Basit GoyGoy Günlükleri: 30. Gün / Kibar ve Gururlu

Başım dik, alnım ak. Aslanlar gibi ananas yiyorum evimde. Kulağımda zat-ı şahanelerinin sesinden “Princess of China” çalıyor ve yüreğime doğru “You stole my star” deyip duruyor. Kalp ritminin kafamdan daha bozuk olduğu zamanları yaşarken, yıldızımı bu yaşımda çaldırmış olmak ve haklı gururumun kölesi olmak beni gerçekten çok zor durumlara itiyor. Ben anlatmayı çok seven ama kendi sırlarına ölümüne sadık bir adam olduğum için ne yazık ki bu çelişkinin kaybeden tarafı oluyorum hep. Bana gelip “neden” veya “düşün” dediklerinde bildiklerimi açıklayamamak ömrümü tüketiyor. Ben de isterim herkesi gönlümce suçlamak ve kimseyi konuşturmamak ama gerçekten kimseye kıyamıyorum. Hatta konu kıyamamak olduğunda bile evrim geçiriyorum ve Hayvanlar Çiftliği’ne uyduruyorum kendimi; kimseye kıyamazken bile bazılarına daha bi’ kıyamıyorum. Sinirimi kibarlık dahilinde yaşamanın da doruklarına ulaşıyorum…

-Bu arada yediğim ananas dünyanın en ekşi ananası olabilir, ananasın huysuzuyla da uğraşıyoruz (!)-

Dün gece itibariyle blogumun temasını, profil resmini ve telefonumun ekran fotoğrafını değiştirdim. United Colors of Benetton gibi kendi ömrümün masumiyet dönemlerine ait fotoğraflar ve temayı tercih ettim(!) Aslında bu kadar detaylandıracak kadar önemli adımlar olmasa bile yaparken kendimi çok özel ve radikal hissettim. Uzun süredir tadından uzak kaldığım hisler oldukları için de buraya yazmak absürt gelmedi. Başka başka şeyler denemek ve kendi beğenime uygun bir karar vermek herhalde en son üniversitenin başında sahip olduğum bir lükstü. Sonra imkanım olsa bile hayat yoğunluğundan dolayı kendimle ilgili şeylere bu açıdan yaklaşmak hiç aklıma gelmedi. Ha, bir başkası için kendi fikrimce çok yorum yaptım ama konu bu değil. Çok uzun süredir bir çöp bile olsa, sadece benim keyfime göre şekil almamıştı. Bu yüzden dün yaptığım şey çok hoşuma gitti.

-Şimdi inanmayanlar olacak ama liseden beri telefon ekranımda zat-ı şahanelerinin fotoğrafı olduğundan onu değiştirmek bile güzel hissettirdi.-

Basit GoyGoy Günlükleri başlığı altında yazdığım için; normalde yaptığım boş konuşmanın yedi katı kadar daha boş konuşabilirim şu an. O kadar içimde geyiğim birikmiş ki anlatamam. Sakin sakin Güney Trakya Esnafı gibi sohbet edesim var. Öyle ki duble rakı ve eser miktarda sarı leblebiye dünyamı satıp ömrümün sonuna kadar laflayabilirim. Sonrasında da yedi uyurlar gibi üç yüz sene yatarım ama. Benim üzerimden kalkan sohbet yükü kesinlikle üç yüz senelik uykuya kadir.

Son olarak özetlemek gerekirse; gururum var, kıyamıyorum, keyfimce boş yapmayı özlemişim ve sarı leblebi için dünyamı satarım.

İyi geceler.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.