Basit GoyGoy Günlükleri: 27. Gün / Ardına Koyduklarım

-Net bir biçimde yazı yazmak istemiyorum aslında-

Dünyanın en mutsuz insanlarından biriyim bir deste günden beri. Ciddi ciddi dış bir güç tarafından bir müddet uzaklaştırılmaya ihtiyacım var. Böyle, sol el bileğimden tutulup kapılar boyu çekilmeye ve müziğin son ses olduğu en karanlık odada o gece için kaybolmaya ihtiyacım var. Eskiden bunu yapmak bana külfet gelmezdi, aksine dopdolu ve genç hissettirirdi. Ancak ne zaman ki uyanmalar sorun olmaya başladı, o gün benim gençliğim bir daha eskisi kadar genç hissettirmedi. Uyanmaya mecbur kaldığım her sabahta, Vega‘yı takliden “Bu sabahların bir anlamı olmalı” diyerek inledim. Yine de yaramadı.

Gençliğimin son günlerinde yaramayan serzenişlerimin ardına koyduğum mutluluk verici bahaneler beni bu konuda ayakta tutan yegane şeylerdi. Fakat gel zaman git zaman ardına koyduğum bahanelerin gülüşümden çalmak için serzenişlerimin sebebi olduğunu gördüm. Bu durumu tanımlaması gayet ilginçtir ki; mutluluğa bahane ettiğim şey, beni serzenişe iten esas sebepti artık. Komik biçimde komün olarak ardımıza koyduğumuz bir çember olmuştuk kendimizce. Konu sabah uyanmaktan çok başka bir noktaya gelmişti, düşman diye sabahlara inlerken, zorluklarımın ardına koyduklarım vatana hıyanet suçundan yargılanmalıydı. Sabahlar da bana pek kucak açmadı nedense o günlerde. Sonrasında güvendim ama işin garip tarafı sonra da pek bir şey olmadı konuyla ilgili.

Böyle olmayanlar için bizim orada bir tabir yatar. Bu tabire göre delisi olan her gün, ölüsü olan yalnızca o gün ağlar. Rabbim deliye iki hayırlıdan birini nasip etsin; ya ölsün, ya dönsün.

Amin.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.