Buraya en alttan geldik, her şeyin sonunda başaramazsak döndüğümüz yer yine orası olacak.O yüzden iyinin iyisine uğraş.

12 Ağustos 2013

Holy Grail – JayZ ft. Justin Timberlake

Merhaba;

İstanbul; kirli havası, tavır konusunda uzman insanları, eğlence ve bunalımı 1 metrekare’ye kadar düşüren şehir.Bu kadar yoğun bilirsiniz… Bir de benim son bir aydır çektiklerimi bilirsiniz ! Tatil bana göre değil bir kere daha bunu fark ettim ben.Benim kulvarım burası, tatil olsa bile kendi istediği yerde olmalı insan.Benim tribim İstanbul’a değilmiş bunu anladım.Yaklaşık iki saat önce eve girdim.Böyle GTA San Andreas oynayanlar bilir; oyunun ilk sahnelerinde CJ eve gelir, bir dış ses konuşmaya girer “YOUR HOME”.Evet, o dış sesi duydum…  Lan trafiğini özledimminin şehri !

Eve girdim ve ilk işim müzik açmak oldu.Telefondaki 500 şarkı bana tabi ki yetersiz kaldı.Ama garip bir şey oldu; ilk açtığım şarkı Holy Grail, hala o çalıyor… Ben bu şarkıya bayılırdım da bunun gerçek anlamda olabileceğini bilmezdim.Red Line ile şarkıya bağlandım kopamıyorum.Belki bunda her şeyde olduğu gibi yazı yazmaktaki ritüellerimi gerçekleştirmek etkili olmuştur.Yazıdan önce bir şarkıyı açarım genelde ve o bana kafa yapana kadar şekilden şekle girerek dinlerim.Ayağa kalkarım, hafif hafif sallanırım, odada ileri geri yürürüm falan.Uzun süredir olmuyordu bu gün oldu.

Hayatımın en iyi yazı değildi diyorum, aslında en iyi senesi de değildi.Açık söylemek gerekirse aile yapısı sayesinde kararlarımı ve sorumluluklarımı erken belirlemeye başladım.Ama bu sene bu bilindik “sorumluluk” olan sınav beni benden aldı.Bu iş yaza da yansıdı.Ağustosun ortası geldi, bazı günlük eğlenmeler haricinde “Oh lan, ne eğlendik !” diyemedim.Bundan sonra eğer ilahi tarafla alakalı bir sorunum olmazsa burnumun dikine devam.Çoğu zaman “Çok abartmıyor musun ?” kelimelerini duydum; alışveriş, eğlence, risk, yaşayış, fırlamalık, iyilik gibi şeylerde karşınıza çıkar bu soru öbeği.Bu felsefeyi “Entourage” ile yakalamıştım -ki Allah’a o zamanım için de şükrettim ama, en altı da gördüğüm için bu kadar etkilenmiştim- “Buraya en alttan geldik, her şeyin sonunda başaramazsak döndüğümüz yer yine orası olacak.O yüzden iyinin iyisine uğraş.” aslında bu mantık orada eğlence tarafı için vardı, yine de uyarlanabilir.

Ha, bu arada haberiniz olsun: Eğer bana bir şey katmıyorsa, o şeyi asla takip etmem.Dizi olur, film olur, oyun, kitap, sanatçı, şarkı her şeye uyar eğer rutine bağladıysa o olgudan kaç ! Çünkü kendin zaten bir rutinsin.Sabah kalkarsın, yemek yer, akşam yatarsın en basitinden.O yüzden size bir şeyler katsın, daha kaliteli yaşayın.

Sanırım gidiyorum.Dolu bir yazı oldu; bu konuda yardımcı olan, okuyan, okutan herkese şimdiden binlerce teşekkür.Bu esnaflıktan bir türlü kurtulamadım, “Sana ne okutur okutmaz, kime teşekkür ediyorsun sanki… Yaz yazını bas git !” olmuyor işte.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Have you got me ?

