Az önce,

Tamamlanmış bir yazımı çöpe attım.Elim hiç titremeden başardım bunu.

Bence benden adam olur.Benim bokumda da boncuk olabilir, kontrol etmek isteyen gönüllü var mı yoksa aranızdan ben mi seçeyim ?

Hayattaki en büyük güç ölümdür, sonrasında bilgi gelir.Ölümü yenersen ve bilgi sahibiysen, karşındaki herkes dizlerinin üzerinde sıçırtırsın.

Puslu Kıtalar Atlası’nın aptallar için özetini yaptım az önce…

Hayatımda okuduğum en çılgın ve en “ben” kitap.

Böyle edebiyat yapan ellere, dillere, zihinlere ve yüreklere sağlık.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Ağlamak Üzereyim

Oyun oynamıyordum.Sensiz kaldığımda var olan çırpınışlarım ve nefesimde yaşanan darlık gerçekti.Zor nefes aldım yokluğunda ve ne yazık ki ölüme teslim olmak istedim genelde.Bunu söylemekte bir sakınca görmüyorum artık; yokluğunda nefes alırken bazı geceler ölüme hasret hissettim kendimi.Ölümün vereceği huzura ve içimdeki sessizliğe inandım nedense.O kadar yoktun ki; yeni reşit olmuş bir bedenin çırpınışlarını yalnız tanımak zorunda kaldım.Muhtaç olduğum her şeyi ellerinde unuttuğumu fark ettiğimde iş işten geçmişti.Cahil, yalnız ve savunmasız olarak o fırtınanın ortasında kalmayı benzetebileceğim bir korku yok hayatımda, umarım hiçbir zaman da olmaz.

Ben büyüdüm.İyi büyüdüm, kötü büyüdüm bilinmez ama bir şekilde büyüdüm.Büyürken bir zırh buldum üzerime, alkole alıştım, ritme bağlandım, bir şekilde hayatta kaldım ama büyüdüm.Yaşadıklarımla gurur duymasam da, bu yolun başındaki o saf melekle gurur duyuyorum.O elinden gelenin en iyisiyle var oldu bu yolda ve hayatta kalmaya devam ediyor.Kim bilir nereye kadar gitmek durumunda kalacak… Ama o beni hiç yalnız bırakmadı; bazen elimden tuttu, bazen yüzüme siper etti göğsünü.Ama ufacık kalbiyle hep benden daha cesaretli davrandı hayata karşı.

Allah biliyor, eğer bu yaptığımda en ufak bir sanat varsa, ben hayatım boyunca sanat yapmak istiyorum.Hayatım boyunca bunu yaşatmak istiyorum ve gereği neyse denemeye hazırım.İlk yazdığım gün hissettiğim o saçma salak hevesi asla sonlandıramadım.Hep kendince sevdirdi bana kendini.Her şeyden vazgeçtim ama o varlığını sürdürmeye devam etti.Umarım bununla var olurum ve bununla varlığın güzelliğine erişirim.

Dua edin.

Amin.

Basit Goy Goy Günlükleri: 10. Gün / Yaratılışıma Tepkiler

Çok çılgın bir yaratılış destanı yazmak üzereydim, tepkilerden çekinip bıraktım.Baş rollerde; Cennet Mekan/Koyu Yeşil Maymun, Eflatun Börülce, Fevri Bir İnsan (bu özel bir isim) ve fildişi ticareti yapan rom düşkünü özgür halk vardı.İnanılmaz distopik ve bir o kadar sempatik olacaktı.Bütün tabuları yıkıp, kendi hayranlarını üretecekti.Fakat çok sert başladığı için, onu görevinden azat ettim ve yazmayı erteledim.Sonuç olarak art niyetli bir insan değilim ve düşman yerine dost sevindirmek isterim.

Goy goylara doymadan ölmek bana haram olduğu için bu denli rahatım.Bu şarkıda da Kendrick Lamar düeti varmış meğer, çok sevdim bak şimdi… Merak eden varsa “Travi$ Scott – goosebumps“ şarkı.Akıyor yani kendince.

