Gönlüm paramparça
Ama ten yolunda bulamadım bir tarifini
Sensiz gelen her bahar saatine küskün
Beyazlar içinde ilk nefesimdeyim

Ben hudut küskünü ilk kış günümde
Ve senin her gününde
Ateşine bile bile muhtaç
Çaresiz hasretimle
Nefessiz
Bir beden

Bu aşkta gemim deryana battı
Ben biz mi oldum şimdi
Çıplak bedenim sularında
Teslimiyetim sana had safhada

Aşka
Meşke
Kızılına
Ve gülüşüne

Yine gideceksen hepsine tövbe

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.X Anladıkları Kadar Anlatılan Hikayeler

Müziğe mi kaptırdım kendimi ? Yoksa yine mi “alemlerden alem beğen” Kems.Sarhoş olmam yasaklanmalı.Alkol alsam bile kafama girmemeli bu, bedenimde bir yer edinip kendince yaşamalı orada.Zorlanıyorum diye bokunu çıkardığım içmelerin, en başarılı sarhoş hallerinden birini yaşıyorum.“Sevdiğim, mihrimahım.” diyerek zirveye oynadığım basit sarhoşluklardan biri olmalıydı esasen bu.Ama olamadı, nedeni hakkında en ufak bir fikrim yok şahsen.Çok başarılıydım bu konuda oysaki.Gülü seven esmer yiğitlerden biriydim sadece, tekrar “Serfoş” yazdıracak kadar ne içmiş olabilirim ki… Ya da en basitinden kızıl bir gül, sevdasıyla bu kadar sarhoş ettirebilir mi diye de düşünmek lazım.

Ben nev-i şahsıma münhasır gül aşığı yiğitlerden biri olma yolunda en önde bayrak taşıyan bir insan olmaya gayret ettiğim için bazı radikal değişiklikler yapma gayesine düştüm bu günlerde.Biraz Kanuni’nin Fransa Kralı’na attığı mektuptaki girizgâha benzedi paragrafımın başı.Olsun yine de anlatmak istediğim şeyi tam olarak açıklayan bir cümle gibi duruyor şu anda bana.Rihanna’nın sekizinci albümüyle birlikte esmerlere olan sevgim büyük oranda yükseldi yine.Zaten çok yüksek olan bu ilgi, bu son gelişmeyle arş seviyesinde diyebilirim.Bu sebeple de aşıkların kızıl gülü bana pek bir esmer geliyor son zamanlarda.Her yiğidin kendine özgü bir yoğurt yiyişi ve her Mecnun’nun da kendine göre bir Leyla’sı olduğuna inandığım için benim gülümün esmer olması gerekir diye düşünüyorum.Bence çok makul bir istek, aynı zamanda yerinde bir tespit.Eğer her insanın inancı kul ile Allah arasındaysa bu sevgiye başkalarının dil uzatması densizlik olur.Buna güvenerek de kendi filikamda seyir ettiğin bu okyanus ortasında filikamın özellikleri kimseyi ilgi ve alakadar etmez.Benim gülüm bundan böyle esmer ve uzun boylu.

Nokta.

Hadi biraz ikon çalışalım;

Yazılar gece on buçukta yayınlanır genelde.Neden, çünkü 12 ve 9′un tam ortası.İkisi de üç ve dördün üç katı.Yazılarda geçen “üçten dörde geçmek” durumunu kendimce canlandırdığım şeylerden biri.Ama esas üçten dörde geçmek bununla ilgili değil tabi ki.Aylar belki de yıllar önce bir gece üçüncü içkim bitip dördüncüye başladığım zamanlardan birinde muhteşem bir yazı yazmıştım.O gün kafama yatmıştı bu durum ve bunun sonrasında “Serfoş” serisini yazmaya başladım.O da bana çok güzel cümleler kattığı için bu üç ve dört hikayesini ayrı bir severim.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Hayata Yalan Kalan İncelikler

