Kafa da güzel…
Yazar: H. Kemal Gündoğdu
Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Elimin Varamadığı Başlık
Zamanı bekletiyorum senin için.Yağmur damlaları bile saygıda kusur etmiyor bu duruma.Yağmıyorlar artık, sen yoksun diye düşmüyorlar bu eşsiz toprağa.O an bir of çekiyorum içimden sensizliğe.Yine de doymuyor içim bu nefese.Bir Fransız bayan çalınıyor tam o anda kulaklarımda.Bir yolunu bulup kalbime iniyor ilk olarak, sonra da daha derinlere yol alıyor… O Fransız’a ağır sövüyorum, bunların tümünü yapabildiği için.Tövbeliydim ben kalbimden sonralarına, ne işi var sanki oralarda.Kimseyi ilgilendirmeyen yaraların, bir sesle kaşınması hiç hoş hissettirmiyor o anlarda.En azından bunu gösteriyor hayat sana.
Varlığının üzerine neler yazdım kim bilir.İşte onun yüzünden bu haldeyim.O kadar içten sevdim ki, senden sonra kaybedecek bir şey bulamadım kendime.Ben de tüm köprüleri yıktım hayatla aramda olan.“Öyle gidilmez, böyle gidilir.” diyerek tepkimi belli ettim tüm olanlara.Böyle olmalı bence tüm terk edişler, saygısız ve tek seferde.Terk edilen de gitmesini bilmeli.Belli ki o yaraları sahiplenen kabuklar iyileşmek için olmasa bile, en azından bu teni sevdiklerinden varlar artık.İşte tam bu sebeple bazı yerlerine dokunulmamalı insanların ve bazen o sözler edilmemeli.
İstanbul’a da bakınıyorum ben sarhoş olunca.Ayrılmaya can attığım, onu özlemeyi en yakından bildiğim şehir.Çok saçma bence; her şeyden kopmak mümkünken, bir şehre bu denli bağlanabilmek.Acı da olsa, acısıyla yaşatan bir lanet gibi üzerimizde.Ölüm gibi, aşk gibi, meşk gibi, hiç olmazsa başka alemlerin ev sahibi gibi.Varlığı hakkında ne biliyorsan yalan olabilir.Ama yine de bu yalanla yaşıyorsun.Pis bir bağımlılığı var sanki…
Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Dünyevi Günlerin Alkolle Etkisi
İnsanların mesai harcayıp çıkardığı iyi işlere bakıp da feyz alamıyorum.Hep bir dar vakitte hallolması gerekiyor işlerimin.Öğrenme zorlukları yaşayan bir insan da değilim oysa ki.Oyunu kurallarına göre oynasam; çalışsam, yaptığım işe tam olarak yoğunlaşsam kim bilir neler olacak… Ama nasıl yapılır, bilmiyorum işte.Ben hep imkansızın içinde, son dakikada veriyorum uğraşlarımı.
Yine de inançlıyım.“Bir gün” diyorum, bir gün çok iyi şeyler başaracağım.Ve bunu öyle boş bir şekilde değil, elimden gelenin en iyisiyle başaracağım.Sürekli yeni şeyler deniyorum ve yazdığım yeni şeyleri esasen paylaşmıyorum.Kendimi, kendime kanıtladığımda paylaşırım artık.Ama o zamana kadar böyle, kapalı kapıların ardından sizi dinlerler anca o yazılar.
İşte o günün hatrına varoluşuma devam ediyorum.Çok da meraklı değilim bu kokuşmuş dünyanıza.Ama en iyisini yaratamadığım eserlerimin, bir yere gelene kadar burada paylaşılması gerekiyor.Ne tipte olursam olayım, ne kadar alkollü olsam da fark etmeden buraya atıyorum.Belki bu gece varamaz sabaha da ben muradıma ererim yazdıklarımla.
Dünya inadına dönmeye devam ettikçe, ona boyun eğiyorum.
Sevdiğimden değil de sevenimden yaşıyorum…
Esasen böyle hikaye.
Var aklımda bir şeyler;
Ama
Ne gittiğim yola dahil.
Ne yürüdüğüm yerden hariç.
Bazen de gitmekle sadece yürümenin, hayattaki yeri değişiyor gibi.
