Yeni yıla post’suz girmek olmazdı zaten.

Benim için 2014’ün büyük yüzdesi bu fotoğraf.En tarihi mekan yılımdı; güzel gezdim, çok dolaştım.Mutluydu genel manada, kaderime sağlık diyelim.

2015 nedense sempatik geliyor.

Umarım istediğim kadar sakin geçer.

Mutlu yıllar 🙂

Bir alıntı yaziyim dedim;

Trajikomik şiir oldu.

Odağım korkularımda;
Günlerce tutuldu güneşim.
Kendi yalnızlığımda,
Ötekileşmeyen son piçim.

Bak bunu ben yazdım, ben !

Onuncu yüzyılın Bağdat’ı için üretilmiş bir ruha göre hayat fazla hızlı.Taş bir evin odasında kandil ışığının altında da yazabilirdim bunları.Soğuk bir Ortadoğu gecesine aidiyet hissetmek bana huzur veriyor.

İyi eğlenceler

Sanılmasın sakın blogu unuttum;
Duygusallı şeyler yazmak için biraz sustum.

Ahahahahah kafiye yaptım kafiye !

Kamyon arkası yazılarına başlayabilirim sanırım sırf bu dizelerle.

Çok aynı her şey, o yüzden “her yazı isyan içermemeli” düşüncesiyle kaldım böyle.

Fotoğraf Belgrad,

İyi geceler.

Evet, bu başımdaki kavak yellerinin esintisiyle dalgalanan isyan bayrakları olabilir.

26 Kasım 2014

Merhabalar;

 Derdimi konuşarak anlatamadığım gerekçesiyle bir arkadaşımın ricası üzerine yazı yazmaya oturdum, saat 02.22 tam şu anda.

 Mutsuz değilim öncelikle, ancak sorulsa “Mutlu musun ?” sorusuna da mutsuz değilim cevabını verirdim.Bu ara bir şekilde çok içki içiyorum ve bazen sarhoş oluyorum.O haldeyken yaşadığım sorumsuzluk yüzünden hastayım, soğuk almışım ve bildiğin sorumsuzluklarım yüzünden iyileşemiyorum.Hasta gibi yaşamayı bilmediğim için bu durumda kendimi rahat hissetmiyorum.İnsanlar gerçekten hastalıkta bile tarzlarını konuşturabiliyorlar bense sadece çirkinim.

 Tabi ki anlatamadığım ve beni seven bir iki kişiyi meraka düşüren şey kıçı kırık hastalığım değil.Hayatımdaki veya genel olarak etraftaki kocaman belirsizlik.Amaçsızız ve savunmasızız… Bunu bütün dünya insanları beni dinlesin, bir bildirimim var diyerek yazmıyorum; kendimden, ailemden ve bir açıdan da yakın çevremden bahsediyorum.Tamam belki çok güçlüyüz düşünce olarak, ve kendimizce bir hayat görüşümüz de var olabilir.Ama mutluluğumuz için zamanla yarıştığımız bir amacımız yok.İyi olalım; hayat bir şeyler getirsin, o geldiği zaman o düzene uyum sağlayalım ve mutlu olmayı bekleyelim.Yani imkansızlıkları aslında hayatın düzeniymiş gibi yaşayalım.

 Bir şeyler olacak diyerek yaşıyoruz, o güzel şey olacak ve biz mutlu olacağız.Bir şeyleri oldurmak için yaşamıyoruz.Mezun olup, yüksek lisans yapıp, askere gittikten sonra lastik patlar ve şoför de atlarsa hayallerimiz için bir şeyler yapmaya veya mutlu yaşamaya hakkımız olur.Eğer sen bugün mutlu olmaya çalışırsan veya hoşuna giden bir şeyi oldurmak için zaman, para gibi kaynakları harcarsan sorumsuz bir insansın.Neden, çünkü öyle; şu anda sırası değil.İstisnasız açıklıyorum sizi en çok seven insanlar; aileniz, en yakın arkadaşlarınız veya sizi tanıyan kişilerin hepsi sizi yadırgar.Sistem dışı bir olgu olursunuz.Peki ne zaman bunun sırası (!) İmkansızlıkların arasında hayata karşı savunmasız ve amaçsız yaşamaya o kadar alışılmış ki uyuşuk vaziyette modayı takip ediyoruz.Ekonomik veya akademik rahatlığı hedeflemeyen her hayal için tek cevap “şu anda sırası mı bunun”.

 Çok umursamazım ve çok rahatım.Bu bile sistem dışı ve iğnelenmesi gereken kötü bir özellik.En bağımsız hayallerimi kurabildiğim tek dönemimde, istediğimle uğraşamazsam hiçbir şeyle uğraşmam.Evet, bu başımdaki kavak yellerinin esintisiyle dalgalanan isyan bayrakları olabilir.Sanırım en güzel cümle bu olur bu durum hakkında.

 Umursamadığım için mutsuz değilim, en net özet de bu sanırım.Kendi şansıma ve onu bana verene güvenerek yaşamayı seviyorum, bana huzur ve mutluluk veriyor.O yüzden sorun yok ben anlatmadan da yaşayabilirim.

 Saat 03.37 şu anda.Dıştan inandıklarınız kabusunuz olduğunda içten inandıklarınız uykusuzlukta huzur bulabiliyor.Diye yazıp ilahi ve edebi bitirelim kendimizce hadi.

İyi Geceler

Kemal 🙂