Elimde bu hallere ait şarkı olmasa neyse de, her hale ait şarkının sahibiyim çok şükür… Bir daha yok, bu sefer son diyerekten kaç yazıya başladıysam artık; bir türlü bitiremedim anlatacaklarımı.Bir yerlerde kaybolmuş olmak bana dokunmuyor artık, bu hissiyatı bedenimin derinliklerine gömeli çok oldu.O orada ve toprak altında; ben burada ama yalnız ve platonik.Çok seviyesiz bir tartışmanın en seviyeli üyesi gibi hissediyorum kendimi bu hayatta.Her şeye dikkat ediyorum ama hiçbir şeye değmiyor.Boş yere dikkat etmiş oluyorum bütün bu olanlara ve hareketlerime.İnsanlar “pat” diye oldururken her şeyi, ben canım pahasına ince ince işlenmek durumunda kalıyorum.Belki de bu sebeptendir bütün bu yazılan hikayenin bir türlü bitmemesi…

Yüksek seslerin frekanslarını bilmem de ilahi seslerin fısıltısı hangi frekansdaysa direk zihnime yerleşiyor.Günahsız döndüremediğim dünyamın kahramanı olmak bana nasıl bir şey katmıyorsa, kahramanı oynamak da halka bir varlık vermiyor.Sen ne kadar ben insanlar için iyiyi hayal ediyorum desen de insanların seni kabul ettiği kadar varsın.İsyanlarına ait olduğun kadar haklısın, tersinde sadece “yalaka” damgasına talim edersin benden uyarması… Kimse seni anlamak için bir gayret göstermez.Çünkü sana ihtiyaç duymadan, sensiz de kocaman hayatlarıyla baş etmek konusunda çok başarılılar.Kul hakkıyla kuraklık arasındaki doğru orantıyı onlardan önce görmen, onlar da görene kadar çok yersiz ve gereksiz.Sen iyiyi düşünsen de, insanların seni anlayacağı yoksa yoksun bu hayatta.

Hatırlıyorum kafan karışıktı, ne yapman gerektiğini bilmiyordun.
Keşke anlatmasaydım, suskunlukla barışık bitirseydim diyorsun.
Sonsuzluğa yolladığın mektupların ulaşmadığını da duyuyorsundur eminim.

Bazen ben de öyle hissediyorum, merak etme seni çok iyi anlıyorum.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Cihandan Cana Atılan İlk Kurşun

Benim de şu dünyaya gelişim, hey canım.
Bir güzelin uğruna, hey canım hey.

Ezgisinde kaybolduğu şarkıların sevdasına aşık olmuşsa bir deli.Sadece ve sadece izlenmeye yaraşır artık.Oturup dikkatlice izlemek gerekir, bu neden bu halde diye anlamlandırmanın lüzumu boşa.Ne yapıyor, aşk ona ne etti ve en önemlisi ne hallere girecek.Bu soruları izlerken sorabilmek çok önemli.Çünkü o, bu sorulara doyurucu bir cevap verseydi bu halde olmazdı.Aşkın sevdasına doyamadığı için viran hale bürünüp, derdine iman eder hale geldi.

Her bakışıyla tene ateş vuran, dokunduğunda donduran ve en beteri de konuştuğunda susturan bir sevdanın aşıklarıyız biz.Fakat bizi bizden alan sözlerin sahibi bizi beklemek konusunda bizden daha sabırlı.Biz derdimizden kılıç kadar keskin ip üzerinde dans etsek de o orada sabırla bitirmemizi bekliyor.Yeter diye feryada yöneldiğinde, içinde büyüyen pişmanlığın korkusuna sessizce siniyorsun köşeye.İntizara yaraşır hareketlerinle yürüyen uyurları kandırdığın sürece sırrını güvenle saklamaya devam ediyorsun.En kötüsü de sen hayalin doğrultusunda yaşarken, bu uyurların yazık nidaları arasında köşeye itiliyorsun.Zeki ama çalışmıyorsun, tembel ama efendi oluyorsun.Milyon çeşit sıfatın ismi oluyorsun.Anlayan var mı, yok.Derde derman desen Hakk getire, nereden derman bekliyorsun sanki…

Yollarında hasta düşüp, nefessiz uyandığımız sabahların sahibinin bizi bizim onu beklediğimiz kadar beklediğini umuyorum.Bu beklentiye sebep hareket ediyorum.Bu arayı vuslat sebebiyle uzun tuttuğunu sanıyorum.Diz boyu kan gölünde koşmaya çalışırken aklına aşkı getirenlere olan sadakatini ve bu sadakatin biz tarafında sonucunu iple çekiyorum.Kendimize kastetmeden sen cana davran da bu sabrın sonu selamet olsun.

