27 Aralık 2020
Merhaba;
Sinirlerime gereğinden fazla hakim oluyorum, birilerinin tepkisini görme ihtimali beni biraz tedirgin ediyor. Aslında çok net bir biçimde bu ben değilim ve bana yakışan da bu değil. Ama bir çok defadır yaptığım şey iyilik kisvesi altındaki samimiyetsiz sessiz kalmalardan başka bir şey değil. Kesinlikle bu halimden memnun değilim ve her şeyin daha iyisini hak ettiğimi biliyorum. Daha iyisini kendime sağlayıp sağlamayacağım konusunda da pek emin değilim açıkçası. Çok uzun süredir sürekli olarak kendimi şaşırtıyorum. Yine de doğru şekilde önemsenmenin ve beni iyi hissettirecek ısrarların özlemini duyduğum zamanlar oluyor.
Eski şarkılarımı ve eski tadımı arıyorum bu ısrarların ardında. Ama bu arayışı gerçeğe dönüştürmek adına, doğru adımları attığımı ummaktan daha ileriye gidemiyorum. Özlemini duyduğumuz şeylere yönelik düşünmek gerekirse, güzel parfümleri ve tadında içkileri hala üzerimde bulundursam da bu şekilde devam edemeyeceğim aşikar. İyi hissetmem için kendi yaptıklarım asla yeterli olmuyor. Biz ne yaparsak yapalım bazı şeyler için eninde sonunda umut etmenin ötesine geçemiyoruz. Bazı değişkenlerin ve halden anlaması gereken insanların insafına kalıyoruz.
Aslında bu kadar depresif değildim. Ama ne kadar şımarıkça olursa olsun, hayat bir süre benim üzerime titresin istiyorum. Öyle bir şımarıklık ki gecenin gündüzden daha uzun olduğu bir hayatı bile kendime yakıştıramıyorum. Gün dönümlerini ve gece gündüz dengesini çocukluğumdan beri çok takıyorum. Benim için yıl 21 Mart tarihinde başlayıp, 23 Eylül tarihinde son buluyor. Geriye kalan kısım sürekli olarak hayatı kendime daha çekilebilir kılmaya çalışmakla geçiyor. Benim bu depresifliğe itilmem de, bu seneki özel durumdan dolayı hayatı kendime çekilebilir bir yer haline getirememem yüzünden oluştu. Gecelerin uzamaya başlamasıyla birlikte başlayan huysuzluk en uzun geceyle birlikte tepe noktasına ulaştı. Bu da demek oluyor ki ilkbahar ekinoksuna kadar hayatın bana iyi davranmasına ihtiyacım var ve bahar aylarıyla birlikte şov yapmamız işten bile değil(!)
Kemal 🙂