Normalde fotoğraf düz de çok güzeldi ancak Vartan’ın tavsiyesiyle tersin daha vurucu olduğuna karar verdik.Hiçbir oynama da yok üzerinde…

Adeta satar gibiyim fotoğrafı, dokuyan çocuk kör oldu misali.

Buna bakınca insan ister istemez düşünüyor; acaba yürürken elimi kaldırdığımda parmak uçlarımla denizi kessem nasıl olur (!)? Deneyebilmek isterdim…

Çirkini öpmemişler ben zaten namusluyum demiş.

11 Ocak 2015

Cris Cab – Liar Liar ft. Pharrell

Merhaba;

 Davulun sesi uzaktan hoş değil muazzam duyuluyor günümüzde.Sakın ha aldanmayın; bak, beğen, al, sonra “ay götüm ne çirkin şey bu”.Sıralama değişkensiz böyle.Sanatı toplum için yaparım ben diyen rap sanatçıları gibi bir sistem eleştirisi değil bu.Aksine sistemden aykırıyım ben ayağına yatan, dünyayı sevişerek kurtarmalıyız kafasındaki “bedenen namuslu” düşünürlerimize attığım bir taş.Dünyada bana en batan şey sanırım, yarım bilip tam konuşmaktır.Çirkini öpmemişler ben zaten namusluyum demiş.Yıllarca kimseden alamadığı söz hakkı yüzünden kendine bile ispat edemediği kişiliğinin yarattığı kompleksle kendini Kaf Dağına çıkarmak; ardından bu boşluğa iki kitap, iki filmle güzel kıyafetler giydirmek ve ilk yüz bulduğu anda karşımızda Ayn Rand edasıyla çıkmak çok büyük bir şey heralde.İçin boş ama konuşuyorsun ve bir de eleştiriyorsun.İnsanlara karşı susmayı çok severim ama böyleleri geldikçe konuşmamak için zor tutuyorum kendimi.Tamam biz zaten büyük felsefeci ya da kendilerini hayatları dışında başka bir şeye adayan insanlar değiliz, ama sen bizim yanımızda bile hiçsin.Kendine bile adayamadığın bir hayat sür, sonra ben Fransızca öğrendim çok kültürlüyüm de, yersen.

 Rap demişken şu “diss” tadındaki paragrafımı, gün olur da beni okuyan bir rap meraklısı olursa ona adıyorum.Gerçekten nefreti açıkça dile getirmek inanılmaz denge isteyen bir işmiş.Bir anda konudan uzaklaşıp küfür etmeye devam etmek istiyor insan.Ama düşün düşün içinde göm hırslarını, bir yere kadar.Kimseye belli etme eyvallah ama arada buraya sitem etme lüksüm de olsun yani.Neyse nabzı düşürüp geyik yapmaya devam edebiliriz.

 Geçen gün Son Umut’u izledim, çok beğendim.Yani sinema eleştirmeni gözüyle buraya on sayfa hikaye yazsam kime katkı sağlar şu saatten sonra.Bizi gayet memnun etmesi gereken bir film olmuş.Sanki hepimiz eleştirmen olarak doğduk şu hayata.Sevimsiz sevimsiz okuyucuyu kırmaya yönelik eleştiriler falan, hiç hoş olmuyor.Zaten ligler de tatile girdi.İyice moral olarak yerlerdeyim.Futbol takip etmeyen insan eksiktir, ötesi yok.Eğer sen sinema, edebiyat takip edebiliyorsan şu coğrafya içinde her şekilde futbol takip etmek durumundasın.Ha diğer sporları anlarım ilgi hikayesidir ama futbol bu ülkede vatandaş olan her insanın dile getirilmemiş sorunlarının çaresidir.Düğünler gibi; bayramlar olarak düşündüm ilk ama bayram fazla soğuk kalır futbol yanında, aynı düğün gibi.Dün gece sevgilinden ayrılırsın ertesi akşam halay başındasındır, dün gece sevgilinden ayrılırsın ertesi akşam yetmişinci dakikada gelen penaltı golüyle dünyanın en mutlu insanı.Ev kirasıyla bahis oynayan babalardan feyz alın.Yaptıklarını yapın demiyorum tabi ki ama hiçbir şekilde dile getirilemeyen sorunların çözüm umudunu besler futbol.Unutmayın ki şu milletin övündüğü iki ruh vardır; 1915 Çanakkale Ruhu, 2000 Galatasaray Ruhu.Tabi bunlar teşbih öyle pek ciddiye de almayın.Ama futbolu takip edin.

Yavaş yavaş yazının kapanışına yaklaşıyorum.Güzel iki paragraf yazdım, öyle hissediyorum.Ne egoistlik ama 🙂 Bakalım günün birinde tam olarak kendi değerimi bilebilecek miyim… İnsan yapmadığı şeyi büyüttüğü gibi yaptığını da aşağılaştırıyor bazen.İşte onu arada yapıyorum ben.İnsanlar da hiçbir şey yapmadan övününce önüme gelip, o yukarıdaki paragraf ortaya çıkıyor işte.Yoksa yakaladım biraz taş atiyim kafasında değilim, cidden nefretim varmış.