Tek borcu can borcu olan avarelerin, bu borcu neden beklettiğini hep merak ederdim.Şimdi şimdi anlıyorum sevgiliden bedene gelen ilk hediyeye verilen değeri.Korku yok sadece sevdiğini kırmama sevdası…Hep romantik, hep bir sevgilisel şeyler bu yakada.Şiirsel olmayan aşkı sanki kabul etmeyecekmiş gibi, her aşığında bir sanatsal olma çabaları.Ne kadar sevimli ve sadakati ata sporu ilan etmiş bir nesil…

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Butik Bir Taşlama Örneği

Eskiden üçten dörde geçmek benim için kabus gibiydi, tabi on sene önce falan.Şaka bir yana artık eskisi gibi olmuyor bu haller.Zaman bu hallere bile etki etti görüyor musunuz.Oysa ben üç dört arası yaşamayı adet edinmiş basit bir ruhtum.Anadolu Rock yapan ayyaşlara özenir hale geldim artık.Sen oku, sonra gel sapıt.Oldu mu bu şimdi.Hiç yakışı kaldı mı okuduklarının… “Kemal sen okuyunca sapıtıyorsun abi bi daha okuma derler” adama.

Sarı saçlarını deli gönlümüze bağlayacak bir Mihriban da bulamadık ki.Sevdalı sevdalı mevla yolunda göklerde uçuyoruz.Aslında biraz saçma gelebilir ama ne yapalım biz de bu yola girdik.“Sev” dediler bize önce.Bir sevdik ki anlatamam, kendimize gelemedik.Sonrasında da okuduklarımızda yer aradık kendimize.Hiçbir yer bize yetmedi, yetemedi.Geceleri yataklarımızda “acaba bize yine fısıldar mı” diye bekleyip durduk.Yaşadıklarımız da özeldir heralde diye anlatamadık kimseye.Sonra ne mi oldu… Etraf onlarca alkolik veya deli kaynıyor… Bu işin iki yolu var; ya alnın aşınır ya bedenin… Birinden birini feda etmek zorundasın.Ruhunu bu yola çıkaran, sevmenin sorumluluklarını bilmeli.Kimse seni anlamaz ve anlamak istemez.Çocuk gibi davranırlar sana.Onlara göre her şey abartı, her şey biraz gösteriş.Evinde yatıp aramaya çalışsan bile “insanlardan kaçıp kendini özel mi zannediyorsun” derler.Sen de “bana seni istemek haramdır haram” dersin.Bön bön bakarlar adamın suratına ne dedi bu şimdi diye…

Hayat size anlam vermemek sevdasına sizden daha fazla çalışıyor.Buna inanabilirsiniz, tecrübeyle sabit.Sevginizin sizin dışında bir inananı yok.“Gel yanıma gel” diye çağırdığınız hal var ya hani.İşte o halden kimsenin haberi yok.Bir siz, bir o.Anlatma gayretine düşmeyin o yüzden.Bırakın her şey butik ve yaşandığı gibi kalsın.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.9 Ne Anlatıyor Bu

Modern zamanların ıslak çukurundaki son Hayyam’ı.
Aşk yolunda cihana adadığı şiirlerin tek hayranı.

Akşam kar geliyormuş beni pek ilgi ve alakadar etmiyor.Ben yapamadıklarımın sorumlusuyum burada.Bin derdime bin dert daha katan bir başkası olsa şimdiye senin yanındaydı.O derece sinirliyim aslında bu hayata.Bu kadar boş, bu kadar saçma ve yalan dolu olmasa da olurdu sanki.

Bu kadar deli olmak zorunda değildim.Son doktor “seni veli ve deli arasındaki o ince ipten almamız lazım.” dedi.Bana ne yapacak gerçekten merak ediyorum, bu lafı eden kim bilir kaçıncı kişi… Ben iyileşemiyorum doktor hanım.İlaç verip duruyorlar.Sanıyorlar ki ben ilaç kullanınca insanlarla muhteşem derecede iletişim kurabilmeliyim.Ama olmuyor işte ilaçların sadece dozu artıyor, Kemal sabit.Lisede de böyle sabittim, herkesden fazla lise okudum.Bana benim gibi biri lazım.Son kalan da neredeyse sekiz yüz sene önce hayata gözlerini yummuş.

