaldıran bu iyilik felsefesini kaldıramayan insanları düşünüyorum.İşin içinden çıkamıyorum.Bitmiyor çünkü, insanlar sevmemeye alışmış.Konuşmak hepimize kolay geliyor.“İnsanlar bizi böyle tanısın.” telaşı kendimizin önüne geçiyor.Olsun, umarım bunların da üstesinden geliriz bir gün… Anlayanlara, “bağımlısın sen” damgasını yapıştıranlarla aynı dünyayı paylaşıyoruz.Ve sana bir şey söyliyim mi, tek sorumlusu sensin.Özüne inmememiz için elinden ne gelirse yaparsın.Sonra suç bizde tabi, niye anlatamadın…

Yarınlardaki umut, senden çok bizdeki bu aşktan geliyor.Bizim beklentimiz, bizim sevgimiz, bizim yarınlarımız.Sen sadece bir gaye mi oluyorsun bu durumda !? Sanmıyorum ama bizi böyle hoş gördüğün için devam ediyorum.İnsan olmak bana yetmiyor… Bir fikir, bir anlayış olmak istiyorum.Bittiğimde güzel anılmak, yarınlara umut bağlayanlara ışık olmak istiyorum.Bunu hak etme durumu çıkarsa ortaya, ben daha çok çalışmaya hazırım.Ta ki biri benim yolumdan gelene kadar… Sonrası onun sorumluluğu, ben zaten yokum.Ama ben, beni yaratanın en sadık sarhoşuyum.Bu şekilde anılmak beni rencide etmez.

Hayyam’la başlayan bu yol bitmedi.Dünyevi şeyleri çözüme ulaştırınca biter sandım.Oysa daha yeni başlamışım.Okudukça yol uzuyor, okudukça sevgim büyüyor.Bugün benden yazı yazmamı isteyen Çiğdem için bu kadar zahmete girdim.Benim bu hayatta dostlarım yok, ailem var.Ve ailem benim kötü olmamı hiç düşünmedi.Annem, babam, kardeşim ve kan bağına ihtiyaç duymadıklarım.Siz olmasanız benim hayatta olmamın bir anlamı kalmaz.Ve özellikle sen İnkaya… Sen beni bu hayata bağlayan en büyük, bedenen en küçük büyüsün.

Sizi seviyorum…

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi: Alternatif Ayılma Şekilleri

Arkadaşlarına, beni nasıl terk ettiğini anlatmak istiyorsun.Farkındayım, bu senin için ego besleyen bir şeydi.Ama beni de anla, sana bunu yaşatamazdım.Gece yarısı kavgalarının sayısı arttığında, anladım benimle oynadığını.Sadece konduramadım ilkinde bunu sana.“Devam.” dedim, “Nasılsa çok seviyorum…” Ne kadar aptalca di mi ? Bile bile lades.

O kadar çok değer verdim ki; “Mutlu olacaksa, o terk etsin.” dedim kendime.Bu kadar düştüm kendi gözümde.Sonra birden ekran değişti; “Oğlum, sen yoksan,  bu dünya bile yok.Senden sonra başkasına kendini ispatlama peşindeki biri için değer mi ? Kendi hayatım bu kadar basit mi ? ” diye düşündüm.Sonuçta bilirsin, basit oyunlara gelemem.

Artık hiçbir bedenin içi su değil.Açıkçası kimse de bana sen değil.Arıyorum bazen bizi.Ama yapacak pek bir şey yok.Başkası diye bir kelime yok şimdilik.Yapamıyorum, bunun için beklemiyorum kimseyi.Sabırsız bir sosyofobiğin aşkı gibiyim herkese.İlk defanın hevesi ve yarattığı boşluğun sonuçları.Senden aldıklarımı ister hale geldiğim için bana alışamayan insanlar.Her şeyin sonucu bu.

Bitmeyen bekarlık yapmışlar.Bir o kadar da anlayışsızlık.Bunun başka bir açıklaması gelmedi aklıma çünkü.Senin yüzünden beklentiye gelemiyorum, senin yüzünden abuk sabuk şeyler bekliyorum.Hiçbir zaman adil olmadın.Bu da böyle devam etti ve bitti.

“Ne senden öncesi, ne senden sonrası” diye başlayan bir şarkının devamındaki aptalca sarhoş hisleri bunlar işte.Pat diye ayılsan hayat devam edecek ama yapamıyorsun.Bazı şeyler sen gibi değil, zor bitiyor…

Öyle işte, saçmaladıkça hissiyatı daha güzel geliyor.

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi: Beni Hatırlamayı Unutma

Vedaları sevmem.Sevdiğin birini bir daha o şekilde göremeyeceğini bilmek, bana asla kendimi iyi hissettirmez.Omuzlarım düşer, gözlerim yanmaya başlar ve midemi parçalayan o yumruğu yemiş gibi olurum.Ve dudaklarımdan dökemediğim gözyaşlarım çıkar.Beni hatırlamayı asla unutma, beni asla aklından çıkarma.Belki göremeyiz bir daha birbirimizi, ama hiç olmazsa bu anı unutma.Çünkü ben her anımı saklarım, zihnimi bu dünyadan uzaklaştırırken bana çok yardımcı olur.Kötü bile olsa o vedayı, gülümseyerek hatırlarım.Ördüğüm bu duvarların içinden direk gökyüzüne giden merdivenler gibi.Büyük çoğunluğunu bu sevimsiz vedaların oluşturduğu, hayatta tutan anılar…

Hayat eninde sonunda slayt gösterisi gibi.Başını yastığa koyduğunda, karşına gelen fotoğraflar.O ana ait hisler ve oradaki insanların bıraktıkları.Nefes alışın, tenini okşayan rüzgar, güneşin sıcaklığı ve insanların söyledikleri… Gittiğim her yer ve bildiğim her şey bu tanıma dahil.Gördüklerim ve hayalini kurduklarım bu yapının eseri.Sevmesem bile, sevdiklerimi benden alsa bile, son olana verdiğim değerin nedeni onlar…

Beni hatırlamayı unutan ve bunu bildiğim insanlar var.Bazıları gerçekten çok canımı yakıyor.Boşa geçmiş zaman ve çaldıkları duygular…

İyi geceler.