9 Ağustos 2013

Rihanna – What’s My Name

Merhaba;

Sen bana sabahtan akşama kadar “Have you got me ?” de, ben sıkılmam.Şarkıya attığımız laftan sonra yazıya dönebiliriz.

– BAK ŞİMDİ DE DISTURBIA ÇALIYOR AMA BU SEFER LAF ATMAYACAĞIM –

Hayatımın en iyi yazı değil.Bitsin istiyorum, boş çünkü.Kendi yazlarımı kontrol edebildiğim zamanları özledim.Böyle olmuyor; bütün gün evdeyim.Sanki herkes ben evde yatıyorken, benim yapmak istediklerimi yapıyormuş gibi hissediyorum.Umarım yapmıyorsunuzdur, psikolojiktir.

Aslında böyle oturmamak için dönmeyi istiyorum.”Basamak atlamanın zamanı geldi artık, iyi yattık.” diyorum.Ama gel gelelim ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum.Okul açıldığı zaman sanki vahiy gelecekmiş bana, bende kendimi kurtaracakmış gibiyim.Bakalım yaşamadan öğrenilmesi imkansız.

Planlarım arasında yüzlerce komik şey var… Yani hayal olamayacak kadar ilginç.Ama bugün Deniz’in dediği en ilginciydi.Bi’ kitap okumuş adamın yazılarına benziyormuş yazılarım.Dedi sana kitap yapalım…

Fikir olarak mükemmel, herkes bir kitabı olsun ister tabi.Ama “birkaç” şey eksik.Öncelikle okunmuyorum, yani bir iki kişi dışında takip edenim yok.İnsanlar benden ne ister bilmiyorum, ne yazabilirim biliyorum ama kim okur onu bilmiyorum.Bunu nasıl yenerim bilmiyorum ya da o mini-şöhret dedikleri veya fenomenlik olarak değerlendirilen şeyi nasıl kazanırım bilmiyorum.Öyle biri olmak ister miyim onu da bilmiyorum açıkçası.Yani insanlar sana hayranım derken her şey güzel ama buradaki bir iki kişiyi kaybettiğimde girdiğim tribi beraber yaşadık. Tanınmak, takip edilmek cok tatlı, ama “En üste çıktığında yapabileceğin tek şey aşağıya inmektir.” der Notorious.Bunu kaldırmak ne derece kolay bilmiyorum.

Yazıyı parçalamak istemiyorum o yüzden konuyu kapatıyorum kusura bakmayın.

Gerçekten bi’ marka almayı ve kendi adıma kıyafet yapmayı düşünüyorum bir de.Tekstilcinin oğlu olmanın avantajı bu işte… Babam beni deli gibi destekliyor ki yapım aşaması gerçekten en kolayı.Tek derdi pazarlama.İşte o yok bende.Yani ortada bir mal olsa belki ama, kendi işini pazarlamak o kadar kolay değil.Ama gerçekten kullanan olur mu merak ediyorum.Kitap Deniz’in hayali ama bu tamamen şahsi… “KEMS” yazılı kısa kolluları giyen insanları görmek… Evet bu güzel bi’ hayal, giysenize !

– Diddy – Angels şarkısı hayal kurmaya yardım eder bu arada, haberiniz olsun. –

Teşekkür Ederim

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Bi’ oku sen bunu.

3 Ağustos 2013

Müzik Dinlemiyorum

Merhaba;

Serin bir Ağustos akşamı dersem ayıp olur, gece artık ve gerçekten serin.Yeni yazı için biraz daha beklerdim ama birine söz verdim ve eğer ağzımdan “söz” kelimesi çıkarsa o dediğimi yerine getiririm.

Gece 5’ten önce uyumuyorum, bunu güzel bir şey olarak değil aksine bir rahatsızlık olarak görüyorum.Kendi içinde farklı zorluklarla geçen senemden intikam alıyorum diyebilirim.10 saate yakın uyuyorum her gece ve bu beni mutlu eden tek şey bu konuda.Ne yazmak istediğime gelince bilmiyorum; doğaçlama olacak, kusura bakmayın.