Sevmek bir eylemdi ve ben de en büyük anarşist.Ben sevdikçe daha çok sevmeyi seçtim, hep ileri gittim.Devamlı sevdim ve sevgiye bir fırsat verdim.Fakat kocaman bir hata yaptım… Sevgiye gösterdiğim özeni sevdiğime göstermedim ve bu sebeple sevdiğimi adı da sevdiklerim oldu.Dönem dönem birilerini sevdim.Bunu isteyerek seçmedim, yanlış kararlarım sonucu mecbur kaldım.Biri gelip “Bence saçma, memnun musun ?” diye sorsa, sıçtım ! Hiç memnun değilim ki, bana sorsan en başında yok edilmesi gereken bir virüsdüm.Kimsenin yok etmeye tenezzül etmemesi üzerine, hikaye buraya kadar büyüdü.Bence pek de hoş olmadı, yani benim haricimde olanlar için böyle düşünüyorum.Sivriltilen kazık insanların gözüne denk geldi, işin kötü tarafı denk gelecek yer yokmuş gibi sivriltene denk geldi… Birileri çıkıp; “besle kargayı oysun gözünü” dese haksız, haklı olması beklenir ama değil.Beni sivrilten benimle sivrildiği için, beni beslemekten çok benden beslendi ve olduğu kişi haline geldi.Ahde vefadan yine ödün vermedim ama verdiğim zararların da önüne geçemedim.

Bu başlıktaki yazıları ciddiye almayın ve derhal burayı terk edin.

Basit Goy Goy Günlükleri: 9. Gün / Saçmalayan Fare

Yarın da iş var.

Hayat bana karaktersizlik dersi vermeye karar verdi de haberim mi yok !? Abi bu kadar çalışmamın bir anlamı olmalı.Kimse inanmıyor ama, ben yıllardır at gibi çalışıyorum.Ha göstermiyorum o ayrı, sağlam durmayı seviyorum.Lakin beynimi yemek üzereyim.Niye ya niye !? Anlamı ne yani iş sebebiyle bu yaşta bu kadar vakit geçirmemin ? Eğer majör anlamda bir faydasını görürsem, büyük harflerle anlatırım burada yararlarını, tamam mıdır !?

Goy goy yapmayı özledim.Sabahlara kadar içip, bir köşede sızmayı özledim.Her şeyi sevebilecek kadar sarhoş olmayı özledim.Yazı manasında eksildiğimi hissediyorum, pusulam yokmuş gibi kaldım.Bana yakışmayan bir boşluk ve aynı ölçüde bir umutsuzluk var.Nasıl da büyük ironi ama; “Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi” diye kendini parçala, şimdi de umutsuzum diye gezin… Hepsinin üstesinden gelinecek, merak etmeyin.

Hayatta size dümen olmayı gaye edinmiş gibi görünen Sahte Ratatuy’lara inanmayın.Onlar da herkes gibi ilginin peşinde, herkese aynı samimiyette kalıyorlar.Kendi beklentiniz kendi sonunuzu hazırlar.Beklentiye ayıracağınız zihninizi goy goya harcayın.En azından zihninize basitten bir terapi olsun.

Sübliminali de yerleştirdiğimize göre, yavaştan tüyme vakti gelmiş gibi.Cidden geri dönmek istiyorum.Deliler gibi dağıtmak istiyorum.Hepinize benden bir kalıp sevgi, bir kalıp da dünya barışı…

Cümleten eğlenceli geceler ! 

-Hem de Salı gecesinde (!)-

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Nefret Söylemleri Ve Harika Son

Tahmin edin bakalım kim burada ? Doğru bildiniz, BEN ! Dünyanın en sevimli sevimsizi.Oradaki sevimli sıfat, sevimsiz de hissettiğim öznem şu anda, o sebeple öyle yazdım.Kendimi inanılmaz mutsuz ve yılmama beş saniye kalmış gibi hissediyorum.Pes edeceğimden değil de, gücümün bana uzaklardan eşlik ettiğini görüyorum artık.Hayat enerjimi minimuma indiriyor bu da.Anlayacağınız mutsuzum ve sorunlar bitmiyor.Pek de değişen bir şey yok hayatta görüldüğü üzere.

