Çok uykum var, uykumdan feragat ederek yazıya oturuyorum şu an, herkes ayağını denk alsın.
Bir süredir çok sinirliyim, inanılmaz derecede modum düşük ve kendimi kötü hissediyorum. İlk olarak bunun fizyolojik bir şey olduğunu düşündüm. Ancak sonradan fark ettim ki sade sohbet eksikliği bu. Çok uzun süredir kimseyle kendimi doldurma niyetiyle sohbet etmiyorum. İş ve ev arası mekik dokurken futbol sezonu öncesi transfer haberlerine, her insan kadar takip edilen politik başlıklar ve bunların üzerine yapılan konuşmalara veya aile içi problemlere takılıp kaldım. Bu koca zamanda oturup da “bak şu kızın da çizdiklerine hasta oluyorum sorsak mı kaça satar” diye kimseyle konuşmadım. Kimsenin ruhunu açtığı bir cümleyi okuma ihtiyacı hissetmedim. Hiçbir güzel ışıklandırılmış barın en güzel masasında müziğe dalmadım. Kimseyle kendim için sohbet etmedim hatta kimseyle kimse için de sohbet etmedim. Resmen 1 Haziran 2019 tarihinden beri birkaç gün haricinde beynimin en sevdiğim kısmını kullanma ihtiyacı hissetmedim.
Bu benim ayıbımdır.
Şu anda en büyük kurgu hayalim; Avusturya Kampı yapan bir futbol takımının başkanı olup, kamp yaptığım kasabanın barlarında kaçak göçek alem yapan futbolcularımı kovalamak. Şu anda kamp süresince her gün kasaba barlarını gezmek, yemyeşil yollarda yürümek ve iki bira için kamptan kaçan topçuların peşinde koşmak üzerine kurduğum hayal beni yaşadığım hayata bağlayan en büyük köprü. İlk olarak bundan şikayet etmiyorum, ama bu da kurulacak hayal değil. Sokakta birine anlatsam deli yaftası yerim. Ancak betimlediğim gibi bir yaz hayali de eminim herkesin hoşuna giderdi…
Neyse,
Günlük tadında bile yazmayı özlemişim. Aslında derinimi anlatmayan yazıları pek sevmem ama buna da ihtiyaç duyuyormuşum meğer, iyi geldi. Sanırım daha güzel nefes alabildiğim bir uyku çekebilirim bu gece. Cümleten hayırlı geceler.