Basit Goy Goy Günlükleri: 4. Gün / Zırzop Serfoş

Yazarken herkesin gönlünü eyledik mi,eyledik.Bu gece, bundan sonraki yazılarda kimse önümü alamaz artık.İnsanların istediğini, bir şekilde verebildiğime göre konumuz dönebiliriz.

Bazıları sarhoşken alırmış mesajlarını.Ben Gezi Parkı’nın göbeğinde, kendime ait mektup ararken buldum kendimi.Nilüfer de söylemiş oysa “olmasa mektubun” diye.Ne gerek var kurcalamaya.Her aşk bir defa biter, kalanların hepsi laf-ü güzaf.Bunun üstesinden gelmeyi öğrenmen lazım bu hayatta bir yer edinmek istiyorsan.

Sarhoş vaziyette goygoy yapmayı bu denli sevmemin sabit nedenini bulursam eğer bütün bu yazıları bırakabilirim.O denli kararlıyım yani bu konuda.Gönlümü iyi edip, gayesizce karaladığım kelimelere çok da değer vermiyorum aslında.Sadece içimdekini yazma isteğini doyuran bir başlığa aitler, ve bu aidiyet sayesinde varlar.

Çenem tekrar kitleniyor adaletsizce.Sarhoş mu oluyorum yoksa ben yine… Varlığımı sorguladığım günleri boş verdim de, e’ azıcık da olsa felsefe yapamayacak mıyız ? Buna da mı hakkımız yok !? Bu kadar sarhoş olmamıza rağmen buna engel olamamak çok saçma.Hadi ben ayıkken kitlenmeni anladım da, sarhoşken benden ne istiyorsun.Rahat bırak beni… Git buradan !

Sıkıldım kendimden, aptal mıyım neyim ben ?
Yığıldı şişeler her gün mutfakta…

Bu iki cümleyi barındıran şarkının benim tarafımdan dinlenmesi insanlara göre çok zor.Ama ben her müziğe tamah eden bir yiğit olduğum için, bu denli hakimim şarkılara.Aşığım ve bu aşk yolunda yaşıyorum.Sevdiğimden uzakta olmak zoruma gidiyor.Beni affedin çünkü bu sebeple sürekli sarhoş oluyorum.

Sanırım anladım, ben her şeyi bilemiyorum…

Basit Goy Goy Günlükleri: 3. Gün / Kof Kafa

Tek adımda hayata pandik atan insanlara ciddi manada hayranım.Ulan o kadar yaşanmışlık var, kolayca koşarak uzaklaşıyorsunuz.Ben geberiyorum burada insanlardan basitçe ayrılmak için.Pişmanlık her seferinde damarlarımı sıkıyor ve beni benden alıyor.Siz oradan pat diye ayıklanıyorsunuz…

Gerçekten, ben insanları kırmamak için burada çok zorlanıyorum.Efkarıma rağmen başarıyorsam bana kocaman bir alkış gerekir sanki.En azından bir buket çiçek falan da olur.Ya da onur belgesi…

“Ne için bu onur belgesi.”
“İnsanları kırmadın diye.”
“Çok teşekkür ederim…”

Bu diyalogların hayalini kuruyorum işte ben goygoy yaparken bile.Bu denli egomla barışık vaziyette yaşıyorum.Onu besliyorum, büyütüyorum ve kimsenin göremeyeceği bir yerde saklıyorum.Böyle zamanlarda gecenin bir vakti çıkarıp onunla vakit geçiriyorum.

Saçmalamak istiyorum, hep ondan oluyor bu yazılar.

Basit Goy Goy Günlükleri: 2. Gün / Kral Çıplak

Boy versen koy verirsin, öyle bir derinlikten bahsediyordum yıllardır.Madem işimiz goygoy, biraz goygoy yapalım.Hayatı ciddiye almak çok güzel bir şey.Hayat güzel bir yer ama hayatta olmak pis iş bence, daha önce de dediğim gibi… Karakterini korumakta maksimum zorluklarla karşılaşıyorsun.İnsanın var olduğu yerde, iletişim kurma mecburiyetinde olduğun için bu durumu birinci elden yaşıyorsun aynı zamanda.Ama olsun sen yine de kendini kaybetmemeye bak.Emin olabildiğim bir şey varsa, o da iyilik bir şekilde kazanıyor bu hayatta.

Bedenimdeki milyonlarca halin aksine, bu hali kaybetmek istemiyorum.İçimdeki Afrika asıllı bu düşkünün ölmesi beni çok etkiler.Onu çok seviyorum.Bu yola başladığımız zaman o vardı herkesin önünde.Başka bir alt benlik ama alt benliklerin en eskisi bu.Hip Hop dinleyen ve inançlarından bahseden pek insan tanımadım hayatta.Ha, o insanlar yok değil tabi ki ama azız dünyada.O yüzden o benliğe kıyamam, en olmadık zamanlarda gün yüzüne çıkarırım.Bu seriye de esasen onun sayesinde başladım.O rahatça eğlensin, varlığını sürdürsündü gayem.

Zıpladıkça ve şarkıları haykırarak söyledikçe refaha kavuşuyorum.Böyle böyle rahatlıyorum.Millet pis elleriyle bana “serfoş” dedikçe coşkularım artıyor ve bağlanıyorum ona.Yalandan hikayelerinin içerisinde en gerçek olarak hayatta kalmak beni mutlu ediyor.İşten kaçarak goygoy yapmaksa konu, tam üzerinde yaşıyorum şu an.Buradan sapmayın, benliğinizi kaybetmeden yaşayın.

Basit Goy Goy Günlükleri: 1. Gün / Günah Çıkarma

Kocaman kelimelerimle yeni bir seri yazıyordum.Kendime de sözüm vardı, bitmeden yayınlamayacaktım.O kadar güzel yazdım ki bazı cümleleri, anlaşılmaz diye yayınlamaya korktum.“Acaba hiç yayınlamasam, kıymet bilen birine mi bıraksam” dedim. Kafamdaki deli sorulara yine son veremedim ve başladığım noktaya döndüm.O seri bittiğinde yayınlanacak.

Duygularımı anlattığım, insanlara gösterme gereği duymadığım; kendimce nefes aldığım yazılarım bana özel tamamen.Düşük seviyeli piyasa şarkıcısı gibi triplere giremem.Bu yola böyle başladım sonuçta.

Ve o güzel seri bu seri değil.Buna tabiri caiz ise “goygoy” yapmak için başladım.

Ya sana ne demeli peki ? Yorum yapamıyorum, aklıma sıfat ararken fiiller geliyor.Ben bilmemeyi çok severim.Bence basit ve yalnız olmak insanın gelişimindeki en önemli eşiklerdir.Bunu iyi başardın ve muazzam yol alıyorsun.Seninle gurur duyuyorum.Ama bu kadar.Şu anda elimden sadece bu geliyor ve biliyorsun ki sadakat Mezopotamya Yigitleri’nin ata sporudur.Bir de beni dinlemeden girilen triplerde söylenecek sözlerimin sayısı rakamla ölçülemez, o derece iddialıyım.Kilo, arşın veya ne biliyim hassas kantarda gramaj falan kullanmak lazım.O sebeple bu kadar kendinden emin ve hazır olmamalı insan bana karşı.Çünkü genelde sivri dilliyim ve bazen de lafımı sakınmam.Hayat çok güzel ama yaşamak pis iş.Bu sebeple içinde huzur içinde yaşayabilecek duvarlar inşa ettim yıllar önce.Sen oraya girdin ama gitmeyi tercih ettin.Gitmeyi biliyorken bir daha içeri girmene neden izin veriyim ki…