Biz eskiden genç idik !

Kimsenin umrunda olmayan alt kültürlere hakim, moda olandan uzakta idik !

Birbirimize Bay Fantastik ve Demir Adamı tartışmak için randevu verir idik !

Çok sever lakin az söyler idik !

Geçmişi tanıtmak yerine, geleceği inşa eder idik !

Biz biraz denerdik,
Biz biraz becerdik !

Suck it !

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Günde Bir Öğün Hayal

İnsanlar, yaşadıkları her özel anda bana teşekkür etsin istiyorum.Zor anlarına pusula olmak ve hayatlara renk katmak istiyorum.Nefesimden çıkanların ışıttığı yollarda, yüzler benim güvenimle rahatlasın ve gülsün istiyorum.Lakin pek mümkün olmuyor.Nefes almak için gereken zamanı bile hayattan borç alıyorum.Yoğunum ve bu manada kimseye bir faydam yok.

Sinirden yedi gündür ayık uyumadım ve bu da yorgunluğuma fayda etmedi haliyle.Kollarım ağırlık yapıyor bedenime.Yataktayken kulaklarımda çalan çanlara rağmen uyumaya çalışıyorum.Quasimodo tarzı geceler yaşıyorum anlayacağınız.Yarın öbür gün karşınıza kamburumla çıkıp “bana su verin” diye inlersem garipsemeyin, o suyu verin.

Yine de insanlara, kelimelerimle yaşatmak istediğim anların hayali beni benden alıyor.Bütün o pembe bulutlarin hakimiyetinde, kendimi hayatın muhteşemliğine teslim etmek geliyor içimden.Fakat adımın köleliği teşvik eden bir dilde “Umut veren” olabilmesi ihtimalini düşünüyorum ve bu benim garibime gidiyor.“Bu riyadır” diye diretiyorum kendi kendime… Ömür boyu evladı olduğum memleketin karşısında, kurduğum hayalleri gerçekleştirmemek için kendime normlar yaratıyorum.Normal mi, değil tabiki ama ismimle çelişen hayallerim ve bedenime hakaret eden hayat halimle pek de üretken yaşayamıyorum.

Olması gerekenleri oldurmak yerine, olmasını istediklerimiz için gayret edebildiğimiz gün hep bir ağızdan zafer şarkıları söyleyeceğiz.

Yoksa eğer öyle bir gün ya da o insanlar, hikayemiz de yok.Olmasını istediğimiz şeyler için hayatı basite indirmekten hala korkmamız gerekiyorsa, biz hiçbir şeyi yapmaya hazır değilizdir zaten.

Beni;

Denemek dünyanın en saçma şeyi, iş ahlakına da sığmıyor zaten.Kendinize gelin lütfen.

Kendini bilmez hainler ve sükunetini koruyan sarhoşlar aynı dili konuşamaz.

X’in sözlerini şu şekilde değiştirip hikayeye pusula belirleyelim ve olaysız dağılalım.

“Çok deneseniz de yetmez,
Sözünüz bana bir türlü geçmez.”

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Çiçek Çocukların Nefreti

Tavır çekiyorum.Neden bilmiyorum ama çok fena tavır yapıyorlar.Neden herkes bu kadar tavırlı veya ne için bu kadar memnuniyet yoksunular acaba… Hoş mu yani bütün bu yaşananlar ? Ne gereği var sanki insanların birbirine karşı bu halde olmasının.Sevimsizlik bence tamamen.Ben merkezci olmanın ve bu yolda empati kuramamanın ürünü bu.“Kendini benim yerime koy” diyorlar.E tamam koydum da ben haksız değilim ki, istediğin yere koyarım kendimi ama haklıyım, görüyorsun.Çok mu zor geri adım atmak ? Sen kendini benim yerime koyuyor musun ki sanki ? Bir laf çıkmış “benim yerime koy”.Ya tamam ben hepinizin yerine koyarım, ama konumuzun bununla en ufak bir alakası yok.Sen kendini haklı çıkarmak adına doğrulara yön vermeye çalışıyorsun.Ve bütün bunları yaparken de sınıfta kalıyorsun.Kabul et başarısızsın bu konuda.

