Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi : Semtinin Yazarı Kems

Bende bu çöplüğün horozuyum işte…Yazı
yazmaya gelmiş gri giyimli bir genci kimse takmaz aslında.Ancak yıllar önce
“evim” dediğim bu yerde herkes bir şekilde bana alışkın.Hayatlarının bir
parçası oldum burada.“İki günde bir gelen, sarhoş olup yazı yazan bir genç”
sıfatından farksız değilim burada.

Belki bir gün roman yazmayı
başarabilirim.Ama o güne kadar buralarda sürtmeye devam edeceğim
sanırım.Bakkalların yakından tanıdığı, garsonların kankası Kems olmak zor değil
artık.Çünkü bunu çok zaman önce atlattım.Bayanların kahkahası arasında müzik
dinleyerek yazı yazan genci kimse garipsemiyor artık.Sanırım bu iyi bir şey.

Sarhoş olduktan sonra hayatta
kalmak her yiğidin harcı değil.Biz dededen bildiğimiz için içmeyi, sarhoş
olmanın üzerine edebiyat yapabiliyoruz.Bu şekilde birkaç kelime daha yol
aldıysam ne mutlu bana tabi.Sürekli öğrenip sürekli yoluma devam ediyorum.Belki
bundan 30 sene sonra “Yazar H. Kemal Gündoğdu” olarak anılırım kim bilir…Ama o
zamana kadar, ustası olduğumuz hayatı yaşamaya devam.

İyi geceler.

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi : Çakırkeyif ve Etkileri

Kaybetsen de fark etmez, sonuçta bu adam
güllerin fedaisi.Nefes almakta güçlük çekenlerin has abisi.Kimse bilmez kaç
gündüzün kafamda can bulduğunu.Buna sebep silerim bazen yazdıklarımı.

Yazmaya bel bağlamasam bu kadar uğraşmam
aslında.Yarına sebep uyurum ve yoluma bakarım.Ama yazmayı çok seviyorum.Bununla
mutlu olduğum için yapıyorum.Herkes benim kadar şanslı değil sonuçta.Sevmediği
şeyleri yapmaya mecbur onlarca insan var.Bu gün bazı şeyleri doğru yapıyorum, o
yüzden biraz fazla rahat konuşuyorum.

Hayat Big Sean ve Aiko’nun
düetlerini bana bu şekilde hissettirecek kadar iyi davranıyor bazen.O doping
sayesinde katlanmakta zorluk çekmiyorum açıkçası.Bu da böyle bir itirafım olsun
buraya.

Kış geldi ve kışı hiç
sevmem.Soğuk havalar bana göre değil.Erzurumluyum ve bundan gurur
duyuyorum.Bildiğim bir şey varsa; Erzurum insanı soğukla yaşar ama sıcağı
sever.Doğanın gereği böyleyim belki de…

İyi eğlenceler…

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi : Korkarak Yazsam Nasıl Olur?

Korkularım genelde yazı yazmama engel olur.Eğer
bir şey yüzünden korkum varsa yazmakta güçlük çekerim.O yüzden yıllarca
inançlarım yüzünden yazamadım.Allahtan o zamanları atlattık da yazmaya devam
ediyoruz.

Biraz yazdıklarımdan yüz bulma benim ki.Eğer
çevrem yazdıklarıma makro seviyede bir yorum yapmıyorsa yazmaya devam
edebilirim.Örnek vermek gerekirse; babamın “Oğlum, tamam ailenin dayanıklı
olması sebebiyle istediğin kadar içebiliyorsun, anladık.” yorumu sonrası
“Serfoş” başlıklı yazılarımı azaltmam verilebilir.Yani “Tamam,
yeter anladık, içebiliyorsun.” yorumunu alınca normale dönen bir Kems
düşünün.Yazdıklarımı ailemin bilmediğini düşündünüz değil mi ? Kocaman bir
yanılgı içindesiniz.

Sanırım bu hayattaki en büyük takipçim
ailem.Öznele inersek de babam.Beni en ufak harf hatama kadar okur.Bu seviyede
eleştiri varken yazdıklarıma dikkat etmek kaçınılmaz.

İyi geceler.

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi : Feedback Gözyaşları

Sessiz ol, başım ağrıyor.Fazla fazla geliyor
bana bu bütün olanlar.Dünyanın hali, yaşananlar…Bütün bu ölümler kötülük için
can atan fâsık garp ve yıllardır değişmeyen hain şark.Karşılıklı dalaşmalarında
ölen onlarca can ve bu canlar üzerinden prim yapan
fırsatçılar.Hepsi birbirinden beter, hepsi yalancı ve samimiyetsiz.