 Şarkı güzel, dinlemenizi tabi ki tavsiye ediyorum.Giderayak iyi geceler hepinize, yazıyı yazarken ertesi gün olmuş bak.Ben de yatarım az sonra.

SS&S

Kemal 🙂

Ben gerçeğim, onlar hayal.

Netlik beni tasdik etmek için hazırda beklermiş edasında.Bu aralar hobi olarak yaptığım tek şey düşünmek dermişim (!) Şakası bile güzel.Doktor içme dedi tamam da; ben çok uzun süredir alkol almıyormuş gibi hissediyorum, yavan düşünüyorum.Ama yine de sağlam irademle içmiyorum, bozayla düşünüyorum.Güz dönemi bitti okulda, bakalım bahar nasıl olacak.

Don’t be good my nigga, be great.

Bu yazının başlığı “Çöl görmeden ölmek yok” olsun o zaman

2 Ocak 2015

Athena – Sen de Yap

Merhaba;

 Hayırlı geceler, mutlu seneler.Athena dinliyorum, çünkü çok seviyorum.Çok fazla hemde ! Dörtlü, beşli yaşlardayken Kurtuluş’taki evimizde dayımla dinlediğim kasetleri geliyor aklıma.Ya da 2002 yılında bu şarkıyı da barındıran albüm kasetinin renginin yeşil olması ve “çilek kokuyormuş o kaset” dedikodusuna inanmam.Sanki gerçekten kokuyormuş gibi elimde kaset annemin babamın burnuna sokmam detayı dikkatlerden kaçmasın.Sübliminal çok ilginç şey abi baksana, bacak kadar çocuk “bu kaset kokuyo’ ama yeaa” diye geziyor… Eğer Lada Niva alırsam ilk dinleyeceğim şarkı Yengeniz Rihanna‘dan değil, ahanda bunlardan diye düşünüyorum.Abi zaten Allah’ı arayan adamın yaptığı sanatın hoşa gitmesi kadar doğal bir şey olamaz.

 “Bu süre zarfında yazmadın, ne yaptın ?“ diye bir soru olmaz da, hadi oldu diyelim.Bloga gereken zamanı ayıramadım haklısınız.Kafamı toplama sorunum var.Bir araştırmaya başlarsın hoşuna gider ve çok derine inersin hani, ondan sonra bir bakarsın nerelerdesin… O hikaye işte.

 Din veya inanç tartışması yapmam burada, okuyanım varsa bilir.Ben inanca ihtiyaç duymayı seviyorum ve bu inanç boşluğunu düşünmekle, aramakla dolduruyorum.Din insanların afyonudur, evet Karl Marx bunu yazarken aynı şeyden bahsetmiyor olabilir belki ama tamamen haklı.Ben bu uyuşuk halimi seviyorum, bu halde yaşamak beni cennete yakın hissettiriyor.Ruhum cennetine ulaşana kadar bu uyuşuk halde yaşamak belki doğru belki değil ama şu anda ihtiyaç.Çünkü yaşam gerçekten çok zor ve yetenek gerektiren bir şey.Kıl kadar ince, zemini kılıç kadar keskin bir köprünün üzerinde; ateşten bir nehri geçmek gibi doğru yaşamak.Ve biz doğruyla kolay arasında her zaman kolayı seçmeyi adet edinmişiz kendimize.

 Neyse eleştirmek istemiyorum kimseyi, kimseye yazmıyorum aslında.Her eleştirim başlangıçta kendime, kimseye kastım yok.Sevecen olmaya çalışan biriyim ancak kendi içimdeki konuşmaları karşımdakine anlattığımda ne tepki alacağımı kestiremiyorum.O yüzden konuşamıyorum kimseyle.Düşün düşün sonunda çatla, gel buraya yaz.Yazıların arasındaki boşluk bunun sonucu yani.Kendi yağımda kavurduğum düşüncelerin servisi bu yazılar.

Bu yazıya bir başlık belirlemedim.Zaten plansız yazdım, güzel olup olmadığına da bakmadım.Süpriz oynamamın eseri olan yazımı beğenilere sundum.Hey yavrum hey, yürü be !

 Uyku hapı yüzünden efsane rüyalar görüyorum.Geçen gün görücü usulüyle evlendim.Kızın adı Yağmur; biraz kısa, kumral ve güzel bi kızdı sakindi.Evliliğimizin ikinci ayında bi’ köprü üzerinde manzara karşısında susarak anlaşırken gördüm bizi.Beni bana anlatan rüyalarımın kadını yani.

 Hadi ben yattım sonra yine konuşuruz.

SS&S

Kemal 🙂