Sadece çok konuştuğu için haklı olduğunu zannedenlerle yaşamak benim zoruma gidiyor arkadaş, esas konu bu.Ve bu adaletsiz durumda yenen tavır benim canımı yakıyor.Çok kelime yapan veya sesi daha çok çıkan haklı olacaksa Hip-Hop kültürünün hepinizi etkisi altına alması lazım.Yıllardır biz kendimizi bu kültür vasıtasıyla arıtıyorken, cahil cahil boş ritimlere kafa sallayan sizler bana göre boş konuşuyorsunuz.Bence bu durumdayken de benim sevgimi hak etmiyorsunuz.

Hayat oyun mudur, belki öyledir bilemem.Ama eğer bir oyunsa bu hayat, o da benim oyunum.Benim oyunumun değeri, benim gözümde hissettiğim kadar var.Hayata kötü davranmanın veya hayatın sana kötü davranmasının ilk nedeni sevgi… Sevdiklerine çektirmek dünyanın bir sistemi.Bunu böyle kabul edip, buna alışmak da seveninin boynunun borcu gibi.Ne kadar zor olsa da yapılmalı sanırım.En azından ben öyle düşünüyorum.

En sevdiklerine yaşattığın acıların nedeni, onların ne kadar yüce olduğuyla ilgili.Ama eğer sevmiyorsan da bunu mertçe söylemek gerekir.Genelde insanlara bu “patavatsızlık” gibi gelebilir, lakin olması gereken açık sözlü olmak gibime geliyor.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.20 Karma Paragraflar

Ölemediğimden yaşadığım günlerdeki alacağımı kimden tahsil edebilirim ? İster istemez nefret duyduğum günler var ne yazık ki.Ve bu yaşımda bunlarla boğuşmak zorunda kaldım.Şikayet eden, kırılgan yapıda bir insan olsaydım eğer şimdiye çoktan şöhrettim bu kadar derdin üzerine.İkinci kitabım “Dertlerin Kucağındaki Kötü Vampir” bir “piyasa romanı” olarak raflardaydı.“O lanet olası çocuk benimle yattı ve bundan zevk aldım” tarzı saçmalamayan ergen hanım yazarlara rakip olmuştum şimdiye.Ama bizde karakter, özveri ve az olana gösterilen tamah var… Biz kendimizi şımartmayı bilmiyoruz, çok yazık.

Bütün bunlar nedeniyle bugün efkarım çok yüksek tepelerde.İmkansızlıkların ortasında, olmazlara teslim ediyorum kendimi.Yasak ne varsa, dost biliyorum onu kendime.Ölüm sebebiyle varamadığım, masum hayallere içiyorum.Ağlamaklıyım, insaniyetime sövüyorum içten içe.Hayat, bokumuzda boncuk aramanın ötesine geçmiyor nedense.İmkan eksikliği bize, hayatı yalanlarla var ettiğimiz bir dünya yaratmayı öğretti.Bu hoş bir şey değil gibi geliyor, biliyorum.Ama yoklukta öğrenilen duyguların membağı bu yalanlar, bu sebeple elim onları def etmeye varmıyor.Onlarla büyüdüm ve bu duygularla var olacağım.Elimden daha fazlası gelmiyor.