Şu anda deniz seviyesinden 40 metre yukardaki bir evdeyim ve önümde manzarayı engelleyen hiç bir şey yok.Size şöyle anlatayım; Küçükkuyu’da bulunuyorum şu an ve sırasıyla Altınoluk, Akçay,  Edremit, Ören, Burhaniye, Karaağaç, Gömeç ve sonunda Ayvalık ile Sarımsaklı.Hepsine kuş uçuşu 50 kilometre uzaktayım ve bu saatte onların ışıklarını izliyorum.Çok tatlı bir manzaram var ve inanmazsınız ilk okula kadar her yılın yarısında burada, bu evde yaşadım.Yani o sırayı ve Edremit Körfezi’ni ezberlemek için çok vaktim vardı.Az önce ay çıktı ve tam bir hilal şeklinde.Instagram’a belki bir fotoğraf atarım ama ne derece net ceker telefon bilmiyorum.Bunu size hava atmak için anlatmadım.

Normalde bu kata çıkmam ama birazcık maneviyatım eksikti uzun süredir.Ha, size inançlarım hakkında fazla açıklama yapmayacağım çünkü yargılamaya çok açık bir konu.Bir kac rituelimden bahsedeceğim.Bilenler vardır çok dua ederim, her an dini anarım, çünkü yetiştirilme olarak dini cennete gitmek için değil de huzur bulmak için yaşamam öğretildi.Neyse işte bu hafta içinde Kadir Gecesi var bende işi garantiye almak için bu hafta her akşam bi şeyler yapıyorum.GAP falan kapşonlu ne bulduysam geçirdim üstüme çıktım balkona.Bam! Balkonda sandalyede baş örtülü bir kadın… Zıpladım olduğum yerde ilk, sonradan baktım annanem… Ama normalde mavi gecelikle yatan kürk manto giyen bir kadındır, kibarlıktan konuşamaz bile.Meğer o da kendini garantiye alıyormuş.Ama gerçekten sağlam korktum…

Laf sırasın gelmişken söylemek lazım üstteki paragrafi yazdığımda olay olmuştu, ama onun öncekinde daha üst kata çıkıyordum.Boş ama eğlenceli bir yazı oldu bitsin istemiyorum.

Boş olması canımı sıktı bi’ şeyler açayım diğer yazıya bir kapı olsun.Bana neden hayallerinde yalnızsın diye soruyorlar… Kardeşlerime, aileme canımı veririm ama başka gerçeklerde var.Sonuç olarak başkasıyla hayal kurarsan işin iki kat zorlaşır.Kendi sorunlarını hallettin bir de onunkilerle uğraşırsın.Zaten sen hayali kurulacak bir şey yaptığında onlar ya doğaçlama olarak seninle olur, ya da sen hayalini gerçekleştirdin diye senden daha çok mutlu olur.Bu konuda biraz kaderci olmak lazım; bir şeyi isteyin, bırakın o yolda yaşayacaklarınıza sizden üstün bir kişi, taraf, varlık, fikir, Allah artık siz ne diyorsanız o karar versin.

Bunu bi’ düşünün.

Teşekkür ederim, iyi geceler.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Hero of the Day

1 Ağustos 2013

Rihanna – Rude Boy

Merhaba;

Gerçekten çok uzun süredir yazamıyorum… Ne diyebilirim bilmiyorum, sanırım özür dilerim.Hoş halen okuyan var mı onuda bilmiyorum.Beni yazı yazmaya iten bir nedenim yoktu, ya da nedenlerim çok büyüktü onlarla ilgilendim.Bahanelerim bunlar.Umarım hala ilgilenen vardır.