İnsanlar bu katliamlar karşısında değişim
istemiyor.Onlar sadece kendilerini daha iyi gösterme derdinde.Sürekli bir yalan
sahne gösterisi var suratlarında.Ah ! Orada insanlar ölmüş dua edelim, fotoğraf
yayınlayalım… Aman Allah’ım samimiyetsizliğe bak ! O dua etmemizi söylemese, dua
etmek aklımıza gelmeyecek.Zat-ı şahaneleri hatırlattığı için üzülüyoruz ve
oraya dua ediyoruz, öyle mi ? Ailesinin en hain evladı seni !

Olan olayın modası geçtikten sonra üzülmeyi
bırakmak iki yüzlülük değilmiş gibi yaşamak hak mı ? Benim zihnim hala toprak
altında “üç yüz bir” diyerek atıyor.Siz ne bilirsiniz ki vatan
toprağının altında ezildiği için çocukları piç olan babaların
çığlıklarını !? Yeterli seviyede geri dönüş olacaksa çok elim ve vahim bir
olaydır sizin için.Sonrasında banel ve en sonunda anılması laf-ı güzaf…

Hadi gidip profillerinizi kontrol edin.

İyi uykular.

Yarına Umut Bağlayanlar Serisi : Hayattan Gerçek Beklenti

Eğer betimleme yapmayı öğrenirsem, bir gün roman
yazmayı düşünüyorum.O konuda çok eksiğim.Genelde kısa yazıp, çok şey anlatma
derdine düştüğüm için kalemim çok ağdalı değil.Sade bir kalemle de roman
yazılmıyor açıkçası.

Daha çok şey öğrenip, daha iyi yazmak için can
atıyorum.Ama her insanda olduğu gibi bana da çok sevecen yaklaşmıyor hayat,
bunu amaçladığımda.Hep bir “Vurun kahpeye.” havası seziyorum.Hayat bir babanın oğlunu cezalandırması gibi zorluklarla geliyor
bana.Nefes nefese koşarken engellerden kaçıyorum ve iyi insanların kaçırdığı
rekorları kırmayı amaçlıyorum.Ne kadar olursa artık.

Biliyorum…Tıpkı önceki yazılarımda bahsettiğim
insanlar gibi biliyorum.Seni bulacağım ve torunlarımız yazdıklarım sayesinde
refaha kavuşacak.O iki insanın seslerinin kavuşması gibi olacak her şey ve
insanlara sevgiyi öğreteceğiz.Sevgiyi ve sevmenin bizi buralara getirdiğini
anlatacağız.O kişinin sahibi Kems olana kadar “Ayyaş Kems” olmaya
devam edeceğim.

İyi beklemeler…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Yazılması Gereken Bir Taşlama

Söylenmesi gereken kelimeleri hep ben söylüyorum.Herkes ima uzmanı, beklenen konuşmaların adamı benim yine.Ürkeksiniz… Ben kendimi yüreksiz sanırdım oysa, siz korkaksınız.Gerektiğinde konuşamayan, her şey bittiğinde acıtasyonla kendini temizleyen ruhsuz bedenler.Bir ilişkiyi derdini anlatmaktan aciz karşı tarafın sorularıyla bitirmek durumunda kalmak… Ben buna mı değer verdim nefretiyle biten konuşmalar ve geçen haftalar.En sonunda onun kaleminden çıkan aptalca bir cümleyle tüm hataların sana yıkılması.Sanki biz bir çiftken bir tek ben ayrıldım, o hala burda.Hani nerede (!) Hiç burada değildi.

Aslında bir konu var.Hep vardı ama yine ertelenmişti.Olduğunda göstermediğin arzuyu yokken gösteriyorsa bir insan burada bir konu vardır bence.Bu halden faydalanmak insana ne kazandırır ? Ben tek başına, neden olmadan ayrılan bir taraf görmedim hiç.Varsa değer vermemiştir… Ama eğer ortada bir değer ve bu değere rağmen bir ilgi kaybı varsa bu nedensiz değildir.Terazi dengesini kendi kendine zaman içerisinde sağlamıştır.Arzı kadar talep görmüş bir durumun talebi arz yüzünden azalır genelde, benim bildiğim öyle en azından.

Sevmek her zaman kolay olandır aslında.İnsan iyi olarak doğar ve doğası gereği sevmeye yatkındır.Bundan vazgeçme nedensiz olmaz.Uzun lafın kısası elinde cevabının olmadığı sorulara sahibim ben.Bir şey yapmaman benim de beklememi gerektirmezdi o zamanlar.

Yanlış mıyım ?

