Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Tasmalı Tasmanya Canavarı

İnanılmaz derecede tatsızım, resmen tadım yok. Hani böyle kelimelerin açıklaması yerine ruh halini yansıtabildiğimiz bir sözlüğümüz olsa, “tatsız” kelimesi için şu anki beni örnek verirdik. Bezmiş bir omuz silkme hareketiyle “bir daha heveslenmem” diyorum hayata karşı. Ama ne derken inanıyorum ne de sonrasında bu sözlerime. Utanmadan, hem omzuma hem yarınlarıma yalan söylüyorum.

Aslında yazmak istediğim, içten içe kurduğum çok cümlem vardı. Bugün de dünyayı değiştirecektim teoride. Ama sinirim ve hayal kırıklıklarım bana fırsat vermiyor. Ya elimden gelmiyor ya da artık gücüm yetmiyor. Savaşmak yerine koyduğum hiçbir davranış da hayal kırıklıklarıma karşıt belirlediğim hırsımı nihayete erdirmiyor. Kendimi bu denli çıkmazlara sürükleyince de tekrar dönüşü olmuyor. Bu kadar hırs yapıp da sadece çalışarak savaşmak, ardından her manadaki desarjı kendimden öteye itmek bir gün ters teper mi diye korkmadan da edemiyorum. Şu anda hayattaki en büyük korkum; istediklerim olmadı diye delirip, ilk bulanın Tasmalı Tasmanya Canavarı olmak. Öyle ki, şuuru kalmamış ve kafası karışmış biri olmak benim kendime yakıştırabileceğim bir ruh hali değil.

Bunların hiçbirini ben seçmedim. İmkan dahilinde tercihlerde bulundum ve konu buraya geldi. Bugün bıçağının sapı bile keskin olan bir sinir küpü olarak yazıyorum; 

Sinir sistemimin deformasyonu yeniden çekilmez bir hale gelene kadar savaşırım. Sonrasında da yeniden ya birine ya bir şeye düşkün olurum. Sonuçta ben de, herkes gibi metilfenidatla ödüllendirildiğimde orta okula gidiyordum. Kafası durmuş bir insanın yaşayacağı şeylere olan tanışıklığım küçüklüğüme dayanıyor. Yıllar boyu şekiller, isimler ve tripler bol bol değişti. İki sene önce de hayatımın kararını verip takıntılarımı koydum hepsinin yerine. Gerçekten iyi sonuçlar aldım ama bugün geldi ve neye dokunsam elimde kaldı. Periyodik olarak madik attı hayat bana. Dediğim gibi delirene kadar yine savaşırım ama düşkünlüğüm baş gösterdiğinde kendimi ikinci bir defa affedebilir miyim bilmiyorum. Belki de ilk gün de affetmemeliydim.

Kafam gerçekten karışık. Yazının başında dediğim gibi, inanılmaz derecede tatsızım, resmen tadım yok. Bölük börçük kelimelerden cümle, bu temelsiz cümlelerden de bir yazı yazmaya çalışıyorum. Yazmasam da olur ama sabahları yazmadığım için çok pişman oluyorum. Ama akşamları da kendime kaldığımda böyle dalgın ve dağınık oluyorum. Beynimin durduğu anlarda olur olmadık kalemlerden medet umup aslında benimsemediğim cümleleri yutuyorum. Bir gün cidden delirip cümle cümle bana ait olmasa bile hissiyatını doruklara çıkardığım cümleleri yazacağım buraya. 

Gerçekten eforum, gururum ve ben çok üzgünüz.

Sağolun.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.