Basit Goy Goy Günlükleri: 4. Gün / Zırzop Serfoş
Yazarken herkesin gönlünü eyledik mi,eyledik.Bu gece, bundan sonraki yazılarda kimse önümü alamaz artık.İnsanların istediğini, bir şekilde verebildiğime göre konumuz dönebiliriz.
Bazıları sarhoşken alırmış mesajlarını.Ben Gezi Parkı’nın göbeğinde, kendime ait mektup ararken buldum kendimi.Nilüfer de söylemiş oysa “olmasa mektubun” diye.Ne gerek var kurcalamaya.Her aşk bir defa biter, kalanların hepsi laf-ü güzaf.Bunun üstesinden gelmeyi öğrenmen lazım bu hayatta bir yer edinmek istiyorsan.
Sarhoş vaziyette goygoy yapmayı bu denli sevmemin sabit nedenini bulursam eğer bütün bu yazıları bırakabilirim.O denli kararlıyım yani bu konuda.Gönlümü iyi edip, gayesizce karaladığım kelimelere çok da değer vermiyorum aslında.Sadece içimdekini yazma isteğini doyuran bir başlığa aitler, ve bu aidiyet sayesinde varlar.
Çenem tekrar kitleniyor adaletsizce.Sarhoş mu oluyorum yoksa ben yine… Varlığımı sorguladığım günleri boş verdim de, e’ azıcık da olsa felsefe yapamayacak mıyız ? Buna da mı hakkımız yok !? Bu kadar sarhoş olmamıza rağmen buna engel olamamak çok saçma.Hadi ben ayıkken kitlenmeni anladım da, sarhoşken benden ne istiyorsun.Rahat bırak beni… Git buradan !
Sıkıldım kendimden, aptal mıyım neyim ben ?
Yığıldı şişeler her gün mutfakta…
Bu iki cümleyi barındıran şarkının benim tarafımdan dinlenmesi insanlara göre çok zor.Ama ben her müziğe tamah eden bir yiğit olduğum için, bu denli hakimim şarkılara.Aşığım ve bu aşk yolunda yaşıyorum.Sevdiğimden uzakta olmak zoruma gidiyor.Beni affedin çünkü bu sebeple sürekli sarhoş oluyorum.
Sanırım anladım, ben her şeyi bilemiyorum…
Basit Goy Goy Günlükleri: 3. Gün / Kof Kafa
Tek adımda hayata pandik atan insanlara ciddi manada hayranım.Ulan o kadar yaşanmışlık var, kolayca koşarak uzaklaşıyorsunuz.Ben geberiyorum burada insanlardan basitçe ayrılmak için.Pişmanlık her seferinde damarlarımı sıkıyor ve beni benden alıyor.Siz oradan pat diye ayıklanıyorsunuz…
Gerçekten, ben insanları kırmamak için burada çok zorlanıyorum.Efkarıma rağmen başarıyorsam bana kocaman bir alkış gerekir sanki.En azından bir buket çiçek falan da olur.Ya da onur belgesi…
“Ne için bu onur belgesi.”
“İnsanları kırmadın diye.”
“Çok teşekkür ederim…”
Bu diyalogların hayalini kuruyorum işte ben goygoy yaparken bile.Bu denli egomla barışık vaziyette yaşıyorum.Onu besliyorum, büyütüyorum ve kimsenin göremeyeceği bir yerde saklıyorum.Böyle zamanlarda gecenin bir vakti çıkarıp onunla vakit geçiriyorum.
Saçmalamak istiyorum, hep ondan oluyor bu yazılar.
Ben;
Yazdığım öykülerin en yetersiz başrolüyüm.Hadi sen muazzam değilsin de, bana bir sıfatın var mı peki ? Ben neden yazdığımı bulsam çekip giderim zaten.Ama sen neden yazıyorsun ?
Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Saçma Özlem Dakikaları
Canım yanmıyor artık.Kabuk tutmuş bir yaranın, hareket halindeki saçmalığı gibiyim.Tüm vücut tam takım, bir fazlalık ben.