Peki neden şimdi yazdım onu cevaplamak istiyorum… Bunun nedeni Hero of the Day lakaplı adı 5 soyadı 3 harfli bir bayan arkadaşımız.Sanırım 3 senedir kendisiyle yüz yüze konuşmamakla birlikte 2 senedir yüzünü de görmüyorum.Onu gerçekten çok severdim.Yani herkesin karşı cins için bir Dream Friend’i olmuştur, işte benim o insandı.Kimse onun kadar adam olamazdı benim için ki bahsettiğimiz bir hanım arkadaş… Bana gerçekten tarz konusunda ve beğendiğim kız tipi konusunda çok şey kattı, ondan sonra toparladım diyebilirim.

Sanırım en son 4 Nisan 2010 tarihinde birbirimize bakıp kahkaha attik.Yazık, birbirimize destek olmamız gereken çok zaman geçirdik o günden sonra.Şahsen benden daha kötü durumlara düştü bunu biliyorum.

Neyse neden bugün ondan bahsettim… Bilirsiniz, Rihanna şarkılarını kimseye adamam genelde.Ama yukaridaki şarkı ona ait… Kimse bana bu şarkıdaki “Give it to me babe like BOM BOM BOM” kısmını söylemesin yani.O ona yakışırdı.Bugun deniz kıyısında yürürken bir anda şarkı çalmaya başladı ve o aklıma geldi.Güzel zamanlardı, her şey gibi o da bitti.

Şimdi gelelim gerçeklere… Geçen yaz ufak bir mesajlasma olmuştu ve beni takmamıştı, yani bildiğiniz tek lafına 2 hafta hazırda beklemiştim.Yazık… O zamandan sonra da tekrar bir konuşma olsa ben soğuk davranırım dedim… Ona bir yazı yazmamın sebebi ise gerçekten tıkanmıştım ! Hiçbir şey yazamıyordum.Ve beni yazmaya iten ilk neden bu oldu.

Teşekkür Ederim.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Swagger Like Us

16 Temmuz 2013

Çok çeşitli şarkılar

Merhaba;

Mmm… Kafayı yiyorum sanırım,  evet.Moral bozukluğu direncimi kırıyor.Böyle vücuda girdigi anda etkisini gösteren virüsler gibi beni kendimden soğutuyor.Sanırsam çözümü ellerimde değil.Sizden bir çıkış yolu değil de bir dondurmalı tatlı rica ediyorum.Teşbihte hata olmaz derler ya hani öyle bu da.Dondurmanın bana verdiği o pembe gözlükleri sizde arıyorum.Çok fazlaysa söyleyin lütfen.

Ve kararımı verdim… Müziksiz yazı yazamıyorum.Bunu gerçekten kendi gelişimim için denedim.Yani bıraktım her şeyi yazıya oturdum.Hayır, olmadı yani yazı bitmedi.Hala telefonumda müziksiz başlamış dört yazı var.Ne yapılır bilinmez.Çünkü yazıyı bırakıp şarkı söylemeye başlıyorum.Bu da yazma sürelerini uzatıyor.

Neyse, konu boka sarmasın.

Şu anda Barış’ın evindeyim, Özgür de bizimle.Zaten yarım saat önce bizim evdeydik… Belki de bizim en büyük sorunumuz yine biziz… Mesela ben kendi sorunumu onlara anlatıyorum, onlar daha çok dert yapıyor.Bende onların sorunuymuş gibi tekrar üzülüyorum.Böyle paranoyak bir şey.Tabi işin şakası bir yana, onlar olmasa gerçekten pes ettiğim çok an olurdu, şu anda da onlar güldürdü yüzümü.

Lan ne sikimsonik yazı oldu.Aynı Kid Cudi şarkıları gibi; verse, nakarat, verse, nakarat diye sırayla gidiyor.

Oy dağlar.Saçmalıyorum farkındayım, ama toparlamaya başladım.Şöyle açıklayabilirim; siz bunu 5 dakikada okuyorsunuz, ama bu yazı hiç olmazsa yarım saat bana terapi yapıyor.Bu sizin okumanız değil sadece.Sanki bana bununla yardım ediyorsunuz.Birçok kere size bunun için teşekkür ettim biliyorsunuz.

