Bugün küçük dinden dönmelerime yazı yazacağım… Tanıştığımızda kimse kimsenin farkında değildi, lakin şu anda ortak playlist’imizi dinleyerek yazı yazıyorum.Birbirimizi çılgınlar gibi sevmesek de bir eksikle dahi yaşayamayacak pozisyona geldik, bu hali çok sevmeye başladım.Az görüşüp de bu kadar hal hatır soran ikinci bir boy band tanımıyorum…
Malum yazım boyunca genel bilgi verip, sonrasında her bölümde birimizi anlatıp, sanki mezuniyet öncesi kokulu deftere iyi dileklerimizi yazıyormuş gibi davranacağım ve bitireceğim.Eğer herhangi beğenmeyecek biri olursa ardımı öpebilir, hiç sorun değil.
Beyoğlu’nun Yılmaz Bekçileri olarak ne Karaköy’e, ne Kuzey Cepheleri’ne ne de Anadolu Yakası’na şans vermeden kendi mevkimizi yıllarca koruduk.Taksim’de eğlendik veya Taksim’de rezillik çektik ama asla mevzilerimizi terk etmedik.Bu sadakatimizden önce her bizimize kocaman bir alkış armağan ediyorum, sağolun beyler.Çok sarhoş olduk, bazen ağladık, çok kovaladık ama sonuçta kaybolmadık.Her gün daha da ileri taşıdık kendimizi…
Paragraf paragraf bizi anlatmaya da ilk olarak Berk The Milf Hunter a.k.a. Thanos & Mr. Çene’den başlayacağım.Seni anlatmaya nedense “to the window to the wall” diyerek başlamak istedim.Her daim kahpelik ve şerefsizlikle var olan bir bedene sığamayacak kadar anıyı nasıl biriktirdin bilmiyorum ama arkadaş olarak sana aşığım “till i die bitch”.Erasmus’a gitmeden önce Sefahathane’den Meydan’a kadar yürüdüğün “that girl” The Black Widow’la yaşadıklarını unutmuyorum.Çünkü sevsen de sevmesen de bu grup bunu sana Erasmus Hediyesi olarak verdi… Daha ne kadar seksapelini yükselteceksin bilmiyorum ama paragrafının üç evetle sonuna geliyorum.
İkinci paragrafta kendimi Kems The Hallederiz a.k.a. Drunkie & Müdür olarak değerlendireceğim.Ben bu grup için yıllarca kurşun attım, kurşun yedim.Kimse sadakatimi sorgulamasın -yalan-.Her buluşmanızda masada ilk olarak ben yer aldım, eşsiz kişiliğimle sizi ortama ısıtıp sahneyi size bıraktım -gerçek-.Dua edin alçakgönüllü olarak yaziyorum bu yazıyı, bana son nefesinize kadar minnet borçlusunuz…
Üçüncü paragrafta kirvem Sero The Dealer a.k.a. Baba & Party Shaker’dan bahsedeceğim.Kendisine en az bir adet nefes borçluyum çünkü birlikte çalışırken çok defa nefes almamı sağladı.Son barmen bükücü olarak ve pazarlık yeteneğinle az bedava ekmek yemedim.Emeğine ve en önemlisi varlığına her daim hayran kalıyorum hayatım.Malum hanım arkadaşınla aramın açık olması kesinlikle senin suçun, sabaha kadar sataşırım bu konuda.
Son kimlik değerlendirmemde de kıymetlim, her şeyim Vart The 13th Friday a.k.a. Jagershot & Armenian Sin ile devam edeceğim.Aslında seninle ilgili cümle kurmak bana hep yetersiz gelse de bir şeyler karalayıp kolayca ortamdan ayrılmak niyetindeyim.Bu cümleme de Zac Efron filmleri, keçi sakala meraklı Farsi Abi, “hı ne diyon” ve Kırgızistan yazıp yalandan da olsa bırakıyorum, yanlış anlamazsan…
Kişi kişi bizi şey yaptığıma göre saatin 04:00 olduğunu, çok fazla olmasa da sarhoş olduğumu ve uyumam gerektiğini belirterek yazıyı sonlandırmak istiyorum.Sizlerle en az 20 katı kadar zengin olduğumuz vaziyette birbirimize gömmek dileğiyle
Saygılarımla.
