Kalbimin kırılan her parçası,
Aldığım can sayısına denk.
Yarınlarda solan güneşe rağmen,
Nefes yolunda yok geri dönmek.
Yazar: H. Kemal Gündoğdu

Bakın bu yalandır.

Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor.
Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Çılgın Günah Çıkarma Seansı
Anlatılan en serin hikayemin kahramanları halen hayatta.Siz ölünce hiçbir şey değişmeyecek hayatımda, ne kadar acı… O kadar anı yarat, herif ölsün üzüleme bile.Ya tabi işin abartısı bu, kesin çok üzülürüm ama son zamanlarınızda yan yana değiliz.Hani son içkiyi de beraber içmek için sözleşmiştik, nerede o günler ? Olsun hayat bu; bi’ başı var bi’ kıçı, ne yaşarsan yaşa yine de seni şaşırtmaya devam ediyor.Öldüm sanıyorsun bitmiyor, “bana top vursa devrilmem” derken yerden kalkamıyorsun.İşin sonunda bi’ bakıyorsun, hayat çok banel.Serim, düğüm, çözümden sonra Hakk’ın rahmetine kavuşan tiplemelerden birisin.Esasen fazla da özel değilsin, herkes gibi bitmişsin.Ruhunu gömüp bedeniyle göçen var mı ? Yok herkes aynı ölüyor, herkes doğaya karışıyor bedenen.Ahanda bak siz de doğaya karışan tiplemelerden birisiniz, tıpkı diğerleri gibi…
Hayat soy ağacı gibi, neyin nereye dayandığına baktığın zaman kayboluyorsun zamanda.İlişkiler de bu doğrultuda harcanıyor.Bir bakmışsın, bütün olmazlar olmuş ve son paragraftasınız.Bitmez dediğin her şey bitiyor.Trajikomik biraz, sevsen mi sövsen mi anlamıyorsun.Çok terbiyesiz deyimler var bu durumla alakalı ama söylememeyi tercih ediyorum şu an.
“Olum siz kesin birbirinizin nikah şahidi falan olursunuz.” denen bütün herifler şu anda başka bir şehirde av peşinde.Şimdikileri de bu yorumu duymamak için saklıyorum açıkçası.Nazara karşı iman dolu göğsüm gibi serhaddim olsa bile göze gelmekten korkuyorum artık.Anlatmayınca da yaşamıyorum sanıyor insanlar.Önümden yesinler umrumda değil ne düşündükleri.Ama yaşıyorum yani, öyle evde kös kös oturmuyorum.Cin tonik falan içiyorum, ama henüz parayı bulmadım.Sizden sonra maddiyatta pek yol almadım yani.Neyse biraz günah çıkarmaya döndü bu iş, ben burada bırakıyorum.Çok utandım, yersen (!)
Hayırlı forumlar.
Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Karışık Kıyamet İnancı
Toprağın tadına vararak yaşa ki öldüğünde yabancılık çekme.En hain çiyanlar bile Cihat korkusuyla yaşar derler.Ben okuduklarımın yalancısıyım, eğer yalanlık bir durum varsa bilin bunu.Yetmiş beş nokta bir’de olduğu gibi ben de yeminliyim.Bu hayatın sonu her türlü kıyam etmek bana göre, kıyametten korkma o yüzden.İki cennet arası bir geçiş dönemi diyelim, sadece biraz sancılı geçiyor bu geçiş.Donnie Darko’da isyan ettiren felsefe kıyamet için gerçek esasen; ya korkarsın ya da seversin.İyi takip et bu yazıyı, belki bir daha bu kadar açık anlatmam düşündüklerimi
Sonunda ölüm varken yaşamaktan korkuyor musun ? Genelde korkulmuyor ya da bu korkular çok iyi saklanıyor, bilemiyorum artık.”Ama sen de çok içiyorsun, cehennemden korkmuyor musun ?” tarzı cümleleri duyar gibiydim.Bak geçmiş zaman kullandım, öyle ince laf sapladım ki “Bu dünyada meleklerin içesi var.” diye Arda’nın şarkısına eşlik ediyorlar şu anda.Eleştirmeden önce aynaya bakmalı insan, tutarlı olmalı.Neyse… Ölmeyecekmiş gibi yaşarken “Kanka çok içiyorsun” deme hakkın yok bana.Arda’yı da dinlemeyi çok sevdiğim için kullandım, güzel şarkıları sağolsun.
Ölebilirim, ölmeden önce dünyanın fişi de çekilebilir.Artık neye inanıyorsunuz ben bilmem.Ama o inandığınız sizi gönyede tutsun.Tutarlılık, sadakat, ilgi, sessizlik ve inanç kelimeleriyle inanıyorum ben.Hani sosyal medyada gönderi yaparken etiket kullanabiliyorsun ya, hayatı yaşarken de belirlediğin etiketlerle yaşa.
Ukalalık ediyorum bazen.
İyi geceler…
Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Yıkık Dökük Anların Anıları
Buz gibiydi bacakların.Nedenini yıllarca düşündüm, çıkamadım işin içinden.Göğüs kafesimdeki arıkuşlarını hatırlıyorum, bir de bacaklarının soğukluğunu.Zaten ben onlara aşık olmuştum ilk.Çocuk yaşta öyle güzel bacakları görünce beynim yanmıştı.Sen de bir o kadar çocuk, bir o kadar ürkek ve hepsinden çok; bir o kadar yalancıydın.Tamam belki senin aşkın yüzünden başlamıştı bazı şeyler, ama kesinlikle benim aşkımla devam etmişti her şey.Hep yalandın, hep plandın.İşin kötüsü de ne yapacağını bilmediğin zamana kadar hep haklıydın.Yalanlarınla doğruya gittiğim günler ve buz gibi bacakların, erken dönem gençliğimi zedeleyen iki demirbaş.
İlişkileri oyuncak etmemden önceydi her şey.Çok saf ve midemdeki genç kelebeklerin ışığı altında en masum yaşlarımı kaptırmıştım sana.Eşeklik bende; beyazın en yakıştığı tene, en uzun ve en utangaç olana kaymıştı gönlüm.Sonrasında erken bir cennet ve bugün kullandığım hapların yarasını açan günler.Yalanım varsa kahret beni…
Hatırlıyorum ve biliyorum ki hatırlıyorsun.Çocuktuk, sinemadaydık, bacakların buz gibiydi.Sonrasında her şey öyle kaldı.Biten hikayenin bitmemiş sayfaları yıllarca aklını kurcalıyor insanın.Şu an senden nefret bile etmiyorum, yoksun benim için ama o gün ne yazık ki benim ilk elle tutulur anımdı.Seni yok saymak kolay da, hatıralar nasıl silinir ?
Çok canlar yakmadım;
Ama canımı çok yaktılar.Sonra ben umursamaz oldum, canları yandı.Ben öyle olmak istemediğim için böyle oldum.