İsyan içerikli yazıları yazmayı açıkçası pek sevmem.Piyasa derdi içindeymiş gibi oluyorlar.Ama insan yazarken isyan etmek isteyebiliyor hayata karşı.Yapamıyorum; ben bu hayatı yaşamayı beceremiyorum.O yüzden bazı insanların biraz fazla içmesi gerekiyor.Onlar bu hayatı salakken daha iyi yaşıyorlar.

Uyuşuk vaziyete kurban giden yitik hayallerimin sevdasına daha çok bağlanıyorum bu hayata.Sonlara bir türlü alışamadım bir de…

Aşkımız bitecek böyle giderse,
Bende hiç günah yok kabahat sende.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Ego ch.3 Anarşist Gıybet

Melekleri nasıl yok ederiz ? Bunu bir rock grubu ismi olarak ele almayın.Gerçekten melekler nasıl yok olur.İnsanda, melekleri yok etmenin mümkünatı var mı.Onlar olmadan düşünebilmenin, hissedebilmenin, yaşamanın veya işi şansa bırakmanın sonuçlarını hiç bilmiyoruz.İnsan kaderini sadece maddiyata bırakabilir mi yoksa manevi dünyası onun her halinde ensesinde mi ? Çünkü farkında olmadan kadere çok şey emanet ederek yaşıyoruz.Sürekli bir bahta güvenme sözkonusu.Her şey olması beklenene değil de olması gerekene gitse neler değişir hayatta.Mesela; inançlı mısınız bilmem ama “sana nazar değmiş benim nefesim kuvvetli” hikayesindeki kadar bile basit düşünebilirsiniz.Ya da iyiler mutlaka kazanır… Ya iyiler yerine hep güçlü kazansa, her olgu kesinlik belirtse sürekli bir düzenden söz edilebilir mi, bu mümkün mü acaba.İş belki saçma bir anaşist döngüye varabilir.Yine de kafamı kurcalıyor bu tahmin edilebilir sonuçların gölgesindeki bir yaşam.

Hayatta hep merak ettim.Bu merak genelde başıma iş açtı.Ama ben akıllanamadım bir türlü merak etmeye, aptalca da olsa sormaya devam ettim.Cevaplar beni mutlu etmese de, kızsam veya mutlu olsamda sürekli cevaba yürüdüm.Hayat da sağolsun hiç cevapsız bırakmadı beni.Ona olan inancımla bu seviyede büyük şeyleri tatma fırsatı buldum.Sürekli ögrenmek istedim, kendi zevklerimi oluşturmak ve onunla yaşamak istedim.Bu da hayattaki en büyük eğlencem oldu.

Kafam makine gibi.Dişlileri tıkır tıkır işliyor, elimde olmayan bir düzen hakim.Arada bir ses çıkardığı için yağlamam, rayına oturtmam gerekebiliyor.Ama o yine de kendi doğrultusunda çalışmaya devam ediyor.Her ne olursa olsun onun istediğine varıyor, o rahatlamadan bitmiyor hikaye.Eğer biri onunla uğraşıyor gibi görünüyorsa düşmanı oluyor, onu tepetaklak edene kadar sürekli kelime üretiyor.Sonrasında dili keskinleştirip hedefe atıyor oklarını.Bu hikayenin esas oğlan veya esas kızı yok sadece zihnim var, onun ışığında oluşuyor her şey.Ve sırf bu yüzden bu konuda dünyadaki en şanslı insanlardan biriyim.Benden önce öğreniyor ve içine kaydediyor, ben merak ettiğimde pat diye gözümün önüne geliyor bu başlık.O günler de tadından yenmiyor işte.

Hayat kimseye son cümle yazdırmasın.Ama bu yazının da sonu bu cümleler işte.Sonucuna varamadan derdimi anlattım, merak içerisinde kaldığım düşünceyi paylaştım.Bana pek bir yararı olmasa bile kendimi taze hissettirdi.Keşke her konuda bunu hissedebilsem.