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Sadakate Beklenti Dopingi

Kalem kağıt kullandığım zaman çok daha duygusal yazıyorum.İşte o yüzden bugün o kalemli günlerden biri değil.Radikal davrandım ve bilgisayar üzerinden yazıyorum.En önem verdiğim şey sadakat, ikincisi ise beklentisizlik.Bugün bunların beni nasıl etkilediği hakkında bir iki paragraf yazmak istiyorum.İzninizle başlıyorum…

Yirmi bir yaşındayım, hayatın daha başı.Biraz fazla şey yaşamak zorunda kaldım, çok şikayet ettim.Pek de fazla olgun davranmadığım günler oldu.Ama şu an çok şükür fazla sivrilmeden mutlu huzurlu yaşıyorum.Doğumumdan bu yana geçen zamanda sadakatin en büyük armağan olduğunu öğrendim.Ben sadık olduğum sürece huzur getirdiği hediyeleri kendi elleriyle bana açıyor.İşime, aileme, ilişkilerime sadık olduğum sürece başarılı ve mutlu oluyorum.Tabi ki aynı şey arkadaşlarım için de geçerli.Neyse; bu sadakate giden yol beklentisizlikten de geçiyor bence.Ben kimseye karşı bir büyük bir beklenti kurmadan nefes almaya gayret ediyorum.Bu sayede insanları tarafsız izleyip karar veriyorum.Fırsatçılıktan kaçıp, sakin bir ilişki kurmuş oluyorum.Beklenti yoksa hayal kırıklığı yok ve bu sayede sadık, tutarlı ve mutlu bir sonuç var.Ama bu demek değil ki ben ayrılık yaşamıyorum, ailemden bir şey istemiyorum veya bir tartışmaya girmiyorum… Bu günden veremeyeceğim kararları soru olarak yönetmedikleri şekilde ben de aynı şeyi yapıyorum ve sorun çıkarmıyorum.Doğru olan bu gibi geliyor, tabi tam olarak da bilmiyorum.

Yaşayarak öğrenmeye devam ettiğim için kararlı olmaya korkuyorum.Çünkü yıllar önce birkaç kere burada yazdığım bir yazının tam tersi düşündüğüm yazıları yazmak durumunda kaldım.Henüz öğrenimim bitmedi ama bunların gerçekten doğru gerçekler olduğuna inanıyorum.Tek paragrafta da anlatabildim derdimi, ne güzel oldu.Biraz düşük bir yazı oldu ama bunu yazmak istedim.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.7 Eksilme

Artık eskisi kadar hızlı etki etmiyor alkol.Geriye kalan her şeyden nefret ettiğim için sadece alkol kullanmaya devam ediyorum.Sigaram milyarda bir, keyif verici bir madde de kullanmam ve nefret ederim.Bazı prensiplerim var sonuçta, ben alkol adamıyım… Ama bedenim direnç kazanıyor, bu da açıkçası hoşuma gitmiyor.Daha çok içmem gerekiyor.Bu hali sevsem de yoruluyorum.Ne yardımcı olur bilmiyorum.Alkol aldığım zamanlar arasındaki süreyi uzattım.Bu biraz etkili oldu.Neyse işte belki bir şekilde ara vermem gerektiğinin habercisidir bunlar.

Ciddi ve derin konularda yazmak istemiyorum bu günlerde.Biraz “kal” geldi, tabiri caiz ise… Olanı yazıp, Düz Adam Sami modunda olmak istiyorum.Böylesi hoşuma gidiyor.Göte göt deyip yoluma devam etmek eğlenceli geliyor.Öğrenme hızımı yukarı çıkarıp, biraz daha doldurmak istiyorum zihnimi.Çünkü öğrenmeyi çok seviyorum.İmkanım olsa ömür boyu profesyonel öğrenci olurum.Her dönem yeni bir şey öğrenirim.

Hala önümü görüyor olmak bana çok koyuyor şu an.Bir yudum dahi içemem o kadar doldum.Peki nerede bunun hisleri ? Nerede benim güzel fikirlerim, sevgim ? Güzel sesleri kolayca duyamıyorum.Hala aynıyım, neden !? Gerçekten bir gün tekrar adam gibi sarhoş olmam lazım.Bu şekilde olursa içmemin hiçbir anlamı yok.

Neyse

İyi eğlenceler

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Vedasız Gidişlerin Kadere Aksetmesi

Maddi nefessiz üç gün yazı yazarım esasen.Ama yazamıyorum ne yazık bana ! Yoruldum, bir adım atmaya takatim kalmadı.Hayata sövüyorum, elimde ağır bir şişe.Keşke hayattaki en büyük yüküm bu olsaydı.Virgülsüz yaşam, sonunda bir nokta ve tek cümlelik hayatım.Ne kadar huzurlu biterdi ama.Çok mu lazımdı bu virgüller, bu edebiyata sevk eden hayırsızlar.

