Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Ay Işığı

En uzakta da onun olduğunu bildiğin gün bitiyor sanmıştım bu oyun, bitmedi… Kendinden kaçamadığın gün “Tamaaam oyun bitti kemalcim hadi eve gidelim” diyen bir anaokul öğretmeni beklemedim değil şahsen.Son gülen ben olucam diye mi bu kadar bekletiyor bilmiyorum, ama cidden iyi bekletiyor.Yaşamaktan zihnen bir şikayetim yok, ama kalbim çoktan durmuş gibi hissediyorum bazen.Her çalan şarkıya yorgun bir sarhoş edasıyla “lütfen bu şarkıyı çalma” diye tepki gösteriyorum.Sanki hepsinin anısı varmış gibi…

Bencil bir insan da değilim.Ama “seni biliyorum ben” diyen insanların hepsi etrafımda olsun istiyorum.Herkes tamam onlar arasında, bir o yok.Yüzlerce sıfatın sahibi, zihnimdeki tüm fiillerin başrolü burada değil.Nerede olduğu konusunda da en ufak bir fikrim yok.

İçimde tutulan en siyah kötülükleri de sahiplendim.Ay ışığında hangi siyah güçlü kalabilmiş.

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Okyanus

Okyanuslara tanrısal özellikler eklemek için, illa görmek mi gerekir; yoksa denizlerden yola çıkarak okyanuslara ulaşılabilir mi ? Tuza olan ilgimden değil, suya karşı teslimiyetim var.Frank Ocean’ın da betimlediği gibi:

Bu su; ailemi yarattı,
Bu su, kanıma karıştı.
Bu su, hikayemi anlattı.
Bu su, her şeyi bilir.

Öğrendiğim güne kadar, kanımdaki tuzlu suya yemin edebilirdim.Meğer sadece inançmış, materyale dökülemiyormuş.Ve bir o kadar da maddi doyumu yokmuş.Olsun benim için memleket doyduğum yer değil, huzur bulduğum yerdir.Ben böyle iyiyim, sorunu olan düşünsün.

Hayatımın dişisi, hayatımın diş izi gelene kadar böyle avare olmaktan korkmuyorum.Ama sonuç olarak onun karşısına Raj Kapoor modunda da çıkasım yok.O yüzden böyle kıl kadar ince köprülerde, git-gel’ler yaşıyorum.Mia kılıklı ve bu güne kadar betimlediğim her özellikle karşıma gelse de, ben de gönyede dursam di mi…

Sonunu bir bayana diye düşünmemiştim ama olsun…

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Ben sabit, siz burda.

Lütfen dur, fazlasına midem alışmış olsa bile kafam izin verir gibi değil.Ben buradayım, dostlarımın tanıdığı en derin adam.Bir o kadar da bekar.Mecburum çünkü, karşı cins düşüncelerden çok kahve içilen yerleri sevdi.Ben de kahve içmeyi sevdim tabi ki ama adabıyla… İnsanlara unutulmuş hisleri açıklarken, bana alışabilecek birini bulamadım; sanırsam benim suçum değil.Danışıklı dövüş biraz.

Sizin o ayyaş dediğiniz delilerin hayatını ben yaşadım günü geldi, o yüzden terbiyeli olun.Allahtan aldığım düzgün aile eğitimi sayesinde, her sınavdan çıktım başım dimdik.O yüzden günde iki kere babamı, üç kere annemi ararım; o da cennet ayakları altında diye bi’ fazla.

Annemin en bilinen özelliklerinden biri limon sevmesi.Ben pek severek büyümedim.Ama bana bile tat verebilirse limona canım feda.Mesela daha bu muhabbetler hiç yokken annem babam limonun adını bilirdi… Düşünürlerdi ki bizimkine iyi gelecek.Ne bilsinler limon geç kalmasıyla ünlü… Neyse işte sübliminal bu kadar bu yazıda, limon nasiplensin.

Yalnızlık diye direten siyah düşünceli bir insan değilim.Ama benim kanım pembe değil kırmızı akar doğduğumdan beri.Bazı gerçeklerime sadakat beklerim, bana bir ilgi varsa.Hakkımdı sonuçta, olmayanı sağlayan pek insan yok etrafta.