Bana; beni delirmeye karşı koruyan, bana değer veren, sevdiğini hissettiren herkese teşekkür etmek düşer.

Teşekkür ederim hepinize.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

O an sana çok koyar işte.

12 Temmuz 2013

Tır sürerken dinlenen şarkılar

Merhaba;

Klavyem bozuk, bu sebeple bilgisayardan yazı yazamıyorum.Size daha öncesine ait yazılarımdan birini atacağım.Bunları söylememdeki neden; şimdi o psikolojide değilim, yazıyı sadece yazı veya eski psikolojim olarak değerlendirin.

Öyle bir an gelir ki hayatında, hiç bir sikim olmadığını anlarsın.O an sana çok koyar işte.Böyle o zamana kadar ağa paşa, hemen sonrasında tel maşa.Gidemezsin, elinde bir şey olmaz.Onların ellerine bakarsın, kartlarını saklarlar.Sen oyunda bir yere geleme diye ne gerekirse yaparlar.O sefaleti yaşayacağına tam o anda ölmek istersin.Çünkü elinden gelen tek şey o olur.

“Ulan!“ dersin, “ben ne büyük bir orospu çocuğuymuşum da milletin bütün güler yüzü bir tökezlememle gitti.” Ama işe yaramaz, ne dersen de nefretin içine kalır.İnsanlar seni anlamamak için kendinden geçer, hep “Bak benim halim daha beter.“ derler.Çok acı değil mi… Elbet bir gün sen de yaşayacaksın bunu, belki de yaşadın bile şu anda bana teşekkür ediyorsun.

Kimse gerçekten yanında değil.Haberi olsa yanında olacak insan çok olabilir ama günlük hayatındaki herkesin bir beklentisi var senden.Kimse seni kaybetmiş bir halde kabul etmiyor.O yüzden kaybetme ! Demiyorum tabi ki böyle bir şey… Ama kurtul hayatindan.En uzağa git, hayatında umrumda olmayan ve onların da seni takmadığı iki kişi olsun.Yoksa bu insanlar seni yer.

Hayallere dal, ama çok basit ve yüzeysel olsun.Ve uyandığında hiç bir fark olmasın o hayalle.Elindekileri hayalleştir yani, hayatına değer kat.İnsanlar bunu umursamasa bile senin bir hayatın olsun.Kendine ait bir sevgili, ev, araba, aksesuar, tarz istiyorsun.Evet bunlar güzel şeyler ama, başkasının hayatında yaşıyorsun.Başkasının hayalleri için onların imkanlarına muhtaç oluyosun.Sonrasında mahçup oluyorsun.Onların umrunda olmayan şeyler iste ve onlarla mutlu ol.

Çok sevdiğim, tekrar tekrar okuyup unutmamaya çalıştığım bir yazıdır.Okuyanlara çok teşekkürler.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Yalnızlığıma düşman bütün kahramanlarıma gelsin bu yazı.

9 Temmuz 2013

Allah biliyor Tokyo Drift’in OST’leri dinliyorum.

Merhaba;

 Lan yazıya başlayamıyorum ! 4 kere silip yeniden denedim, sonunda isyanım geldi ve sonuç… Kusura bakmayı cidden, özür dilerim. Haykırmak istiyorum son günlerde.Hepiniz tatil yaptınız ben hala İstanbul… Ama siz gittiniz ya, olmadık işler yapıyorum, geçen Pierre Loti’nin kapanmasından sonra oturmaya devam ettik rica ederek.O manzarayı gece yaşamak için hayatımdaki insanların %97’sini gözüm kapalı verirdim, Allah’tan gerek kalmadı buna.Kurtuldunuz köfteler sizi !