Başım dönüyor, seni özledim.Sensizlikte nefesim de kesilebilirmiş.Ödeyebileceğim tek borcumun da tahsilat vakti gelebilirmiş yani; öyle yazıyorlar.Ben sensizliği ödemek için canımı cebime koydum da geldim.Varsın cebimdeki harcansın, bana koyar mı ?
Seni özledim sevgilim.Yokluğumda var olmanı, her yanlışımı doğrulamanı, mecbur olduğumuz sevişmeleri özledim.Saçlarının kokusunu, boynunda deva bulduğum dertleri ve en kötüsü de yanıldığın zamanlar düştüğün utangaçlığını özledim.
Ben akıllanmıyorum ve ben akıllanmadıkça bu dünya da nereye gidiyor bilmiyorum.Benim geldiğim yer burası mı cidden ? Bu hale gelen her şeyin sorumlusu sizsiniz.Kaçmayın, zaten nereye kaçacaksınız…
Bölünmüş, bir oradan bir buradan yazılan yazılar bana hep daha samimi geliyor.Neden öyle acaba !?
Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.XI Başka Hallerde Yıkılış
Hadi başlayalım bu gecenin yazısına…
İçimde çöken binalar var.Bütün tozlarını ve enkazlarını vücudumda bırakıp, çekip giden ruhlar bunlar.Boşlukları ve yarattıkları huzursuzluğa anlam vermeye çalışıyorum.Özgür ruhumun mahkum olduğu bu bedene benden daha hakim tenlerin bıraktığı bu izleri ne şekilde silerim bunu düşünüyorum.O ara aklıma kadife seslerin ruhuma verdiği sakin huzur geliyor yine.Kulağımda çalınan seslerine kaptırıyorum kendimi.
Yine kilitleniyorum zihnimde…
Ne olacak bu halim böyle ? Sarhoş olmaktan bıkmadan, en önde bayrak tutar vaziyette ilerliyorum.Umursamıyorum… Yok olmak istiyorum, yaşanan tüm şeylerden sonra unutulmak istiyorum.Bence her insanın bunu istemeye azıcık da olsa hakkı olmalı.Gözlerimin dokunabildiği uzaklara kadar gidebilmek istiyorum.Gözümün gördüğü son noktayı ev belleyip seyahat etmek istiyorum.Kaçmak, bütün dış seslerden uzak kalmak istiyorum.
İçimdeki beni kendine çekiyor.Öğrendiklerimin yüküyle eriyorum.Kollarımdaki güce güvenim tükeniyor.İçiyorum, içiyorum ve içiyorum.Bu denli farkındalık hali beni uyuşmaya itiyor.Nefesim yavaşlıyor ve bütünüme göz kırpıyorum.
Bilmiyorum.
Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Aile Bağları
Acısını ve çilesini çekmeden bilemezsin ailenin anlamını.Seni hayatta tutan en dayanıklı temel taşı öğrenmeden de hazır olamazsın hayata… Bu kadar esasen söyleyeceklerim aile hakkında.
Sana Sezen’i öğreten, aşka yelken açmanı sağlayan o büyük kısmı da atlıyorum şu an.Sen elinden ne gelirse saldırırsın hayata sırf onların yüzü gülsün diye.Ama bu yol hayırlı değilse eğer, her türlü küserler sana.Çünkü onlar ailedir ve seni senden önce düşünürler…
Sessizce takip ederler seni, dudaklarından bir es çıkmasını beklerler hareket etmek için.Onlar olduğu sürece asla yalnız değilsindir hayatta.Vazgeçersen eğer, oyarlar o vazgeçtiğin gözleri.Bu denli hazırlardır senin hareketlerine.Kimsesiz kalmışçasına sahip olurlar sana.Ellerinin dokusunu bilmeden tutarlar o elleri.“Ben deliyim” diyorsan eğer benim gibi, onlar zır delidir senin yanında, sırf senin için…
Senin mektup beklediğin güzelleri senden önce sorguya almış bir güruh bu.Bizi bir arada tutan şey sevgiden çok anlatılamayan hislerdir.Bilmiyorum söylenecek ne var.Benim evime adım atan herkes öncelikle benim ailem ve onlara gerekenden çok değer veriyorum açıkçası .
Ben ailem için yaşıyorum.
Ailem benim için yaşıyor.