İyi geceler, my mojo so dope…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Ezgi

 Normalde böyle yazıları yazmak için yıllarca beklemem gerekir.Ancak o bunu herkesten daha çok hak ediyor.Ben sürekli sarhoş olduğum, için bu sarhoşluğu toplayacak insanlara ihtiyaç duyarım… O da Oscar’lık performanslarımın En İyi Yardımcı Kadın Oyuncusu; Ezgi Bircan…

 Hepsine göğüs gerebilen bir yapıya sahip olmasının yanı sıra, çok egoist bir insan.Beğenmediği konu olunca “Kemal, ben gidiyorum.” diyebilecek kadar resmi.Ama bir o kadar utangaç… İki lafına dünyanın en kırmızı insanı… Siz düşünün bundan sonrasını.”Ezgi ya, çok tatlısın.” desen, elmacık kemikleri birer domates.Beni kaç defa toparladı saymadım haliyle, ama bir kahramana sahip olmak insana nasıl hissettirir, öğrendim.Ben yine sarhoş oldum, ailemden önce Ezgi’den korkmayı öğrendim.Öyle de izi var, sağolsun.

 Dost olsun, sevgililerini çekiştirsin.Kendi yalan aşklarını dinlemek zorunda kal… Onunla hayat olduğundan daha budanmış.Daha basit… Sevdin ya da sevmedin, zaten alkol duvarı sonrası insanlar; ya ararsın, ya aramazsın.Ezgicim orada telefonumu tutan, adam… Sevdiğini dinler, boş konuşursan bozar.Net olmak fıtratıda var.

 Bana bu hayatımı verenin ecrini olmasa da sonradan kazanılmış en büyük dostluklardan biri… Kahve fincanımdaki en yutulmaz telvelerden, atlatılamayan.Hatıralarımın insanı, sen adamsın 😛

C&A bulsak iyiydi…

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.IV Ego ch.I

Salt ego arınımı yapmak için yazmaya başladım.Ancak benim egom, o kadar kolay işlemiyor.Normal egoist insanlarla aynı değil hali… Biraz daha olmazlara meyilli, bir o kadar da cezaya hazır.

Halimi tavrımı gören, gerçek benden bahsedince şok oluyor.Dışarıdan böyle görünmediğimi farkındayım.Ancak bi’ laf vardır, “para ile imanın kimde olduğu belli olmaz” diye.Ordan yola çıkalım… Bazen düşünüyorum; ben mi onun yolunu seçtim, o mu beni yoluna aldı diye.İkincisi olduysa cidden büyük bi risk var ortada, ya da büyük bir güven.

Küpeleri ve dövmeleri olan, hoody giyinmeyi seven, hip-hop dinleyen, genelde sarhoş olan ve bunu söylemekten çekinmeyen; her şeye rağmen Allah ve sevgi diyen kaç kişi var etrafınızda bi’ anlatın bana lütfen.Böyle giderse sırtım gelmez yere benim, sevgi ekmeye devam ettikçe sorun yok.

Söylüyorum, kafam cidden fazla gelir hayata… Mesela cennet diyoruz di mi ! İlla şaraptan akan nehirleri görüp meleklerle birlikte olucaz.Görseliz yani, bu kadar sığ.Peki anne sevgisi, aşk, dostluk, sarhoşluk… Cennet bunlarla ilgiliyse; bu insanlar ne için çalışıyor, biliyorlar mı ? Bilmediğin cennete hazır mısın ? Ben hazırım da seni merak ettim.

Dediğim gibi benim egom biraz farklı.Çok hırslı karşı tarafa… Ego bana yaramıyor, o yüzden bu kadar alkol.Onlarca insanın gönlüne girmeyi, güzeli aşılamaya çalıştım.Olduğu kadar, sonrası benim elimde değil.

Gölgesinde nefeslenebileceğim çok insan var bu sebeple, ama ben yine de yalnızım.Korkularımla yüzleşirken yalnız olmam gerekiyordu bu sınavda.O yüzden sevsem de kalamıyorum.Arkadaşlarıma vefasızlık gibi görünüyor, biliyorum.Ama yapmayın lütfen; ilişkilerde detaylara bu kadar dikkat ederken vefasızlık yapmam kendime ihanet olur.Sadece kalamıyorum.Gerçekten kalbim sevgiyle dolu, tıpkı olması gerektiği gibi.

Hissedebilecek misin ? Üzerine gelen duvarları kabul edip, bu sadece ceza diyebilecek misin ? Çünkü huzur yolunda açtığın her kapı, hayal kırıklığıyla sonuçlanır.Ta ki son kapıya kadar.Orada görüşmek üzere.

İyi geceler.