So whatever…

Dövme yaptırdım… Kan, ter, gözyaşı derler ya hani, işte o buymuş.Oğlum kimse bana oranın en hassas yerlerden biri olduğunu söylememişti.Çocuk, dövmeyi yapmadan 10 defa sordu emin miyim diye, ben de yiğitliğe bok sürdürmemek için vur usta vur dedim.AH ! Dayımoğlu derler Ege’de ya da Bubamoğlu… DAYIMOĞLU O NE ACIYDI BE !? Ama adamın elleri valla hafifmiş; ben acıdı dedim uyuşturucu krem sürdü, elini çabuk tuttu ve sonuç… Lan dövme bittiği anda -Özgür fotoğraf çekti ilk- aynaya baktım, o kadar hoş bir şey ki hemen ikinci dövme için oturmak istiyor insan.Güzel bi’ his yani işte.

Bu arada bir şeylerden bahsetmek istiyorum size.Kardeş kelimesi gerçekten çok güzel bir kelime… Bizimkilerle başka bir tabir kullanamazdık çünkü.Lan dövmenin fotoğrafını atıyorum; biri zaten yanımda benim dikkatimi dağıtmaya çalışıyor, diğeri fotoğrafın altına yorum atıp “Kardeşim dayan acıya geliyorum.” diyor.Gerçekten farklı bir his, bugün evde 5 tane arkadaşım vardı.İlk dövmemi yaptırdığım gün beni yalnız bırakmamaya çalıştılar.Bir o kadar da her saat başı arayıp kontrol edenler vardı krem sürdüm mü diye.Harbi ilginç insanlar bunlar.

Hayatınızda isimsiz kahramanlar olsun.Size demeye çalıştığım o işte.Ama isimsiz derken hani grup halinde “kardeş” dediğinizde hepsinin yüzünün güldüğü.Lan oğlum harbi destek olsunlar size.Çünkü insan yalnızken çok hata yapıyor.Yalnızlığıma düşman bütün kahramanlarıma gelsin bu yazı.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Futbola aklımın erdiği ilk zaman 2002 Dünya Kupası’dır.

1 Temmuz 2013

Merhaba;

İyi akşamlar, size bu akşam futboldan bahsedeceğim.İlgisi olmayanlara şimdiden uyarımı yapayım da ben.Ama belki size bir taraftarlık katarım okursanız.

Futbola aklımın erdiği ilk zaman 2002 Dünya Kupası’dır, ama onunda bir hazırlık süreci var.2002’de turnuva başlamadan tutacağım takım belliydi, Brezilya.Bunun nedeni için sizi o Dünya Kupası’ndan 4 sene öncesine 1998’e götürmeliyim.Çünkü her şey orada başladı… Ben ‘98 yılında PlayStation aldım, düşünsenize 4 yaşındaki bir çocuğa dünyaları vermek gibi bir sey.Zaten o sene kardeşim doğmuş… Evde artık tüm ilgi bende değil, bende kendimi PlayStation’a kaptırmışım.Ailemde bu durumdan memnun çünkü kıskançlık yapmıyorum ve keyfim de yerinde.

İşte böyle bir durumda sürekli Fifa99 oynayan bir çocuk düşünün.Ama oyun diye laf etmeyin ona. Oynayanlar bilir, o sadece bir oyun değil, hayat şeklidir.Futbolun globalleşmesinin ve bütün dünyanın, her futbolcudan haberinin olmasinin nedenidir.

Neyse işte; oyunda seçilebilecek iki tane banko takım var.Bakın orada yazan isimleriyle yazıyorum, cunku o zaman onlarin ülke olduklarını bile bilmiyordum… “Brazil & Argentina” takımlar cok tanıdık değil mi.İki takımda mükemmeldi, onlarla kaybetmiyordum yani.Ama zaman geçtikçe tipik özelliklerim başladı… Artik bir takımı sahiplenme zamanıydı.Sarı forma giyen esmer vatandaşlar daha cool duruyordu.Adamlar bir de daha zevkli oynuyorlardı oyunu… Bende ister istemez tercihimi yaptım.