İsviçre’nin Alplerinden Heidi isimli takipçimiz göndermiş.
Belki de;
Hiçbir şey olmayacak benden,
Boku bokuna nefes alıyorum.
Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Sakat Fantezilerin Yansıması
Görüyor musun ağlıyorum.
Görmüyorsun değil mi ? Kahrolası göz yaşları, çok fazla inatçılar.Dönüyorum artık, zamanım doldu.Ağlayamıyorum da… Oysa içim hiç iyi değil.Nefes alamıyorum.Ciğerlerim yokluğun dolmuş, sen hala karşımdasın.Biraz erken çöktü sensizlik.Aşk neydi ? Artık biz değildik bu ortada, ama başka ?
Sanırım aşk bir peri masalı değildi.Mutlu eden bir şey gibi de durmuyordu.Sadece alışkanlığı vardı.Dudaklarına tiryakiliğim, nefesine çözülen boynum, tenin, sahip bulan ellerim.Listeye vurunca önünü alamıyorum.Yağmuru sevmediğim için evime gelen, bahar güneşinde çillerinin çıkması için güneşin altında yürüyen bir şey gibiydi.Hepsinin olmadığı yerde ilk görüştü, sarılmaydı falan filan…
Bazen sadece gideceğim yerde olmanı istiyorum, bana sürpriz yapmışsın meğersem.Siste kürek çektiğim kayığın kapkaranlık sahillere ulaştığında, ufacık ışığın altında kağıt oynayan denizcilerin bir efsane olarak gördüğü senin hakkında hikayeler anlatmasını istiyorum.Sonra bana doğru yolda olduğumu ve ormana doğru dolunayda elimde ışık olmadan yaklaşık on altı kilometre yürümem gerektiğini söylemelerini istiyorum.Bu yolda kaybolup çaresizce uyumak ve sabahın ilk ışıklarında senin tarafından uyandırılmak istiyorum.Sonrası da işte iyilik güzellik…
Sapkın düşüncelere sevk ettiren bayan.
İyi geceler.