*not safe for work, ama ufacık bir kısmı.
Aşağıda hayat boyu vermiş olduğum güven duygusunun bana yaşattığı hayal kırıklıklarını ve bu hayal kırıklıklarına olan tepkilerimin bileşkesini bulabilirsiniz.
Genel olarak aile, iş, hayaller ve arkadaşlarımla ilgili olan hayal kırıklıklarımı yazmayı tercih etmiyorum. Bunlar yerine sürekli olarak duygusal hayal kırıklıklarımı ve hırslarımı yazmaya gayret ediyorum. Bu durumun bana hissettirdiği riyakarlık duygusunun önüne geçmek için kendimce bir bileşke çıkardım ve kaleme almaya çalıştım. Çünkü duygusal olsun olmasın, biz kırılmaya çok hazır yaratıklarız ve bir çoğunda ister istemez haklıyız.
Niyetler bir olmayınca iki kişi arasında kırılan kol yen içinde değil de ten içinde kalıyor. Bu da ten sahibini huzursuz bacak sendromuna itip bırakıyor. Ha’ sorsan sorun yok tabi ki hikayeye her şey dahil ama gailesi hayat olana sonradan gelenler duman ve göz yaşından başka bir şey vaad etmiyor.
Bu durumda biz Biraz Kül Biraz Duman’cılar olarak, bu derdi atlatabildiğimiz ilk andan sonra bu derdin ekmeğini bir güzel yemeliyiz gibime geliyor.
Neden yemeyelim çünkü.
Bence dert dediğimiz şey atlatıldığı andan itibaren sahibinin kölesi olarak kullanılabiliyor. Buna gülebiliyorsun, tecrübe olarak kullanabiliyorsun hatta dalga geçebiliyorsun. İşte tam bu anda bu ekmek yeme kısmı giriyor ki dert kavramının en sevdiğim dönemi. Birine mi satarsın birinden fayda görmek için mi kullanırsın sen bilirsin.
Bu arada eminim benzetmenin muhattabının benzetmeden haberi yoktur artık. Unutmak gerçekten büyük hastalık ve bir o kadar da nimet. Rabbim şifalarıyla ödüllendirsin.
Neyse.
Köküne kibrit suyu, dibine de yeni nesil Türkçe Pop dökelim hepsinin. Yansın evveliyatını siktiklerim, çünkü hiçbiri beni mutlu etmiyor ve daha öncesinde de etmek için uğraşmadı.
Teşekkürler, hayırlı geceler.