Vedasız gidiyorum artık.Birden bire gidiyorum, oldu bittiye denk geliyor.Mevsimler gibi yaşıyorum, insanlara geçerken uğrayıp uzaklaşıyorum.Allah biliyor ya, yaşam ölümden zor.Zihnin kapatma tuşu yok ki bırakalım düşünmeyi… Bırakalım da azıcık dinlenelim.Ben kendimin yaz mevsimiyim mesela.Kendime yaz aylarında geliyorum, sonrasında kendimden geçiyor ve gidiyorum.Herkes gibi kendime de geçerken uğramış oluyorum.Bir o kadar kendimin hayırsızıyım; hayta ve tembelim, ama pek sevecenim yine de.

Bu arada alacağı olsun fâsık garbın, bu kadar heves ettirip vermeyen herkes kahpedir gözümde.Şark kültürüne de sarmıyorum, bıraktım bu işlerin hepsini.Ya kuzeye ya güneye bakarım, onlar sanki daha masum.Masumiyetini kaybeden düşmanların tam ortasında nefes almak da benim bahtımmış meğer.Sağım solum nefret, iyilik diye kahraman bakkalı oynar oldum bu gidişat doğrultusunda, bu da sevimsiz geldi açıkçası.Bu kadar koşturmama gerek var mı acaba, yoksa boşa mı hepsi (!)

Bütün yaşananları biz yaşadığımız için mi bu kadar güçlendik, yoksa güçlü olduğumuz için mi bu kakar yaşamak zorunda kaldık ? Koşarak kaçmak bizi kurtarır mıydı ki ? Sanırım bunu bilmenin bir yolu yok.Anadolu’da bir sokak sözü vardır, “Allah kulunun kaderini kırk kez eline verir” diye.Belki öyle, belki değil.Ama buna inanmak bana güvende hissettiriyor.Kendim konusunda hem güçlüyüm, hem gözetimdeyim.Aldığım nefesler boşuna değil diye yaşıyorum.Aciz bir bedene hapis özgür bir ruh.

İyi geceler…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Çılgın Günah Çıkarma Seansı

Anlatılan en serin hikayemin kahramanları halen hayatta.Siz ölünce hiçbir şey değişmeyecek hayatımda, ne kadar acı… O kadar anı yarat, herif ölsün üzüleme bile.Ya tabi işin abartısı bu, kesin çok üzülürüm ama son zamanlarınızda yan yana değiliz.Hani son içkiyi de beraber içmek için sözleşmiştik, nerede o günler ? Olsun hayat bu; bi’ başı var bi’ kıçı, ne yaşarsan yaşa yine de seni şaşırtmaya devam ediyor.Öldüm sanıyorsun bitmiyor, “bana top vursa devrilmem” derken yerden kalkamıyorsun.İşin sonunda bi’ bakıyorsun, hayat çok banel.Serim, düğüm, çözümden sonra Hakk’ın rahmetine kavuşan tiplemelerden birisin.Esasen fazla da özel değilsin, herkes gibi bitmişsin.Ruhunu gömüp bedeniyle göçen var mı ? Yok herkes aynı ölüyor, herkes doğaya karışıyor bedenen.Ahanda bak siz de doğaya karışan tiplemelerden birisiniz, tıpkı diğerleri gibi…

Hayat soy ağacı gibi, neyin nereye dayandığına baktığın zaman kayboluyorsun zamanda.İlişkiler de bu doğrultuda harcanıyor.Bir bakmışsın, bütün olmazlar olmuş ve son paragraftasınız.Bitmez dediğin her şey bitiyor.Trajikomik biraz, sevsen mi sövsen mi anlamıyorsun.Çok terbiyesiz deyimler var bu durumla alakalı ama söylememeyi tercih ediyorum şu an.

“Olum siz kesin birbirinizin nikah şahidi falan olursunuz.” denen bütün herifler şu anda başka bir şehirde av peşinde.Şimdikileri de bu yorumu duymamak için saklıyorum açıkçası.Nazara karşı iman dolu göğsüm gibi serhaddim olsa bile göze gelmekten korkuyorum artık.Anlatmayınca da yaşamıyorum sanıyor insanlar.Önümden yesinler umrumda değil ne düşündükleri.Ama yaşıyorum yani, öyle evde kös kös oturmuyorum.Cin tonik falan içiyorum, ama henüz parayı bulmadım.Sizden sonra maddiyatta pek yol almadım yani.Neyse biraz günah çıkarmaya döndü bu iş, ben burada bırakıyorum.Çok utandım, yersen (!)

Hayırlı forumlar.