Bende öfke dışında senlik bir durum yok.Bence, aranma istersen.
Kelimelerden ziyade hissiyatlarda kaybolup saçmalamayı özledim.Ekstra alkollü sıvılar tüketip kendimi kaybetmeyi ve kendimden arınmayı özledim.Ataköy sokaklarında doğru yeşili aramayı, bulduklarımda barınmayı özledim.En çok da yıllar gibi geçen dakikalarda sarhoş kalmayı ve eskiden tanıdığım insanları şaşırtmayı özledim.
Her şekle büründüm şu dünyada ama ne olursa olsun sahibime karşı hep çıplak kaldım.Nefsim sırça köşkleri niyet edip miller katetse de ona karşı hep sebi sübyan çırılçıplak kaldım elim aciz vaziyette.Bir yandan bu halden memnun kalsam da bir yandan da emeklerime acıdım.Onun nezdinde pek bir mana etmese de bu acıma hissim yine de anlayış gösterip bir çulla bedenimi sardi kendi karşısında.Oysa bildiğini saklamaktan fazlası değildi bu imtiyazlar, ben anlamadım sadece.
Bu durumda kabuslarımın prensesi olan yaradan aşkına armağan ettiğim kelimelerimi kendime kâr mı zarar mı saymalıyım bilmiyorum.Zihnimin firdevsinde ehvenişer olana dünya aleminde ne isim verilir kestiremiyorum.Kendime cennet ettiğim dünyanın yalandan iyiliklerinin kimseye faydası yokken aşk diye pusula bellediğim inancım ben dışında kimseye yol gösteremiyorken, günahkardan farkımı vicdanım dışında kim belirleyebilir ki !?
Ben bu hayattaki manevi sermayemi döndürmeye yetecek kadar donanımlı olamıyorum.Ne denesem olmuyor, yetemiyorum.
Bilmiyorum.