Aranızda çok mutlu olan ve bunu paylaşmaktan çekinmeyen düşünce yoksunları varsa, az ileride oynasınlar.Sizi belli bir süre etrafımda istemiyorum.Nedenini sormayın, sadece istemiyorum sizi.Ben mutlu olana kadar ve size gelebilirsiniz diyene kadar kapınızın önünde oynayın.İkinci bir emre kadar bizim mahallemize girme izniniz yok, bu da son sözümdür bu konuda.

Çözülse, birbirine yardımcı olacakmış gibi görünen zibilyon tane problemin ilk düğümünü bulamamak nedir bilir misiniz ? Bilmezsiniz tabi, nereden bileceksiniz.Ne anlarsınız siz saçmalıkların içinde kurulan anarşist ve depresif düzenin getirdiği ilginç hislerden.Beyaz Türkler ! Samimiyetsiz köpekler ! Düşük bütçeli dublaj hayranları ! Dert nedir anlamayan, elitist burjuvalar ! Sizden nefret ediyorum.Sizden gerçekten nefret ediyorum.

Kafam karışık ve duvarlar üzerime yürüyor.Nefret söylemlerini tetikleyen şeref yoksunu ruhsuzlar olduğu sürece de sakinleşmek istemiyorum esasen.Hepsini hayatımdan kovana kadar nefret kusmak istiyorum.İnsanlar sakin bir sahil gibi kaldığında, benim denizim de süt liman olmaya adaydır.Ama o zamana kadar bu deli dalgalar hepinize revadır.

Bitti, siktirin gidin şimdi.

Geceye dönüp de “non serviam” diyemeyen sürüngenlerin; hataları için bedel ödemesine gerek yok, sussalar yeter.Gök karayken, başkası için çatısız uyuyan yiğitlerin hüküm sürdüğü geleceklere inşallah.

Benden daha da iyi niyetli bir global dua çıkmaz sanırım.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Bozuk Süt Ve Tatlı Geceler

Hiçbir şey yerinde değil, neden ? Neden herkes üç maymunu oynamakta bu denli ısrarcı ? Yalan ve bilinmezliğin bu kadar cazip olduğu başka bir dönem daha var mı acaba ?

Başlamaya korktuğum hikayelerin baş rolü beni beklerken yaşlandı.İhsan Oktay Anar gibi, kendime bir romancı eş bulmuştum oysa.Her boktan tribime katlanan, bana destek veren ve yazdıklarıma inanan birisi.Lakin bana sahip çıkmayı çok erken bıraktı.Bence gereği yoktu.Fakat olan oldu ve sonrasında da zaman akmaya devam etti.Eşim olmadan, yalnız başıma kalsam da yazmaya devam ettim.Ve hikayenin ortalarına doğru, o benim değerimi anladı.

Rüyalarım beni çok geriyor.Hayatta kabul etmediğim hislerimin orada patlak vermesi, sabahında da bu hislerle uyanmanın yarattığı suçluluk duygusu beni benden alıyor.Kendimi çok savunmasız hissediyorum.Bilmiyorum, bu yazının paragraflarını eski yazılarımdan topladım.Neyse ne.Kalp çok boktan bir şey, it gibi kıskanıyorum ama dilim varmıyor söylemeye, of !  

Ona sarhoş anlarımda saçma bir şey yazmıştım, onunla sonlansın bari bu gece.

“Ben Turgut & Tomris kafasında iken, bazıları kendi günlüklerinde.
Tamam muazzam değilsin, kendi kumunda inşa et kalelerini.
Ben burada en derin Hakk mahkumu; her şeyi siktir etsem de,
Sen anlat o meraklı, basit, intikam yoksunu güruhuna hikayelerini.

Sevmek cidden birçok şeyi göze almak mıydı ?”