Yarın iş var, yeterince sarhoş olamıyorum ve eksik kalıyorum.Her yiğidin bir yoğurt yeme şekli varken benimki ne diye bu denli zorluk çıkarıyor ki bana ? Çok şiddetli uykum gelmeye başladı, bu hızda giderse ben otuzumda falan emekli ederim kendimi yazı kalemimden.Bu işten beni memnun edecek parayı kazansam kötü mü olurdu sanki, kendimizce mutlu mesut yaşardık.Lakin bana öyle geliyor ki; insanlar beni öldüğüm gün sevmeye başlayacak ve çocuklarım zengin olacak…

Eğer benden sonra yazdıklarımla ve yaşadıklarımla zengin olan bir akrabam olursa, hak gözetmesi şartıyla benim hakkım helal olsun.Kimseye kendi ürettiklerimle beddua edecek değilim sonuçta.Bunları çokça kazanmak için yazsam burada paylaşmam.Benim için öncelikli olan ruhani sağlığım ve hislerimin doğru aktarılması.Sevgi öncelikli yaşayan basit bir insanım sadece.

İyi geceler.

Basit Goy Goy Günlükleri: 11. Gün / Sarhoş Stockholm ve Sendromu

Stockholm dendiğinde, aklına sendrom gelen delikanlılardandık.Çok hain planlarımız vardı, lakin cesaretimiz bizi hep yarı yolda bıraktı.Yarı yolda bırakan bir şey daha söylememi ister misiniz ? Cevabınız hayırsa alt paragrafa geçin direk.Hala geçmediyseniz söylüyorum, “O”. O bizi hep yarı yolda bıraktı.Bütün hikayelerin “o” dediği bir karşı cins vardır.İşte bu hikayenin de “o” kişisi bizi hep yarı yolda bıraktı, alacağı olsun.Yıllardır yapılan bütün hainliklerin ortağı olan kişi, bizi “herhangi” biri gibi görüp uzaklaştı.Kendi bilir, kendi kaybeder ne diyelim…

Neyse.

Gelelim sendrom konusuna.Stockholm Sendromu benim hep ilgimi çekmiştir.Düşünsenize, biri sizi kaçırıyor ve şahsi zevklerini tatmin ediyor; onun elinden kurtulduktan sonra ona aşık olduğunuzu hissediyorsunuz.Aslında çok basit görünüyor.Bunun minimal olanı her ilişkide yaşanan şeyler (!) Yaşanan bütün ilişkilere Stockholm Sendromu dediğimi ben de farkındayım, ama günümüz kızlarından kime sorsanız size bunu anlatır.”Ya bu bana kafayı takmış, baya baya darladı beni, sonra izin verdim, bir baktım aşık olmuşum…” Yok yaa ! Aşk değildir o, aşk olsa duramazsın !

Ben sarhoşken çok keskin oluyorum.Aslında bu çok da hoşuma gitmiyor.Keskin fikirler doğrultusunda şımarabiliyorum.Bu da sanırım o gecelerden biri.Çünkü yine bir kısım kızlarımıza laf salladım.Sağlık olsun, ne diyelim…

İyi geceler.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Serfoş vol.19 Af İstiyorum

Şarap sona yaklaşıyor.Yazı yazmaya niyetlensem mi diye pazarlık yapıyorum kendi içimde.Bu gece yazıya niyetlenmeyi beceremedim nedense… Çok istemiştim oysa, şu gecemde de bir adet “Serfoş” yazısının çıkmasını.Ama bir türlü oturup da yoğunlaşamadım.Esasen eski yayınlanmamış yazılardaki parçalarla ortaya çılgın bir formül mü çıkarsam ? Şu anda buna niyetlendim bak.

-edit: yapamadı-

Gezdi dolaştı, kürkçü dükkanında vitrin modeli olmaktan kurtulamadı.Yayınlanmayan yazıların hepsi, başlı başına bir yazı olacak kadar bağımsız.Çok çok iyi şeyler değiller ama benim yazılarım sonuçta, kıyamıyorum torbayla paylaşmaya.Emek vermişim belki devamını getiririm diye saklıyorum.İnsanlık hali işte, yalandan yufka yürekli dakikalar yaşatıyor adama.