Sonrasında, 2000 yılında Cafu, Elber, Carlos, Rivaldo ve tabi ki El Fenomeno Ronaldo isimlerinin oynadığı takımın adının Brezilya Milli Takımı olduğunu öğrendim… Hayranlık devam etti tabi, ama sonrasında bir şey oldu… 2002 Dünya Kupası ! Ve şansa bakın Milli Takımımızın ilk maçı Brezilya’yla.Maçı hepiniz bilirsiniz Brezilya bizi 2-1 yendi ilk golü Hasan Şaş attı ardından Ronaldo ve sonrasında penaltıdan Rivaldo… İşte ben o zamandan sonraki bütün Brezilya kadrolarını ezbere sayarim.Çünkü o Brezilya o sene dünya şampiyonu oldu.

İlerleyen yıllarda Brezilya’da düşüş başladı… 2006 Dünya Kupası ardından 2010 Dünya Kupası’nda Brezilya kadrosunda ilk defa defans oyuncuları daha ön plandaydı.Ama benim için bir şey değişmedi, yani bir çok Avrupa takımı ve futbolcularını sevsem bile onların adı bende başkadır.

Bu yazıyı neden yazdığıma gelince… 2014’te yani seneye Dünya Kupası’na Brezilya ev sahipliği yapacak.Yani Maracana’da dünyanın en iyi takımı kendi evinde oynayacak.Bu artık bir futbol olayı değil.Çünkü yeni Brezilya eksini aratmıyor.Bu senenize onlarla renk verebilirsiniz, bunu hak ediyorlar.Umuyorum ki seneye onların şampiyonlugu hakkında yazarım ve hep beraber kutlarız.

Bu da en uzun yazım oldu.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Çifti olduğunuz insanların yüzü sizin sayenizde gülsün… Başkalarına imkan vermeyin.

24 Haziran 2013

– Saat gece 04.20 –

Aslında Müzik Dinlemiyorum

Merhaba;

Bir insan bu saatte yalniz neden oturur, neden yazı yazar, hiç mi sıkılmaz bilmiyorum.Ama şu anda kendime sorduğum bütün soruların tek bir cevabi var “Huzurluyum”.Ama böyle bilinen huzur degil.

Sonuc olarak bu gün hayatımın belli bir dönemi kapandı.Yani, yeni bir seyler olacak.Etrafimdaki insanlar bile buna uyum sağladı.Zaten eskilerden 10 kisi kaldı en fazla… Kemik kadroyla yola devam yani.Dedigim gibi yakın zamanda bir şeyler yaşayacağız ister istemez, içimde buna ait bir huzur var.Hani gece ikide kalkip tatile gitmek icin yola cikarsin ya; geleceğin belirsizliği bir huzur verir sana, aynı öyle bir şey.

Herneyse; yarin saat 10.00’da sorumluluk sınavım var aslında.Durum ne olacak bilmiyorum, okulumdan bir yardım bekliyorum.Ama söylemeye çalıştığım sınav değil, bu saate kadar oturmam bunu bile bile.Dedigim gibi insan bazen düzende sorunlar yaşıyor.Bizde deniyoruz.

Yazıyı bitirdiğim anda telefonu kapatip yatacagim.Yani bahanem sizsiniz.Aslinda şikayet etmek istediğim çok şey var ama yapamıyorum, elimdekilerin kaybolmasindan korkuyorum.O yuzden yazi samimi gelmezse kusura bakmayın.Zaten yaz tatilindeyiz, insanlarin beni okumaya ihtiyac duyacağını bile düşünmüyorum.

Öyle işte durum bu, az önce Ecrin bir yazı attı bana.Eger begenirsem yazi olmuş demekmiş.Yaziyi begendim ama icerikte bir ikileme düştüm.Yazida gitmeye oranla kalmak daha kolay diyordu.Hic sanmıyorum, bende o ortak kaniyla ayni dusuncedeyim.Giden her şekilde yeni bir hayat elde ediyor, kalan ise eskide yeni düzen arıyor… Bunu ona soyleyemedim, umarim buradan okur.

