Masa lambasının tozlu ışığı altında bir bardak süte odaklanmış biçimde buldu kendini. Babasının ona “ışığım” derken kurduğu hayalleri geldi aklına. Hayattayken anlatmayı en sevdiği hikayesiydi. Sonra sütten kafasını çevirdi ve aynaya baktı. Bu isimden dolayı kendine yakıştırdığı “sönmek” eylemini düşündü. Gerçekten söndürüldüğüne inanıyordu.
Artık güçlü olmak istemediğini fark etti. Kendince bu ışığın sönmüş olmasının rahatsız edici bir yanı yoktu artık. Ama ne olursa olsun babasından çok utanıyordu ve bunu engellemenin bir yolunu bulamıyordu.
Bir bardak sütün sonunda kendine dürüst olamadığını ve özlemine mektup yazmasının bu dürüstlüğü sağlamaktaki en kolay yol olacağını düşündü. Yenilgi ayıp değildi ama bunu karakter haline getirmek de babasının kabul edeceği bir şey değildi.
Bir hevesle boş süt bardağı yerine kalem ve kağıda verdi odağını. İster istemez gülümsedi, yazmak hiçbir zaman zor bir eylem olmamıştı.
“Şimdi sen gideceksin, gideceksin ve seni hiç sevmemişlerin eğlencesine konu olacaksın belki de. Ve bunu, sırf bana karşı adını koyamadığın bir tükenmişliğe sebep yapacaksın.
Benden başka birine dokunacaksın. Eminim ilk etapta içine sinmeyecek.
Sen içten içe tedirgin olurken, o da beni içten içe senden koparacak.
Belki benim dinlediğim gibi dinlemeyecek seni o anlarda, nazik olmayacak. Ve sen de bana kızdığın gibi kızamayacaksın ona. Her şey yapılması gerektiği gibi yapılacak ve bana ayırdığın her şey onun olacak en iyi ihtimalle bu yaşananlardan sonra.
Ben ise hangimize kızmam gerektiğini bilemeyeceğim. İnsanların da bana hak vermesini istemeyeceğim en nihayetinde. Canımdan giden can yetmeyecek, kader bu ya o gecenizin sızısını yüreğimde hissedeceğim.
Üzüleceğim bunu çok iyi biliyorum, daha da üzüleceğim. Ve seni bu kadar sevmeme rağmen asla affetmeyeceğim.“
Sonra durdu, içi soğumuyordu.
Bu kadarla bitirmemeliyim diye düşündü. Daha fazla nefret etmeli ve olayı kendi için daha da çirkinleştirmeliydi kendince. Ama mektubun muhattabına hala kıyamadığını fark etti. Üzülemedi bile bu hissine.
Hayatında ilk kez bir kadının isteği olduğunu hissetmişti onunla. Ve bu maskülen tavrın depoladığı nefret bulutlarını şevkatiyle dağıtmaya çalışıyordu çaresizce.
Masa lambasının tozlu ışığı altındaki boş bardağa baktı ve yaşadığı arada kalmayı düşündü.
Şevkatine şükretti.