Basit GoyGoy Günlükler: 37. gün / pandemi.8

Çok kahve içiyorum.

Geçenlerde bununla alakalı bir problem yaşayana kadar tekrar başıma geleceğini düşünmediğim bir sorundu benim için. Yani insanın kahve içmekle ilgili niye problemi olur ki.

Neyse;

Problem yaşasam da kahvenin tadını gerçekten çok seviyorum Bu sebeple arama çok da mesafe koyabileceğimi düşünmüyorum. Öyle ki gitmesine izin vermediğim sürece benimle olduğu için bütün maço tavırlarımı da kahve sayesinde dizginleyebiliyorum(!)

Mesela yazıya başlarken yazma niyetinde olduğum bir konu vardı ve kahveyle şekil değiştirdi.

Bugün geçmiş yazıları düzenleme derdine düştüm ve geçen yazın ortaları gibi kutlamış olduğum bir doğum günü yazısını silip silmeme arasında kalıp emeğime kıyamadığım bir an oldu. Hatta yeni yazımın ilk cümlesi de “Geçen sene şu şu tarihlerde müthiş bir yazı yazmışım, artık yazamayacağım” tarzı bir şeydi. Sonrasında da hayal kırıklıkları ve düşülen gülünç durumlarla dolu şeyler yazıp, yazının sonunda ne yapacağıma karar verecektim ve yazıyı bitirecektim.

Yaşananlarla birlikte yazıyı düşünürken içimde yükselen öfkeyi toparlayamadım ve müzik dinleyip kahve içmeye karar verdim. İlk bardak öfkemi kesmedi ve ancak ikincinin sıcaklığında sakinlediğimi hissedebilmeye başladım. Sonra müziğe iyice daldım ve son üç aydır kendime kattıklarımı düşünmeye başladım. Gerçekten aklımda kalan ve imkanımın yettiği ne varsa karantina döneminde bir şekilde halledebildim. Ben de bununla ilgili bir konuyu yazmak istedim.

Son iki günde geçmişe dönük iki yüze yakın yazı sildim ve elimden geldiğince tüm yazılarımı da kategorize ettim. Sanırım iki yüz elli kadar yazı kaldı elimin değmediği, bu iki gün de onları toparlayacağım ve bitecek.

Geçmiş yazılara dönünce fark ettim ki derinlerimde barındığım bu buhran yaşadığım ilk buhranım değil kesinlikle. Mesela altı, sene, önce, bütün, bunları, yazabildiğim, bir, dönem, geçirmişim. Arasında geçirdiğim her güne binlerce kez şükredeceğim bir altı sene olmasına rağmen o dönem yaşadığım buhranı okumak bana çok garip hissettirdi. İnsanın kendisini tanıması için bu kadar şeffaf ve dürüst bir yeri olması çok özel geliyor.

Bir çıkarım yapmak gerekirse altı sene önce yaşadıklarım, bugün yaşadığım şeylerden çok daha basit olmasına rağmen hissettiklerim neredeyse aynı. Hissettiklerimle birlikte büyümüş olduğumu gördüm bugün. Kuş gibi Kemal’i kuş gibi hikayeyle kırdığında hissedilen ile bugünü yaşayan Kemal’i bu güzel hikayeyle kırdığında da hissedilen aynı. Bu da bu durumun korkacak veya öfke duyulacak bir şey olmadığını gösteriyor. O günleri yaşamak hayal bile edemeyeceğim günlere gebe oldu, bu günlerin sonu da beni o kadar mutlu etse yeter açıkçası.

Öyle işte.

İki fincan kahveyle altı sene önceye gidip bambaşka bir ben olarak geri döndüm. Tabi ki bu çok uzun sürmeyecek ve öfkem yine burada olacak, yine kendime harcadığım eforun bokunu çıkaracağım. Ama en azından geçmişimden bulduğum gerçek tecrübelerimin ışığında hareket edip kaçınılmaza daha erken kavuşacağım.

İyi geceler.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.