Bu arada yaz tatillerinizi gerçekten çok merak ediyorum.Bana bir şekilde tatillerinizden bahsedin… Bana nasil ulaşabileceğinizi biliyorsunuz, o kadar zor değil.Bir de bütün bu yaziyi okuyanlara sesleniyorum, çifti olduğunuz insanların yüzü sizin sayenizde gülsün… Başkalarına imkan vermeyin.

Teşekkür ederim.

StaySwag&Strong

Kemal 🙂

Evet; yiyin, için, dağıtın ama değişmeyin…

16 Haziran 2013

Eminem – Without Me

 Merhaba; 

 Eskisi gibi yazmaya çalışacağım bugün.Konumuz “oldschool” yani.Müziğin sesini kökleyin, çünkü ben öyle yaptım.Evde cidden, 4. sınıftaki halimi andırıyorum.YE YO AHA AHA ! Bir de BASS’ı arttırdım, bildiğin ‘87 model Doğan SLX’in içinde gibiyim.Bateri dersi almıştım yıllar önce, o zamandan beri bu kadar tepinmemiştim evde.Sonuç olarak üniversite sınavlarımın sonuncusuna gireceğim pazar günü, artık benden çıktı… Yukarıda yani işin devamı, bende kafamı boşaltıyorum.Bunu hak ettim mi bilmiyorum ama şu anda bunu istiyorum.

 Bu saatten sonra umuyorum ki tırmanışım başlar.Çok tatlı olur başlarsa artık.Hep beraber uçarız burada, ne güzel.Yaz çok önemli.Biliyorsunuz, hayatta değişiklik yaratan kararlar yazın alınır.Bu yüzden siz de dikkat edin.Yaza, sıcağa güvenip kararlarınızın “altında kalmayın”.

– Eminem ‘Till I Collapse –

 Nate Dogg bu şarkıya her girdiğinde “Tamam, bonservisi neyse verin de bana böyle zenci rapper getirin.” diyorum… Ama yok benim tarzım Kid Cudi ve T.I. arasında bir yerde kalmış, böyle “hardcore” şeyleri kafam kaldırmıyor… Birazdan açarım yeni bir şey onda koparız.

 Neyse, ne diyorduk !? Yaz… 

 Evet; yiyin, için, dağıtın ama değişmeyin… Mesela en büyük değişiminiz tarzınızda olsun bu yaz.Artık şu tarzınızdan kurtulun, globalleşin.Baksanıza ülke bile yerinde duramıyorken siz hala “Kanka, şöyle böyle nargile yapıyorlar.” peşindesiniz.Sizin o nargilenizi getiren garson askere gitmemişti benle tanıştığında mesela… Valla yalan o kafalar.Hayatınızı sokağa değil, kendinize ayırın.Ortam yapmaya gideceğine koş mesela, günde içtiğin bi’ paket “AKUA BLU” etkisinden kurtulursun belki.Yeni yerler dikkatini çeker, yapacak bir şey olmadığı için koşarken; insanlara bakarsın, tarzlara dikkat edersin, kendine uygun doğru bir zevk geliştirirsin.Ama tabi bunlar anlayana.

 Bu arada dediklerim yanlış anlaşılmasın, bu “TAMBILIR BOY & GÖRL” olaylarına ben de karşıyım… Yani buraya gelip sevişen milleti paylaşacağınıza azıcık götünüze güvenin sevgilinize atın o fotoğrafları.

– Cidden eğlenirsiniz 🙂 –

 Yani değişiminiz gösteriş için olmasın yine aynı şeyi söylüyorum.Hayattaki pozitif olan şeyler için değişin.Daha ilk günden dünyada başka şeylerin de olduğunu fark edeceksiniz.Ha bu arada, eğer başlarsanız değişmeye bana da haber vermeyi unutmayın… Sanırım bunu bilmeyi hak ediyorum.

 Umarım size etki etmiştir, teşekkür ediyorum.

 StaySwag&Strong

 Kemal 🙂