Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: His

Arada canım yanıyor, kalbimde bir boşluk hissediyorum.Kurtulmak için bir önceki sefer ne yaptım hatırlamaya çalışıyorum, bulamıyorum.

Sonrasında nefesimin tadı değişiyor gibi oluyor ve o kalpteki boşluk mideme doğru iniyor, ilk buluşmaların heycanı gibi hissettiriyor.Ama hep aynı his ve aynı sıra, hiç değişmiyor.

Buluşma heycanını yaşarken o tadı değişen nefesin kalbimdeki boşluğu tekrar doldurduğunu hissediyorum ve midemdeki his tekrar yukarı çıkıyor.Ama yukarı çıktığında bu sefer kalbimde durmayıp, iki üç nefes sonra ciğerlerimden gidiyor.

Akşamları hissediyorum genelde, yatarken oluyor.Ama seviyorum bunu.Nedenini bilmesem bile farklı hissettiriyor, sonunda mutlu oluyorum.

Neden yazdığıma gelince; elimde telefon varken hissetmeye başladığımda tekrar, canlı canlı anlatmak istedim.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Umut

Kaldırdım kafamı gökyüzüne, gülümsedim hafif.

“Lan, ne kadar yüksek be”
“Lan ne kadar mavi be”

31 Mart benim doğum günümdü.Çok depresif bir yazı yazmaya hazırlanırken 30 Mart gecesi, saat on ikide ellerinde pastayla arkadaşlarım geldi; düşünün ki anca oturabildim yazı yazmaya.Allah işte, sevdiğine görünmezinden veriyor mutluluğu.

Çok istiyorum tekrar güzel güzel yazmayı.Unuttum bildiğin, oyun oynamaktan kafamı kaldıramıyorum.Ama ahtım var en iyisini yazıcam bi’ gün…

Yarınlarda şu son iki günüm olsun hep, olmazsa da gördüğümüzden kötü olmasın.Dilek, umut getiriyor; o da yarınları.

Yarınlarda umut olmasa yaşamanın ne anlamı kalır ?

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Saygı

Biliyorum, cidden deniyorsunuz.Hepimiz deniyoruz bir şeyler başarmayı, ama yüksek ihtimal olmuyor.

Çok saygıdeğer işler yapmadığımı biliyorum.Kendimizi büyütmenin lüzumu yok.Ama yapılan işe göre değil de isme göre saygı görmek kanıma dokunuyor.

Onlarca şeyle uğraşıyorum, bir şeyler üretmeye çalışıyorum onun yanında.Az da olsa saygı görmemin tek sebebi gülüşümün güzelliği… Yani mutlu olmak veya öyle görünmek, siz hangisini tercih ediyorsanız artık; insanları yeniden düşünmeye zorluyor.Yengeç sepetinden uzak her şey saygıdeğer.

Umuyorum yarınlarda saygı, sadece farklı olana ya da korktuklarımıza değil; hak edene gösterilir.

Yarınlar bitmiyor.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Romantizm

Ne kadar romantiksiniz, ne güzel.

Duygusallaşıyorsunuz falan.Triplere girmenin verdiği o tatlı sevimsizlik tamamlıyor ruh halinizi.

Fiziksel sevmeyi becerebilsem çok güzel anlaşabilirdik, belli mi olur belki ben de sizin gibi olurdum.Tek engel ben kendimi aramaya koyuldum, yoluma aşık oldum.Kafam sükûnete bağımlı oldu.Huzursuzluk, gerginlik ve sinirden kaçmayı seçtim.

Eğlenmeye ve mutlu olmaya çalıştığım zaman aramıza girdi.Olsun, hoşgörelim birbirimizi.

Belki yarınlarda ortak bir hikayemiz vardır.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Var Olma

İnsanlar çok sığ;

Normalde pek fazla umursamam ama yapmayın lütfen, birlikte yaşıyoruz.

Var olma çabasını tabi ki anlarım ama kör göze parmak hoş değil.Ötekileşmek bir başarı değil aksine can yakabilir belli zaman sonra.

Kendine yakışanı uygula dendiğinde hoş karşılayan güzel insanların artması dileğim.

Sakin, yalın, özel.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Hedef

Ve bitmişliğin resmiydim.

Kalan tek amacım, başka dil konuşulan bir yerde unutulmak ve yeni dokular tatmaktı.

Aklıma gelen cümleler ruh bakımından çok soluk.Hayata adapte edilmiş gibiyim “bir işe yarasın” dercesine.Düşünme, hissetme ve unut.

Zaman geçsin istiyorum, ama ne kadar geçince beni memnun edecek bilmiyorum.Hedefsizim, hedefsizleştirildim.

Ortaçağda fırtına sonucu okyanusta kaybolmuş bir gemi düşünün; kara var biliyorum, ama görmüyorum ve nerede bilmiyorum.

Sonuç olarak:

– Ölüyorum, suçlusunuz.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Uyku ve Rüyakolik olmak

Hayatta değişim yoksa rüyada var.

Atlas’a bu dünyayı taşıtmak adil olabilir ama bana değil.Baktım akşama doğru kollarımın kuvveti kendimi çekip çıkarmaya yine yetmedi, yine uyurum.

Düşünerek kendimi kurtarırım dedim, delirdim.Rüyaların hayattan bi farkı yok; hissediyorum, kontrol edemiyorum ve tadı damakta kalıyor ikisinin de.

Tek fark; rüya geçiyor,

Ama hayat adeta bokunu çıkarıyor.