Değişmese de hala benim hayatım bu yaşanan.O sebeple kıyamıyorum da kast etmeye.Çocuğum gibi seviyorum özümde ömrümü.Ama öyle yeni doğmuş çocuğa titreyen taze baba gibi değil, ergenliği geçirmiş oğlunun yaptığı gurur duyulası işlere bakan kaşarlaşmış baba gibi.Hani benden araba istemesi yakındır, o kadar yaşını almış ama hala donsuz fotoğrafını çektiğim bebek.Yerim valla, babasının oğlu pezevenk…
Ömrüm beni ben yaptı da oğlum beni bu denli baba yapar mı bilmiyorum.Şöyle ki, babamı baba yapan benim doğmuş olmam mı yoksa ona verdiklerimle yönlendirdiğim karakteri mi.Sonuçta babam ben doğmadan önce ne anlatırsa anlatsın, iki yüz lira telefon faturamı ödemek durumunda kaldığında aldığı dersle babam oldu mesela.Ya da eve dudağım patlak kavga etmiş geldiğimde, olsun erkek adamsın dediğinde daha bir baba oldu hayatta.Ömrüm için de, bana benim yaptıklarımla geldiğinde onu daha mı çok sevmem gerekiyor ? Ya ben kötü biriysem ve babam kadar sahip çıkamazsam evladıma.
Hayatımdan ömrümü çıkardığımda sevginin hükmetmesi gereken yerlerde nefret kubbeleri var.Bunun suçlusu yemin ederim ben değilim.Ama ömrümü suçlamaya da gönlüm el vermiyor bugün.
Sanki kimseye kızmaya halim yok.