Sen yazdıklarını çöpe atmak nedir bilir misin çekirge ? Bütün o hislerini ve birikimini aktardığın kelimelerin, yokluğun kucağında gidişini izlemek nedir bilir misin ? Bilmezsin tabi, nereden bileceksin… Biz ne şekilde sildik hislerimizi bir bilsen.Ne kadar ezildik yazdıklarımızın altında.Ne denli zor kararlar verip yok ettik onları… Bu konu dahilinde hiçbir karar kolay değildir bunu bilir bunu söylerim.

Ben net bir biçimde sarhoşum.Bunu şu an için söylemiyorum.Benim genel kişiliğim sarhoşluk ve nasip ettiği güzellikler üzerine kurulu.Sarhoş olamadığım vakitlerde eksik kalıyorum ve bu anı arıyorum.Aynı zamanda uzunsüre sarhoş olamayıp da sonrasında sarhoş olunca bu günkü gibi saçmalıyorum.Yazmayı ve güzel şeyler aktarmayı çok seviyorum ama böyle anlar yaşandıkça çok da mümkün olmuyor.Hatalarımız ve eksikliklerimiz af ola ! Ben hep iyilik, güzellik ve tek bildiğim doğru üzerine yaşadım.Ve sırf onun vesilesiyle yazmaya başladım.O sebeple bazen iyi aktaramadığım için ezikliğine düşüp saçmalıyorum.İnşallah bu denli bir ayrılık süreci daha geçirmeyiz.

Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Sorular ve Sorunlar, Soytarılar

Kafamı toplasam onlarca yazı çıkacak elimden, fakat beynim donmuş vaziyette.Kendime gelemiyorum.Bu hazan halini yıkacak olan ateşin içimde hala kor olduğunun ben de farkındayım ama o denli uzak ki ısısı buzlarımı eritmeye yetmiyor.Uzaktaki bir sesin verdiği aidiyet hissi kadar samimiyetsiz gibi.Eski kız arkadaşının “Sorunlarının çözümünde benden destek alabilirsin.” temalı sahte konuşmaları tadında.Bunca zamandır neredeydin, neden bu kadar uzun sürdü bu lafın söylenmesi ? Neden yazmaktan vazgeçtiğimde ve bunu en çok dillendirdiğimde hissettirdin ısını ?

Yazıların başında çokça soru sorduğumun ben de farkındayım.Ama son birkaç yıldır elimden pek de fazla bir şey gelmiyor.Sorularıma aradığım cevaplarla varlığıma mana yüklüyorum.Bu sayede sönük yelkenimi yelleyip uzun yollara devam ediyorum.Anlayacağınız bu sorulara ve cevaplarının verdiği kuvvete ihtiyacım var.Beni benden öte varoluşa sürükleyen merakımın tek sebebi bu sorular ve sevseniz de sevmeseniz de onlara ihtiyacım var.

Yoklukta suladığım ve büyüttüğüm duygu çiçeklerinin rayihasını kesen keskin kokulu sorunlarla savaşmak için sorularıma ve cevaplarına bel bağladım.”Var edenin yolunu benimsedim” gibi tasavvufi bir yorumda bulunmayacağım.Beni tanıdığınız kadarıyla, piyasaya oynayan bir insan değilim.Lakin bu sorunların sonucunda, tüm bu bahçelerin sahibine olan bağlılığım ve sesimi duyurma isteği had safhaya ulaştı.Bu nedenle kendi içimdeki sorguların bana açtığı yeni kapılar çok hoşuma gidiyor.Sorunlarım ve çözümünde ortaya çıkardığım soruların cevapları kocaman bir tamlama.Ama durumumu en iyi açıklayan kelime öbeği bu.

Son olarak da, öğrendiği ilk mana sahibi cümlelerin reklamını yapan soytarılardan nefret ediyorum.Belki haddime değil ama reklam için kullanılan duygular beni üzüyor.Sahte duygularınızla katmerlenen cehaletinizin altında kalasınız ve nefese muhtaç halde bize gelesiniz.Daha büyük bir bedduam yok siz duygu sömüren sülüklere.

Yazık.